TÜRKİYE HABERLERİ
12 Ocak 2009, Haber 7
Trabzon'da 9 PKK'lı öğrenci tutuklandı
Trabzon'da geçtiğimiz günlerde PKK terör örgütüne üye oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 9 üniversite öğrencisi, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Trabzon Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube ekiplerince 9 Ocak 2009 tarihinde 3 ayrı eve gerçekleştirilen operasyonda 9 üniversite öğrencisi gözaltına alınmıştı. Evlerde yapılan aramalarda ise örgütsel dökümanlar ele geçirilmişti.
Gözaltındaki 4 günlük sorguları bugün tamamlanan şahıslar, öğleden Trabzon Adliyesi'ne sevk edildi.
Çıkarıldıkları nöbetçi mahkemede sorgulanan zanlılar; M.E.D, C.Y., S.B, S.A., M.Ç., G,E., S.K. ile R.M. ve Ö.T. isimli iki bayan "PKK terör örgütüne öyü olmak" suçlamasıyla tutuklandı.
Tutuklanan 7'si erkek 2'si bayan 9 zanlı, tutuklanarak Bahçecik E Tipi Kapalı Cezaevi'ne gönderildi.
Tutuklanan üniversite öğrencilerinden 6'sının Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) üyesi olduğu belirtildi.
12 Ocak 2009, Haber 7
İnsan kaçakçılığı çetesine darbe
Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde, insan kaçakçılığı yapmak için organize suç örgütü kurdukları iddia edilen biri Somali uyruklu 15 kişi gözaltına alındı.
Alınan bilgilere göre, Balıkesir İl Jandarma Komutanlığı ve Ayvalık İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Türkiye ile Yunanistan'ın Midilli Adası arasında insan kaçakçılığı kaçakçılığı yapmak için suç örgütü kurdukları ve sahte evrak düzenledikleri iddiasıyla liderliğini A.S'nin yaptığı öğrenilen suç örgütüne yönelik Ayvalık merkez ile İzmir ve Manisa'da eş zamanlı operasyon düzenledi.
Operasyonda, A.S'nin yanı sıra D.S, S.D, H.D, H.E, N.S, İ.M.G, F.T, S.A, F.D, Y.E, N.K, N.S, H.Ç. ve Somali uyruklu R.S.M gözaltına alındı.
Zanlıların insan kaçakçılığı yaparken kullandıkları belirlenen 4 minibüs, 6 zodyak bot, 5 motor, 3 yarı otomatik tabanca, 3 şarjör, 141 fişek, 2 sustalı bıçak, 39 cep telefonu, 6 adet başkaları adına düzenlenmiş kredi kartı, 7 adet senet, 2 adet sahte araç plakası ve çok sayıda sahte para, evrak, belge ve pasaport ele geçirildi.
Yapılan incelemede, bugüne kadar suç örgütünün yönlendirdiği 159 kaçağın, Midilli Adası'na götürülürken jandarma ekipleri tarafından yakalandığı belirlendi.
Operasyon kapsamında, firarda olan biri Somali uyruklu 10 kişinin daha yakalanması için çalışmaların sürdürüldüğü, gözaltındaki zanlıların ifadelerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildikleri bildirildi.
12 Ocak 2009, Haber 7
Aldattığını düşündüğü eşe vahşet
Kendisini aldattığından şüphelendiği eşinin üzerine uyuduğu sırada kızğın yağ döktükten sonra 18 yerinden bıçakladı. Çığlıklarını duyan komşuları eve gelince korkunç manzarayla karşılaştı.
İzmir'in Karabağlar semtinde bulunan evlerinde M.G. (31), kendisini aldattığından şüphelendiği eşi Aygül G. (29) uyuduğu sırada, üzerine kızğın yağ döktü. M.G, mutfaktan aldığı bıçakla, acı içinde uyanarak yatağından fırlayan eşini vücudunun 18 yerinden yaraladı. Genç kadın kanlar içinde yere yığıldı. Öfkeli koca evden kaçtı.
Pastanede kasiyerlik yapan Aygül G'nin çığlıklarını duyan komşuları eve gelince korkunç manzarayla karşılaştı. Komşuların haber vermesi üzerine eve gelen ambulans, Aygül G'yi İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırdı. Tedavi altına alınan kadının sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu bildirildi.
Olayın ardından polis ekipleri, su bayisinde çalıştığı öğrenilen M.G'yi yakalamak için çalışmalara başladı. Bir süre sonra M.G, Hatay Karakolu'na giderek polise teslim oldu. M.G'nin kendisini aldattığından şüphelendiği için eşinin üzerine kızgın yağ döküp bıçakladığını ileri sürdüğü öğrenildi.
M.G. ile Aygül G'nin arasında boşanma davası bulunduğu ve halen sürdüğü, kocasının kendisine şiddet uyguladığı gerekçesiyle Aygül G'nin birçok kez polise başvurarak şikayetçi olduğu belirtildi.
12 Ocak 2009, Zaman
5 günlük bebeğini 'tatile gidiyorum' diyerek sokağa terk etti
Kayseri'nin Battalgazi mahallesinde 5 günlük bebek bulundu. Sokakta bulunan bebeğin üzerinden "Öğrenciyim. Tatilde ailemin yanına gitmem gerekiyor." yazılı bir not çıktı.
Battalgazi mahallesi Ortayayla üzerinde vatandaşlar tarafından kundağa sarılı bir bebek bulundu. Vatandaşların polise haber vermesi üzerine olay yerine gelen polis ekipleri bebeğin üzerinde, "Çocuğumu bulan hayır sahibi; Öğrenciyim, çocuğumu aileme söyleyemedim. Şimdi de tatil için eve gitmem gerekiyor. Çocuğuma bakacak durumda değilim. İnsanlık adına çocuğumu yetiştirme yurduna verebilirseniz çok büyük sevaba girersiniz. Şimdiden Allah razı olsun" yazılı bir not buldu. Kayseri Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ne götürülen 3,2 kilogram ağırlığındaki bebeğe hemşireler 'Yaren' ismini verdi.
Kayseri Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Lokman Çam, 5 günlük olduğu belirlenen bebeğin sağlık durumunun iyi olduğunu belirtti. Enfeksiyona karşı gerekli tahlilleri yaptıklarını ifade edine Çam, "Yaren ismini verdiğimiz bebeğin sağlık durumu iyi. Hassas bünyesinin enfeksiyonlardan etkilenmemesi için gerekli tahlilleri yaptık. Yapılan işlemlerin ardından Yaren bebek Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne teslim edilecek." dedi.
Bulunan bebekle ilgili yapılan geniş çaplı araştırmada bebeğin bir hastanede dünyaya geldiğinin tespit edildiği, yakınlarının bulunması için çalışmaların sürdürüldüğü bildirildi. (CİHAN)
12 Ocak 2009, Milliyet
Mahkuma dilekçe yüzünden dayak iddiası
MUĞLA'nın Dalaman İlçesi'ndeki Yarı Açık Tarım Cezaevi'nde, mahkumlardan Çetin Eryıldız'ın, Yargıtay'a göndermek istediği dilekçesini kabul etmeyen infaz koruma memuru R.B. tarafından dövüldüğü iddia edildi. R.B. hakkında soruşturma açılırken, hastanede tedavi gören mahkum Eryıldız, güvenlik gerekçe gösterilerek Dalaman Yarı Açık Tarım Cezaevi'nden, Fethiye Kapalı Cezaevi'ne nakledildi.
Denizli'de bir kişiyi öldürmekten 20 yıl, başka bir kişiyi yaralamaktan 2 yıl 10 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılan Çetin Eryıldız, cezasının 6 yılını kapalı cezaevinde tamamladıktan sonra iyi hali gözönünde bulundurularak Dalaman Yarı Açık Tarım Cezaevi'ne nakledildi. Eryıldız, hüküm tarihinden sonra çıkan yasalara göre, açık cezaevlerindeki senelik izinlerden yararlanmak için Yargıtay'a dilekçe yazdı. Cezaevinde kalan 14 yılı üzerinden, yılda 2 gün izin hakkı talebini içeren dilekçesini infaz koruma memuru R.B.'ye ileten Eryıldız, cevabı beklemeye başladı. Mahkum Eryıldız, bir süre sonra memur R.B.'ye dilekçesinin neticesini sordu. İddiaya göre, yanlış yazıldığı için dilekçeyi Yargıtay'a göndermediğini söyleyen R.B. ile mahkum Eryıldız arasında tartışma çıktı. Dilekçenin gönderilmesini, eğer yanlışsa bunun kendisine resmi yazıyla bildirilmesini isteyen mahkum Eryıldız'ın, "Bana işimi mi öğreteceksin" dediği iddia edilen memur R.B. tarafından dövüldüğü öne sürüldü. Kavganın diğer memurların araya girmesiyle yatıştırıldığı belirtildi. Dalaman Devlet Hastanesi'ne kaldırılıp tedaviye alınan mahkum Eryılmaz'ın, şikayetçi olması üzerine infaz koruma memuru R.B. hakkında soruşturma başlatıldı. Eryıldız, güvenlik gerekçesiyle Dalaman Yarı Açık Tarım Cezaevi'nden, Fethiye Kapalı Cezaevi'ne sevk edildi.
Fethiye Cumhuriyet Başsavcısı Akif Celalettin Şimşek, "Mahkumun gözüne yumruk atan memura hemen soruşturma açtık. Konuyu detaylı şekilde inceleyip gerekeni yapacağız" dedi.
12 Ocak 2009, Milliyet
Tüm sınıfa taciz
Antalya, ilköğretim okulu öğretmeninin, sınıfındaki tüm kız öğrencileri taciz ettiği iddiasıyla çalkalanıyor.
Soruşturma devam ediyor. Öğretmen görevde, veliler tepkili
Antalya'nın Varsak bölgesindeki bir ilköğretim okulu taciz iddialarıyla karıştı. Okula yeni atanan 4. sınıf öğretmeni M.G., sınıfındaki 14 kız öğrenciye tacizle suçlandı. İddialar üzerine, okula müfettiş gönderildi. Kız öğrencilerden 3'ü tacizi doğruladı. Hazırlanan müfettiş raporu, Milli Eğitim Bakanlığı'na sunuldu.
Tacizle suçlanan öğretmen M.G. okuldaki görevine devam etti. Velilerin başvurusu üzerine olay yargıya taşındı. Üç kız öğrenci 8 Ocak günü ifade verdi, ertesi gün psikolojilerinin bozulup bozulmadığının belirlenmesi için Adli Tıp'ta kontrolden geçti.
ADLİ TIP KONTROLÜ
Çocukların avukatı Zeynep Zekiye Altıparmak, şu bilgileri verdi: Derste masasına çağırıp taciz ediyormuş. Bunun öğretmen sevgisi olmadığını anlayan çocuklar durumu ailelerine anlatmış. Kasımda müfettiş raporu hazırlandı ancak sonuç ailelere bildirilmedi. Öğretmen, inceleme sonrası, sadece sevdiğini söylemiş ancak bir daha çocukları kucağına almamış. Öğretmenin de ifadesi alındı. Veliler tedirgin, soruşturma bitene kadar okuldan alınmasını istiyor.
İNCELEME SÜRÜYOR Antalya İl Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri Gülay ise, olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini açıkladı. Gülay, taciz iddialarıyla ilgili olarak müfettiş
12 Ocak 2009, Milliyet
Eşini elektroşok cihazıyla bayılttı
İZMİR'in Çiğli İlçesi'nde, oto tamircisi 30 yaşındaki Ş.C., kavga ettiği eşi bilgisayar şirketi sahibi 28 yaşındaki S.C.'yi boynuna ve sırtına değdirdiği elektro şok cihazıyla bayılttı. Genç kadın hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edilirken, evden çıkıp giden Ş.C.'nin yakalanması için çalışma başlatıldı.
Olay, dün saat 19.00 sıralarında 8843/1 Sokak 2 numaradaki evde meydana geldi. Oto tamircisi Ş.C., aralarında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine, saldırılardan korunmak amaçlı olarak üretilen elektro şok cihazını eşi S.C.'nin boynuna ve sırtına değdirip çalıştırdı. Acılar içinde yere yığılan S.C., gürültü ihbarı üzerine gelen polis ekipleri tarafından yerde baygın halde bulundu. Olay yerine gelen ambulansla Çiğli Devlet Hastanesi'ne kaldırılan genç kadın, tedavisi yapıldıktan sonra taburcu edildi.
Çiğli Polis Merkezi'ne giderek olayı anlatan S.C., eşinin, kendisinin istememesine rağmen bir müteahhitin 120 bin liralık borcuna kefil olduğunu, bu yüzden tartıştıklarını ve aralarında kavga çıktığını söyledi. Kocasının kendisini aldatmakla suçladığını da iddia eden S.C., "Ben asla böyle birşey yapmadım ama eşim bunu bahane ederek haklı çıkmaya çalışıyor. Ben ona kefil olduğu için kızdım" dediği öğrenildi. Polis, genç kadının şikayeti üzerine, olayın ardından bir otomobile binerek evden ayrılan Ş.Ç.'yi yakalamak için çalışma başlattı. Olayla ilgili soruşturmanın sürdürüldüğü belirtildi.
12 Ocak 2009, Milliyet
Ege'de yine kaçak faciası
Tekne battı, 8 Somalili kurtarıldı, 2 ceset karaya vurdu, 5'i kayıp...
AYDIN'ın Didim İlçesi'nden Yunanistan'ın Bulamaç (Farmakossi) Adası'na geçmek isterken 3 gün önce battığı tespit edilen teknede bulunan 15 kaçaktan 8'i, aynı gece Sahil Güvenlik ekiplerince kurtarıldı. Didim açıklarında, denizde açlık ve soğukla mücadele eden Somalili kaçakların bellerindeki 15 TL'lik şambrel (otomobil iç lastiği) dikkati çekti. 2 kaçağın ise şambrele dolanmış haldeki cesetleri karaya vurdu, 5 kaçağın halen kayıp olduğu bildirildi.
Geçen cuma günü, Aydın'ın Didim İlçesi sahilinden Yunanistan'ın Bulamaç Adası'na geçmek isterken batan tekneden suya düşen 15 kaçaktan 8'i aynı gece kurtarıldı. Didim ile Yalıkavak arasındaki bölgede arama yapan, Turgutreis Limanı'nda konuşlu, Deniz Yüzbaşı Alpaslan Baysal yönetimindeki 302 No'lu Sahil Güvenlik botunun denizde bulduğu Somalili kaçakların bellerine taktıkları şambrellerle hayata tutunmaya çalıştığı görüldü. Açlık ve susuzluktan halsiz kalan, soğuktan donmak üzere olduğu belirtilen kaçaklar, Sahil Güvenlik botuyla Didim Devlet Hastanesi'ne getirilerek tedaviye alındı. Aydın Emniyet Müdürlüğü'ne teslim edilen kaçakların işlemlerinin tamamlanmasının ardından sınır dışı edileceği bildirildi.
Somalili kaçaklardan 32 yaşındaki Necwall Havwel verdiği ifadede, "Bizi İstanbul'dan Didim'e minibüsle getirdiler. Gece karanlıkta bindirdikleri eski balıkçı teknesi ile 500 metre açıldıktan sonra bir bot yanımıza gelerek kaptanı aldı ve karaya döndü. 'Gideceğiniz adaya 20 dakikada varırsınız' demişlerdi. Dümeni tutuyorduk ancak bir süre sonra fırtına çıkıp tekne su almaya başlayınca panik yaşadık. Sonunda tekne battı. 15 kişiydik. Gece hava soğuk ve dalgalıydı, birbirimize tutunarak hayatta kalmaya çalışıyorduk. Donmak üzereyken Türk askerlerinin geldiğini gördük, bizi teker teker denizden topladılar. Sıcak çay ve yiyecek verdiler, eğer yarım saat daha geçseydi hepimiz ölmüş olacaktık" dedi.
2 CESET KARAYA VURDU
Dün sabah saatlerinde Didim Kazıklı Köyü açıklarında devriye gezen Sahil Güvenlik botunun şambrele bağlı halde bulduğu erkek cesedinin de batan teknede kaybolan kaçaklardan birine ait olduğu belirlendi. Bugün de Bodrum'un Yalıkavak Beldesi Gökçebel Sahili'nde yine belinde şambrel olan, yarı çıplak, 25 yaşlarında, 1.70 boylarında, 70 kilo ağırlığında bir erkek cesedi bulundu. Sahil kenarındaki arsasında ineklerini otlatan 73 yaşındaki Orhan Acar'ın gördüğü, karaya vuran ceset, yapılan incelemenin ardından Bodrum Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, batan teknede bulunan kaçaklardan 5'inin halen arandığı bildirildi. Sahil Güvenlik botlarının denizden, jandarma ekiplerinin ise Gündoğan, Yalıkavak ve Gümüşlük'te karadan arama tarama çalışmalarını sürdürdüğü kaydedildi.
12 Ocak 2009, Milliyet (haberin devamı)
Cesedi yakılan genç kadın töre cinayeti kurbanı mı?
Vahşice öldürülüp cesedi yakılan 23 yaşındaki kadının babası, eşi, amcası ve kardeşi gözaltında...
Küçükçekmece Söğütlüçeşme mahallesindeki boş bir arsada cesedi battaniyeye sarıldıktan sonra yakılmış halde bulunan Nurgül Akın'ın (23) 12 akrabası soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Gözaltına alınan kadının kardeşi O.Ş'nin "telle boğarak öldürdüm, benzin dökerek yaktım" demesine rağmen, talihsiz kadının eşi ve akrabalarıyla kendi ailesinin aldığı karar üzerine öldürüldüğü üzerinde duruluyor. Adliyeye sevkedilen diğer cinayet şüphelilelerinin polise verdikleri ifadede suçlamayı kabul etmedikleri, ancak korkunç cinayetten bir gün önce iki ailenin biraraya gelmesini açıklamadıkları öğrenildi.
Buluşmanın kadının eşinin, "kızınızı mesaj çekerken yakaladım, aldattığından şüpheleniyorum" demesi üzerine gerçekleştiği ileri sürüldü.
12 Ocak 2009, Yeni Şafak
Edirne'de 51 kaçak yakalandı
EDİRNE (A.A)
Edirne'de sınırı yasa dışı yollardan geçmek isteyen 51 kaçak yakalandı. Alınan bilgiye göre, Merkez, İpsala ve Meriç ilçelerinde jandarma ve sınır devriye ekipleri kontrol yaptı.
Ekipler, yaptıkları kontrollerde,Gürcistan, Myanmar, Filistin ve Moritanya uyruklu 51 kaçak yakalandı.Kaçaklar, sınır dışı edilmek üzere Edirne Emniyet Müdürlüğü Pasaport veYabancılar Şubesine götürüldü.
12 Ocak 2009, Star
Annesinin yanında tecavüze uğradı
Birlikte olduğu kadının 13 yaşındaki kızına fiili livata yoluyla defalarca tecavüz eden adam tutuklandı. Olayı öğrenmesine rağmen göz yumup kızına da susmasını söylediği öne sürülen anne tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Olay Sevindik Mahallesi'nde S.Ç.'nin evinde meydana geldi. Eşinden ayrılan S.Ç. (46), iki yıldır kızı M.T. (13) ve sevgilisi Ş.Y. (37) ile birlikte yaşıyordu. Ancak Ş.Y. sevgilisinin ilköğretim okulu öğrencisi 13 yaşındaki kızı M.T.'ye tehditle fiili livatada bulunmaya başladı. Olayı öğrenen anne Ş.Ç., iddiaya göre sevgilisini kaybetme korkusuyla kızına "Bunu sakın kimseye anlatma. Kızlarda bu deneyim önemlidir. Bu bizim aramızda" dedi. İddiaya göre Ş.Ç., defalarca sevgilisinin, kızına fiili livata yoluyla tecavüz etmesine de tanık oldu. Yaşadıklarına daha fazla dayanamayan küçük kız, babasının akrabalarına kaçıp başından geçenleri anlattı. Akrabalarıyla birlikte Sevindik Karakolu'na giden M.T., polislere "Annem babamdan ayrıldıktan sonra bu adamla birlikte olmaya başladı. Ancak adamın annemden çok bende gözü vardı. Her defasında sevme bahanesi ile ya da annem olmadığı zaman bana elle tacizde bulunuyordu. Daha sonra bu ilerledi ve bana birlikte olmazsak beni öldüreceğini söyledi. Ben de korktum, her gün bana tecavüz ediyordu. Bu yaklaşık 3 hafta sürdü. Artık onuruma, gururuma yediremiyorum. İntihar etmeyi düşünüyordum, buraya geldim" dedi.
Küçük kızın şikayeti üzerine harekete geçen polis, anne Ş.Ç. ve sevgilisi Ş.Y. gözaltına alındı. M.T.'nin Denizli Devlet Hastanesi'nde yapılan muayenesinde kızlık zarının bozulmadığı, ancak fiili livataya maruz kaldığı belirlendi. Sorgulamalarının ardından mahkemeye sevk edilen Ş.Y. tutuklanarak cezaevine gönderilirken, anne S.Ç. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Olayın şokunu atlatamayan küçük M.T. ise, Denizli Sosyal Hizmetler Yetiştirme Yurdu'nda koruma altına alındı.
12 Ocak 2009, Radikal
Töre sokak ortasında mesai yaptı
İzmir'de eşini terk eden kadınla, sevgilisi başlarından vurularak öldürüldü. Öldürülen kadın vurulmadan önce 'Abi yalvarırım yapma' dedi
İZMİR - İnternetteki arkadaşlık sitesi üzerinden yapılan görüşmelerle başlayan ilişki, sokak ortasında çifte cinayetle bitti. İzmir'de 5 yaşındaki kızını da yanına alarak Bursa'daki eşini terk eden 22 yaşındaki Goncagül Köseoğlu ve internetten tanıştığı sevgilisi 33 yaşındaki İsmail Urcan, başlarından vuralarak öldürüldü. Köseoğlu'nun önce sevgilisini öldüren katil zanlısına, "Abi yalvarırım yapma" diye bağırarak ölümden kurtulmaya çalıştığı öğrenildi. Katil zanlısı Köseoğlu'nun ağbisi Sıddık Çetin yakalandı
Olay, bugün saat 08.00 sıralarında, 517 Sokak 47 numara önünde meydana geldi. Oto servisinde çalışırken işinden ayrılan İsmail Urcan, internetteki arkadaşlık sitelerinde chat yaparken Bursa'nın merkez Osmangazi İlçesi'nde oturan Goncagül Köseoğlu'yla tanıştı. Aylarca internet ve telefon üzerinden süren görüşme, ikilinin Bursa'da buluşmasıyla kısa sürede aşka dönüştü.
EŞİNİ TERK ETTİ
Goncagül Köseoğlu, aşkını daha fazla gizli ve ayrı yaşamak istemediği için geçen eylül ayında, 5 yaşındaki kızını da yanına alarak eşini terk edip, İzmir'de İsmail Urcan'ın evine yerleşti. Urcan'ın annesinin ve yakınlarının itirazına rağmen birbirlerinden vazgeçmeyen aşıklar, daha sonra Eşrefpaşa Semtinde kiraladıkları evde kalmaya başladı.
Goncagül Köseoğlu'nun yakınlarının, kendilerini aradığını bildikleri için dışarıya çıkmamaya özen gösterdikleri öğrenilen aşıklar, arkadaşlarının yardımlarıyla bir süre gizli olarak geçimlerini sağladıktan sonra, iş aramak için bu sabah evlerinden birlikte ayrıldı. İsmail Urcan, evde yanlız kalmaması için, Goncagül Köseoğlu'nun kızını yakınlarına bıraktı.
YALVARDI, ÖLÜMDEN KURTULAMADI
Görgü tanıklarının ifadesine göre, kolkola yürüyen ikilinin arkalarından yaklaşan kimliği belirsiz bir erkek, ilk önce İsmail Urcan'ı tabancayla başından vurarak öldürdü. Kolundaki sevgilisinin kanlar içinde yere yığılmasının ardından Goncagül Köseoğlu, "Abi yalvarırım yapma" diye bağırıp kaçmaya çalışırken, katil tarafından başının arkasından vuruldu.
Silah seslerini duyanların ihbarıyla sokağa gelen polis ve sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Köseoğlu ve Urcan'ın olay yerinde yaşamlarını yitirdikleri belirlendi.
KATİL ZANLISI AĞABEY YAKALANDI
Olayın ardından soruşturma başlatan polis, genç kadının üç ağabeyinin bulunduğunu belirledi. Bunun üzerine İzmir'den Bursa ve İstanbul yönüne giden otobüsler mercek altına alındı. Goncagül Köseoğlu'nun kızlık soyadının 'Çetin' olduğunu öğrenen polis, seyahat firmalarının kayıtlarından bu soyadını kontrol etti. Bursa'ya giden bir otobüste İsmail Çetin adlı yolcunun bulunduğu anlaşıldı. Bunun üzerine güzergahtaki polis ekipleri uyarıldı. Balıkesir yakınlarında durdurulan otobüse sivil bir polis memuru yolcu olarak bindi. Polis memuru, şüpheli yolcuyu takibe aldı, istenmeyen bir olaya meydan vermemek için en uygun an beklendi. Bir süre sonra otobüs mola verdiğinde, şüpheli yolcu yakalanarak gözaltına alındı. Yapılan incelemede yolcunun adının Sıddık Çetin olduğu, cinayet soruşturması sırasında Bursa'da bulunduğunu kanıtlamak için kardeşi İsmail Çetin'in adını kullandığı saptandı. Zanlı Sıddık Çetin'in ilk ifadesinde kızkardeşi ve sevgilisini 'namuslarını temizlemek için' öldürdüğünü söylediği öğrenildi.(dha)
12 Ocak 2009, Gündem
Kocaeli'nde bir öğrenci gözaltına alındı
Kocaeli Üniversitesi öğrencisi Mehmet Yavuz, jandarma ekipleri tarafından gözaltına alınarak Ali Kahya Karakolu'na götürüldü. Yavuz'un, 27 Kasım 2008 tarihinde Kocaeli Üniversitesi Umut Tepe yerleşkesinde PKK'nin kuruluş yıldönümü nedeniyle gerçekleştirilen kutlamaya katıldığı gerekçesiyle gözaltına alındığı öğrenildi.
12 Ocak 2009, Gündem
'Anadilde eğitim' mitingi de davalık oldu
Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nde TZPKurdi tarafından düzenlenen ve yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı 'Artık yeter anadilimizde eğitim istiyoruz' mitingine dava açıldı. Mitinge dava açılmasına tepki gösteren KURDİ DER Yüksekova Şube Başkanı Besim Baykan, Kürtçe televizyon kanalının açıldığı bir dönemde mitingin davalık olmasına skandal olarak değerlendirdi.
Yüksekova İlçesi'nde 10 Haziran'da 2008 tarihinde TZPKurdi tarafından düzenlenen ve yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı 'Artık yeter anadilimizde eğitim istiyoruz' mitingine 'Suç ve suçluyu övmek', 'Örgüt propagandası yapmak' iddiasıyla
Yüksekova Cumhuriyet Savcısı'nın talimatı doğrultusunda dava açıldı. Miting Tertip Komitesi üyeleri Muhyettin Ünal, Mahsima Tuner, Abdulhaluk Özdel, İhsan İşbilir, Ferzinde Yılmaz, İzzet Dara, Nayif Öztekin ve Abdulmecit Bartın hakkında Sulh Ceza Mahkemesi tarafından açılan davada, 'Êdî bes e hamlesini selamlıyoruz' pankartı ve 'Onurlu bir yaşam için askere gitme' sloganları gerekçe gösterildi. KURDİ DER Yüksekova Şube Başkanı Besim Baykan, açılan davayı 'skandal' olarak değerlendirdi. Bir yanda TRT üzerinde Kürtçe yayın yapılırken diğer tarafta Kürtçe'ye tahammül gösterilmediğini söyleyen Baykan, 'Türkiye'de Kürtler her alanda tecrit ediliyor. Bir yanda Kürtçe yayın yapan gazeteler kapatılıyor diğer yandan mitinglere dava açılıyor. Bu ikiyüzlülüktür. Bu dava ile seçim yatırımı olarak açılan TRT 6 inandırıcılığına tamamıyla yitirmiştir' dedi.
'AKP samimiyse Kürtçe'yi Anasal güvence altına alsın'
Kurban Bayramı nedeniyle Yüksekova sokaklarına asılan 'Cejna we Pîroz be' pankartının da toplatıldığını hatırlatan Yüksekova Belediye Başkanı Salih Yıldız ise AKP Hükümeti'nin göstermelik oyunlarla Kürt halkının dili ve kültürüyle oynadığını dile getirdi. Anadilde eğitim mitinginin dahi davalık olmasının düşündürücü olduğunu dile getiren Yıldız, 'AKP bir yanda Kürtçe'yi bilinmeyen dil olarak tutanaklara geçirirken, diğer yanda göstermelik olarak TRT kanalında Kürtçe yayın yapıyor. Bu bir uyutma politikasıdır. Eğer AKP samimiyse Kürtçe'yi Anayasal güvence altına alınmalıdır' diye konuştu.
Kürtçe mitingde Kürtçe konuşma ve pankartlardan dolayı hakkında dava açıldığını belirten Mitin Tertip Komitesi Üyesi Naif Öztekin de AKP'nin Kürt açılımının Kürtler hakkında dava, gözaltı, tutuklama ve baskı olduğunu aktardı. AKP'nin kendine göre Kürt yaratma siyaseti içine girdiğini de belirten Öztekin, Kürt halkın asimilasyon politikasını kabul etmeyeceğini vurguladı.
12 Ocak 2009, Gündem
Malazgirt'te bir kişi gözaltına alındı
Muş'un Malazgirt İlçesi'nde yapılan ev baskınında Fidel Arman isimli bir kişi gözaltına alındı.
Alınan bilgiye göre, Malazgirt Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler Danışment Gazi Mahallesi'nde bulunan Fidel Arman isimli kişinin evine baskın düzenledi. Yaklaşık 1 saat süren ev aramasından sonra geçtiğimiz ay Van F Tipi Cezaevi'nde tahliye olan Arman gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi öğrenilmeyen Arman, İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.
12 Ocak 2009, Gündem
Kışlada kuşkulu ölüm
Bingöl'ün Genç İlçesi Servi Jandarma Karakolu'nda nöbet tutan bir askerin intihar ettiği iddia edilirken, askerin ailesi, çocuklarının intihar etmesi için hiçbir sebebin olmadığını söyledi.
Bingöl Genç İlçesi'ndeki Servi Jandarma Karakolu'nda pazar günü 12.00-14.00 arasında nöbet tutan Batmanlı jandarma er Edip Yaman'ın (22) elinde bulunan G3 silahıyla intihar ettiği ileri sürüldü. Servi Jandarma Karakolu'ndan helikopter ile Elazığ Askeri Hastanesi'ne getirilen Yaman'ın cenazesi, otopsi için Fırat Üniversite Hastanesi'ne götürüldü. Olayı duyan ve Batman'dan Elazığ'a gelen Edip Yaman'ın amcası Şerif Yaman, 2 gün evvel yeğeniyle konuştuğunu belirterek, soğuk havanın dışında yeğeninin herhangi bir sorunu olmadığını söyledi.
Yeğenin intihar etmesi için hiçbir sebebinin olmadığını belirten amca Yaman, mermi girişinin sol şakağından olduğunu, solak olmayan birinin G3 tüfeği ile nasıl sol şakağına sıkarak intihar etmiş olduğunu anlayamadıklarını kaydetti.
Askeri yetkililerin Yaman'ın yakınlarına verdiği bilgilere göre, 4,5 aylık asker Yaman'ın cebinde bir mektup bulunduğu ve mektupta intiharından kimsenin sorumlu olmadığının yazıldığı iddia edildi. Yaman'ın mektupta kendisinin melekler tarafından çağrıldığını yazdığı ileri sürüldü. Askeri savcılık, Yaman'a ait olduğu iddia edilen mektupla ilgili inceleme başlatırken, er Yaman'ın cenazesi, yakınlarıyla birlikte sivil plakalı askeri minibüsle Batman'a gönderildi.
12 Ocak 2009, Gündem
İşçi taşıyan otobüs devrildi: 2 yaralı
Urfa'nın Ceylanpınar İlçesi'nde meydana gelen trafik kazasında 2 işçi yaralandı.
Ceylanpınar İlçesi'nde Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nde (TİGEM) inek sağımı yapan 25 işçiyi taşıyan İmam Ergin (25) yönetimindeki otobüs yoldan çıkarak devrildi. Kazada araç şoförü Ergin ve F.D. adlı kadın yaralandı. Ceylanpınar Devlet Hastanesi'ne kaldırılan yaralıların hayati tehlikesi olmadığı öğrenildi.
12 Ocak 2009, Gündem
Adana'da tahin fabrikasında patlama: Bir işçi öldü
Adana'nın Küçük Dikili Beldesi'ne bağlı Sarı Hamzalı Köyü'nde bulunan gıda fabrikasında yaşanan patlamada bir işçi yaşamını yitirdi.
Adana Küçük Dikili Beldesi'ne Sarı Hamzalı Köyü'nde bulunan ve tahin üretimi yapan Kayaoğlu Gıda Fabrikası'nda sabah saatlerinde patlama meydana geldi. Patlamanın operatörün makineleri çalıştırması ardından meydana geldiği belirtilirken, ilk belirlemelere göre bir işçi hayatını kaybetti.
12 Ocak 2009, Hürriyet
Hizmetli okul müdürünü bıçakladı
Sincan'da bir okulda görevli hizmetli, sorunlarıyla ilgilenmediğini iddia ettiği okul müdürünü sırtından bıçakladı.
Yetkililerden alınan bilgiye göre, Sincan Yenikent'teki bir ilköğretim okulunda hizmetli olarak görev yapan Nadir B. sorunlarıyla ilgilenmediğini iddia ettiği okul müdürü Y.Ü ile tartıştı.
Tartışmanın ardından Nadir B, okul müdürünü sırtından bıçakladı. Okul müdürü, kaldırıldığı Sincan Devlet Hastanesi'nde ayakta tedavi edildikten sonra taburcu edildi.
Olayın ardından yakalanan Nadir B. jandarma ekiplerince gözaltına alındı.
12 Ocak 2009, Evrensel
İşten atmalara son!
Çiğli Organize Sanayi Bölgesi'nde işten atmalara karşı birleşip komite kuran işçilerin mücadelesi devam ediyor. Daha önce toplantılarla genişletilen komite, Çiğli Belediyesi'nde çalışan işçilerle bir araya geldi.
Çiğli Organize Sanayi Bölgesi'nde işten atmalara karşı birleşip komite kuran işçilerin mücadelesi devam ediyor. Daha önce toplantılarla genişletilen komite, Çiğli Belediyesi'nde çalışan işçilerle bir araya geldi.
Şantiyedeki yemekhanede işçilerle kriz ve işten atmaları konuşan komite üyeleri, imza kampanyaları için de imza topladılar. Belediye işçileri de KAFESAN işçileri olarak zor bir süreçten geçtiklerini ifade ettiler. Sözleşmelerinin bittiği ve yerel seçim öncesi işe ne zaman alınacaklarının belli olup olmadığını söyleyen işçiler, diken üstünde olduklarını ifade ettiler.
Evka 2'de kurulu olan ÇEKEV üyesi kadınları dernekte ziyaret eden komite üyeleri, krizin yükünün en çok kadınlar üzerinde etkili olduğunu ve işten atmalarla krize karşı verilen mücadelenin ortaklaştırılması gerektiğini ifade ettiler ve 17 Ocak'ta yapacakları eyleme destek istediler. ÇEKEV üyesi kadınlar da imza metinlerini çoğaltıp eyleme kadar imza toplayıp eyleme katılacaklarını söylediler. Komite üyeleri daha sonra, EVKA 2'deki kahvelerde de konuşmalar yaparak imza toplayıp eylem çağrısı yaptılar.
Türk-İş Başkanlar Kurulu toplantısına katılarak söz alan komite üyesi işçiler, Çiğli'de 19 fabrikanın kapatıldığını, 5 bine yakın işçinin işten çıkartıldığını ve işten çıkartılan işçilerle beraber komitenin yaptığı etkinlikleri ve eylemlerini anlatarak destek istediler. Ege Bölge Temsilcisi Mustafa Kundakçı da işten atılan işçilerin mücadelesine destek olacaklarını, toplantının amacının da zaten işten atmalar ve kriz olduğunu söyleyerek, ellerinden gelen desteği vereceklerini ifade etti. Sabah saatlerinde ise kurulan imza standında imza toplayıp 17 Ocak'ta yapılacak olan eyleme çağrı yapıldı.
12 Ocak 2009, Evrensel
Liman işçisi mücadelede kararlı
Ferhat Uyar
Özelleştirilerek 36 yıl süreyle PSA-Akfen Ortak Girişim Grubuna satılan Mersin Limanı'nda TÜMTİS'te örgütlenen 60 işçi işten atıldı.
Özelleştirilerek 36 yıl süreyle PSA-Akfen Ortak Girişim Grubuna satılan Mersin Limanı'nda TÜMTİS'te örgütlenen 60 işçi işten atıldı. AKAN-SEL Nakliyat firmasında çalışan işçiler ise en doğal hakları olan sendikalaşma hakkı için mücadelelerini sürdürmekte kararlı.
MIP(Mersin İnternational Port) adını alan Mersin Limanı'nın yükleme, boşaltma ve nakliye işlerini yapan AKAN-SEL Nakliyat'ta çalışan işçiler daha önce de çalışma koşullarının düzeltilmesi için eylem yapmışlardı. AKAN-SEL Nakliyat yetkilileriyle yapılan görüşmeden sonra işbaşı yapan işçiler, şartlarda bir değişme olmayınca TÜMTİS'te örgütlendiler. Çalışma koşullarının kötü olması ve insanca yaşayacak bir ücret talebiyle sendikalaşan 60 işçi, TÜMTİS'in Çalışma Bakanlığı'na 30 Aralık'ta çoğunluk tespiti için başvurmasından 6 gün sonra işten atıldı. Mersin Limanı özelleştikten sonra TÜMTİS'in limana giren ilk sendika olması da işçilerin mücadelesinin bir diğer önemli yanını oluşturuyor.
'Silahla tehdit ediliyoruz'
İşverenin ve vekillerinin silah göstererek, küfür ederek, işten çıkarmakla kendilerini tehdit ettiğini belirten işçiler, sendikanın anayasal hakları olduğunu ve baskılara rağmen sendikal mücadeleyi sürdüreceklerini ifade ettiler.
TÜMTİS üyesi Kasım Kılıç işten atılan arkadaşlarına destek olacaklarını ifade ederek, "Hakkımızı istiyoruz. İnsanca yaşamak istiyoruz işçiler olarak" dedi. Kılıç, Mersin milletvekillerine ve Bakan Kürşat Tüzmen'e şöyle seslendi: "Halk burada. Siz neredesiniz? Madem bu limanı özelleştirdiniz, gelin işçinin hakkını arayın. Özelleştirirken işçinin hakkını neden düşünemediniz. Gelin şimdi işçileriniz kurtarın. Silahla tehdit ediliyoruz." Arkadaşlarının zorla işten atıldığını belirten Kılıç, "Hâlâ baskılar sürüyor. Kararlıyız, kazanacağız. Başka yolu yok" diye konuştu.
Babası işten çıkarılan Behrem Çetin ise okul önlüğüyle geldiği liman önünde "Babamı işten çıkaranları Allah ne yaparsa yapsın. Kim işten çıkardıysa artık. Neden babamı işten çıkardıklarını bilmiyorum. Yeni işçiler alacaklarmış" dedi.
'Mücadele edeceğiz'
İşten atılan işçilerden Lütfü Çetin de yasal hakları olan sendikaya üye oldukları için işten çıkarıldıklarını söyledi. "Biz işimize devam etmek istiyoruz. Elimizden geldiği kadar yasaları kullanacağız. İşimize geri döneceğiz. Herhangi bir şey yapmadık, suç işlemedik. Sadece sendikaya üye olduğumuz için işten çıkardılar bizi" diyen Çetin, sonuna kadar mücadele edeceklerini ifade etti.
Mersin Limanı'nda operatör olarak çalışan Tatlı Özken de sendikaya üye olduğu için işten atılan işçilerden. "Biz ne zaman bu sendikaya üye olduk, tehditlerle bizi yıldırmaya çalıştılar. Fakat biz yılmadık. Bu eylemi de bunu göstermek için gerçekleştiriyoruz" sözleriyle sendikalı olarak çalışana kadar mücadele edeceklerini ifade etti. 3 Ocak'ta işlerine son verildiğini ve patrondan hiçbir açıklama gelmediğini belirten Özken, "Ne paramızı verdiler ne de tazminatımızı. Zaten biz bunları istemiyoruz. Biz işimizi istiyoruz" diye konuştu.
Kriz bahane
İşten atılan Ali İhsan Solmaz patronun kendilerine, sendikaya üye oldukları için değil, kriz olduğu için işten çıkardıklarını söylediğini belirterek, "Bu bize pek inandırıcı gelmedi. Çünkü bizi işten çıkartmadan bir ay önce yeni elamanlar aldılar limana. Şu anda limanda sigortasız çalışan işçiler var. İşverenden tek beklentimiz sendikal hakkımıza saygı duyması ve işe geri dönmemiz" diye konuştu.
Sendikanın en doğal hakları olduğunu söyleyen Aziz Orhan adlı işçi "Sendikaya üye olduk diye bizi işten attılar. İşe dönmek için mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi. Mirze Demirkıran da "Sendikaya üye olduk, bizi işten çıkardılar. Biz bundan sonra işimizi bekliyoruz, başka hiçbir şey beklemiyoruz. Biz ekmeğimizin peşindeyiz" sözleriyle işlerine geri dönmek istediklerini belirtti. (Mersin/EVRENSEL)
DÜNYA HABERLERİ
12 Ocak 2009, NTVMSNBC
Najjar: Ölü sayısı 3 binin üzerinde
Filistin Türk Dostluk Derneği Başkanı olan avukat Nasır Najjar ise Gazze'deki birçok sağlık ve eğitim kurumunun bombalandığını, yaralıların tedavilerinin çok zor şartlar altında yapıldığını söyledi.
Najjar "Gazze'deki ölü sayısı resmi rakamlardaki gibi 800 civarında değil, 3 binin üzerinde. Bombalı saldırıların ardından parçalanan bazı cesetler torbalara konularak yakınları tarafından hemen defnediliyor. Bu ölüler, resmi rakamlara eklenmiyor." dedi.
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuduğu sırada, aynı fakültede öğrenim gören Nasır Najjar ile 11 yıl önce evlenerek Filistin'e gittiğini belirten Burcu Najjar, Gazze'nin bir devlet, bir ülke olmadığını ve ordusunun bulunmadığını ifade ederek, İsrail'in sivil insanlara karşı bomba ve silah kullanılmasının çok üzücü olduğunu söyledi.
Gazze'de şu anda elektrik ve su bulunmadığını, sürekli bomba sesleri duyulduğunu anlatan Burcu Najjar, "Saldırıların ardından insanlar güvenli olmayan evlerini boşaltıp, güvenli olan bölgelerde oturan yakınlarının evlerine gidiyor. Bir evde ortalama 40 kişi bulunuyor. Gözümüzün önünde insanlar ölüyor, hepimiz çok korkuyoruz. Mezarlıklar doldu, insanlar cenazelerini toplu halde defnediyor" dedi.
Dünyanın her tarafından Gazze'ye gönderilen yardımların adil bir şekilde dağıtılmadığını da söyleyen Burcu Najjar, gönderilen yardımların bir kısmının Gazze'de bazı kişiler tarafından çalındığını ve halka parayla satıldığını ileri sürdü.
Najjar, Gazze'deki savaştan özellikle çocukların çok etkilendiğini belirterek, "Gıda yardımlarının yanı sıra çocukların rehabilite edilmesi için çalışma yapılması lazım. Çocuklar bu depresyonu ömür boyu çekecekler" diye konuştu.
ÖLÜ SAYISI 3 BİNİN ÜZERİNDE
Filistin Türk Dostluk Derneği Başkanı olan avukat Nasır Najjar ise Gazze'deki birçok sağlık ve eğitim kurumunun bombalandığını, yaralıların tedavilerinin çok zor şartlar altında yapıldığını bildirdi.
Dünya ülkelerinin hiçbir şey yapmaması nedeniyle Gazze halkının kaderine boyun eğmek zorunda kaldığını ifade eden Najjar, şöyle konuştu: "Yol kenarındaki tüm evler boşaltıldı. Çünkü İsrail askerlerinin açık hedefi durumunda. Gazze'deki ölü sayısı resmi rakamlardaki gibi 800 civarında değil, 3 binin üzerinde. Bombalı saldırıların ardından parçalanan bazı cesetler torbalara konularak yakınları tarafından hemen defnediliyor. Bu ölüler, resmi rakamlara eklenmiyor. Bazı cesetlerin parçaları metrelerce uzakta bulunuyor."
Najjar çiftinin çocuklarından Süreyya ve Zeynep'in yaşadıkları şoku henüz üzerlerinden atamadıkları görüldü. Konuşmakta güçlük çeken çocuklardan Zeynep Najjar, okulunun bombalandığını ve öğretmeninin öldüğünü söyledi. Süreyya ise yaşadıkları kentte birçok yerin bombalandığını anlattı.
12 Ocak 2009, Haber 7
İsrail, Arap partilerine yasak koydu
İsrail'in Merkez Seçim Komisyonu, halen Meclis'te (Knesset) üyeleri bulunan iki Arap partisi Balad ile Raam Ta'al'in aday listelerini geri çevirdi.
Gazze Şeridi'nde süren askeri operasyon nedeniyle ertelenip ertelenmeyeceği tartışmaları yapılan, 10 şubattaki genel seçimlere her iki partinin katılmasına engel çıkarıldı. Seçime girmesi engellenen partilerden Raam Ta'al milletvekili Ahmed Tibi, kararı İsrail'in Anayasa Mahkemesi niteliğindeki Adalet Yüksek Mahkemesi'ne götüreceklerini söyledi. Merkez Seçim Komisyonu kararının, Yüksek Mahkemeden dönmesi bekleniyor.
Edinilen bilgiye göre, tüm parti gruplarının temsilcilerinden oluşan Merkez Seçim Komisyonu, bugünkü tartışmalı geçen toplantısında, Balad ile Raam Ta'al'ın parti aday listelerini geçersiz kıldı. Balad'ın listesi 3'e karşı 26 ve bir çekinser, Raam Ta'al'in listesi de 8'e karşı 21 ve 2 çekinser oyla reddedildi.
Toplantıda, Ahmed Tibi, Gazze Şeridi'nde devam eden operasyona değinerek, "Sivillerin hedef alınmasına karşıyız. Gazze'de soykırım yapıyorsunuz, çocukları öldürüyorsunuz" dedi.
Tibi'ye karşı çıkan sağ kanattaki İsrail Evimiz (Yisrael Beiteniu) partisinden milletvekili David Rotem ise "Biz, sizi İsrail'in dostu sanıyorduk ve bu nedenle parti listelerinizi sorgulamadık. Sderot son 8 yıldır saldırı altındayken neredeydiniz?" diye sordu.
Komisyonun kararının belli olmasıyla, Arap milletvekilleri toplu halde salonu terk ederken, hemen ardından Ahmed Tibi, Balad Başkanı Cemal Zahalka ile Kadima milletvekillerinden David Tal arasında münakaşa çıktı.
Zahalka, Tal'a, "Filistinli kanı içiyorsunuz, ırkçınız" derken Tibi de "Seçim kampanyası stratejisi olarak savaşa gittiniz...Kadima'ya gelecek her oy, Filistinli çocuğun göğsündeki bir kurşundur" sözleriyle yüklendi.
Tibi, daha sonra basın mensuplarına kararla ilgili açıklamalar yaparken, İsrail'i "ırkçı bir devlet" ifadeleriyle suçladı ve "Biz, bunlara alıştık...Mücadelemizi sürdüreceğiz ve kazanacağız" dedi.
Zahalka da kararın kendilerini şaşırtmadığını, siyasi amaçlı olduğunu söyledi.
Komisyonun kararını değerlendiren İsrail Evimiz Partisi lideri Avigdor Lieberman, "Balad terör örgütü artık seçimlere giremeyecek. İlk savaş bitmiştir" derken, bundan sonraki mücadelelerinin Balad partisinin yasa dışı ilan edilmesi yolunda olacağını ifade etti. Lieberman, Balad'ın, İsrail devletine zarar verdiğini öne sürdü.
İsrail Evimiz Partisi, Balad'ın seçimlere girmesini engellemek için Merkez Seçim Komisyonu'na başvuran 3 partiden biri. "Yahudi Evi" partisi ile parlamentoda yer almayan Şinui partisinin eski üyelerinden biri de aynı doğrultuda Komisyona başvuruda bulunmuştu. Her üç başvuruda da İsrail'i Yahudi yurdu olarak tanımadığı ve İsrail'e karşı silahlı mücadelenin destekçiliğini yaptığı gerekçesiyle, Balad'ın genel seçimlerden men edilmesi istenmişti.
Ancak, geçmişte de yaşanan benzer durumlarda, İsrail Adalet Yüksek Mahkemesi, Arap partisinin seçime katılmasının engellenmesi yolundaki bu tür kararları bozmuştu.
12 Ocak 2009, Zaman
Polonya'da toplu mezar bulundu
Polonya'da 2. Dünya Savaşı'ndan kalma bir toplu mezar bulunduğu, mezarın Sovyet ordularının Berlin'e yürüyüşü sırasında kaybolan bin 800 Almana ait olduğunun sanıldığı bildirildi.
Savaş sırasında Almanya topraklarında bulunan ve adı Marienburg olan Malbork kasabasında bir lüks otel inşaatı için temel kazan işçiler, 13. yüzyıldan kalma Töton Şövalyelerine ait surların dibinde yaptıkları kazı sırasında küçük bir grup ceset buldu.
Savcıların incelemesinin ardından iki hafta sonra tekrar başlayan kazılarda önce onlarca, sonra yüzlerce ceset daha tespit edildi. Kazıların devam ettiği ve başka ceset kalıntılarının da çıkabileceği kaydedildi.
Kasaba yetkililerinden Piotr Szwedowski, Polonyalı ve Alman uzmanların yaptıkları ilk incelemelerden sonra, cesetlerin büyük olasılıkla hala kayıtlarda kayıp olarak geçen Almanlara ait olabileceğini söylediklerini kaydetti.
12 Ocak 2009, Zaman
Taliban, casus diye kaçırdığı 2 kardeşi öldürdü
Pakistan'da ABD için casusluk yapmakla suçlanan 2 erkek kardeşin Taliban tarafından öldürüldüğü bildirildi.
Polis yetkilisi Abdulkayyum Han, cesetleri Kuzey Veziristan aşiret bölgesinin Miran Şah kasabası dışında bulunan 25 ve 30 yaşlarındaki 2 kardeşin cesedine, para karşılığında ABD'ye istihbarat sağladıkları iddia edilen notlar iliştirildiğini söyledi.
Han, bölgede 21 Aralıktan beri ABD casusu oldukları şüphesiyle öldürülenlerin sayısının 13'e yükseldiğini ifade etti.
İki kardeş, bir hafta önce aileleriyle birlikte yaşadıkları yerden ayrılmaya çalıştıkları sırada kaçırılmıştı.
12 Ocak 2009, Milliyet
Bağdat'ta düzenlenen saldırılarda 5 kişi öldü
Irak'ın başkenti Bağdat'ta bu sabah düzenlenen dört saldırıda en az 5 kişinin öldüğü, 14 kişinin yaralandığı bildirildi.
İçişleri Bakanlığından bir kaynak, Bağdat'ın doğu kesimindeki Cedide bölgesinde el yapımı bomba ve ardından bomba yüklü otomobille düzenlenen saldırılarda 3 Iraklının öldüğünü 10 kişinin yaralandığını belirtti.
Bağdat'ın orta kesimindeki Kerrada bölgesinde ve kuzey kesiminde bulunan bir kontrol noktası yakınlarındaki saldırılarda da 2 kişinin öldüğü 4 kişinin yaralandığı kaydedildi.
12 Ocak 2009, Star
Kadın gazeteci kesici aletlerle öldürüldü
Nepal'de kadın hakları savunan kadın gazeteci Uma Singh, bir grup saldırgan tarafından öldürüldü.
Yetkililer, Singh'in dün gece başkent Katmandu'nun 240 kilometre güneydoğusundaki Janakpur bölgesinde evinin önünde bazı kişiler tarafından kesici aletlerle öldürüldüğünü söyledi. Polisin olayla ilgili soruşturma başlattığı, ancak şu ana kadar tutuklanan olmadığı belirtildi.
Medya haklarını savunan Nepal Gazeteciler Federasyonu saldırıyı kınadı. Yazılarında sık sık kadın hakları konusuna değinen Singh, kız tarafının erkek tarafına verdiği başlık parası olan "drahoma" sistemini eleştiriyordu.
MAZLUMDER HABERLERİ
12 Ocak 2009, Yeniçağ
EMPERYALİZMİN İKNA ODALARI-5-
Fonculara rapor verirken Hatay fişleniyor mu?..
Yerel Kültür Politikaları için Kapasite Geliştirme Projesi çerçevesinde, şehirde alınan nefes bile fon veren yabancı kuruluşlara rapor edilecek
Hatay, Anadolu Kültür'ün pilot şehirleri Diyarbakır ve Kars'tan sonra en değer verdiği projelerden birine ev sahipliği yapacak. Burası da, diğer iki şehir gibi etnik çeşitliliği ile öne çıkıyor.
Milattan önce 100 bine giden buluntulara ulaşılan Hatay'da Araplar, Türkler ve Ermeniler sahip oldukları alevi, sünni, ortodoks, hristiyan, maruni ve musevi inançlarıyla mozaikçilerin iştahını kabartıyor. Hristiyanların 'hac'yeri kabul ettiği ve dünyanın en eski mağara kiliselerinden biri olarak da ilgi çekici bir özeeliğe sahip olan Saint Pierre Kilisesi her yıl 29 Haziran'da Katolik Kilisesi'nin geleneksel ayinine de ev sahipliği yapıyor.
Hatay ile sanatın kesiştiği en önemli nokta kuşkusuz Hatay Arkeoloji Müzesi. Burası alanında dünyanın ikinci büyük müzesi sayılıyor.
Şehre sanat götürenlerin öncelikli tercihi neden buraya yatırım yapmak yerine, binyıllardır temsil ettikleri farklı dil, din ve ırklarla, tarihin çeşitli dönemlerinden taşıdıkları izlerle kendilerine has bir 'birlikte yaşama modeli'oluşturarak, şimdi şehirlerinde 'medeniyet buluşturma'ya çalışanların fersah fersah önüne geçmiş bir şehrin insanlarının 'kapasite'siyle uğraşıyor olabilirler?
Burada uygulanan 'Yerel Kültür Politikaları İçin Kapasite Geliştirme Projesi'yle ilgili dışarıya yansıyan bilgilerden, bu çalışmanın popüler ifade ile bir fişleme çalışması olduğunu düşündüm. Bilgi Üniversitesi ve Avrupa Kültür Vakfı işbirliği ile yürütülen ve üç yıl sürecek proje kapsamında sivil toplum kuruluşları, gençler, kadınlar, üniversite, kamu, yerel yönetimler gibi farklı statüdeki gruplar ve cemaatlerle ayrı ayrı toplantılar yapılacak. Bu toplantılar da Antakya'nın kimliği konuşulacak ve bu kimliği yaşatacak 'eylem planları' yapılacak. Bu süreçte atılan her adım, söylenen her söz, yapılan her hareket, her cemaat, her isim, her gelenek kayıt altına alınacak. Ciddi bir envantere dönüşecek bu bilgiler, 'verdikleri paranın karşılığını alıp alamayacaklarını görsünler diye' fon veren kuruluşlara raporlanacak. Böylelikle gerek ABD, gerek AB'nin elinde Türkiye'nin, dil, din, ırk esaslarında kaşınabilir bölgelerine ait kapsamlı bir 'data'oluşturulacak.
Açılışı Tayyip Erdoğan tarafından yapılan, organizesi Hatay Valiliği, Müftülük ve Evrensel Değerleri Koruma Derneği tarafından yürütülen Medeniyetler Buluşması'na Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos, Türkiye Musevileri Hahambaşı Rav İzak Haleva, Türkiye Ermenileri Patriği 2. Mesrob, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu katılarak, Katoliklerin ruhani lideri Papa 16. Benedict de yolladığı mesajla destek vermişti. Etkinlik sadece muhalefeti değil, "Hatay Vatikanlaştırıldığı"nı düşünen AKP'lileri de kızdırmıştı. AKP Hatay Milletvekili Fuat Geçen, "Önce Kürt sorunu söylemi, arkasından Ermeni oyunu, şimdi de din olayları. Toplantıyı AB finanse ediyormuş. Niye yapıyor bunu? Fakir öğrencilere yardım yapıyor ve dinlerini değiştiriyorlar. Misyonerlik çalışması Hatay'da artıyor.' diyerek kaygılarını dile getirmişti. Hatay'ın Türkiye'ye dahil olduğunu tanımayan AB tarafından bilinçli olarak üyelik sürecinin içine çekilmek istendiğini yazanların sayısı da az değildi." Buluşmaya tepki gösterenler sert polis müdahalesiyle karşılaşmıştı.
Vatikanlaştırılıyor tepkisi
Bilgi Üniversitesi
Boğaziçi Üniversitesinde yapılacakken mahkeme kararı ile durdurulan Osmanlı Ermenileri Konferansı'na gönüllü olarak ev sahipliği yapmıştı. Diyarbakır Sanat Merkezi'nin internet faaliyetlerini de yine gönüllü olarak yürütüyor. Birçok öğretim üyesi ve idarecisi, Soros'un desteklediği TESEV'de ve Açık Toplum Vakfı'nda görev aldı, alıyor...
Avrupa Kültür Vakfı
Merkezi Amsterdam'da. Europist kuruluşu ve Anna Lindh Vakfı'yla bağlantılı. Maksadı, Avrupa'nın bütünleşme süreci için kültürel işbirliği.
Düşünce Ufkunu Geliştirme Programı vasıtasıyla AB'nin komşularıyla da çalışma yapıyor. Türkiye projelerinde mahalli düzeyde katılımcı politika oluşturmayı canlandırmayı hedefliyor.
Cüretkâr, davetkâr olmuş
Şinasi Haznedar, Çanakkale'deki sanatsal çalışmalarına, Anadolu Kültür'ü çağırarak başladı
Canakkale'de Anadolu Kültür'den 'etkinlik talep eden' kişi tesadüfe bakın ki Kültür Müdürü Şinasi Haznedar!
Hani "kıçlarına cop sokan anlayış..." diye köşe yazıları kaleme alan entelektüel zat var dı ya...
Anadolu Kültür AŞ'nin Çanakkale'deki en büyük destekçisi olan Haznedar hakkında fikir sahibi olmak isteyenler için devletin, siyasetin, medyanın, yargının, TSK'nın çeşitli kademelerini hedef alan bu satırların okunması kafi olacaktır: "Cumhuriyet, tek tip bir vatandaş, yeni bir ulus inşası, yeni bir dil, hatta resmi bir din ve inanç inşası projesiydi. Kemalist terör örgütü, Atatürk ilke ve inkılaplarının savunucusu bir gazeteye bomba attırıyor... Baykal'ı izlerken utandım. En sosyal demokrat CHP en devlet gibi davranan, en askerci olmadı mı? Van savcısı Ferhat Sarıkaya meslekten men edildiğinde 100 bin kişi Adalet Bakanlığı önüne yığabildik mi? Ergenekon heryere kon diye bir zamanlar arkadaşlarının kıçlarına cop sokan anlayışların 2008 uantılarına kol kanat germeye 'sürekli faşizm' mühendisliğine su taşımaya devam ettiler. 7 defa darbe görüp 8 defa şamar oğlanı pozisyonunda devleti idare ettiğini sanan zat.."
Yeniçağ'ın konunun TBMM'ye taşınmasını sağlayan yayınlarından da hatırlayabileceğiniz gibi jeoloji mühendisi olan Şinasi Haznedar farklı kademelerde memuriyetten sonra Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na bağlı Devlet Su İşleri'nin Trabzon İl Müdürlüğü'nde çalışmış, Van'a yapılan tayini 'psikolojik bozukluk yaşadığına dair' doktor raporuyla durdurulmuştu. Bu olaydan sonra İstanbul Köy Hizmetleri Müdürlüğü'ne atanan Haznedar, kurum kapatılınca Büyükşehir Belediyesi'ne geçiş yaptı. Haznedar Dinlerarası Diyalog çalışmalarıyla dikkat çeken II. Cumhuriyetçi Empati Grubu'nun kurucuları arasında yer almışt, çalışmaları Fehmi Koru, Ali Bayramoğlu, Cengiz Çandar, Mustafa Karaalioğlu gibi isimlerce takdirle karşılanmıştı. KESK'in dönem başkanlığını da yapan Haznedar'ın Trabzon'daki yerel gazeteler için kaleme aldığı yazılar, MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla Öcalan'ın yaşam hakkının takipçisi olacağını ilan etmesi, anlayışının ne olduğunu gösteriyor.
Haznedar, şimdi şehitler diyarı Çanakkale'de, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından atandığı Kültür Müdürlüğü koltuğunda yerli Soros'ların etkinliklerini 'devlet adına' destekliyor.
Bitirirken;
Okurdan gelen yorum ve tespitler böyleydi
Küresel güçlerin medya, siyaset ve sivil toplumdaki işbirlikçileri ile birlikte özel gündemler oluşturarak Türkiye'yi teslimiyete alıştırdıkları sürekli üzerine yazdığımız bir konuydu. 'Sanatı İstanbul'un dışına çıkarmak istiyoruz' diyerek, başta Soros'un TESEV'i olmak üzere, ABD ve AB'den fon alanların ilk iş olarak Diyarbakır, Kars ve Hatay'da 'kültürel çıkarma' yapmasından huylanmıştık. Yapılan faaliyetler, bu faaliyetleri detekleyen ve yürütenlerin kimliği ve gidilen yerlerin özelliklerine dair küçük bilgiler topladık. Parçaları birleştiridiğinizde sizde kendinizi "Sivil Örümceğin Ağında" hissetmiş olabilirsiniz. O ağı çırpınarak parçalayamayacağınızı unutmayın. Bu kuşatmayı yarmanın tek yolu, binyıllardır oluşturduğunuz güçlü gövdenizden koparılmak istenen parçaların 'kangren'li olmadığına inanmak ve kesip atmak isteyenlere boyun eğmemek. Kürdü, Ermenisi, Rumu, Çerkezi, Lazı, Gürcüsü... Hitit'i, Urartu'su, Fenike'si... Romas'sı, Selçuklu'su, Osmanlı'sı...
Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ait olan, onun öncesinde de binlerce yıl Türk beylik, devlet ve imparatorluklarının hakimiyetinde kalan bu topraklardan gelip geçmiş, bu topraklarda konaklamış sayısız kültür var, ama o kültürlerin adlarının biliniyor, izlerinin görülüyor olması bile gerçek bir Türk mucizesi değil mi?
Beş gün boyunca, birbirine eklesek kitap olacak nitelikte yorumlarla sağladığınız katkı için sağolun. Hepsini olmasa da, genel fikri özetleyen, hiç olmazsa birkaç satırı bütün Yeniçağ okurları adına paylaşmayı borç biliyorum:
"Böyle iktidara böyle sivil toplum yakışır. Gırnatayı yıkıp binlerce müslümanı kazığa oturtan Ferdanand ile Elizabeth'in torunu Jose Luis Rodriguez Zapatero'nun medeniyetiyle bu kadar olur. Haçlı siyonist bayrağının arkasında "orada bir de minare olacaktı" diye aranıp dururlar."
Selvi Gürel
"Kars Sanat Merkezi'nin düzenlediği birçok etkinliğe katıldım. Basıt sınır meselelesi konusunu hep hocalarımızın hümanizmine bağlamıştım. Refleksimizi kırabileceği konusunda uyarıya ihtiyacımız varmış. Teşekkürler."
Saffet Arslan
"Neyin sanatını götürüyorlar diye sormuştunuz ya; ben 'başkaldırı'nın diyorum."
Melike Aysan
"Boşuna dememişler, bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyeim. Bana fon verenini söyle, sana misyonunu söyleyeyim durumu bu da."
Ahmet Gündoğdu
12 Ocak 2009, Haber 7
Gazze için en büyük miting bu pazar
İsrail'in Gazze'yi işgal edip sivil insanları katletmesine dünya genelinde en büyük tepkiyi gösteren ülke olan Türkiye çok büyük bir mitinge hazırlanıyor...
İki hafta önce İstanbul'da Saadet Partisi'nin organize ettiği Gazze'ye destek mitinginden sonra daha geniş katılımlı bir miting Ankara'da organize edilecek.
Beş sivil toplum Kuruluşunun çağrısı ile gerçekleştirilecek mitinge milyonlarca insanın katılımı bekleniyor.
"Hepimiz Filistinliyiz Platformu" çatısı altında bir araya gelen Türkiye'nin aktif STK'larından, MAZLUMDER, MÜSİAD, HAK-İŞ, AGD ve MEMUR - SEN'in organize ettiği miting, 18 Ocak Pazar günü saat 13.00'da Ankara'nın Sıhhıye Meyda'nında gerçekleştirilecek.
Toplumun her kesiminden katılımın sağlanması için yoğun bir çalışma takvimi hazırlayan organize komitesinin mitinge katılım hedefi ise çok büyük; Türkiye'de bu zamana kadar yapılmış en büyük miting...
"Hepimiz Filistinliyiz Platformu" mitingle ilgili şu bildiriyi yayınladı:
Gazze: Dünyanın en büyük açık cezaevi.
Gazze: Açlık, sefalet, hastalık ve ölümlerin kanıksanmış adı
Gazze: 360 Km2'lik bir alanda yaşayan 1,5 milyon insana yönelik soykırımın ambargonun ve katliamın yapıldığı şehir
Gazze: dünya ülkelerinin suskunluğuna ve ikiyüzlülüğüne tanık şehir
Gazze: ülke yönetimlerine rağmen dünya halklarının ayaklandığı şehir
Şimdi güç birliği zamanı şimdi Filistinle dayanışma zamanı şimdi zulme dur deme zamanı
Şimdi, insanlığın yitmek üzere olan kalbi için, Gazze için Türkiye'nin kalbi Ankara'da, Filistin ve Türkiye dayanışmasını, hep birlikte haykırma zamanı.
Kimbilir Türkiye'de kanat çırpan bir kelebek, belki de Filistin'de, Gazze'de özgürlük ve kurtuluş getiren bir fırtınaya dönüşür. Kimbilir ?
18 Ocak Pazar saat 13.00'da Gazze için Filistin için kanatlarını Ankara Sıhhiye meydanında çırpmaya gelir misin ?
12 Ocak 2009, Timetürk
Gazze için en büyük miting bu Pazar
İsrail'in Gazze'yi işgal edip sivil insanları katletmesine dünya genelinde en büyük tepkiyi gösteren ülke olan Türkiye çok büyük bir mitinge hazırlanıyor...
İki hafta önce İstanbul'da Saadet Partisi'nin organize ettiği Gazze'ye destek mitinginden sonra daha geniş katılımlı bir miting Ankara'da organize edilecek.
Beş sivil toplum Kuruluşunun çağrısı ile gerçekleştirilecek mitinge milyonlarca insanın katılımı bekleniyor.
"Hepimiz Filistinliyiz Platformu" çatısı altında bir araya gelen Türkiye'nin aktif STK'larından, MAZLUMDER, MÜSİAD, HAK-İŞ, AGD ve MEMUR - SEN'in organize ettiği miting, 18 Ocak Pazar günü saat 13.00'da Ankara'nın Sıhhıye Meyda'nında gerçekleştirilecek.
Toplumun her kesiminden katılımın sağlanması için yoğun bir çalışma takvimi hazırlayan organize komitesinin mitinge katılım hedefi ise çok büyük; Türkiye'de bu zamana kadar yapılmış en büyük miting...
"Hepimiz Filistinliyiz Platformu" mitingle ilgili şu bildiriyi yayınladı:
Gazze: Dünyanın en büyük açık cezaevi.
Gazze: Açlık, sefalet, hastalık ve ölümlerin kanıksanmış adı
Gazze: 360 Km2'lik bir alanda yaşayan 1,5 milyon insana yönelik soykırımın ambargonun ve katliamın yapıldığı şehir
Gazze: dünya ülkelerinin suskunluğuna ve ikiyüzlülüğüne tanık şehir
Gazze: ülke yönetimlerine rağmen dünya halklarının ayaklandığı şehir
Şimdi güç birliği zamanı şimdi Filistinle dayanışma zamanı şimdi zulme dur deme zamanı
Şimdi, insanlığın yitmek üzere olan kalbi için, Gazze için Türkiye'nin kalbi Ankara'da, Filistin ve Türkiye dayanışmasını, hep birlikte haykırma zamanı.
Kimbilir Türkiye'de kanat çırpan bir kelebek, belki de Filistin'de, Gazze'de özgürlük ve kurtuluş getiren bir fırtınaya dönüşür. Kimbilir ?
18 Ocak Pazar saat 13.00'da Gazze için Filistin için kanatlarını Ankara Sıhhiye meydanında çırpmaya gelir misin ?
12 Ocak 2009, Haber Aktüel
Gazze için en büyük miting bu Pazar
İsrail'e dünya genelinde en büyük tepkiyi gösteren ülke olan Türkiye çok büyük bir mitinge hazırlanıyor...
Reklam
İki hafta önce İstanbul'da Saadet Partisi'nin organize ettiği Gazze'ye destek mitinginden sonra daha geniş katılımlı bir miting Ankara'da organize edilecek.
Beş sivil toplum Kuruluşunun çağrısı ile gerçekleştirilecek mitinge milyonlarca insanın katılımı bekleniyor.
"Hepimiz Filistinliyiz Platformu" çatısı altında bir araya gelen Türkiye'nin aktif STK'larından, MAZLUMDER, MÜSİAD, HAK-İŞ, AGD ve MEMUR - SEN'in organize ettiği miting, 18 Ocak Pazar günü saat 13.00'da Ankara'nın Sıhhıye Meyda'nında gerçekleştirilecek.
Toplumun her kesiminden katılımın sağlanması için yoğun bir çalışma takvimi hazırlayan organize komitesinin mitinge katılım hedefi ise çok büyük; Türkiye'de bu zamana kadar yapılmış en büyük miting...
"Hepimiz Filistinliyiz Platformu" mitingle ilgili şu bildiriyi yayınladı:
Gazze: Dünyanın en büyük açık cezaevi.
Gazze: Açlık, sefalet, hastalık ve ölümlerin kanıksanmış adı
Gazze: 360 Km2'lik bir alanda yaşayan 1,5 milyon insana yönelik soykırımın ambargonun ve katliamın yapıldığı şehir
Gazze: dünya ülkelerinin suskunluğuna ve ikiyüzlülüğüne tanık şehir
Gazze: ülke yönetimlerine rağmen dünya halklarının ayaklandığı şehir
Şimdi güç birliği zamanı şimdi Filistinle dayanışma zamanı şimdi zulme dur deme zamanı
Şimdi, insanlığın yitmek üzere olan kalbi için, Gazze için Türkiye'nin kalbi Ankara'da, Filistin ve Türkiye dayanışmasını, hep birlikte haykırma zamanı.
Kimbilir Türkiye'de kanat çırpan bir kelebek, belki de Filistin'de, Gazze'de özgürlük ve kurtuluş getiren bir fırtınaya dönüşür. Kimbilir ?
18 Ocak Pazar saat 13.00'da Gazze için Filistin için kanatlarını Ankara Sıhhiye meydanında çırpmaya gelir misin ?
12 Ocak 2009, Sentez Haber
Binlerce insan Filistin için yürüdü
Dün Kocaeli'de onbin insan Filistin için yürüdü ve "İsrail'le yapılan tüm askeri iş birliği ve ticari anlaşmalar feshedilsin" mesajını verdi dedi.
Onbin yürek Filistin için attı
Dün Kocaeli'de başlayan, bir halk yürüyüşü olarak düzenlenen ve hiçbir partinin, vakıf ve derneğin flamasının açılmadığı yürüyüş halkın katılımlarıyla gerçekleşti. Öğlen namazından çıkan cemaatin de katılmasıyla kısa sürede yaklaşık 10 bin kişiye ulaşan topluluk, İzmit Merkez bankası yanından, Sabri Yalım İnsan hakları parkına yürüdü. Yürüyüş boyunca aşağıdaki sloganlar atıldı:
Filistin halkı yalnız değildir,
Muhammed'in ordusu Kafirlerin Korkusu,
La ilahe illallah, Allahüekber,
Katil İsrail Filistin'den defol,
Saat 13.30'da İnsan hakları parkına ulaşan topluluğa konuşmacılar hitap etti. Çeşitli konuşmacılar görüşlerini açıkladılar.
Söz alan MAZLUMDER Genel başkanı Ömer Faruk Gergerlioglu, topluluğa hitaben, "Arkadaşlar bu yaptığınız yürüyüşlerin boşa olduğunu sanmayın, Arap ülkelerinde, Filistin'de Gazze'de bunlar büyük bir dikkatle izleniyor ve siz orada direnen insanlara büyük bir moral kaynağı oluyorsunuz. onlar diyorlar ki 'Sevgilerimiz Türkiye ile', bizde buradan diyoruz ki, 'sevgilerimiz Filistin ve direnen insanlarla.' Dün Konya'daydık, orada da büyük bir miting düzenlendi ve Gazze'yi vuran İsrail jetlerinin Konya'da eğitim yapması protesto edildi. Biz istiyoruz ki İsrail'le yapılan tüm askeri iş birliği ve ticari anlaşmalar feshedilsin ve İsrail'le tüm ilişkiler kesilsin" dedi.
Ömer Geregerlioglu,18 Ocak 2009 Pazar günü Ankara'da "İsrail'le tüm anlaşmaların feshi" için büyük bir mitin yapılacağını, bunun bugüne kadar yapılan Filistin Mitinglerinin en büyüğü olacağını, İzmit'ten otobüsler kalkacağını ve imza kampanyaları düzenleneceğini söyleyerek, katılım noktasında destek verilmesini istedi.
Sunucu Cananosman Aranda, 18 Ocak 2009 Pazar günü İzmit kapalı spor salonunda Kocaeli Filistin Gönüllüleri Platformu tarafından saat 19.00'da yardım amaçlı bir gece düzenleneceğini, satılan davetiyelerin gelirinin Gazze'ye gönderileceğini söyleyerek katılım gösterilmesini istedi. Toplantı olaysız sona erdi ve topluluk dağıldı.Yürüyüşün hiçbir parti veya dernek adına yapılmadığından dolayı katılımın çok yüksek olduğu, çeşitli adlar altında yapılan yürüyüşlerden daha fazla sayıda ve her kesimden insanın gelmesi dikkati çekti.
12 January 2009, Dünya Bülteni
"Killer Israel planes" protested in Turkey
Turks protested "killer Israel warplanes" that get training flights in the Turkish city of Konya in Turkey and urged the government to cancel all deals with Israel.
Turks protested "killer Israel warplanes" that get training flights in the Turkish city of Konya in Turkey at the weekend and urged the government to cancel all deals with Israel.
Human Rights Organization Mazlumder Konya branch organized the car convoy, which hundreds of people took part.
Protesting against Israeli massacre in Gaza, the car convoy travelled from Konya city center to 3. Airbase that in a 20 thousand-square kilometre area in the Konya valley for training of hundreds of Israel's planes.
Participants staged a protest near the airbase and demanded all military agreements and intelligence deal with Israel to be cancelled, burning Israeli, US and EU flags.
Mazlumder Konya branch president Mustafa Akmeşe and other speakers condemned Israeli attacks on Gaza.
"Israel massacres civillians, aid workers, bomb schools, hospitals, ambulances...They are committing war crimes. We want our government to show Turkey`s will to condemn this aggression", he said.
12 Ocak 2009, Çumra Postası
Konya'da Katil Uçaklara Hayır Konvoyu
Konya'da, İsrail uçaklarının kentte tatbikat yapmasını protesto için ''Katil Uçaklara Hayır'' konvoyu oluşturuldu.
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) Konya Şubesince organize edilen araç konvoyu için vatandaşlar, sabah saatlerinden itibaren Uğurlu Araba Pazarı'nda bir araya geldi.
Slogan atan grup daha sonra araçlarına binerek oluşturdukları konvoyla, Rauf Denktaş Caddesi-Nalçacı Caddesi-Sultan Şah Caddesi-Karatay Medresesi-Aladdin Çevresi-Rektörlük Önü-Musalla Mezarlığı güzergahını izleyerek Ankara yolu üzerinde 3. Ana Jet Üs Komutanlığının yakınındaki Birlik Parkı'nda buluştu.
MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, bu eylemi bütün dünyanın izlediğini ve yanı başlarında bulunan alanın İsrail savaş uçakları tarafından kirletildiğini söyledi.
Bu alanda uçuşlara izin vermeyeceklerini ifade eden Gergerlioğlu, ''Hükümetin artık irade göstermesini istiyoruz. İsrail, doktor, ambulans, hastane demeden vuruyor. Misket bombası atıyorlar. Savaş suçu işliyorlar'' diye konuştu.
İsrail'in Gazze'de yakmaya yıkmaya devam ettiğini belirten Gergerlioğlu, şunları kaydetti:
''Öylesine insanlık dışına çıkmışlar ki Kızılhaç görevlilerinin yaralıları almasına dahi izin vermiyorlar. Aç, susuz Gazze üzerine misket bombalarıyla saldırıyorlar. O bombalar Filistinliler'in üzerine değil bizim yüreklerimize düşüyor. Katil İsrail özellikle çocukları vuruyor. İsrail katliamlarla kuruldu ve 60 yıldır katliamlarını sürdürüyor. Biz duyarlılığımızı göstermeye devam edeceğiz.''
Gergerlioğlu'nun konuşması sırasında bir grup, İsrail, AB ve ABD bayrağını ateşe verdi.
MAZLUMDER'in Konya dışında bulunan 22 şubesinin de destek verdiği eyleme katılanlar, daha sonra dağıldı.
12 Ocak 2009, Habervaktim
Kime sordunuz, İsrail'le dost oldunuz?
"İsrail Parlamentosuyla Dostluk Grubu Dağıtılsın" adlı kampanyada toplanan imzalar TBMM'ye gönderildi.
Kocaeli MAZLUMDER şubesi tarafından 5 Ocak 2009 günü başlatılan, "İsrail'li parlamenterle dostluk grubu dağıtılsın, biz size katillerle dost olmanız için oy vermedik" kampanyası bugün saat 12.30 da sona erdi ve Kocaeli halkından toplanan binlerce imza, İzmit Merkez Postanesinden, MAZLUMDER Kocaeli Şubesi yönetim kurulu üyesi Hakkı Akın tarafından postaya verildi.
Konuya ilişkin bir açıklama yapan Hakkı Akın, "vekillerimizin terörist katil İsrail devletinin parlamenterleri ile dost olmasını halk olarak onaylamıyoruz, biz onlara bu katillerle dost olsunlar diye oy verip vekilimiz olarak meclise yollamadık.Bu grup derhal kapatılmalı yerine Filistinli vekillerle dostluk grubu kurulmalıdır. Cumhuriyetlerde vekiller halkın temsilcisidir, biz Kocaeli halkından bunun için binlerce imza topladık, toplanan imzalar semboliktir, inanıyoruz ki bu konuda yüz binlerce imza toplayabiliriz. Hiçbir seçmen bu dostluğu onaylamıyor, seçim kampanyaları sırasında hangisi bu katil devletin parlamenterleri ile dost olacağını söyledi, seçmenin onayını almadan halkın razı olmayacağı işler yapıyorlar, bunun için tüm İsrailli parlamenterlerin dostu vekillerini seçmenden özür dilemeye davet ediyoruz" dedi.
Daha sonra postane gişelerinden T.B.M.M gönderilmek üzere imzalar postaya verildi.
12 Ocak 2009, Haberbiz
Gazze için en büyük miting
İstanbul'da Saadet Partisi'nin organize ettiği Gazze'ye destek mitinginden sonra daha geniş katılımlı bir miting Ankara'da organize edilecek.
Beş Sivil Toplum Kurulu'şunun çağrısı ile gerçekleştirilecek mitinge milyonlarca insanın katılımı bekleniyor. "Hepimiz Filistinliyiz Platformu" çatısı altında bir araya gelen Türkiye'nin aktif STK'larından, MAZLUMDER, MÜSİAD, HAK-İŞ, AGD ve MEMUR - SEN'in organize ettiği miting 18 Ocak Pazar günü saat 13.00'da Ankara'nın Sıhhıye Meyda'nında gerçekleştirilecek.
Toplumun her kesiminden katılımın sağlanması için yoğun bir çalışma takvimi hazırlayan organize komitesinin mitinge katılım hedefi ise çok büyük; Türkiye'de bu zamana kadar yapılmış en büyük miting...
"Hepimiz Filistinliyiz Platformu" mitingle ilgili şu bildiriyi yayınladı:
Gazze: Dünyanın en büyük açık cezaevi.
Gazze: Açlık, sefalet, hastalık ve ölümlerin kanıksanmış adı
Gazze: 360 Km2'lik bir alanda yaşayan 1,5 milyon insana yönelik soykırımın ambargonun ve katliamın yapıldığı şehir
Gazze: dünya ülkelerinin suskunluğuna ve ikiyüzlülüğüne tanık şehir
Gazze: ülke yönetimlerine rağmen dünya halklarının ayaklandığı şehir
Şimdi güç birliği zamanı şimdi Filistinle dayanışma zamanı şimdi zulme dur deme zamanı
Şimdi, insanlığın yitmek üzere olan kalbi için, Gazze için Türkiye'nin kalbi Ankara'da, Filistin ve Türkiye dayanışmasını, hep birlikte haykırma zamanı.
Kimbilir Türkiye'de kanat çırpan bir kelebek, belki de Filistin'de, Gazze'de özgürlük ve kurtuluş getiren bir fırtınaya dönüşür. Kimbilir ?
18 Ocak Pazar saat 13.00'da Gazze için Filistin için kanatlarını Ankara Sıhhiye meydanında çırpmaya gelir misin ?
11 Ocak 2009, Batman Postası Gazetesi
Mazlum Der'den Dilekçe standı
Mazlumder, Türkiye genelinde, AKP hükümetinin İsrail'le olan ilişkilerini iptal etmesi için 'İsrail vahşetine 'dur' de' imza ve mektup kampanyası düzenledi.
Mazlumder Batman şubesi olarak kampanyaya destek vermek amacıyla Gülistan Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde stand açıp, imza toplamaya başladı. Dün başlayan olan kampanyanın üç gün sürdürüleceği belirtildi. Toplanan imzaların genel merkez aracılığıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a iletileceği ve duyarlı herkesin kampanyaya destek verilmesi istendi.Hazırlanan mektupta şu istekler bulunuyor "Gazze'ye İsrail'in saldırısı devam ediyor. Gazze'de masum çocuklar, savunmasız kadınlar öldürülüyor. Gazze'de hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği bir katliam yaşanıyor. Gazze'de artık bir soykırım yaşanıyor. Gazze halkı aç, susuz, karanlıklar içinde olsa bile onurlu bir direnişi seçiyor. Gazze'yi vuran uçaklar ise Konya'da eğitim yapıyor. İsrail en modern silahlarla vuruyor.
Türkiye ise askeri anlaşmalarla İsrail'e para kazandırıyor. İsrail'i durdurmak, katliam görüntüleri karşısında sadece gözyaşı dökmeyle olmuyor. Türkiye'nin İsrail büyükelçisinin derhal geri çağırılmasını ve İsrail büyükelçisinin ülkesine geri gönderilmesini, İsrail'le yapılan tüm ekonomik, siyasi ve askeri anlaşmaların iptal edilmesini, Konya semalarında askeri uçuş talimi yapan İsrail uçaklarının eğitiminin iptalini, istiyoruz. Artık bu kararın alınmasının tarihi bir görev olduğunu hatırlatıyoruz" çağrısında bulunuldu.
11 Ocak 2009, Batman Postası
Mazlum Der'den Dilekçe standı
Mazlumder, Türkiye genelinde, AKP hükümetinin İsrail'le olan ilişkilerini iptal etmesi için 'İsrail vahşetine 'dur' de' imza ve mektup kampanyası düzenledi.
Mazlumder Batman şubesi olarak kampanyaya destek vermek amacıyla Gülistan Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde stand açıp, imza toplamaya başladı. Dün başlayan olan kampanyanın üç gün sürdürüleceği belirtildi. Toplanan imzaların genel merkez aracılığıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a iletileceği ve duyarlı herkesin kampanyaya destek verilmesi istendi.Hazırlanan mektupta şu istekler bulunuyor "Gazze'ye İsrail'in saldırısı devam ediyor. Gazze'de masum çocuklar, savunmasız kadınlar öldürülüyor. Gazze'de hiçbir vicdanın kabul edemeyeceği bir katliam yaşanıyor. Gazze'de artık bir soykırım yaşanıyor. Gazze halkı aç, susuz, karanlıklar içinde olsa bile onurlu bir direnişi seçiyor. Gazze'yi vuran uçaklar ise Konya'da eğitim yapıyor. İsrail en modern silahlarla vuruyor.
Türkiye ise askeri anlaşmalarla İsrail'e para kazandırıyor. İsrail'i durdurmak, katliam görüntüleri karşısında sadece gözyaşı dökmeyle olmuyor. Türkiye'nin İsrail büyükelçisinin derhal geri çağırılmasını ve İsrail büyükelçisinin ülkesine geri gönderilmesini, İsrail'le yapılan tüm ekonomik, siyasi ve askeri anlaşmaların iptal edilmesini, Konya semalarında askeri uçuş talimi yapan İsrail uçaklarının eğitiminin iptalini, istiyoruz. Artık bu kararın alınmasının tarihi bir görev olduğunu hatırlatıyoruz" çağrısında bulunuldu.
9 Ocak 2009, Atılım
Mazlum-Der: Dünyanın görmediğini Chavez gördü
İSTANBUL Mazlum-Der, dün Venezuela Konsolosluğu önünde basın açıklamısı yaptı, antiemperyalist halkçı devlet başkanı Hugo Chavez'i, İsrail büyükelçisini sınırdışı ettiği için kutladı. Mazlum-Der üyeleri, solcu Chavez'e teşekkürlerini sunan bir de mektup gönderdi.
Mazlum-Der Genel Başkanı Ayhan Küçük, yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'de yaptığı katliam karşısında dünya barışını tesis etmek için kurulduğu iddia edilen uluslararası kuruluşların sessizliğini koruduğuna dikkat çekti, Gazze'deki katliama karşı somut adımda bulunan tek ülkenin Venezuela olduğunu belirterek, Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez'in İsrail'in diplomatik temsilcilerini ülkesinden kovduğunu hatırlattı. Küçük, Chavez'e teşekkür ederken, Türkiye'nin İsrail konsolosluk, büyükçelçilik ve temsilciliklerinin kapatmasını, İsrail ile yapılan ikili anlaşmaların feshetmesini ve Konya'dan kalkan İsrail uçaklarına da dur demesini istedi.
7 Ocak 2009, Memleket
Mazlum-Der'den KTO sürgünü raporu
KTO'da çalışan sürgün personelin başvurusu üzerine Mazlum-Der Konya Şubesi durumu araştırıp bir rapor hazırladı. İşte o rapor...
Der Konya Şubesi, KTO'da çalışan sürgün personelin başvurusu üzerine personel ile oda yönetimi arasındaki sorunları inceleyerek hazırladığı rapor açıklandı.
İnceleme heyetinde Mazlumder Şube Başkanı Mustafa Akmeşe, Adem Seleş ve Mustafa Atılgan yer aldı.
Raporda şu görüşlere yer verildi:
KTO Yönetiminin ve Yönetim Kurulu Başkanı'nın sözleşmeli statüye geçmeyi kabul etmeyen personele yaptığı uygulamalar yasaların kendilerine verdiği yetkilere büyük oranda uygundur. Oda Başkanı da kendisi ile yapılan görüşmede olayın bu yönüne dikkat çekmekte ve kanunsuz bir işlem yapmadıklarını ileri sürmektedir. İddia sahiplerinin idari yargıya gidebileceklerini eğer yasal olmayan bir tasarrufları var ise idari yargıdan döneceğini ve verilen yargı kararına uyacaklarını beyan etmektedir. İddia sahiplerine yapılan uygulamalar yasalara uygun olsa bile adalet ve hakkaniyet ölçülerine uygun değildir.
Kaldı ki, evli ve çocuklu bir bayanın ailesinin parçalanması dikkate alınmadan uzak bir ilçede görevlendirilmesi aile bütünlüğünü korumayı esas alan Anayasa maddesine ve Devlet Memurları Kanununun ilgili maddesine aykırıdır. Yapılan uygulamalar büyük oranda yasal mevzuata uygun olsa da belirtilen örnekte olduğu gibi yasalara aykırı uygulamalar da vardır. Ancak, ihtilaflar yasal zeminden çok hukuk ve adalet ekseninde cereyan etmektedir. Dolayısıyla Oda Başkanının hukuk ve adalet ölçülerine göre yapılan itiraz ve şikâyetleri yasalara sığınarak karşılamaya çalışması adil bir yönetici tavrına uygun değildir.
Heyetimiz, Oda Başkanının tasarruflarının başvurucularla bir hesaplaşma düşüncesini yansıttığı, başvurucuların da görüşerek sorunların çözülemeyeceği kanaati taşıdıkları, çalışma barışının kalmadığı, diyalog ortamının tamamen kaybolduğu, bu noktaya gelinmesinin idarenin zafiyetinden kaynaklandığı, idarenin, zafiyetini gidermek yerine yasal yetkilerini çalışanlar aleyhine kullanarak hak ihlaline sebebiyet verdiği kanaatine varmıştır.
7 Ocak 2009, Tellal Gazetesi
Mazlumder Kütahya Şubesi, vatandaşlara, "İsrail mallarını boykot et" çağrısı yaptı
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) Kütahya Şubesi üyeleri, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını protesto ederek, vatandaşlara İsrail mallarına karşı boykot çağrısı yaptı.
Ellerinde, ''Bekle bizi İsrail beklediğin her yerde, bekle bizi İsrail beklemediğin her yerde'' yazılı pankart ve ''Seller gibi kan aksa, kurtulacak El-Aksa'', ''Zulme seyirci kalmak, zulme ortak olmaktır'', ''Elimizden ne gelir demeyin, yeni yılda İsrail'i boykot edin'' yazılı dövizler taşıyan grup, Cumhuriyet Caddesi'ndeki Avcılar İş Merkezi önünde toplandı.
Grup adına Zehra Ünal tarafından okunan basın açıklamasında, "uluslararası kurumların ve toplumun, İsrail'in cinayetlerine sessiz kalması sonucunda siyonist rejimin, Gazze halkına insanlık dışı baskı ve saldırılarını devam ettirdiği" belirtildi.
Filistin topraklarında soykırım uygulandığına işaret edilen açıklamada, işgal altındaki Filistin topraklarında insanlık dramının doruğa ulaştığı, Arap ve İslâm dünyasının, Filistin halkının sorunları karşısındaki duyarsızlığının İsrail ve ABD'yi cesaretlendirdiği ifade edildi.
Açıklamada, "Dünyanın gözü önünde kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı yapılmaksızın masum siviller katledilirken, İsrail ürünlerini ve İsrail'e destek veren firmaların ürünlerini tüketmemek, vicdani bir sorumluluk gereğidir" denildi.
Gruptakiler, açıklamanın ardından dağıldı.
6 Ocak 2009, Hürriyet
Maça 'pabuç' tatili
Türk Telekom ile İsrail'in Bnei Hasharon takımı arasındaki basketbol maçı yoğun güvenlik önlemlerine rağmen çıkan olaylar nedeniyle tatil edildi.
İSRAİL TAKIMI PROTESTO EDİLDİ - FOTO GALERİ
Maçtan önce salonun yakınında toplanan grup, İsrail aleyhine sloganlar attı. Oyuncak bebek, kundak ve beşiklerle İsrail'in Gazze işgalini protesto eden grup, daha sonra İsrail bayrağını yere atıp çiğnedikten sonra yaktı. Taraftarlar maç başlamadan bir saat önce tek tek aranarak salona alındılar. Hasharon takımı yoğun protestolar altında ısınmak için sahaya çıktı. Seyirciler sık sık İsrail aleyhine slogan atarken, bir taraftar da ayakkabısını İsrailli basketbolculara fırlattı. Polis ayakkabısını fırlatan protestocuyu gözaltına aldı. Konuk ekip oyuncuları soyunma odasına çekildi. Hasharon takımı, hakemlerin verdiği 15 dakikalık süreye rağmen oyun alanına çıkmayınca, maç tatil edildi. Karşılaşma ile ilgili nihai karar ULEB tarafından daha sonra verilecek.