Basın Açıklamaları

18 Aralık 2008 İnsan Hakları İhlalleri Haberleri

18 Aralık 2008 de Türkiye de Yaşanan İnsan Hakları İhlalleri Haberleri

TÜRKİYE HABERLERİ

18 Aralık 2008, Haber 7

Mersin'de 75 öğrenci hastaneye kaldırıldı

Mersin'in Mut ilçesinde 75 öğrenci, gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırıldı.

Edinilen bilgiye göre, Mut İmam Hatip Lisesi öğrencileri, akşam yemeğini yedikten sonra rahatsızlandı. Mide bulantısı ve halsizlik şikayeti ile öğretmenlerine başvuran 75 öğrenci, ambulanslarla Mut Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Öğrencilerin akşam yemeğinde şehriye çorbası içtikleri ve patates yedikleri öğrenildi. Öte yandan öğrencilerin yedikleri yemeklerden örnekler alınarak inceleme yapıldığı belirtildi. Öğrencilerin tedavileri devam ediyor.

18 Aralık 2008, Zaman

PKKne çifte darbe

Türkiye'de şiddeti tırmandırma ve etnik çatışma yaratmaya çalışan PKKne yönelik güvenlik güçlerinin geçen hafta düzenlediği hava harekatında 7 PKK'lıin öldürüldüğü bildirildi. Operasyonları protesto etmek isteyen PKK mensuplarına bir darbe de Irak'ın kuzeyindeki yerel güçlerden geldi.

Güvenlik birimlerinden alınan bilgiye göre, güvenlik güçleri tarafından Irak'ın kuzeyindeki PKK kamplarına yönelik geçen hafta düzenlenen hava harekatında, PKK'ya 2005 yılında katıldığı belirlenen ''Nujan Nurhak'' (22) ve ''Rojhat Varto'' (34) kod adlı PKK'lıler ile birlikte isimleri henüz belirlenemeyen 7 örgüt mensubu öldürüldü.

PKK'lı PKK'lıler, Türkiye ve İran güvenlik güçlerinin Kandil'e yönelik operasyonları sonrasında yandaşlarıyla birlikte Süleymaniye'de protesto gösterisi düzenleyerek, bildiri dağıtmak istediler. Ancak Iraklı Kürtlerin bu duruma tepki göstermeleri üzerine, yerel güvenlik güçleri tarafından aralarında ''Tekoşer'', ''Rubar'' ve ''Serkeft Mehmet Sadık'' ve ''Ekran'' kod adlı örgüt sorumlularının da bulunduğu 18 örgüt yandaşı tutuklandı.

Yerel güvenlik güçleri tarafından yakalanan PKK'lılerin ifadelerinden hareketle Süleymaniye'deki örgüt evlerine baskın düzenlendi. Operasyonlarda 7 PKK'lıin daha yakalanmasıyla tutuklananların sayısının 25'e ulaştı.

Geçtiğimiz ay da Irak'ın kuzeyindeki Behdinan bölgesinde yaşayan KDP'li köylülerden ve bölgeye yatırım için gelen iş adamlarından haraç toplayan 6 PKK'lı yerel güçler tarafından tutuklanmıştı. Berçiya, Duhok, Şeladize yörelerinde yaşayan Iraklı Kürtlerin şikayeti üzerine harekete geçen yerel güvenlik güçlerinin bölgede gerçekleştirdikleri operasyonlar sonrasında, Adil Mahmut Berçiya, Abdulvahap Beşir, Süleyman Duhok, Hasan Çeto, Herkeft Tayyar ve Sihat Hacı isimli örgüt mensupları ''haraç topladıkları ve insan mülteciçılığı yaptıkları'' gerekçesiyle tutuklanarak cezaevine konulmuşlardı.

PKK'lı PKK'lılerin Irak'ın kuzeyindeki faaliyetlerinden büyük rahatsızlık duyan Iraklı Kürt grupları tarafından Kandil'e iletilen bir mektupta ise, ''PKK'nın bu tür faaliyetlere bir an önce son vermesi ve bölgeyi terk etmesi'' istenmişti.

Irak'ın kuzeyindeki yerel yönetimin üst düzey yetkilisi Neçirvan Barzani de geçtiğimiz aylarda Washington'daki ziyareti sırasında, Türkiye ile ilişkilerin kendileri için büyük önem taşıdığını belirterek, ''KDP olarak PKK'nın, Irak'ın kuzeyindeki faaliyetlerinin sınırlandırılması ve önlenmesi yönünde alınan tedbirleri ciddi şekilde uygulamaya devam edeceğiz'' diye konuşmuştu.

18 Aralık 2008, Zaman

Yurt genelinde 116 mülteci yakalandı

Yurt içinde ve sınırlarda 116 mülteci yakalandı.

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesindeki duyuruya göre, önleyici kolluk güçleri, İzmir il merkezinde yapılan kontrollerde, Türkiye'de bulunması için yasal gerekleri karşılamayan 6 Filistin uyruklu kaçağı dün gözaltına aldı.

Güney sınırında yapılan kontrollerde, 1 Türk vatandaşı, 7 Somali uyruklu toplam 8 mülteci, doğu sınırında yapılan kontrollerde de 3 Afganistan, 4 Somali ve 2 İran uyruklu toplam 9 mülteci dün ele geçirildi.

Güvenlik güçleri, Yunanistan sınırında Türkiye'den Yunanistan'a yasa dışı olarak geçmeye çalışan 1 Türk vatandaşı, 42 Burma, 30 Filistin, 13 Gürcistan, 2 Somali, 4 Çin ve 1 Tunus uyruklu toplam 93 kaçağı da dün ve önceki gün yakaladı.

18 Aralık 2008, Zaman

Anne iki çocuğunu öldürdükten sonra intihar etti

Keçiören'de bir anne, iki çocuğunu öldürdükten sonra silahla intihar etti.

Alınan bilgiye göre, Subayevleri Sahil Sokak'ta oturan ve psikolojik tedavi gördüğü belirtilen Türkan Güngör, dün akşam saatlerinde evinde bağırarak taşkınlık yapmaya başladı. Eve gelen komşular, Türkan Güngör'ü sakinleştirerek ayrıldılar. Ancak Türkan Güngör, gece saatlerinde kızları Ece Güngör (14) ile Duru Güngör'e (2) ilaç içirerek zehirledi. Duru Güngör ilacın etkisiyle hayatını kaybetti. Türkan Güngör, ölmediğini gördüğü kızı Ece Güngör'ü tüfekle öldürdükten sonra aynı silahla başına ateş açarak intihar etti.

Ankara Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri ile Cumhuriyet savcısının olay yerindeki incelemelerinin ardından cesetler, ölüm nedenlerinin tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu'na kaldırıldı.

Olay yerine gelen Türkan Güngör'ün kayınvalidesi ve kayınpederi fenalık geçirdi.

Psikolojik sorunları bulunduğu belirtilen Türkan Güngör'ün, bir inşaat firmasında şoförlük yapan eşi E.G ile bir aydır ayrı yaşadığı öğrenildi.

Olayın, E.G'nin, eşine telefonla ulaşamayıp eve gelmesi üzerine ortaya çıktığı bildirildi.

18 Aralık 2008, Milliyet

İki günlük bebek kış ortasında sokağa terkedildi

Gökhan CEYLAN/SİVAS, (DHA)

SİVAS'ta battaniyeye sarılı olarak sokağa terkedilmiş halde iki günlük erkek bebek bulundu. Sıfırın altında 10 dereceki soğuk havadan etkilendiği belirlenen bebek hastaneye götürülerek tedavi altına alındı.

Altıntabak Mahallesi 1'inci Sokak üzerinde bebek ağlama sesi duyan vatandaşlar, kaldırım üzerinde plastik bir kova içerisinde battaniyeye sarılı bebek buldu. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen polis, soğuktan etkilenen bebeği hemen ambulansla Sivas Devlet Hastanesi'ne götürdü. Hastanenin çocuk acil bölümüne alınarak ilk müdahelesi yapılan bebeğin henüz iki günlük olduğu belirlendi. Soğuktan etkilenen bebek burada yapılan ilk müdahelenin ardından ambulansla Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edilerek çocuk cerrahisi bölümünde tedavi altına alındı.

Devlet Hastanesi'ndeki hemşirelerin 'Polat' ismini verdiği bebeğin kimler tarafından sokağa bırakıldığını belirlermek için polis araştırma başlattı. Kentte iki gün içerisinde hastanelerde doğum yapanların araştırılacağı belirtildi.

18 Aralık 2008, Milliyet

Gölhisar'da ameliyat hatası iddiası

Burdur'un Altınyayla ilçesinde yaşayan 38 yaşındaki kadın, bel ağrısı şikayeti nedeniyle başvurduğu Gölhisar Devlet

Hastanesi'nde geçirdiği operasyon sırasında yapılan hata nedeniyle ayak parmaklarında kangren oluştuğunu ve sol ayağının tüm parmaklarının kesildiğini öne sürdü.

Altınyayla ilçesinde yaşayan Zeynep Koçar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaşadığı bel ağrıları nedeniyle başvurduğu Gölhisar Devlet Hastanesi'nde Ortopedi Uzmanı A.A'nın kendisine kalça çıkığı teşhisi koyduğunu anlattı.

Doktorunun önerisiyle bu hastanede ameliyata girdiğini belirten Koçar, ameliyattan çıktıktan 15-20 gün sonra sol ayak parmağında kararma oluştuğunu dile getirdi.

Buradan Burdur Devlet Hastanesine sevk edildiğini, yapılan tetkiklerin ardından Akdeniz Üniversitesi Hastanesine gönderildiğini anlatan Koçar, yapılan incelemede ameliyat sırasında sinir ve atardamarının yanlışlıkla kesildiğini

öğrendiğini kaydetti. Zeynep Koçar, Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde gerçekleştirilen ikinci bir operasyonla sağ bacağından alınan damarın sol bacağına nakledildiğini, ancak bu operasyondan da sonuç alınamadığını belirtti. Koçar, ayak parmağındaki kararmanın devam ettiğini, Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde kendisine ameliyat

için ileri bir tarih verilmesi üzerine Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edildiğini söyledi.

Koçar, Isparta'da yapılan incelemelerde parmaklarında kangren oluştuğunun tespit edildiğini ve sol ayak parmaklarının tümünün kesildiğini bildirdi. Zeynep Koçar'ın eşi Mehmet Koçar da, ameliyat hatası nedeniyle doktor

A.A. hakkında Gölhisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtıklarını, ancak dava sürecinde doktorun çalıştığı hastaneden istifa ettiğini öğrendiklerini ifade etti.

Mehmet Koçar, "Eşim yanlış ameliyat yüzünden parmaklarını kaybetti. Eşimi bu duruma düşüren kişiler hakkında hukuk mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.

Burdur Sağlık Müdürü Hüseyin Özeren de, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ameliyatı gerçekleştiren doktorun sözleşmeli olarak çalıştığını ve bu ameliyatın ardından görevinden istifa ettiğini kaydetti.

Doktor hakkında disiplin soruşturması yapıldığını ve kınama cezası verildiğini belirten Özeren, "Ameliyat esnasında sol ayak parmaklarını besleyen bir damar yanlışlıkla kesiliyor. Şu anda aile doktor hakkında dava açtı. Yasal

süreç devam ediyor" dedi.

18 Aralık 2008, Radikal

8 aylıkken doğan bebek ambulans yolculuğunda öldü

Ambulansta 8 aylık doğan bebeğin sevk zinciri kurbanı olduğu iddia edildi. Ambulansla 3.5 saat yolculuk eden bebek öldü. Aile: Sevk faciası. Sağlık Müdürü: Annenin hatası

ISPARTA - Isparta'nın Yenişarbademli ilçesinde 8 aylık hamile 39 yaşındaki Selma Tonga, fenalaşınca gittiği sağlık ocağından tam donanımlı hastaneye sevk edilirken ambulansta doğum yaptı. Ulaşılan ilk hastanede kuvöz bulunamazken, 3.5 saatlik yolculuğa daha fazla dayanamayan bebek tam donanımlı hastaneye ulaşamadan yolda öldü. Selma Tonga, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunurken, "Sağlık ocağında 'aile hekiminden zorunlu sevk zinciri' uygulaması gerekçe gösterilerek bizi yakındaki Beyşehir yerine çok daha uzaktaki Eğirdir'e sevk ettiler. Beyşehir'e ya da direkt Isparta'ya gitsek belki de bebeğim yaşayacaktı" dedi. Isparta İl Sağlık Müdürü Süleyman Önal ise olayın sevk zinciriyle ilgisinin bulunmadığını, riskli gebelik geçiren annenin daha önceden tam donanımlı hastaneye yatmamasından kaynaklandığını savundu.

Yenişarbademli İlçesi'nde polis memuru İsmail Tonga'nın 8 aylık hamile olan eşi Selma Tonga, geçen 25 Kasım'da rahatsızlanınca evinin yakınındaki sağlık ocağına gitti. Sağlık ocağındaki ilk müdahalenin ardından Selma Tonga, iddiaya göre Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edilmesi gerekirken geçen 3 Kasım'da devreye sokulan 'sevk zinciri' uygulaması nedeniyle bölgeye en yakın 100 kilometre uzaklıktaki Eğirdir Kemik Hastalıkları Hastanesi'ne sevkinin yapılabileceği bildirildi. Bunun üzerine ağrıları da artan Tonga'nın yakınları, 55 kilometre uzaklıktaki Konya'nın Beyşehir İlçesi'ne gitmek istedi. İddiaya göre Beyşehir'e sevkin yapılamayacağını belirten doktorlar, prosedür gereği Eğirdir Kemik Hastalıkları Hastanesi'ne sevki yaptı. Selma Tonga, bir kadın doktor ve 2 sağlık memurunun bulunduğu ambulansla Eğirdir'e doğru yola çıkarıldı. Kadın doktorun doğum konusunda deneyimsiz olması nedeniyle Gölkonak Köyü yol ayrımında ambulansa kadın doğum uzmanı bir erkek doktor da alındı.

DOKTOR DA YOLDA FENALAŞTI

Erkek doktorun binmesinden 15 dakika sonra sancılarının artması üzerine Selma Tonga ambulansta doğum yaparak erkek bebek dünyaya getirdi. Bu arada ambulanstaki kadın doktor fenalaştı. Ambulans en yakındaki Şarkikaraağaç Devlet Hastanesi'ne acil giriş yaparken, fenalaşan doktora serum takıldı, doğumu yaptıran doktor ise solunum yetmezliği yaşayan bebeğe kalp masajı yaparak müdahale etti.

Şarkikaraağaç Devlet Hastanesi'nde kuvöz olmadığı için ambulansla tekrar hareket edildi. Eğirdir Kemik Hastalıkları Hastanesi'ne götürülen Selma Tonga ve bebeği, burada da kuvözün bulunmadığı için bu kez Isparta'daki Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne sevk edildi. Yaklaşık 3.5 saat süren yolculuğa dayanamayan bebek, hastaneye ulaşamadan yolda öldü.

AİLEDEN SUÇ DUYURUSU

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ndeki tedavisinin ardından taburcu olan anne Selma Tonga, ilk olarak Yenişarbademli Kaymakamlığı'na başvurduklarını, Şarkikaraağaç Cumhuriyet Savcılığı'na da bebeğinin ölmesinde ihmali bulunan görevliler hakkında suç duyurusunda bulunduklarını kaydetti.

18 yaşında bir kızı olan ve kaybettiği çocuğunun erkek olduğunu belirten Tonga, "Bize söyledikleri bu sevk zinciri yüzünden bebeğimi kucağıma alamadan kaybettim. Beyşehir'e gitseydik belki de çocuğum bugün hayatta olacaktı. Ben ambulansa yolda binen ve çocuğun sağlıklı doğması için elinden geleni yapan doktor Ecir Namlı'ya çok teşekkür ediyorum" dedi.

'ZORUNLU SEVKLE İLGİSİ YOK'

Isparta İl Sağlık Müdürü Dr. Süleyman Önal, konunun zorunlu sevk zinciriyle ilgisinin olmadığını söyledi. Acil durumlarda özellikle de doğum gibi rahatsızlıklarda sevk aranmayacağını vurgulayan Önal, Selma Tonga'nın riskli gebelik geçirdiğini ve doktorlar tarafından daha önce uyarıldığını kaydetti. Önal, şunları söyledi: "SDÜ Tıp Fakültesi Hastanesi'ne daha önceden yatması önerilmiş. Ancak Selma Tonga bunu istememiş. Olayın zorunlu sevk zinciriyle ilgisi yok. Kadının eşi polis memuru zaten ve memurlar ve aileleri zorunlu sevk zincirine dahil değil."

MECLİS GÜNDEMİNE TAŞIYACAK

CHP Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner, konuyu TBMM gündemine taşıyacağını söyledi. Coşkuner, doktorların anneyi ve bebeği kurtarmak için 3.5 saat boyunca elinden geleni yaptığını, ancak zorunlu sevk zinciri nedeniyle annenin birçok hastane dolaştırıldığını belirterek, "Bu olayın sorumlusu bu hükümetin uyguladığı politikalardır" dedi.(dha)

18 Aralık 2008, Yeni Şafak

Okulda deney tüpü patladı

ANKARA (A.A)

Ankara'nın Kazan ilçesinde Tahsin Şahinkaya İlköğretim Okulunda fen laboratuvarında deney tüpünün patlaması sonucu 2 öğrenci hafif yaralandı. Kazan'da 4. Ana Jet ÜS Komutanlığı yerleşkesindeki Tahsin Şahin kaya İlköğretim Okulundaki fen laboratuvarında deney yapıldığı sırada deney tüpü patladı.

Patlama sonucu adları öğrenilemeyen 2 öğrenci ellerinden hafif şekilde yaralandı. Yaralı öğrenciler, Ankara'daki hava hastanesinde tedavi altına alındı. Kazan Kaymakamı Özlem Bozkurt Gevrek, fen laboratuvarınd deney yapıldığı sırada deney tüpünün patlaması sonucu 2 öğrencinin ellerinde hafif şekilde yaralandığını ve öğrencilerin kontrol amacıyla hava hastanesine götürüldüğünü kaydetti.

18 Aralık 2008, Yeni Şafak

Küvez olmadığı için evde doğum yaptı!

İSTANBUL (CİHAN)

Hastane hastane dolaşan ancak küvez olmadığı için kabul edilmediği iddia edilen hamile kadın çocuğunu evinde doğurmak zorunda kaldı. Kadın 6,5 aylık doğan 900 gram ağırlığındaki 1 günlük kızını çarşaflara sararak soğuktan korumaya çalıştı.

Konuyla ilgili bilgi verilen İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri kısa sürede harekete geçerek anneyi ve bebeğini ambulansla alarak Yeni Mahalle Doğum Evi'ne kaldırdı.

Esenyurt'ta yaşayan Aksu çifti 6 yıl sonra bekledikleri çocuğa kavuştu. Ancak onu da her an yitirmenin korkusu içinde yaşıyorlar. Önceki gün doğum sancıları tutan 6,5 aylık hamile eşi Zahide Aksu'yu götürdükleri hiçbir hastanenin kabul etmediğini iddia eden Gülabi Aksu, evde ebe yardımıyla doğumun gerçekleştirildiğini anlattı. Küvez içinde bakıma alınması gereken 1 günlük bebeği soğuktan korumak için ellerinden geleni yaptıklarını anlatan baba Aksu, ancak çocuğun küveze konulmaması durumunda ölmesinden korktuklarını dile getirdi.

Esenyurt'ta kiralık bir evde komşuların yardımıyla yaşam mücadelesi veren inşaat işçisi Gülabi Aksu, 2 gün önce eşini hastaneye götürdüğünü ve doktorların henüz 6,5 aylık hamile olan eşinin "Doğumunun yakın olduğunu" söylediklerini ifade etti. Eşini götürdüğü ilk hastanenin Özel Uğur Hastanesi olduğunu dile getiren Gülabi Aksu, "Eşimi alıp Uğur Hastanesi'ne götürdüm.Orada eşimin doğumunun yaklaştığını söylediler. 'Bunu kuvezi olan bir hastaneye götürün' dediler. 'Biz de küvez yok' dediler. Bakırköy Devlet Hastanesi'ne götürdük. Kapıdan içeri dahi giremedik ve yerlerinin olmadığını söylediler." diye konuştu.

BEBEK 6,5 AYLIK DOĞDU

Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden çıkan Aksu, eşini alıp Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürdüğünü ancak orada yapılan tedavinin ardından küvez olmaması nedeniyle Çapa'daki İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne gitmelerinin söylendiğini öne sürdü. Son bir umut olarak Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne gittiğini belirten Aksu, "Çapa Hastanesi'ne gittik orada içeri dahi giremedik. Kapıda kaldık. Özel hastanelerin listesini aldık ve hepsini tek tek aradım. Günlük 1000 YTL para istediler. Çaresiz eve geldik ve bir ebeye yalvardık. Allah razı olsun, o da para almadan doğumu yaptırdı. Saat 04.20'de dünyaya geldi. 6.5 aylık dünyaya geldi. Ama küveze konulması gerekir." şeklinde konuştu.

1 günlük minik bebeğin annesi Zahide Aksu, yetkililerden ve hayırsever vatandaşlardan yardım istedi. Zahide Aksu, "Hastanelerde küvez olmadığını söylediler. Biz de bir ebe çağırttık ve evde doğurdum. Ben burada kiracıyım yakacaklarımı komşular veriyor. İlk çocuğum bu. Bize yardım etsinler. Ben istiyorum ki çocuğum yaşasın 6 sene bu çocuğun olması için uğraştık." dedi. Öte yandan, bebeklerinin yaşamasını isteyen Aksu ailesi hayırsever vatandaşlardan ve devlet yetkililerinden yardım beklediklerini sözlerine ekledi.

HASTANELERİN KÜVEZLERİ DOLU

Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uz.Dr.Zafer Çukurova, annenin hastanelerine geldiğini ancak kabul edemediklerini söyledi. Çukurova, "Yeni doğan bakımda 26 küvez var ve orada 28 bebek bulunuyor. 2 küvezde çift bebek yatıyor. Üçüncüyü aldığımızda tablo ne olur? Bu sefer diğer bebeklerin ana babaları bizi mahfediyor. Enfeksiyon riski olabilir. Kadın doğum kliniğinde de yatak yok. Annenin de yoğun bakıma ihtiyacı olabilir. Yetişkin yoğun bakım ve yeni doğan yoğun bakım servisinin olduğu bir hastaneye yatmalıydı. O bebeği üçüncü küveze alıp diğer bebekleri riske sokabilirdim" dedi.

Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Uz.Dr.Haldun Ertürk, yaptığı açıklamada, "Bu hasta 16 Aralık gece 22:00'de hastanemize gelmiş. 6,5 aylık gebe ve doğum yapma aşamasındaydı. Doğum sonrası çocuğun yoğun bakıma yatırılması gerekiyordu. ancak bizde 5 adet yeni doğan yatağı var ve 5'i de dolu. Böyle olunca başka bir hastaneye gitmesi tavsiye edildi." dedi. Kadının evde doğum yaptığının söylenmesi üzerine Ertürk, "İstanbul'da 2 büyük kadın doğum hastanesi var. Biri Yeni Mahalle diğeri Zeynep Kamil.100'er tane yoğun bakım yatakları var. Oralara gidebillerdi." dedi. Haseki'nin eski bir hastane olduğunu anlatan Ertürk, "Bu yoğun bakımlar yeni yapıldı. Yetersiz ama daha büyütme şansımız yok." şeklinde konuştu.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Sinan Berkman, "Haberimiz yok. Gelmiştir ama küvez yoksa, servis doluysa yapacak bir durum yok" şeklinde konuştu. Berkman çocuk kliniği ile görüşülmesi gerektiği tavsiyesinde bulundu. Çocuk kliniğideki yetkili ise hastanın kabul edilmemesi gibi bir durumun olamayacağını söyledi.

Geceyi zor şartlarda geçiren ve henüz ismi konulmamış kız bebek İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün talimatı ile Yeni Mahalle Doğum Evi'ne kaldırıldı. Yeni doğan yoğun bakımda tedavisine başlanan bebeğin durumunun kritik olduğu öğrenildi. Anne Zahide Aksu da aynı hastanede tedavi altına alındı.

18 Aralık 2008, Star

İşten çıkarılan işçiler kendilerini fabrikaya kapattı

Brissa Lastik Fabrikası'nda 40 işçinin işine son verilmesinin ardından fabrikaya kapanan işçiler, şartelleri indirerek üretimi durdurdu.

Türkiye'nin önde gelen lastik üreticilerinden Sabancı Holding'e ait Brisa Lastik Fabrikası'nda dün başlayan işten çıkarmalar bugün de devam etti. Dün vardiya çıkışı gerçekleşen işten atılmalar karşısında işçiler fabrikayı terk etmeme kararı aldı.

Sabah saatlerinde Brissa Lastik Fabrikası'na gelen Lastik İş Sendikası Genel Başkanı Abdullah Karacan, işten çıkarılmaların durdurulması amacıyla çalışanların şartel indirdiğini söyledi.

Ekonomik kriz nedeniyle Brissa fabrikasında yaklaşık 40 işçi arkadaşımızın iş hakkı fesh edildiğini belirten Karacan, bu rakamın 300'e çıkacağını tahmin ettiklerini aktardı.

Karacan, "Bu kişçi kıyımının biran önce durdurulması için fabrikada şalter indirme kararı alındı ve dün saat 16.00'dan itibaren üretim tamamen durduruldu. İşveren ile en kısa zamanda gerekli adımları atıp sorunu çözmemiz gerekiyor. Gerekirse Güler Sabancı ile bir araya gelerek konu ele alınacaktır." dedi.

Brissa'dan konuyla ilgili resmi bir açıklama yapılmadı.

Brissa'da 1300 işçi, 3 vardiya olarak çalışıyor. Fabrika günde 25 bin lastik üretiyor

18 Aralık 2008, Evrensel

Burası okul mu?

Kapalı olan telefonunun alarmı çalan öğrenci müdür yardımcısı tarafından öldüresiye dövüldü

Bergama Endüstri Meslek Lisesi 11. sınıf öğrencisi Tolga Yılmaz'ın, "Trafik" dersine giren Müdür Yardımcısı Osman Öcal tarafından 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde öldüresiye dövüldüğü öğrenildi. Tolga Yılmaz, ders esnasında telefonunun alarmı çaldığı için öğretmeni tarafından hastanelik edildi.

Gazetemize yaşadıklarını anlatan Tolga Yılmaz ve ailesi, halen öfkeli ve üzgün.

Yılmaz, yaşadıklarını şöyle anlattı: "O gün saat 10.30'da derse girdim. Okula telefon getirmek yasak ama benim amcam ve ağabeyimle haberleşmem için telefonum yanımdaydı. Teneffüslerde açıyordum. Derste kapatmıştım, ancak telefonum kapalı olduğu halde alarmı çalabiliyor. Bir kez alarmı çaldı. Öğretmen bana, 'Telefonu kapat' dedi. Bir süre sonra tekrar alarm çaldı ve bu kez bana 'Sen benimle dalga mı geçiyorsun?' diyerek iki defa tokat attı. 'Hocam vurmayın, özür dilerim' dediğim halde 2-3 defa asıldı. Ben sınıftan çıkarak diğer müdür yardımcısına söylemeye gittim. Peşimden geldi. Öğretmene, 'Beni otuz kişinin içinde dövmeyin' dedim. O da bana 'Bu dayak sana az mı geldi?' dedi ve beni müdür yardımcısı odasına soktu. Beni orada dövmeye devam etti. Tokat vurdu, kulağımdan tuttu duvara vurdu, yumruğunu sıkıp alnıma alnıma vurdu. Diğer müdür yardımcısı, 'Dur artık yapma, öldürecek misin?' dedi."

Ne bu halin?

Olayın ardından okuldan çıktığını, öğleden sonra okula gitmediğini anlatan Yılmaz, "Eve gittiğimde amcalarım gördü. Suratım ve kaşımın üstü şişmişti. 'Ne bu halin?' dediler. Hastaneye gittik. Doktor rapor yazdı. Daha sonra karakola gittik. Kendim şikayetçi oldum" dedi.

Aynı öğretmenin daha önce de tüm sınıf öğrencilerine küfrettiğini ve ağza alınmayacak laflar söylediğini belirten Tolga Yılmaz, okulda diğer öğrencilere de dayak atıldığını söyledi. "Bir süre önce de Selçuk isminde bir arkadaşımı başka bir müdür yardımcısı dövmüştü. Çocuğun koluna sopayla vurdu. Çocuğun kolu şişti. Onun ailesi de şikayetçi olmuştu. Mahkemeleri halen sürüyor. Saçları jöleli olan öğrencinin saçlarını tuvaletin lavabosunda soğuk suyla yıkattılar. Uzun saçlı öğrencilerin saçlarını makas ile kesiyorlar" dedi.

Anne Özlem Yılmaz ise "Öğretmenden böyle bir şey beklemezdim. Konuşarak halledilebilirdi. Çocuğun kafasını duvara vurmak ne demek? Böyle bir şey öğretmene yakışır mı?" dedi.

'Namaz kıldırırken gürültü yapamaz'

Torununun dövülmesinden büyük üzüntü duyan dede Bahattin Yılmaz da olayı duyduktan sonra okula gittiğini ve öğretmenle tartıştığını söyledi. Yılmaz, "Tartışırken öğretmen ağzından şöyle bir şey kaçırdı: 'Ben burada namaz kıldırırken öğrenci burada gürültü yapamaz!' Ben daha da sinirlendim. 'Siz burada ırk ayrımı mı yapıyorsunuz? Sünni-Alevi ayırımı mı yapıyorsunuz? Burası okul, ibadethane değil, cami değil' dedim. Ben böyle söyleyince özür diledi. 'Ben senin hakkında şikayetçiyim' dedim ve okuldan ayrıldım" dedi.

Öte yandan Tolga Yılmaz'ın şikayet dosyasının cumhuriyet savcılığına gönderildiği, ancak savcılıkça henüz kendisinin ifadesine başvurulmadığı öğrenildi.

Bergama Eğitim Sen Temsilciliği adına açıklama yapan Baştemsilci H.Hüseyin Kuşçu ise "Yönetim kurulu olarak öğretmenin bu davranışını şiddetle kınıyoruz. Konunun takipçisi olacağız" dedi. (Bergama/EVRENSEL)

18 Aralık 2008, Evrensel

Kürtçe siyasete yasak artık kalkmalı'

Gazetemizin gündeme getirdiği, aralarında Kürtçe bilmeyen ve şu an hayatta olmayan iki kişinin de bulunduğu 14 kişi hakkında Kürtçe konuştukları için açılan davaya tepkiler büyüyor.

Kürtçe konuştukları için hapis cezasına çarptırılan aralarında Kürtçe bilmeyen şair Şükrü Erbaş ve o sırada hayatta olmayan Hikmet Fidan'ın da bulunduğu 14 kişi için dün bir basın toplantısı yapıldı. Antalya Gazeteciler Cemiyeti'nde yapılan açıklamaya Çağdaş Hukukçular Derneği(ÇHD), DTP, EMEP, Halk Evleri, ÖDP ve Sosyalist Parti temsilcileri katıldı.

HADEP, EMEP ve SDP'nin DEHAP çatısı altında ittifak yaptıkları 2002 genel seçimlerinde, Manavgat'a seçim bürosu açılışındaki konuşmalar gerekçe gösterilerek, 13 DEHAP Antalya milletvekili adayı, 1'i de seçim görevlisi 14 kişi 9'ar ay hapis cezasına mahkum edildi.

Kürtçe TV açılırken

yasak nasıl oluyor

Basın toplantısında ortak açıklamayı ÇHD Antalya Şube Sekreteri Nusret Gürgöz yaptı. Gürgöz, Şair ve 2002 genel seçimi milletvekili adayı Şükrü Erbaş'ın seçim sırasında hiç Manavgat'a gitmediğini söyledi. Gürgöz, TRT tarafından , Kürtçe televizyon kanalı kurulurken, barış için kardeşlik için, yaşanır bir ülke ve dünya için evrensel hukuk değerleri de dikkate alınarak dil yasaklarından vazgeçilmesi gerektiğini ve buna ilişkin yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğine vurgu yaptı.

Şükrü Erbaş ise yıllarca birçok davadan yargılandığını ancak beraat ettiğini ve karşılaştığı en ilginç cezanın bu olduğunu söyledi.

Dillerin yasak

olmasını anlamıyorum

Davayı ilk duyduğu zaman güldüğünü ifade eden Erbaş, "Anlayamıyorum bu coğrafyada diller neden hala yasak ve insanlar dillerini her yerde kullanamıyor"dedi. Erbaş, yargının, verdiği kararda neden sadece polislerin bilgilerine bağlı kalındığını anlayamadığını de ekledi.

Açıklamada konuşan yazar Hasan Kıyafet ise "Bir dili yasaklayarak o halka düşünmeyin, konuşmayın deniliyor" dedi. Kıyafet, cezanın aslında bütün halka verildiğinin altını çizdi.

40 yıl önce kendisinin de buna benzer komik bir gerekçe ile yargılandığını ancak bugüne kadar değişen bir şeyin olmadığını ifade eden Kıyafet, son olarak hem davanın hem de ülkede yapılması gereken hukuksal düzenlemelerin takipçisi olacaklarını belirtti. (Antalya / EVRENSEL)

18 Aralık 2008, Hürriyet

Tuzla'da bir tersanedeki iş kazasında 1 işçi yaralandı.

Anadolu Tersanesinde, yakıt tankının içinin temizlenmesi sırasında parlama oldu.

Parlamada, temizleme işinde çalışan Hızır Akbulut yaralandı.

Akbulut, Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.

Anadolu Tersanesinde 5 gün önce meydana gelen iş kazasında da ağır yaralanan Erdal İnceyol adlı işçi kaldırıldığı hastanede ölmüş, 4 işçi ile 1 itfaiye eri yaralanmıştı.

18 Aralık 2008, Hürriyet

Çorlu'da 50 deri fabrikası üretime ara verdi

TÜRKİYE'nin ihracatına yılda yaklaşık 750 milyar dolar katkısı bulunan Tekirdağ'ın Çorlu İlçesi'ndeki Deri Organize Sanayi Bölgesi'ndeki 113 fabrikadan 50'si, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle üretimlerine ara verdi. Bu fabrikalarda çalışan yaklaşık 500 kişi ise ücretsiz izne çıkartıldı.

Tüm dünyada etkili olan küresel kriz, Çorlu Deri Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikaları da vurdu. Çorlu Deri Organize Sanayi Bölgesi'ndeki 50 fabrika üretimi durdurma kararı aldı ve buralarda çalışan yaklaşık 500 kişi ücretsiz izne çıkarıldı.

Deri sektöründe krizin çok fazla hissedildiğini belirten Çorlu Deri Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Şinasi Güneş, "132 hektar üzerinde kurulu bulunan Çorlu Organize Deri Sanayi Bölgesi, Türkiye'de deri ihtiyacının yüzde 80'inini karşılıyor. İstihdamı biz sağlıyoruz, enerjiyi biz tüketiyoruz, ülkeye katkıyı biz sağlıyoruz, ürettiğimiz malımızın yüzde 90'ını kendimiz ihraç etmemize rağmen üvey evlat muamelesi görüyoruz. Türkiye'de belki tüm sektörler gidecek ama bu deri sektörü dünyanın en eski sektörüdür ve bu sektör her zaman ayakta olacaktır" dedi. Deri sektörü olarak böyle krizlere alışık olduklarını belirten Güneş, şöyle devam etti:

"Bizim bu sektörde her 5 yılda kriz olduğu için buna alıştık. Dünyadaki en ufak ekonomik daralmanın ilk sonuçlarını bizler görürüz. Deri sektörünün 4- 5 yıldır deri sektörüne ne finansman ne de bankaların desteği var. Buna rağmen yine de mücadelemize devam ediyoruz. Çorlu Deri Organize olarak her türlü yatırımımız yaptık. Alt ve üst yapımızı özelikle son 5 yılda dört dörtlük hale getirdik. Dünya böyle bir bölge yok şu an. Şu an fabrikalar sezon bitimi olduğu için üretimlerine ara verdi veya faliyetlerini askıya aldı. Deri sektörü geçen yıl da çok başarılı bir yıl geçirdi. Bu kadar kötü koşullara rağmen ayakta kaldık. Bugün Türkiye'de ve dünyada ekonomik krizden etkilenen ve ayakta kalan en büyük potansiyele sahip tek bölge biziz. Bölgesel olarak kendi içerisinde ülke içerisinde bu kadar olumsuz şartlar altında bugüne geldik. Biz Çorlu Deri Organize Sanayi Bölgesi olarak her yıl ülke ekonomisine çok ciddi destek oluyoruz. Sadece bizim bölgemiz, yılda 750 milyon dolar civarında ihracat yapmaktadır. Bu ihracat yapılırken vergi, SSK ve istihdam olarak ihracatın geri dönüşümüne kazandırmış oluyoruz. Bu yıl da bölgemiz üretimlerini yaparak ülkeye katkısını sağlamıştır."

18 Aralık 2008, Hürriyet

Ayvacık'ta 12 Somalili mülteci yakalandı

ÇANAKKALE'nin Ayvacık İlçesi sahillerinden yasadışı yollarla Yunanistan'ın Midilli Adası'na gitmek isteyen Somalili 12 kaçağın umuda yolculuğu bindikleri botun kayalara çarpmasıyla son buldu.

Sahil Güvenlik Bot Komutanlığı'na getirilen 12 mülteci sınır dışı edilecek.

İlçeye bağlı Behramkale Köyü sahilinden bugün 06.00 sıralarında Somali uyruklu 12 kaçağın bindiği şişme bot, denize açıldıktan yaklaşık 30 metre sonra rüzgarın da etkisiyle savrularak kayalara çarptı. Patlayan bottan denize dökülen mültecilar yüzerek karaya çıkabildi. Karadan kaçmaya çalışırken Sahil Güvenlik Mobil Radar 9 Timi ekiplerince tespit edilen mültecilar, durumun bildirilmesi üzerine jandarma ekipleri tarafından yakalandı. Sağlık kontrolünden geçirilen mültecilar daha sonra Küçükkuyu Beldesi'ndeki Sahil Güvenlik 6 Bot Komutanlığı'na getirildi. Somalili 12 kaçağın işlemlerin tamamlanmasının ardından sınır dışı edileceği belirtildi.

18 Aralık 2008, Hürriyet

Yüksekokulda yumruklu kavga

SİVAS Cumhuriyet Üniversitesi(CÜ) Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda Müdür Yardımcısı Adem Babacan ile okul sekreteri Adil Köseoğlu arasında yumruklaşma yaşandığı iddia edildi.

Sabah saatlerinde okul binasında meydana gelen olayda iddiaya göre izin verme ve izin kullandırma konusunda yetki tartışmasına giren Müdür Yardımcısı Adem Babacan ile Yüksekokul Sekreteri Adil Köseoğlu arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine karşılıklı olarak yumruklaşmalar oldu. Yüksekokulda bulunan diğer öğretim üyelerinin araya girmesiyle yatıştırılan olay sonrasında taraflar birbirinden şikayetçi olurken, yüksekokul müdürlüğü ile CÜ Rektörlüğü soruşturma başlattı.

18 Aralık 2008, Hürriyet

Olaylı gece

Alişan'ın kardeşi Selçuk Tektaş'ın nişan gecesi olaylı bitti.

Ünlü şarkıcının yeğeni Mehmet Tahir Yenilmez, tören sonrası eve dönerken takıldığı asayiş uygulamasında polisler tarafından tartaklandığını idida etti. Yeğeninin fiziksel şiddete maruz kaldığını haber alıp karakola koşan Alişan, olaya karışan polislerden şikayetçi olacağını açıkladı.

Alişan'ın 25 yaşındaki kardeşi Selçuk Tektaş ile Merve Pehlivan, önceki akşam Nakkaştepe'deki Bridge Restaurant'da düzenlenen törenle nişanlandı. Aile üyelerinin yanı sıra Demet Akalın, Çağla Şıkel gibi yakın sanatçı dostlarının da katıldığı tören son derece keyifli geçti. Ancak mutlu gece olaylı bitti. Ünlü şarkıcının 22 yaşındaki yeğeni Mehmet Tahir Yenilmez, törenden çıkıp evine dönerken asayiş uygulaması çerçevesinde durduruldu. Karakola götürülen genç, polisler tarafından ciddi biçimde tartaklandığını iddia etti.

Ailenin yakınlarından gelen haberlere göre, olay şöyle gelişti: Nişan sonrası Yenilmez, annesi ve eşi ile birlikte kendi otomobiyle evine doğru yola çıktı. Yolda polis ekiplerince durduruldu. Yanlarına gelen iki polis, otomobilin çalıntı

olduğunu ileri sürerek Yenilmez'den araçtan inmesini talep etti. Yenilmez aracın çalıntı olmadığını ve yeni aldığını söyleyip polis memurlarına itiraz edince, tekme tokat dövülmeye başlandı. Ardından da kelepçe takılarak karakola götürüldü. Burada da darp olayı devam etti. Aracın çalıntı olmadığı anlaşılınca da özür dilenerek Yenilmez serbest bırakıldı.Durumu halasından öğrenip karakola koşan Alişan, yaşananlar karşısında şoke oldu. Olayla ilgili yorum yapmaktan kaçınan şarkıcı, "Konuşulması gereken tek şey, yeğenimin kanlar içerisindeki fotoğrafıdır. Bu konu ile ilgili hiçbir şey söylemek istemiyorum. Bize bu olayı yaşatan polislerden şikayetçi olduk, hukuksal olayımızı başlattık. Adalete sığınıyoruz" demekle yetindi.

Sesi kısılan ve alnında morluk olan, ancak karakolda neler yaşadığı hakkında konuşmak istemeyen Alişan, daha sonra kontroller için hastaneye gitti. Gece yaşananlar yüzünden ertesi gün Çağla Şıkel ile birlikte sunduğu "Her Şey Dahil" programına da çıkmadı.

Biz Alişan'ın yeğeniyiz

Bir polis yetkilisi dayak iddialarına şu yanıtı verdi: "Olay öncesi bölgede görevli ekipler, çalıntı bir otomobil üzerinde uygulama yapıyor. Bu sırada, çalıntı aracın bir benzeriyle uygulama noktasına gelen bu kişiler kimlik soran memurlarımıza 'bir sürü sorun var camileri yakıyorlar gidin onlarla uğraşın, biz Ali Şan'ın yeğeniyiz' diyorlar. Kimlik göstermiyorlar. Aracın evrakının kontrolünde trafik sigortası ile muayenesinin bulunmadığı görülünce trafikten men ediliyor. Bunun üzerine araçtakiler polis memurlarına mukavemet gösteriyorlar. Bir polisi yüzünde ve vücudunun çeşitli bölgelerini iz bırakacak şekilde darp ediyorlar. Diğer polis memurunun ise bir parmağını kırıyorlar. Bunlar doktor raporu ile tespit edildi. Gelen takviye ekipler ile bu kişiler polis merkezine götürüldü. Kısa süre sonra, düğünden çıkan yakınları karakolun önüne gelerek şüphelilerin serbest bırakılması için arbede çıkardılar. Polis memurları bu kişilerden şikayetçi oldu. Ali Şan ise olayı duyunca bir grup magazin gazetecisi ile karakol önüne gelerek gerginliği arttırdı."

Alişan, kardeşinin nişanında davul çalıp şarkı söyledi.

Alişan, yeğeninin karakola götürüldüğünü öğrenince apartopar karakola gitti.

Dayak yediğini iddia eden Mehmet Tahir Yenilmez, polislerden şikayetçi oldu.

18 Aralık 2008, Gündem

Yunanistan Konsolosluğu'na yürümek isteyen gruba polis engeli

Yunanistan'da Alexis Grigoropula'un polis tarafından öldürülmesini protesto etmek için Yunanistan Konsolosluğu'na yürüyen siyasi parti temsilcileri polis engeline takıldı.

Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen ve aralarında birçok siyasi parti temsilcilerinin bulunduğu grup Yunanistan Başkonsolosluğu'na yürüdü. Ellerinde 'Türkiye'de Yunanistan'da kapitalist devlet her yerde öldürüyor!' 'İsyan her yerde' pankartları ile 'Daha fazla Atina daha fazla direniş' 'Yunanistan halkı yalnız değildir' dövizlerini taşıyan eylemciler yürüyüş esnasında sık sık 'Yunanistan'da direniş Amed'te serhildan kazanacak', 'Dünyanın bütün işçileri birleşin' sloganlarını attı. Yoğun güvenlik önlemi alan polis tarafından konsolosluğa yakın mesafede durdurulan eylemciler, açıklamalarını engellendikleri yerde yaptı. Partiler adına ortak basın açıklamasını okuyan Levent Dölek, Yunanistan'da gerçekleşen protesto ve grev olaylarının altında iki neden yattığını ve bunlardan birincisinin 16 yaşındaki gencin polis vahşeti ile öldürülmesi, ikincisi işçilerin sermaye tarafından sömürülmesi olduğunu söyledi.

Yunanistan halkı ile sadece aynı coğrafyayı paylaşmadıklarını kaydeden Dölek sözlerine şöyle sürdürdü: 'Polis terörü bize hiç de yabancı değil. İzmir'de vurulan Baran, İstanbul'da polis tekemsi ile öldürülen Feyzullah, Van'da gösteri sırasında vurulan çoban Ahmet ve daha 12 yaşında 13 kuşunla katledilen Uğur kaymaz ve nihayet işkencede katledilen Engin Çeber... Bu listeye her gün yenileri ekleniyor ve yaşanan bu olaylar günlük yaşantımızın bir parçası haline geldi. Bizler ayağa kalkan Yunanistan halkıyla her zaman kardeş olduğumuzu vurgulamak istiyoruz. Bu halkı direnişi tüm dünyanın ezilenlerine ilham vermektedir. Bizler bu isyanı selamlıyoruz ve bir kez daha dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyoruz.'

Açıklama atılan sloganların ardından sona erdi.

Küresel Eylem Grubu: Bankalara para, öğrenciye kurşun!

Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen Küresel Eylem Grubu (KEG) üyesi yaklaşık 30 kişi de 'Türkiye'de ve Yunanistan'da krizin faturasını ödemeyeceğiz' adı altında, Yunanistan'da Alexis Grigoropaulos'un öldürülmesini protesto etti. Eylemciler adına basın açıklamasını okuyan Meltem Oral Yunanistan'daki direnişçilerin yolunu izlemek zorunda olduklarını ifade ederek, 'İşimizi, ekmeğimizi haklarımızı geleceğimizi savunalım. Krizin faturasını kapitalistlere ödetelim. Devlet baskısını hep birlikte geriletelim Bu sömürü düzenin üstüne hep birlikte yürüyelim' dedi. Yapılan açıklamalar alkış ve sloganlarla son buldu.

18 Aralık 2008, Gündem

Karakoçan'da 8 kişi tutuklandı

DTP'nin Elazığ'ın Karakoçan ilçesinde düzenlediği mitingde PKK lehine slogan attıkları iddiası ile ifadeleri alınmak üzere emniyete çağrılan 8 kişi, tutuklandı.

DTP'nin 30 Aralık'ta DTP Eşbaşkanı Emine Ayna, Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Batman Milletvekili Bengi Yıldız, Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk ve Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır'ın katılımı ile Elazığ'ın Karakoçan İlçesi'nde düzenlediği mitingde PKK lehine slogan attıkları iddiası ile ifadelerine başvurulmak üzere Karakoçan Emniyet Müdürlüğü'ne çağrılan 15 kişi mahkemeye sevk edildi. İfadeleri alınan 15 kişiden Azadiya Welat Gazetesi dağıtımcısı Sabri Acar, DTP üyeleri Naci Elgin, Celal Gürses, DTP Gençlik Meclisi üyesi Erhan Bildirici, kapatılan HADEP eski ilçe yöneticilerinden Hasan Doğan ile kardeşleri Aliye ve Cengiz Doğan tutuklanarak, Elazığ E Tipi Cezaevi'ne gönderildi.

18 Aralık 2008, Gündem

DİHA muhabiri Abdurrahman Gök gözaltına alındı

Dicle Haber Ajansı (DİHA) Şırnak muhabiri Abdurrahman Gök, Cizre -İdil yolu arasındaki Düzova askeri arama noktasında gözaltına alındı.

Gözaltına alınma gerekçesi öğrenilmeyen Gök, halen Düzova Jandarma Karakolu'nda tutuluyor. ŞIRNAK

18 Aralık 2008, Gündem

Batman'da gözaltına alındı, Çukurca'ya götürüldü

Batman'da Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi (YDG) Üyesi Seyfettin Kurt, gözaltına alındı.

YDG Üyesi Seyfettin Kurt, dün akşam saatlerinde Batman Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polisler tarafında zorla bir araca bindirilerek gözaltına alındığı öğrenildi. YDG üyesi Kurt'un Hakkari'nin Çukurca İlçesi'ne götürüldüğü belirtildi. Çukurca İlçesi'nde geçen gün düzenlenen operasyonda, 12 kişi gözaltını alınmış ve 8 kişi 'PKK'ye yardım ettikleri' iddiasıyla tutuklanmıştı.

18 Aralık 2008, Gündem

Antep'te bir DTP'li gözaltına alındı

Antep'in Şehitkamil İlçesi'nde Antep İl Yönetim Kurulu Üyesi Sıdıka Yemana, gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi öğrenilmeyen Yemana, İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Terörle Mücadele Şubesi'ne götürüldü.

18 Aralık 2008, Gündem

Bergama M Tipi Cezaevi'nde 12 Eylül uygulaması

Daha önce de hak ihlalleriyle gündeme gelen Bergama M Tipi Kapalı Cezaevi, yine bir insanlık ayıbına imza atıyor. Cezaevi idaresi, tutuklu ve hükümlülerin ziyaretçi görüşlerine boyunlarında asılı fotoğraflarla çıkmaları yönünde karar aldı. Bu duruma tepki gösteren tutuklu ve hükümlüler, uygulamayı görüşe çıkmayarak protesto edeceklerini duyurdu.

Sürekli hak ihlalleri ile gündemden düşmeyen Bergama M Tipi Kapalı Cezaevi'nde yine bir hak ihlaline imza atılıyor. 12 Eylül 1980 döneminde cezaevlerindeki uygulamalar, hayata geçiriliyor. Tutuklu avukatlarından edindiğimiz bilgilere göre, cezaevi idaresi tarafından ziyarete çıkacak tutuklu ve hükümlülere, boyunlarına fotoğraf asılması zorunluluğu getirildi. Ancak, tutuklu ve hükümlülerin bu uygulamayı hak ihlali olarak gördüklerini belirterek. kabul etmeyeceklerini idareye bildirdi. İdarenin kabul etmeyenlerin görüşe çıkamayacağını tutuklu ve hükümlülere bildirdiğini söyleyen avukatlar, bunun mahpus haklarını ihlal eden bir uygulama olduğunu dile getirdi. İnsan onurunu ayaklar altına alacak olan bu uygulamanın hayata geçmesi durumunda tutuklu ve hükümlüler görüşe çıkmama kararı aldığı da öğrenildi.

Anayasa ve AİHS'ye aykırı bir uygulama

Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz insan hakları savunucuları, uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve Ceza İnfaz Kanunu'nda yer alan tutuklu ve hükümlü haklarına da ters düştüğünü söyledi. AİHS'nin 3. maddesi ile Anayasa'nın 17. maddesinde yer alan 'Hiç kimseye insanlık dışı ya da insan onuru ile bağdaşmayan ceza veya muamele uygulanamayacağı' ilkesini ihlal eden uygulamanın yargıya da taşınması söz konusu. İnsan hakları savunucuları uygulamanın daha önce de gündeme geldiğini ancak hayata geçirilmediğini, bu kez de uygulamadan vazgeçileceğini umuyor.

Bergama'da hak ihlalleri hiç bitmedi

Bergama M Tipi Kapalı Cezaevi hakkında daha önce de çeşitli iddialar ortaya atılmıştı. 5 ay tutuklu kaldığı cezaevinden Mayıs ayında tahliye olan İzmir Barış Anneleri İnisiyatifi üyelerinden Peyruzan Altoğ İHD'ye başvurarak cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlülerin zor koşullar altında yaşamlarını sürdürmeye çalıştığını söylemişti. 6 kişilik koğuşlarda 9 kişinin kaldığı, sıcak suyun bulunmadığı ve hasta tutuklu ve hükümlülerin tedavilerinin yapıladığı iddialarını ortaya atan Altoğ, cezaevinde Zaman ve Bugün gazetelerinin ücretsiz dağıtıldığını, telefonda Kürtçe konuşulmasına izin verilmediğini de iddia etmişti. Altoğ, ayrıca ajansımızın gündeme getirdiği Kırıklar F Tipi Cezaevi'nde yaşanan papatya skandalının bir benzerinin Bergama Cezaevi'nde yaşandığını dile getirerek, 4 yaşındaki torunun cezaevi bahçesinde topladığı papatyaların kendisine verilmesine izin veren gardiyan hakkında da soruşturma başlatıldığını da belirtmişti.

DÜNYA HABERLERİ

18 Aralık 2008, Haber 7

Irak'ta 24 bakanlık görevlisi tutuklandı

Irak ordusunun sözcüsü, savunma ve içişleri bakanlıklarından 24 görevlinin terörizme destek gerekçesiyle tutuklandıklarını, ancak bir darbe girişiminin olmadığını bildirdi.

Irak ordusunun sözcüsü General Kasım Atta, Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Başbakan Nuri El Maliki'nin bürosundan yapılan açıklamada, içişleri ve savunma bakanlıklarında çalışan 24 kişinin tutuklanmasının darbe girişimiyle ilgisinin bulunmadığının bildirildiğini belirtti.

General Atta, tutuklamaların, bazı görevlilerin PKK'lı faaliyetlere destek sağladıkları ve Saddam Hüseyin'in eski rejiminin yanlılarına ve kanun dışı kişilere yardım ettikleri yönündeki istihbaratlar üzerine yapıldığını kaydetti.

İsminin açıklanmasını istemeyen bir Iraklı yetkili, yasaklı Baas partisini yeniden kurma girişiminde bulunan 25 İçişleri Bakanlığı görevlisinin tutuklandığını söylemişti.

ABD'de yayımlanan New York Times gazetesinin, 35 Iraklı yetkilinin darbe amaçlı komplo planları yapmak suçundan tutuklandığına ilişkin haberinden sonra açıklamada bulunan yetkili, Baas partisini yeniden kurmak amacıyla eleman toplamak suçundan tutuklanan 25 kişi arasında bir tuğgeneralin de bulunduğunu belirtmişti.

New York Times gazetesinin haberinde, son üç gün içinde 35 kişinin tutuklandığı, tutuklamaların doğrudan Başbakan Nuri El Maliki'ye bağlı seçkin terörle mücadele gücü tarafından yapıldığı iddia edilmişti.

18 Aralık 2008, Milliyet

Müslüman kadın garson seksi elbise giymeyince kavuldu

İNGİLTERE'de bir barda çalıyan Müslüman garson Fata Lemes, müşterilere daha seksi görünmek için cinsel cazibesi olan kırmızı elbise giymeyince patronu tarafından işten kavulduğunu öne sürerek 20 bin sterlin tutarında dava açtı.

Londra'nın uğrak yerlerinden 'Rocket Bar'da garson olarak çalışan Bosnalı Müslüman Fata Lemes, daha seksi görünmesi için patronunun teklif ettiği kırmızı elbiseyi giymeyince işten kavulduğunu öne sürerek mahkemeye başvurdu. 33 yaşındaki Fata Lemes, patronunun 'Seksi elbise giy' teklifini, Müslüman olduğu ve inancı gereği seksi elbiseyi giyemeyeceğini söyleyerek reddettiğini ve bunun üzerine işten çıkarıldığını ileri sürdü.

Patronunun 'Rocet Bar'ı 'seks kulübü' gibi işlettiğini ve müşterilerin garsonlara 'fahişe' gibi davranmalarına gözyumduğunu öne süren Lemes, şöyle konuştu:

"Ben o elbisenin cinsel cazibeye neden olacağını ve müşterilerin el ve gözle sarkıntılık yapabileceğini söyledim ve bu durumun inancıma ters olduğunu, ayrıca o elbisenin seksüel etki yapacağını açıkladım. Giymemi istedikleri elbise göğüslerimi ve kalçamı açıktan ortaya koyuyor ve vücut hatlarımı çıkarıyordu. Bu da beni fahişe gibi gösteriyordu. Bir Müslüman olarak bu elbiseyi giymeyi reddettim."

18 Aralık 2008, Zaman

Iraklı gazeteci Zeydi'nin tahliye talebi reddedildi

ABD Başkanı George Bush'a ayakkabılı saldırıda bulunduğu için tutuklanan Iraklı gazetecinin tahliye talebi reddedildi.

Muntazar El Zeydi'nin dosyasına bakan yargıç Diya El Kenani, AFP muhabirine, "Gazetecinin avukatı aracılığıyla yaptığı kefaletle tahliye talebini, soruşturmanın selameti ve gazetecinin can güvenliği bakımından reddettik" dedi.

Yargıç, "Serbest kalması, bombalı saldırılar ve eylemler yüzünden bizzat kendisi için tehlikeli olabilir. Diğer gazeteciler peşine düşebilir. Hukuki açıdan bakacak olursak da suç işledi. Kefalet talebini reddetme hakkımız var" diye konuştu.

29 yaşındaki Iraklı gazeteci, pazar akşamı Bağdat'ta basın toplantısı sırasında küfrederek pabuçlarını Amerikan liderine fırlatmış, ancak hedefi tutturamamıştı.

Gazeteci, misafir devlet başkanına "saldırı girişiminden" yargılanırsa 1 ila 5 yıl, "saldırıdan" yargılanırsa 5 ila 15 yıl hapis cezasına çarptırılabilecek.

Bu arada Zeydi'nin fırlattığı ayakkabıların tahlilleri yapıldıktan sonra imha edildiği bildirildi.

Ayakkabılarda patlayıcı bulunup bulunmadığının araştırıldığı, patlayıcı bulunmadığı Amerikalı ve Iraklı emniyet yetkililerince belirlendikten sonra da ayakkabıların imha edildiği öğrenildi.

Yargıç Kenani, bu davanın en önemli delili olan ayakkabıların yok edilmesinin, davanın seyrini etkilemeyeceğini söyledi.