Basın Açıklamaları

13 yaşındaki çocuk 'Başbakan'a hakaret'ten yargılanacak

Aydınlı 13 yaşında bir çocuk, Başbakan'a hakaretten hapisle yargılanıyor. G.doğu'da ise taş atan yüzlerce çocuk ağır cezalık!

Başbakan Tayyip Erdoğan'a Aydın ziyareti sırasında aracı içindeyken 'Allah senin belanı versin' diye bağıran 13 yaşındaki Mustafa S.Ö. hakkında 'Görevliye görevi nedeniyle alenen hakaret' suçlamasıyla dava açıldı.

'Babasının iflası' nedeniyle kızdığı Başbakan'a söylediği sözü kabul eden Mustafa S. Ö. ise ensesinden sertçe tutup, fırlattığını öne sürdüğü Erdoğan hakkında 'kasten yaralamak'tan suç duyurusunda bulundu.

İddianamede Mustafa S. Ö.'nün en az 1 yıla kadar hapsi istendi, TCK'daki çocuklar için düzenlenen 31. maddenin ikinci fıkrasının işletilmesi istendi. Bu maddede 12 -15 yaşındaki çocuklardan 'davranışları yönlendirme yeteneği' olmayanlar hakkında dava açılmazken bu yeteneği olanların cezasının yetişkinlere göre yarı oranında indirilmesi öngörülüyor.

TÜRKİYE'NİN ÇOCUK MAHKUMLARI

Erdoğan'a hakaretten davalık olan 13 yaşındaki bu çocuk bu günlerde basının gündeminde.. Öte yandan şu anda yüzlerce çocuk, çoğunlukla polise taş attıkları için tutuklanıp, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında ağır ceza istemiyle yargılanıyor.

Son verilere göre Türkiye'de yaklaşık 500 çocuk, sokak gösterilerine katıldıkları ve polise taş attıkları gerekçesiyle tutuklu.

Aynı verilere göre, 2006 yılında meydana gelen ve çocukların da öne çıktığı olayların ardından yapılan kanun değişiklikleri, özellikle 15-18 yaş arasındaki çocukların terör suçlarıyla ilgili olarak özel mahkemelerde yargılanmalarının önünü açtı. 2006 ve 2007'de 1500'den fazla çocuk hakkında dava açıldı.

Ağır Ceza Mahkemeleri'nde yargılanan bu çocukların bazılarına ağır hapis cezaları veriliyor. Örneğin, Aralık 2008'de Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi bir süre tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılmış 14 ve 16 yaşlarındaki üç çocuğu, ağır hapis cezalarına çarptırdı. "Eylemlerin bütün halde örgüt adına suç işlemek suçunu oluşturduğu" gerekçesiyle, TCK'nın 314/2 maddesi gereğince sanıklara dava açılmıştı. Çocuklar, esas olarak polise taş atma suçu nedeniyle gözaltına alınmışlardı.

2006'da, Terörle Mücadele Kanunu'nda 15-18 yaş grubunun yetişkin gibi yargılanmasını mümkün kılan yeni bir düzenleme yapıldı.

Yargıtay da "örgütün çağrısıyla yapılan eylemlere katılan herkesin örgüt üyesi olarak suçlanabileceği" yönündeki içtihadı ile bu değişikliğe destek verdi.

Bu çocuklara yönelik suçlar, güvenlik güçlerine taş atmak, "terör örgütünün eylemlerine katılmak", "yasadışı slogan atmak". Eylem denilen şeyler, sokak gösterileri.

Çocuk Koruma Kanunu ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, "ne olursa olsun ve ne fiili gerçekleştirirse gerçekleştirsin" 18 yaş altındaki tüm bireyleri çocuk olarak kabul ediyor. Bu çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanmaları, tutuklu veya hükümlü iseler eğitimden uzak kalmamaları, tutukevlerinde ayrı bölümde tutulmaları, soruşturmada avukatlarının desteğine kesintisiz sahip olmaları ve mümkün olduğu kadar tutuksuz yargılanmaları gibi kurallar, zanlılar çocuk olduğu zaman riayet edilmesi gereken günümüz evrensel adil yargı ilkeleri.

Türkiye'nin taraf olduğu bir dizi sözleşmenin de bunu gerektirdiğini savunan "Çocuklar için Adalet Çağırıcıları" adlı platform, çocukların Terörle Mücadele Kanunu kapsamında yargılanmasına karşı mücadele veriyor.

Bu girişimin üyelerinden sanatçı Mehmet Atak, aynı zamanda mevcut Türkiye Anayasası'nın 90. maddesine ve Çocukları Koruma Kanunu'na da aykırı olan bu yasanın değişmesi gerektiğini söylüyor.

MEHMET ATAK: BU YASA SADECE KÜRT ÇOCUKLARI İÇİN DEĞİL TÜM ÇOCUKLAR İÇİN TEHLİKE

Faaliyetleri ile ilgili olarak Dünya Bülteni'nin sorularını cevaplayan Mehmet Atak, "çocukların çocuk gibi, çocuk koşullarında" yargılanabilmesini istediklerini söylüyor.

Atak şunları söyledi:

"Çocuk da mevcut yasal sistem icerisinde 'suç' kabul edilen bir fiili isleyebilr ama bunun 'ne kadar idrakindedir?', işte bunu saptayabilmek önemli. Yapılan bir şeyin bir karşılığı olacağını bilmek, idrakinda olmaya yetmiyor, eğer çocuk bir etki karşısında bir kaç tepki tercihi düşünebiliyor ve iradesiyle bunlardan birine karar veriyorsa bir "idrakinda olma durumu" mevzu bahistir ama bir tercih yok ve sosyal, psikolojik vd sebepler sonucu zaten tek bir tepki gelisterebiriyor, iradi bir tercih yapmiyorsa "idrak"tan bahsedilemez. Kaldi ki bugun dunya hukuk literaturunde "suçlu çocuk" diye bir kavram yok. "Suça sürüklenen çocuk" diye bir kavram var. Son Dünya Psikoloji Kongresi'nde saptanan çocukluğun bitiş yaşı 23. Bugün Belçika'da hukuki olarak çocukluğun bitişi 24, Almanya'da iki senedir 23, ABD'nin pek çok eyaletinde 21 ... "Suç" kabul edilen fiille alakalı çocuk, çok istinai durumlar harici hapsedilmez, hapis düşünülecek en son çaredir; okulundan, ailesinden, sosyal cevresinden koparılmadan hayatına devam eder ama bir rehabilitasyon programına katilir."

Atak, devletin her zaman "ötekiler" meydana getirdiğini hatırlatarak uyarıyor:

"Bu kanun durduğu sürece, bugün TMK Mağduru çocukların ekseriyetinin Kürt çocukları olması, yarın bir konjonkturel değişimde Alevi, Sunni, Ermeni, Musevi, ploreter, burjuva vs ebevenlerin çocukları olmayacağı manasına gelmez. Ebeveynlerinin ırk, din, milliyet, sınıf, ideolojileri, kendi cinsiyetleri ne olursa olsun çocuklar sadece çocuktur ve çocuk gibi yaşamak ve muamele görmek haklarıdır."

Çocuklara yönelik bu uygulamanın Türk kamuoyunda gerekli ilgiyi görmemesini de "derin" nedenlere bağlayan Atak, topluma çocukluktan itibaren verilen "ezberlerin" yargılananların "çocuk olarak algılanmasını" bile engellediğine inanıyor.

Şimdiye kadar tepkilerini ortaya koyanların sayısının olması gerekenden çok az olduğunu kaydeden Atak, medyanın da konuyu haber olarak işleyip ciddi boyutlarda ele almasının önemine dikkat çekiyor.

19.08.09 Dünyabülteni