Basın Açıklamaları

12 Nisan 2009 İnsan Hakları İhlalleri Haberleri

12 Nisan 2009 de Türkiye de Yaşanan İnsan Hakları İhlalleri Haberleri

TÜRKİYE HABERLERİ

12 Nisan 2009, Timetürk

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'ne bomba

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü binası girişine patlayıcı madde atıldı.

Patlama sonrası ölen yada yaralanan olmazken cadde üzerinde bulunan bir eczanede maddi hasar meydana geldi. Polis, saldırganları yakalamak için ara sokaklarda oprasyonlarını sürdürüyor.

9 Nisan Cuma günü yine Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü binasına saldırı girişiminde bulunulmuş ve cadde üzerindeki bir başka eczanede maddi hasar meydana gelmişti

12 Nisan 2009, Evrensel

Cezaevinde insanlık ayıbı

Cumali Akkaş

Hastane raporuna rağmen felçli olarak cezaevine konulan 20 yaşındaki gencin vücudunda yaralar çıktı. Genç, oluşan kokular nedeniyle mahkumlar rahatsız olunca üç cezaevi gezmek zorunda kaldı. Sorun yine çözülemeyince hücreye atıldı.

Belden aşağısı felç olan Emrah Alişan, 19 aydır cezaevinde yaşam mücadelesi veriyor. Bakıma muhtaç olan Alişan'ın vücudunda çıkan yaraların kokusu nedeniyle mahkumlar rahatsız oldu. Sorunun çözümü Alişan'ı hücreye atmak oldu.

Ailesi tarafından defalarca hastanede tedavi görmesi için başvuru yapılan Alişan'a, Adli Tıp Kurumu tarafından verilen 'cezaevinde cezasını çekebilir' raporu tartışma yaratmıştı. Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Balcalı Tıp Fakültesi tarafından verilen, 'hastanede tedavi görmesi gerektiği' yönündeki rapora rağmen Alişan hâlâ cezaevinde. Çocuklarının tedavi ettirilmesini isteyen Alişan ailesi, yaşananlara isyan ediyor.

FELÇLİ OLARAK HÜCREDE KALIYOR

Adana'nın Yüreğir ilçesinde yaşayan 20 yaşındaki Emrah Alişan, 23 Eylül 2007 tarihinde 3. kattan beton zemine düştü. Ağır yaralanan ve 15 gün hastanede tedavi gören Alişan'ın belden aşağısı felç oldu. 2006'da karıştığı bir yaralama olayından ötürü cezası kesinleşince de tutuklanarak Kürkçüler F Tipi Cezaevi'ne gönderildi. 19 aydır felçli olarak cezaevinde kalan Alişan'ın, yatalak olduğu için vücudunda yaralar oluştu. Bakıma muhtaç bir şekilde yaşayan Alişan, diğer mahkumların rahatsız olmasından ötürü 3 cezaevi değiştirdi. İlk olarak Kürkçüler Cezaevi'ne gönderilen Alişan, sonra Hatay ve Adana Kozan cezaevlerine gönderildi. Kaldığı cezaevlerinde sadece sağlık memurları tarafından pansumanı yapılan Alişan, diğer mahkumların rahatsız oldukları gerekçesi ile hücreye konuldu.

KURUMLAR BİRBİRİNE İNANMIYOR

Daha önce İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi, Alişan'ın tahliyesine gerek olmadığına ve bakımının revirde yapılabileceğine karar vermişti. Ailenin girişimleri ile ÇÜ Balcalı Tıp Fakültesi'nde tedavi edilen Alişan için tam teşekküllü bir hastanede tedavi olması gerektiğine dair rapor verildi. Ancak Adalet Bakanlığı ise bu raporun kabul edilemeyeceğini söyledi. Baba Ahmet Alişan, oğlunun durumunun gün geçtikçe kötüleştiğini ifade etti.

Devletin hastanesi tarafından verilen raporun kabul edilmemesine anlam veremeyen Alişan, bir insanın felçli olarak hücrede nasıl kalabileceğini sordu. Baba Alişan, çocuğuna verilen cezaya saygılı olduklarını, ancak çocuklarının tedavi edildikten sonra bu cezayı çekmesi gerektiğini belirtti. Doktorların tedavinin Adana'da yapılamayacağını söylediğine dikkat çeken Alişan, çocuğunun tedavi edilmesi için Adalet Bakanlığı'nı göreve çağırdı.

--------------------------------------------------------------------------------

KARARI VEREN KURUL TARTIŞMALI

Skandal raporlarıyla gündemden düşmeyen Adli Tıp Kurumu, yine tartışmalı bir karara imza atmıştı. Felçli olduğu için ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan ve sürekli bakıma muhtaç olan Emrah Alişan için revirde cezasını çekebilir kararını tartışmalarla gündemden düşmeyen İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi vermişti. Dairenin verdiği raporlar, daha önce de tartışmalara neden olmuştu. Nur Birgen'in başında yer aldığı dairede görevli doktorlar, 6 ay meslekten men cezası almıştı. Gerçeğe aykırı rapor düzenlemekten ceza alan doktorlar arasında Hüseyin Üzmez'i tahliye ettiren raporu hazırlayan heyetin başında bulunan Dr. Cemal Yalçın Ergezer de vardı. İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun 3. İhtisas Dairesi; meslek hastalıkları, mesleki kusurlar, hürriyeti bağlayıcı cezaların ertelenmesi, sürekli hastalık sakatlık ve kocama sebepleri ile belirli kişilerin cezalarının hafifletilmesi veya kaldırılmasına ilişkin işlemlerle ilgili görüş bildirmekle görevli.

12 Nisan 2009, Evrensel

3 çocuğa 17'şer yıl hapis isteniyor!

ADANA'da çocuklara skandal hapis cezaları verilmeye devam ediyor. Son olarak 3 çocuğa, 'örgüt adına eylemde bulunmak, örgüt propagandası yapmak, mala zarar vermek, patlayıcı madde bulundurmak, patlayıcı madde kullanmak' iddiasıyla 17'şer yıl hapis cezası istendi.

ADANA'da çocuklara skandal hapis cezaları verilmeye devam ediyor. Son olarak 3 çocuğa, 'örgüt adına eylemde bulunmak, örgüt propagandası yapmak, mala zarar vermek, patlayıcı madde bulundurmak, patlayıcı madde kullanmak' iddiasıyla 17'şer yıl hapis cezası istendi. Mahkemenin delili ise 'gizli tanık'. Haklarında hapis cezası istenen çocuklar İHD'ye yaptıkları başvuruda, gizli tanık olarak nitelendirilen kişinin mahallede kavga ettikleri arkadaşları olduğunu iddia ettiler. Daha önce polis fezlekelerine ve polis ifadelerine dayanarak çocuklara yıllara varan hapis cezaları verilen Adana'da, şimdi de 'gizli tanık' ifadelerine istinaden 3 çocuk hakkında yıllara varan hapis cezaları isteniyor. 20 ve 22 Ocak tarihlerinde Ova Mahallesi'nde bir araç kundaklanması ve yapılan bir eyleme katıldığı iddiasıyla A.I. (14), V.Ç. (14) ve H.B. (14) adlı 3 çocuk, gözaltına alındıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

'GİZLİ TANIK'!

Soruşturmasını tamamlayan Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, 'örgüt adına eylemde bulunmak, örgüt propagandası yapmak, mala zarar vermek, patlayıcı madde bulundurmak, patlayıcı madde kullanmak' iddiasıyla çocukların beş ayrı maddeden en az 17 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarını istedi. Hakkında ceza istenen çocuklar, gizli tanığın mahallede kavga ettikleri arkadaşları olduğunu söylediler.

Adana İHD Adana Şube Başkanı Ethem Açıkalın, konu ile ilgili Adana'da Kürt çocuklarına karşı sert tutumun devam ettiğini dile getirdi. Daha önce polis fezlekelerine göre çocuklara ceza verildiğini vurgulayan Açıkalın, şimdi ise çocuklar hakkında gizli tanık ifadeleri ile yıllara varan hapis cezaları istendiğini ifade etti. Açıkalın, bırakılmasını istedi.

12 Nisan 2009, Evrensel

Mayınların bilançosu: 1269 ölü, 5 bin 91 yaralı

Sınır güvenliği gerekçesi ile özellikle sınır bölgelerine döşenen mayınlar insanların canına mal oluyor. İçişleri Bakanlığı'nın soru önergesine verdiği cevapta, acı gerçek bir kez daha ortaya çıktı.

DTP Van Milletvekili Fatma Kurtulan'ın mayınlar ile ilgili verdiği soru önergesine, İçişleri Bakanlığı tarafından cevap verildi. Bakanlığın verdiği yanıtta, 1984 yıllından beri, döşenen mayınlardan dolayı 625'i güvenlik görevlisi 644'ü sivil olmak üzere toplam 1269 kişi hayatını kaybetti; 5 bin 91 kişi de yararlandı. Sivillerin ölümüne neden olan mayınların PKK tarafından döşendiği ileri sürüldü. Ayrıca mayınlarla ilgili açılan davalarda, 46 kişiye toplam 741 bin 949 TL tazminat ödendiği de açıklandı.

DEVLET TAZMİNAT ÖDEDİ

Sınır güvenliği gerekçesiyle, sınır bölgelerine döşenen ve birçok insanın yaşamını yitirmesine ve yaralanmasına neden olan kara mayınları ile ilgili DTP Van Milletvekili Fatma Kurtulan tarafından verilen soru önergesine cevap veren İçişleri Bakanlığı, mayınların yol açtığı tahribatı verdiği rakamlarla göz önüne serdi. Bakanlığın, Jandarma Genel Komutanlığı verilerine dayanarak verdiği cevapta, 1 Mart 2004 tarihinden beri mayın ve tuzaklama olaylarından dolayı 193'ü güvenlik görevlisi 61'i sivil vatandaş olmak üzere toplam 254 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Bu dönem arasında, 805'i güvenlik görevlisi 147'si sivil vatandaş olmak üzere toplam 952 kişinin de yaralandığı belirtildi. Bakanlık, yapılan mayın döşeme ve tuzaklamaların PKK tarafından yapıldığını ileri sürdü. Devletin mayınlamalardaki sorumluluğu da şu şekilde yer aldı: "Bu kapsamda 321 sivil vatandaş tarafından açılan davalardan bir kısmı neticelendirilmiş ve 46 kişiye toplam 741 bin 949 TL tazminat ödenmiştir."

ÜRKÜTÜCÜ TABLO

Verilen rakamın çatışmaların başladığı 1984 yılından bu yana daha da ürkütücü olduğu, bakanlığın verdiği rakamlarla ortaya çıktı. Bakanlığın verdiği cevaba göre 1984 yılından bu yana mayın ve patlayıcı madde tuzaklamaları nedeniyle 625'i güvenlik görevlisi 644'ü sivil vatandaş olmak üzere toplam 1269 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Söz konusu mayınlama ve tuzaklama olaylarından dolayı, ayağını, gözünü ya da herhangi bir uzvunu yitirerek geri kalan yaşamını eksik sürdüren kişilerin sayısı ise binleri buluyor. Buna göre 25 yıllık süreç boyunca mayınlar, 3 bin 37'si güvenlik görevlisi 2 bin 54'ü sivil vatandaş olmak üzere toplam 5 bin 91 kişiyi yaraladı. Bakanlık cevap yazısında, daha önce Türkiye'nin kabul etmediği, ancak AB üyelik sürecinde imzaladığı kara mayınlarına karşı yapılan Ottowa Sözleşmesi gereğince, mayın temizleme işine 2005 yıllında başlandığı belirtildi. Bakanlık, söz konusu tarihte, Şırnak ve Hakkari illerinde mayın temizleme faaliyetlerine başlandığını ve Jandarma Genel Komutanlığı'nda bulunan anti personel kara mayınlarının Kara Kuvvetleri Mühimmat Ayırma ve Ayıklama Tesisi'nden imha edilmek üzere 2006 yıllında Kara Kuvvetleri Mühimmat Bölüğü Komutanlığı'na teslim edildiğini açıkladı.

MAYINLARIN TEMİZLENECEĞİ TAAHHÜDÜ

Bakanlık, hava koşullarının el vermemesi nedeniyle mayın temizleme işine Aralık 2008'de ara verildiğini ve hava şartlarının düzelmesinden sonra mayın temizleme işine başlanacağını belirtti. Ancak bakanlığın hava şartlarının elverişli olmadığını belirttiği dönemde, çoğu hava operasyona olmak üzere çok sayıda operasyon düzenlendi. Yine bakanlığın "Mayın temizleme faaliyetleri başladı, KKK bünyesinde bulunan mayınların imha edilmesi için talimat verildi" açıklamasına rağmen, 2008 yıllında kullanımı yasaklanan 150 bin mayının Mardin'e sevk edildiği ortaya çıkmıştı. Mayınlar, DTP milletvekilleri tarafından Meclis gündemine taşınmıştı. Yine bakanlık, "PKK döşedi" dediği mayınları, 2004 yılında imzaladığı Ottowa Sözleşmesi gereği 2014 yılına kadar temizlemeyi taahhüt etti.

12 Nisan 2009, Gündem

Polis futbol maçında Kürtçe konuşan gençleri dövdü

Van'ın Muradiye ilçesinde, polislerin 'biz oynayacağız' deyip futbol sahasından çıkardığı, ancak sayıları az olduğu için daha sonra kendileriyle maç yapmalarını istediği gençleri, Kürtçe konuştukları için dövdükleri belirtildi.

Muradiye İlçe Futbol Sahası'nda maç yapan gençler, sahaya gelen polisler tarafından 'biz oynayacağız, siz çıkın' denilerek sahadan çıkarıldı. Ancak, sayı az olan ve iki takım oluşturamayan polislerin, sahadan çıkardıkları gençleri tekrar sahaya çağırarak kendileri ile maç yapmalarını istediği belirtildi. Maç sonlarına doğru, kendi aralarında Kürtçe konuşan gençlerin polisler tarafından dövüldükleri belirtildi. Yaralanan Harun Gümüş, Yücel Ağrak, Nejdet Gümüş ve Barış Gümüş isimli 4 genç Van İpekyolu Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Polisler tarafından dövülen ve burnu kırılan Harun Gümüş, olayı şöyle anlattı: 'Biz arkadaşlarla sahada top oynuyorduk. Bizim daha maçımız bitmeden polisler formalarıyla sahaya geldiler. 'Bizim oyun saatimiz geldi, siz çıkın dediler'. Kısa bir tartışmadan sonra biz sahayı terk ettik. Ancak bir süre sonra polisler, sayıları az olduğu için, rakip takım bulamadıkları için bizi geri çağırdılar ve bizimle oynamak istediklerini söylediler. Biz de kabul ettik, sahaya girdik oynadık. Biz sahada arkadaşlarla Kürtçe konuşarak birbirimizden pas istiyorduk. Maçın sonlarına doğru polisler, 'Biz Türk'üz, burada Kürtçe konuşamazsınız' deyip bize saldırmaya başladılar.'

Polisler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirten Yücel Ağrak ise, 'Dayaktan sonra bizi İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürdüler. Orada da kaba dayağa maruz kaldık' dedi. Yaralı 4 genç İHD Van Şubesi'ne başvurarak hukuki yardım talebinde bulundu.

12 Nisan 2009, Gündem

HPG: Şırnak'daki çatışmalarda 16 asker yaşamını yitirdi

Türk ordusunun HPG gerillalarına karşı başlattığı operasyonlar sürerken, çatışmalar giderek şiddetleniyor. Son iki günde çıkan çatışmalarda 16 asker yaşamını yitirdiği HPG tarafından açıklandı.

HPG, Türk ordusunun Şırnak kırsalında başlattığı operasyonlarda şiddetli çatışmaların yaşandığını duyurdu.

HPG Basın ve İrtibat Merkezi (BİM), Şırnak kırsalında 10 ve 11 Nisan tarihlerinde yaşanan çatışmalara ilişkin bilgi verdi. Buna göre, Türk ordusunun HPG gerillalarına karşı, Kumçatı ve Şenoba korucularının da aktif katıldığı, Şırnak'ın Besta alanına bağlı 'Girê Tendurê, Girê Xanê, Tepe Firinê, Serkê Hêryar, Serkê Deryan, Serkê Muhammedê Uso, Behrêter, Çelêsor, Hezil Vadisi, Herekol yamaçları ve Kanî Botkê alanlarını kapsayan operasyonlar sırasında şiddetli çatışmalar meydana geldi.

10 Nisan Sabahı Ayvan Köyü Serke Derya alanında meydana gelen çatışmada 4 askerin yaşamını yitirdiği kaydedildi. Aynı günün akşam saatlerinde ise Gire Tendure ve Şehit Berxwedan alanında çıkan çatışmada 7 askerin yaşamını yitirdiği, 2 askerin de yaralandığını kaydeden HPG, çatışma sırasında Türk ordusuna ait 3 adet HK 33 ferdi silah, 1 adet tam teçhizatlı BKC, ve ölen askerlerden birine ait künyenin gerillalar tarafından ele geçirildiği bildirildi.

11 Nisan akşam saat 21:00 sıralarında Tepe Firine alanında da şiddetli bir çatışmanın meydana geldiğini kaydeden HPG, ilk belirlemelere göre bu çatışmada 5 askerin öldüğünü, 2 askerin de yaralandığını kaydetti.

HPG açıklamasında bölgedeki çatışmaların devam ettiğini belirterek Türk ordusu tarafından ayrıca Serke Derya, Serke Niryan ile Serke Muhammede Uso alanlarına termal cihazların yerleştirildiği bilgisini verdi.

Bu arada, Türk ordusunun dün gün boyunca Haftanın bölgesi Gundê Marsis, Gundê Erê, Gundê Perax, Sipan Boğazı, Mergeşiş, Alaniş ve Kasrok alanlarına yönelik obüs ve havan saldırısı düzenlediği bildirildi.

12 Nisan 2009, Gündem

Asker işten de çıkarıyor

Şırnak'ın Uludere ilçesinde İş ve İşçi Bulma Kurumu'na yaptıkları başvuru üzerine işe alınan 3 işçi, DTP'li oldukları gerekçesiyle Şenoba Jandarma Taktik Tugayı komutanlarının zorlamasıyla işten çıkarıldı. Komutanların, söz konusu 3 işçinin işten çıkarılması için içme suyu projesinin ihalesini alan şirket yetkililerini de tehdit ettiği kaydedildi.

Uludere'ye (Qilaban) bağlı Şenoba (Sêgirka) beldesinde Şırnak İçme Suyu Projesi kanalında çalışan 3 şantiye işçisi DTP'li oldukları gerekçesiyle Şenoba Jandarma Taktik Tugayı askerleri tarafından işin ihalesini alan şirket tehdit edilerek işten atıldı. 3 ay önce Şırnak İşçi Bulma Kurumu tarafından işe alındığını belirten Osman Gül (41), 3 hafta önce işten atıldığını söyledi. Şenoba Jandarma Takitik Tugayı Komutanı'nın Şırnak Su Projesi'nin ihalesini alan firmayı tehdit etmesi sonucu işten atıldığını söyleyen Gül, kendisiyle birlikte 2 akrabasının da işten atıldığını söyledi. Sırf DTP'li olduklarından dolayı işten atıldığına dikkat çeken Gül, DTP'li olanların beldede ihale işlerinde çalışamadıklarına dikkat çekti. Tugay Komutan'ın direk şirket sorumlularına, 'Bunlar DTP'lidir, iş vermeyeceksiniz, eğer bunlara iş verirseniz sizin için hiç iyi olmaz' dediğini söyleyen Gül, bu uygulamanın hukuk dışı olduğuna işaret etti.

'Bu devletin vatandaşıyız'

Askerlerin beldedeki bütün işlere karıştığına işaret eden Gül, 'Komutan işveren şirkete, 'eğer onlar DTP'den ayrıldıklarını söylerlerse o zaman iş verin, kabul etmezlerse iş vermeyeceksiniz' demiş. Biz bunun kabul etmiyoruz. Siyasetin işle ne alakası var. Bunun bir an önce son bulması gerekir' diye konuştu. 1992'de askerlerin dağlık araziye döşediği mayına basması sonucu ayağından sakatlandığını söyleyen Gül, o tarihten bu güne kendisine iş verilmediğini söyledi. Gül bu kez de DTP'li olduğu için devletin verdiği işten devlet tarafından atıldığına vurgu yaptı.

'Sessiz kalmayacağız'

Şırnak Su Projesi kanalında yaklaşık 5 ay çalıştığını söyleyen Cemil Gül (33) ise, yerel seçimlerden dolayı DTP'ye gidip geldikleri için üç hafta önce işten atıldığını belirtti. Kürtlerin her alanda inkar edilmek istendiğine vurgu yapan Gül, 'Eğer sistemden ve AKP'den taraf olursan iş yapabilirsin. Eğer DTP'li olursan çalışamazsın. Bu resmen bir ayrımcılıktır, inkardır. Bunu hiçbir zaman kabul etmedik, etmeyeceğiz de. Sistemin dışında düşünenlerin yaşam şansı az oluyor her zaman' dedi.

12 Nisan 2009, Gündem

Turgutlu'da iş kazası: bir kişi ağır yaralandı

Manisa'nın Turgutlu ilçesinde inşaat halindeki evinde çalışırken, 2. kattan düşen inşaat ustası ağır yaralandı.

Bozkurt Mahallesi'nde, 11 çocuk babası inşaat ustası 53 yaşındaki Cemal Toprak, inşaat halindeki evinin ikinci katının çatısına çıkarken, dengesini kaybetti. Yaklaşık 4 metre yüksekten düşen Toprak, ağır yaralandı. Turgutlu Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Toprak'ın durumunun ağır olduğu bildirildi.

DÜNYA HABERLERİ

12 Nisan 2009, Star

Afganistan'da 22 Taliban öldürüldü

Afganistan'ın güneyinde meydana gelen çatışmalarda 22 Taliban militanı öldürüldü.

Zabil vilayeti polis şefi Abdürrahman Sarcang, Şinkay bölgesinde Taliban militanlarının pusu kurmasından sonra şiddetli çatışmalar çıktığını söyledi.

Sarcang, Afgan güçleri ve uluslararası güçlerin katıldığı çatışmalarda 22 Taliban militanının öldürüldüğünü, militanların 4'ünün Pakistanlı olduğunu belirtti.

Afganistan'ın güneyinde, Taliban militanlarıyla koalisyon güçleri arasında sık sık çatışmalar yaşanıyor.

12 Nisan 2009, Haber 7

Pakistan'da NOTO kamyonları saldır

Pakistan'da, Taliban militanlarının Afganistan'daki NATO birliklerine erzak götürmek için kullanılan kamyonlara düzenlediği saldırılarda 11 araç tamamen zarar gördü

Polis yetkilileri, kuzeybatıdaki Peşaver yakınlarında bulunan 2 depoya düzenlenen saldırıda molotofkokteylerinin kullanıldığını söyledi.

Polis yetkilisi Abdül Gafur, "Bu sabah Pak-Afgan ve Fazal-Rabi depolarına düzenlenen saldırılarda ölen ya da yaralanan olmadı. NATO'ya ait 11 kamyon kullanılamaz hale geldi" dedi.

Pakistan'da bu tür saldırıların sıklaştığı belirtiliyor. Afganistan'daki uluslararası güç, erzak ve yakıt ikmalinin bir bölümünü Pakistan üzerinden yapıyor.

Taliban militanları, geçen yazdan beri NATO'nun depolarını hedef alan saldırıları artırdı.

12 Nisan 2009, Haber 7

Tayland'da olağanüstü hal ilan edildi

Hükümet karşıtı protesto gösterilerinin düzenlendiği Tayland'ın başkenti Bangkok'ta olağanüstü hal ilan edildi.

Başbakan Abhisit Vejjajiva, protestocuların dün Pattaya kentinde Asya zirvesinin yapılacağı binayı basması üzerine zirvenin iptal edilmek zorunda kalmasından bir gün sonra, geçen hafta da büyük gösterilerin olduğu başkentte olağanüstü hal ilan etti.

Olağanüstü hal yasasınca 5 kişiden fazla kişinin toplanması ve kamu düzenini tehdit edeceği düşünülen haberlerin yayımlanması yasaklanıyor.

Göstericiler geçen hafta başkentte de günlerce önde gelen bir kavşağı kapatmış, yaklaşık 100 bin kişinin katıldığı gösteriler düzenlenmişti.

Eski Başbakan Thaksin Şinavatra yanlısı göstericiler, Abhisit'in istifa etmesini ve yeni seçimlerin yapılmasını istiyor. Göstericiler, Şinavatra'nın 2006'da darbeyle uzaklaştırılmasının ardından Abhisit'in iktidara halkın oylarıyla değil, meşru olmayan yollarla geldiğini belirtiyor.

12 Nisan 2009, Milliyet

Tayland'da göstericiler bir tankı ele geçirdi...

Tayland'ın başkenti Bangkok'ta düzenlenen hükümet karşıtı protesto gösterilerinde, göstericilerin kentte konuşlanan orduya ait tanklardan birini ele geçirdiği bildirildi.

Bangkok polisi sözcüsü General Suporn Phansua, yaptığı açıklamada, "Gösteriler Bangkok'un birçok bölgesine yayıldı, göstericiler bir tankı ve bir

zırhlı aracı ele geçirdi" dedi.

Göstericilerin liderlerinden Hveng Tojirakarn ise iki tank ve bir zırhlı araç ele geçirdiklerini ileri sürdü.

Gösterilerin düzenlendiği Bangkok'ta olağanüstü hal ilan ettiğini daha önce açıklayan Tayland Başbakanı Abhisit Vejjajiva, göstericilerin eylemlerine son vermemeleri halinde güç kullanılabileceğini söyledi.

Vejajjiva, televizyondan yayımlanan açıklamasında, "Göstericilere, yasaları çiğneme ya da başkalarının özgürlüğünü kısıtlamaya hakları olmadığını

söylemek isterim. Yoksa hükümet olağanüstü hal uygulaması kapsamında daha da ileri gidecektir" dedi.

Tayland'ın güvenlikten sorumlu Başbakan Yardımcısı Suthep Thaungsuban da polisi ve orduyu Bangkok'taki olayların sona erdirilmesi için hareket geçmeye çağırdı.

ŞİNAVATRA

Sürgündeki eski Başbakan Thaksin Şinavatra ise yandaşlarını Bangkok'taki gösterileri sürdürmeye çağırdı ve gösterilerin bastırılması halinde ülkeye geri döneceğini söyledi.

Bangkok'taki hükümet binası önünde 26 Marttan beri kamp yapan kırmızı gömlekli göstericilere canlı yayımlanan telefon konuşmasıyla seslenen Şinavatra, şu ana dek askerlerin şiddetten kaçınmasından memnuniyet duyduğunu belirtti ve askerleri göstericilere katılmaya çağırdı.

Şinavatra, "Askerler, halkımıza demokrasinin getirilmesine yardımcı olmak için kırmızı gömleklilere katılabilir. Bu, çok kıymetli bir an. Tarih yazacağız ve Tayland'da bir daha darbe olmayacak. Durumu takip edeceğim ve şiddet olayları olursa, hemen Tayland'a döneceğim" dedi.

Tayland'da 2001'de iktidar koltuğuna oturan iş adamı Şinavatra, 2006'da darbeyle devrilmiş ve askerler tarafından yetkisini kötüye kullanmak ve yolsuzluk yapmakla itham edilmişti.

12 Nisan 2009, NTVMSNBC

Irak'ta 1 Amerikan askeri öldürüldü

Irak'ın kuzeyindeki Selahaddin vilayetinde yol kenarına yerleştirilen bombayla düzenlenen saldırıda 1 Amerikan askerinin öldüğü bildirildi.

ABD ordusu adına yapılan açıklamada, Selahaddin vilayetindeki patlamada bir askerin öldüğü duyuruldu, başka ayrıntı verilmedi.

Irak'ta savaşın başladığı Mart 2003'ten bu yana ölen Amerikan askeri sayısı, ajansların verilerine göre 4272'ye yükseldi.

12 Nisan 2009, Timetürk

İki günde 11 ABD askeri öldürüldü

Irak'ta ABD Başkanı Barack Obama'nın ziyaretinden sonra şiddet tırmanışa geçti.

Son iki günde 11 ABD askeri öldürüldü. Al Anbar, Saqlawiya ve Hadisa'da altı ABD askerinin öldürüldüğünü duyuran Rashideen Ordusu eylemlerini nokta atışlarla yaptığını belirtti. Direnişçi grup eylemlerini internet sitesinde yayınladı.

OBAMA'DAN SONRA

Son iki günde eylemler doğruda Amerikan askerlerini hedef alırken ek tedbirlerin alınması gündeme geldi. Saldırıların, hedefin saptamanamadığı nokta atışlarla yapılması dikkat çekici olarak gösteriliyor. Direnişçi eylemlerinde ABD askerleriyle birlikte Irak merkezi hükümetin askerlerinin de öldürüldüğü belirtiliyor.

Bazı kaynaklar, 17 Irak askerinin hastanalere kaldırılıdığı açıkladı. Irak'ta ardı ardına ABD askerlerinin yeniden öldürülmeye başlanması Washington'da tartışmalar başlattı. Washington Times, Irak'tan çekilme işlemlerinin bir an önce tamamlanması gerektiğinin altını çizdi.

MAZLUMDER HABERLERİ

12 Nisan 2009, Gündem

MAZLUMDER: Karadayı hakkında tekrardan suç duyurusunda bulunacağız

MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, internet ortamında ses kaydı yayınlanan Genelkurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayı hakkında yapıkları suç duyurusuna Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca görevsizlik kararı verilmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Gergerlioğlu, şikayetlerine görevsizlik kararı verildiğini ve Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'na gönderildiğini belirterek, kararın hukuksuzluğuna işaret etti. Şikayetlerinde ses kayıtlarının doğruluğu konusunda öncelikle araştırma yapılmasını isteyen Gergerlioğlu, 'Görevsizlik kararında ses kayıtlarının şüpheliye ait olduğu hususu sabit kabul edilerek, bazı hukuki değerlendirmeler de bulunulmuştur. Buradan hareketle bu karar ile ses kayıtlarının şüpheli İsmail Hakkı Karadayı'ya ait olduğu ortaya çıkmıştır' dedi.

Gergerlioğlu, Türkiye'nin demokratikleşmesi, hukuk devleti olması ve insan haklarının gelişmesi açısından hayati öneme sahip olduğunu belirterek, 'Bu sebeple de bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağımızı belirtmek istiyoruz' diye kaydetti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın verdiği görevsizlik kararının hukuka ve usule aykırı olduğunu ifade eden Gergerlioğlu, 13 Nisan'da karara itiraz edeceklerini bildirdi.

12 Nisan 2009, Velfecr

Mazlumder'den Karadayı Açıklaması

MAZLUMDER Genel Babaşkanı Dr. Ömer Faruk GERGERLİOĞLU İsmail Hakkı Karadayı hakkında yaptığımız suç duyurusuna Ankara Cumhuriyet Başsavclığınca görevsizlik...

MAZLUMDER Genel Babaşkanı Dr. Ömer Faruk GERGERLİOĞLU İsmail Hakkı Karadayı hakkında yaptığımız suç duyurusuna Ankara Cumhuriyet Başsavclığınca görevsizlik kararı verilmesi üzerine bir basın açıklaması yapmıştır.

KARADAYI HAKKINDA VERİLEN GÖREVSİZLİK KARARI HUKUKA AYKIRIDIR

İsmail Hakkı Karadayı hakkında yaptığımız suç duyurusu Ankara Cumhuriyet Başsavclığınca görevsizlik kararı verilerek, şikayetimizin Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'na gönderilmesine karar verildiği belirtilmiştir.

Şikayetimiz de ses kayıtlarının doğruluğu konusunda öncelikle araştırma yapılmasını istenmiş, ses kayıtlarının doğruluğunun tespiti halinde TCK 309,311 ve 312. maddelerdeki suçların oluştuğu belirtilerek, şüpheli hakkında dava açılmasını talep edilmiş idi.

Görevsizlik kararında ses kayıtlarının şüpheliye ait olduğu hususu sabit kabul edilerek, bazı hukuki değerlendirmeler de bulunulmuştur. Buradan hareketle bu karar ile ses kayıtlarının şüpheli İsmail Hakkı Karadayı'ya ait olduğu ortaya çıkmıştır.

Kararda suç vasfı konusunda yanılgıya düşüldüğü belirtilerek, Askeri Ceza Kanunun da belirtilen bazı suçların oluşmak anlaşıldığı belirtilmektedir. Askeri Ceza Kanunun atıf yapılan maddelerinde, isyan muharriki, Hilafı salahiyet askerlik işleri için toplanma ve müzakere yapma, askeri isyan gibi suçlar düzenlenmiştir. Oysaki suça konu ses kayıtları incelendiğinde şüphelinin genelkurmay başkanı olduğu dönemde ve sonrasında doğrudan yasama ve yürütme organına karşı yaptığı fiiller kendi ağzından deşifre olmaktadır. Genel kurmay başkanı olan bir kişinin gerek muvazzaf iken gerekse emekli iken yasama ve yürütme organına müdahale etmesi, bazı emir ve talimatlarda bulunması demokratik toplum düzeninin gerekleri ile açıklanamayacak ve suç olarak değerlendirmesi gereken unsurlardır. Askeri Ceza Kanununda ancak asker kişilerin askeri suçları düzenlemiş iken, askeri olarak nitelendirilmesi mümkün olmayan bir konuda yapılmış fiillerin bu madde kapsamları içerisine sokulması hukuki olarak kabul edilemez niteliktedir.

Anayasal sisteme karşı suçların, cebir,şiddet ve tehdit olmaz ise suç unsurlarının oluşmadığı iddiası ise asla kabul edilebilecek bir bakış açısı olamaz. Zira, icra hareketlerinden kastın ne olduğu her olayı kendi içinde değerlendirerek bulmak gereklidir. Özellikle asker kişilerin bu tarz bir suç düşünmesi, bir araya gelip bazı planlar yapması, zaten gerekli imkan ve güçleri bulunduğundan ötürü başlı başına bir tehdit niteliğindedir. Ayrıca suç cebir - şiddet boyutu ile de gerçekleşirse zaten ortada bir sistem kalmayacağından cezalandırma yapmak da mümkün olmayacaktır. Bu konuda 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren TCK'nın 316. maddesinde anayasal siteme ve bu düzenin işleyişine karşı suç işleyenlerin maddi olgularla belirlenen bir biçimde anlaşması halinde suçların ağırlık derecesine göre cezalandırılacağını belirtmiştir. Dolayısıyla ortada bir anlaşma var ise bu dahi ceza için yeterlidir. Şüphelinin bu eylemleri tek başına mı yoksa bir anlaşma sonucu yapıp yapmadıkları araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.

Şikayet dilekçesinde İsmail Hakkı Karadayı'nın sadece genel kurmay başkanı iken yaptığı fiiller değil, özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi muhalefete yaptığı baskı ve görüşmelerinde suç kapsamı içinde kaldığı belirtilmiş iken bunların gözardı edilmesi de Savcılığın eksik soruşturma yaptığının kanıtıdır. Bu görüşmelerin ve detaylarının, başkaca bir baskı ve tehdit olup olmadığının muhakkak araştırılması gereklidir. Şüphelinin emekli iken yaptığı eylemlerin de askeri suç olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı açık iken tüm konuşma kapsamı için görevsizlik kararı verilmesinin açıklanabilir bir yanı bulunmamaktadır.

MAZLUMDER olarak, bu konunun Türkiye'nin demokratikleşmesi, hukuk devleti olması ve insan haklarının gelişmesi açısından hayati öneme sahip olduğunu düşünüyor,bu sebeple de bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağımızı belirtmek istiyoruz.

Bu nedenle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının verdiği görevsizlik kararına hukuka ve usule açıkça aykırı olması nedeniyle 13.04.2009 Pazartesi günü itiraz edeceğimizi açıklıyoruz.

MAZLUMDER Genel başkanı

Dr. Ömer Faruk GERGERLİOĞLU

12 Nisan 2009, Velfecr

Başörtülülere Karşı Sergilenen Yeni Zulümler

Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu 114. hafta basın açıklaması eyleminde, Yerel seçimlerin ardından yeniden tartışılmaya başlanan Türkiye'nin mevcut siyasi ve sosyal...

Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu 114. hafta basın açıklaması eyleminde, Yerel seçimlerin ardından yeniden tartışılmaya başlanan Türkiye'nin mevcut siyasi ve sosyal sorunlar üzerinde duruldu.

Basın Açıklaması metni:

Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu'nun düzenlemiş olduğu 114. basın açıklamasında beraberiz.

Yerel seçimlerin ardından Türkiye'nin mevcut siyasi ve sosyal sorunları yeniden tartışılmaya başlandı. Hukuk dışı yapılanmalar ve Ergenekon davası ile gündeme gelen devlet içindeki çeteleşme faaliyetlerinin Kıbrıs'ta siyasi hayata nasıl müdahale etmeye çalıştığını görmekteyiz. Diğer yandan Güneydoğu'da yaşanan faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için başlatılan kazılarla karanlık bir dönemin aydınlatılmasını umutla beklemekteyiz. Ayrıca görevlerini kötüye kullanan ve darbe planları yaptıkları ortaya çıkan üst düzey komutanlar ve askeri yetkililerin biran önce hukuk önünde hesap vermelerini beklemekteyiz.

Seçimler bir kez daha göstermiştir ki özellikle siyasi partilerin gösterdiği başörtülü kadın aday sayısı yok denecek kadar az sayıda olduğu gibi seçim sonucunda başarılı olan başörtülü adaylar da kamusal alan bahanesiyle yasaklarla korkutulmaktadır.

Gaziantep İslâhiye İlçesinde belediye başkanlığını kazanan kadın adayın görevini başörtülü olarak yapamayacağını iddia eden yasakçı çevreler kampanya başlatmıştır. Bu tür özgürlük karşıtı politikalar malum çevreler tarafından halen devam ettirilmektedir.

Yine Antalya Akseki'de meclis üyeliğine seçilen başörtülü aday benzer baskılar sonucu istifa etmek zorunda bırakılmıştır.

Sözüm ona her yurttaşın özgürce seçme ve seçilme hakkına sahip olduğu yasalarla güvence altına alınmış ise de uygulamada inanç özgürlüğü doğrultusunda seçilme hakkını kullanmak isteyen insanlarımız ayrımcılığa uğramakta, siyasetten dışlanmaktadır.

Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu olarak başörtülü kadınlarımızın maruz kaldığı ayrımcılık, baskı ve engellemeleri kınıyor, keyfi ve hukuk dışı yöntemlerle insanlarımız arasında bölücülük yapanlar hakkında yetkili makamların harekete geçmesini istiyoruz.

Gelecek hafta saat 12.30 da buluşmak üzere Allah'a emanet olun.

Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu Adına

AGD Şube Başkanı

Mahmut ALEMDAR

12 Nisan 2009, Özgür Radyo

Karadayı'ya tekrar suç duyurusu

MAZLUMDER'den, Karadayı'ya tekrardan suç duyurusu.

HABER MERKEZİ- MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, genelkurmay eski başkanı İsmail Hakkı Karadayı'yla ilgili olarak verilen görevsizlik kararına 13 Nisan'da itiraz edeceklerini açıkladı.

MAZLUMDER Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, internet ortamında ses kaydı yayınlanan Genelkurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayı hakkında yapıkları suç duyurusuna Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca görevsizlik kararı verilmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Gergerlioğlu, şikayetlerine görevsizlik kararı verildiğini ve Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'na gönderildiğini belirterek, kararın hukuksuzluğuna işaret etti. Şikayetlerinde ses kayıtlarının doğruluğu konusunda öncelikle araştırma yapılmasını isteyen Gergerlioğlu, 'Görevsizlik kararında ses kayıtlarının şüpheliye ait olduğu hususu sabit kabul edilerek, bazı hukuki değerlendirmeler de bulunulmuştur. Buradan hareketle bu karar ile ses kayıtlarının şüpheli İsmail Hakkı Karadayı'ya ait olduğu ortaya çıkmıştır' dedi. Gergerlioğlu, Türkiye'nin demokratikleşmesi, hukuk devleti olması ve insan haklarının gelişmesi açısından hayati öneme sahip olduğunu belirterek, 'Bu sebeple de bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağımızı belirtmek istiyoruz' diye kaydetti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın verdiği görevsizlik kararının hukuka ve usule aykırı olduğunu ifade eden Gergerlioğlu, 13 Nisan'da karara itiraz edeceklerini bildirdi.