TÜRKİYE HABERLERİ
12 Kasım 2008, Star
Üniversitede bıçaklı kavga
Edirne'nin Keşan ilçesinde, Trakya Üniversitesine bağlı Meslek Yüksekokulunda eğitim gören öğrenciler arasında çıkan kavgada 2'si bıçakla olmak üzere toplam 6 öğrenci yaralandı. Bıçaklama olayına karışan 1 öğrenci gözaltına alındı.
Edinilen bilgiye göre, Meslek Yüksekokulu önünde karşılaşan iki öğrenci grubu arasında kavga çıktı. Kavga sırasında Tayfun Toksoy (20) ile Sinan Küçük (22) bıçakla yaralandı. Tuncay Veyisoğlu (20), Orhan Koca (20), Selçuk Erim (20) ile Şevki Uğur da darp edilmek sureti ile çeşitli yerlerinden yaralandılar.
Keşan Devlet Hastanesine kaldırılan yaralılardan Toksoy ile Küçük ameliyata alındı. Ayakta tedavileri yapılan diğer 4 öğrenci ise ifadeleri alınmak üzere Keşan Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.
Polis, Keşan Devlet Hastanesi ve Meslek Yüksekokulu önünde, güvenlik tedbirleri aldı.
Okulda eğitim gören bir öğrenci ise okulda başkanlık seçimleri olduğunu, kavganın bu nedenle meydana geldiğini söyledi.
12 Kasım 2008, Yeni Şafak
AİHM, Türkiye'yi haksız buldu
STRASBOURG (A.A)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin temyiz niteliğindeki büyük dairesi, Türkiye'deki bir memur sendikasının yaptığı başvuru ile ilgili daha önce verdiği insan hakları ihlali kararını değiştirmedi. Büyük daire, söz konusu başvuruyla ilgili olarak "Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin örgütlenme hakkıyla ilgili 11. maddesini ihlal ettiğine" hükmetti.
AİHM, ihlal kararıyla birlikte Türkiye'nin sendikanın hukuki temsilcisine 20 bin avro ödemesini kararlaştırdı.
AİHM'in ilgili dairesinin, 21 Kasım 2006 tarihinde bu yönde karar almasının ardından Türkiye, geçen yıl karara itiraz ederek, davanın büyük dairede görüşülmesini istemişti.
Gaziantep'te 1990 yılında memurlar tarafından kurulan "Tüm Bel-Sen", 1993 yılında çalışanlar adına, işverenle toplu sözleşme görüşmelerine iştirak etmişti.
Danıştay 1995 yılında memurların toplu iş sözleşmelerine taraf olarak katılamayacağına hükmetmiş ve söz konusu sendikanın yasalara göre resmi bir tüzel sıfatı olamayacağı görüşüne varmıştı.
AİHM'in büyük dairesi, bu yılın ocak ayında tekrar bir duruşma düzenleyerek, tarafların savunmalarını bir kez daha dinlemişti.
12 Kasım 2008, Yeni Şafak
7 kişi hakkında soruşturma
Yüksekova'da DTP'li Yüksekova Belediye Başkanı M. Salih Yıldız'ın da aralarında bulunduğu 7 kişi hakkında soruşturma başlatıldı.
YÜKSEKOVA (A.A)
Başbakan Erdoğan'ın Yüksekova'ya geldiği 2 Kasım'da yapılan basın açıklaması nedeniyle aralarında DTP'li Yüksekova Belediye Başkanı M. Salih Yıldız'ın da bulunduğu 7 kişi hakkında soruşturma başlatıldı. Alınan bilgiye göre, Yüksekova Cumhuriyet Savcılığı 2 Kasım 2008 tarihinde Yüksekova'da DTP tarafından düzenlenen basın açıklamasıyla ilgili soruşturma başlattı.
Soruşturma kapsamında DTP İl Genel Meclis Üyeleri A.E, F.Y, İHD Yüksekova Temsilcisi F.Y, Yüksekova Belediye Başkan Vekili Naif Öztekin, DTP İlçe Başkanı A. Vahit Şahinoğlu ve DTP Üyesi H.Ö.Y, Cumhuriyet Savcısı'na gelerek ifade verdiler.
Yüksekova Belediye Başkanı M. Salih Yıldız ise ifade vermeye gelmedi.
12 Kasım 2008, Yeni Şafak (haberin devamı)
İki çocuğun katil zanlıları yakalandı
İSTANBUL (A.A)
Küçükçekmece'de yanmış halde cesetleri bulunan 2 çocuğun öldürülmesiyle ilgileri olduğu iddiasıyla 2 kişi yakalandı. İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Emre (11)ve Mehmet Kavalı'nın (12) cesetlerinin 2 Kasım 2008'de Kayabaşı Mahallesi yakınındaki boş arazide yanmış halde bulunmasının ardından başlattığı çalışmayı sürdürüyor.
Olayla ilgileri olduğu belirtilen 2 kişi, bu sabah gözaltına alınarak, Gayrettepe'deki Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirildi. Polis yetkilileri, bu kişilerin sorgularının devam ettiğini bildirdi.
12 Kasım 2008, Zaman
Başakşehir'de şüpheli ölüm
Başakşehir'de, boş bir arazide araç içinde bir kişi, boğazına kemer bağlanarak boğulmuş olarak bulundu. Olay yerinde inceleme yapan Cinayet Büro Amirliği ekipleri, olayın intihar mı, cinayet mi olduğunu araştırıyor.
Edinilen bilgiye göre, olay, Başakşehir 5. Etap Konutları'nın bulunduğu boş arazide gerçekleşti. Yoldan geçen vatandaşlar, bir araç içinde boğazına kemer bağlanmış hareketsiz oturan şahsı görünce durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen polisler, 34 ER 5409 plakalı araç içinde Murat Zop(26) isimli kişinin boğazına kemer bağlanmış şoför koltuğunda cansız bedeni ile karşılaştı.
Aracın etrafını güvenlik çemberine alan polis ekipleri, cesedin yanına kimseyi yaklaştırmadı. Ceset, incelemelerin ardından morga kaldırıldı. Olay yerinde inceleme yapan ekipler, vakanın cinayet mi, intihar mı olduğunu araştırıyor.
Zop'un ölü bulunduğu aracın hemen yanında bir baz istasyonu bulunuyor. Genç teknisyenin, baz istasyonuna çalışma yapmak için gelmiş olabileceği tahmin ediliyor. Polislerin yaptığı incelemenin ardından ceset morga kaldırıldı.
Avea'nın taşeron firmasında teknisyen olarak çalıştığı öğrenilen Zop'un, evli ve 1 buçuk yaşında çocuğu olduğu öğrenildi. Polisler, Zop'un eşine telefon açarak, genç teknisyenin kaza geçirdiği bilgisini verdi.
Olay yerine gelen Zop'un iş arkadaşları, polislere Zop'un özel yaşamı ile ilgili ifade verdi. Genç teknisyenin daha önce intihar girişiminde bulunduğu; fakat başarısız olduğu iddia edildi. Zop'un borçları olduğu ve bir süredir bunalım içinde olduğu belirtildi.
Polis olayla ilgili soruşturma başlattı. (CİHAN)
12 Kasım 2008, Zaman
Demirtaş'ın cezası ile ilgili gerekçeli karar açıklandı
Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'terör örgütü propagandası yapmak' suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası alan DTP eski Genel Başkanı Nurettin Demirtaş için verilen cezanın gerekçeli kararı açıklandı.
Terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlarını şiddetle kınamak, örgüt mensuplarını övmek, meşru saymak ve iyi göstermenin, konuşmanın yapıldığı yer ve zaman, konuşma bütünlüğü, konuşmacının konumu, hitap edilen kalabalığa verilen mesaj ve kalabalığın gösterdiği reaksiyonu göz önünde bulunduran mahkeme, bu konuşmanın kuşkuya yer vermeyecek şekilde terör örgütü propagandası olduğunu kanaat getirdi.
Mahkeme, bu sebeple sanığın suçu işleşi biçimi, sanığın güttüğü amaç ve saiki, sanıktaki kastın yoğunluğu, suç işleme kararlılığı, geçmişte kasıtlı suçtan sabıkalı oluşunu göz önünde bulundurarak 1 yıl 3 ay hapisle cezalandırmasına karar verdi.
Van Cumhuriyet Başsavcısı Yahya Akçadırcı, mahkemenin aldığı kararın sanık tarafından temyiz edilerek Yargıtay incelemesine gönderileceğini söyledi.
DTP Eski Genel Başkanı Nurettin Demirtaş, 28 Eylül 2007'de Yüksekova Eski Belediye başkanı Hatem İke'nin cenazesinde, "her zamankinden daha fazla inkarcı, imhacı zihniyet bu halkın üstüne geliyorla. Onbinlerce askerini, Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla dokuz tane gencin üstüne sürüyorlar. Şimdi buna kahramanlık mı diyecekler, buna zafer mi diyecekler, bundan utanç duymayacak mıyız. Her gün bu acılar yaşanırken biz halen barış istiyoruz. Ama maalesef AKP'nin Genel Başkan Yardımcısı Fırat çıkıp, ya bu yasalara, bu düzene teslim olun ya da dağlara gidin diyor bize. Bunun tek anlamı var. Bize direnin diyorlar..." demişti.
Konuşmadan sonra hakkında Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ne terör örgütü propagandası suçundan dava açılmıştı.
Mahkeme Başkanı Suat Bilgin, üye hakimler Bülent Kınay ve İbrahim Öneker tarafından yapılan yargılama sonucunda, konuşmanın, düşünce kanaat açıklamanın ötesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin terör örgütüne yönelik operasyonlarını 'utanç verici' olarak nitelemek, terör örgütü mensuplarını devletin karşısında 'masum', 'Korunması gerekli' varlıklar olduğunu vurguladığı belirtilmişti.
12 Kasım 2008, Milliyet
Gözaltında şüpheli ölüm
Polisten kaçarken yaralandığı öne sürülen zanlı, nezarethanede fenalaştı. Zanlı, kaldırıldığı hastanede öldü.
Bursa'da iki gün önce bir mahallede uyuşturucu ticareti yaptıkları öne sürülen kişilere yönelik düzenlenen operasyonda, polisten kaçmak isterken bir binanın çatısından diğerine geçmeye çalıştığı sırada düştüğü
öne sürülen 25 yaşındaki zanlı, hastanede hayatını kaybetti.
Bursa Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi Narkotik Büro Amirliğinden yapılan açıklamaya göre, istihbari çalışmaları değerlendiren güvenlik güçleri, iki gün önce merkez Yıldırım ilçesi Anadolu
Mahallesi'nde bulunan Cami Çıkmazı, Taşkın ve Kumlu sokaklardaki bazı evlere operasyon düzenledi.
Operasyonda evinde 18 kilo 107 gram esrar ve 130 adet uyuşturucu hap ele geçirilen Semih Vatansever (21) ile 150 gram esrar ve 2 paket uyuşturucu hap bulunan Oktay Kırbıyıklı (43) ile oğlu Rıdvan Kırbıyıklı (19) gözaltına alındı.
Zanlılar sorgulamalarının ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
-POLİSTEN KAÇARKEN DÜŞTÜĞÜ İDDİASI-
Bu arada, güvenlik güçleri, zanlıların ifadeleri doğrultusunda Serkan Çedik'in (25) oturduğu Taşkın Sokak'a gitti. Güvenlik güçlerini fark eden gencin, çatısına çıktığı bir binadan diğerine atlamak isterken 3 metre yükseklikten beton
zemine düştüğü öne sürüldü.
Emniyet Müdürlüğü yetkililerinin verdiği bilgiye göre, düştüğü yerden kaldırılan ve yüzünde sıyrıklar oluştuğu bildirilen Çedik, önce Adli Tıp Kurumu doktoruna götürüldü. Doktorun "düşmeden dolayı yüzünde ekimoz oluştuğuna"
ilişkin rapor verdiği zanlı, gerekli müdahalenin ardından Emniyet Müdürlüğünün Acemler semtindeki binasına götürülerek nezarethaneye konuldu.
-BAŞININ SOL TARAFINDA MORLUKLAR OLUŞTU-
Bir süre sonra nezarethaneye giren bir polis memurunun Serkan Çedik'in başının sol tarafında morarma oluştuğunu ve fenalaştığını bildirmesi üzerine zanlı Çekirge Devlet Hastanesine götürüldü. Başında kanama ve kırık olduğu
belirlenen ve ameliyata alınan Çedik, dün hayatını kaybetti. Üzerinde 12 gram esrar bulunan ve uyuşturucu satmak ve hırsızlık suçlarından sabıkası olduğu bildirilen gencin ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldığı, Çedik'in cesedinin Bursa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldığı bildirildi.
Bu arada konuyla ilgili gazetecilere açıklama yapan polis yetkilileri, uyuşturucu operasyonunda böyle bir ölüm olayının olmasından dolayı son derece üzgün olduklarını belirttiler.
12 Kasım 2008, Milliyet
Öğrenci yakınları okul basıp müdürü dövdü
SAKARYA'nın Erenler İlçesi'nde, Nurettin Tepe İlköğretim Okulu Müdürü Mükremin Yüksel, makamında bir öğrencinin yakınlarının saldırısına uğrayarak, tartaklandı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, Türk Eğitim Sen olayı kınadı.
Nurettin Tepe İlköğretim Okulu'nda geçen Cuma günü meydana gelen olayda, iddiaya göre, Müdür Mükremin Yüksel, okulda taşkınlık yapan bir öğrenciyi uyardı. öğrencinin durumu ailesine bildirmesi üzerine, yaklaşık 15 yakını okula gelerek müdür Mükremin Yüksel'i makam odasında tartakladı. Olayda gözlüğü kırılan, dudağı patlayan Müdür Yüksel'in şikayetçi olmaması üzerine polis, olayla ilgili herhangi bir işlem yapmadı.
Ancak, konunun Türk Eğitim-Sen Sakarya Şubesi Başkanı Erol Afşar tarafından Vali Hüseyin Atak'a iletilmesi üzerine, Atak'ın talimatıyla soruşturma açıldı. Makam odasında dövülen Okul Müdürü Mükremin Yüksel, olayla ilgili olarak konuşmaktan kaçınırken, Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Erol Afşar, yapılan saldırıyı şiddetle kınadıklarını söyledi.
Eğitim-Sen Sakarya Şube Başkanı Afşar, okul müdürüne saldıranların biran önce bulunmasını istediklerini söyledi.
12 Kasım 2008, Milliyet
600 YTL için hastanede 2 gün rehin kaldı iddiası
ESKİŞEHİR'de evlerindeki kömür sobasından sızan karbonmonoksit gazından eşiyle birlikte zehirlenerek Devlet Hastanesi'ne kaldırılan 3.5 aylık hamile Güneş Yıldız'ın, sevk edildiği Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Hastanesi'nde taburcu edildikten sonra 600 YTL'lik hastane masrafları ödenmediği gerekçesiyle 2 gün rehin tutulduğuğu öne sürüldü. Yıldız'ın, yakınlarının senet imzalamasıyla hastaneden çıkarıldığı belirtildi.
Karapınar Mahallesi Bademlitepe Sokak'ta oturan 27 yaşındaki İsmail Yıldız ile 4 aylık eşi 22 yaşındaki Güneş Yıldız, geçen pazar günü evlerindeki kömür sobasından sızan karbonmonoksit gazından zehirlendi. Sabah eve gelen yakınları tarafından Eskişehir Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Yıldız çiftine ilk müdahale acil serviste yapıldı. İbrahim Yıldız Devlet Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi altına alınırken 3.5 aylık hamile eşi Güney Yıldız ise ESOGÜ Hastanesi'ne sevk edildi.,
Devlet Hastanesi'nde tedavisi tamamlanan İsmail Yıldız dün sabah taburcu edildi. ESOGÜ Anestezi Yoğun Bakım Servisi'nde yatan eşininin yanına gelen İsmail Yıldız'a hastane görevlileri eşinin taburcu edileceğini bildirdi. İsmail Yıldız, hastane yetkililerinin eşi için 600 YTL tedavi masrafı çıkardığını, bu parayı ödemeden eşini hastaneden çıkaramayacağını kendisine söylediklerini öne sürdü..
'SENET İMZALAYARAK EŞİMİ ÇIKARDIM'
İşsiz olduğunu ve yeşil kart için 13 gün önce Sağlık Müdürlüğü'ne başvurduklarını belirten İsmail Yıldız, ancak henüz kartın çıkmadığını söyledi. Sağlık Müdürlüğü yetkilileriyle de görüştüğünü ancak bir sonuç alamadıklarını kaydeden İsmail Yıldız, "Osmangazi Üniversitesi Hastanesi yetkilileri bizden bir kısmını peşin diğerini de senet yapmak üzere 600 YTL istedi. Peşinat verecek paramız yoktu. Zaten işsiz olduğum için 5 aydır ev kirasını bile ödeyemiyorum" dedi. Bir arkadaşının 66 YTL peşinatı yatırmasından sonra, geri kalan para için senet imzaladıklarını ve eşini bugün akşam saatlerinde hastaneden çıkardıklarını anlatan İsmail Yıldız, "önümüzdeki ayın sonuna kadar imzaladığım senedin bedelini ödemem gerekiyor. Ben bu parayı nasıl bulacağım, bilemiyorum" diye konuştu.
'BAŞINA 2 GÖREVLİ DİKMİŞLER'
Gelininin 2 gün hastanede rehin kaldığını söyleyen kayınpeder Ali Yıldız da, "Bu sabah hastane görevlileri gelinimi yoğun bakım servisinde yatak olmadığı gerekçesiyle koridora çıkartıp bir sandalyeye oturtmuşlar. Kaçmasın diye de başına 2 güvenlik görevlisi dikmişler. Gelinim bunalıma girmiş. Bize intihar edeceğini söylüyordu. Allah'tan bir arkadaşımızdan 66 YTL bulup peşinatı yatırdık ve senedi imzalayıp onu hastaneden çıkardık" dedi.
HASTANE: SENET İMZALATTIK
Hastane yetkilileri ise taburcu olan hastanın yakınlarına masraflar için senet imzalatmak istediklerini ancak onların bunu kabul etmediğini, rehin kalma olayının söz konusu olmadığını öne sürdü. Yetkililer yakınlarının bugün senet imzalamayı kabul ederek hastalarını çıkardıklarını, söz konusu hastanın başına ise 'kaçmasın' diye güvenlik görevlisi dikmediklerini, güvenlik görevlilerin katlarda rutin görev yaptıklarını söyledi.
12 Kasım 2008, Milliyet
Bekçi, boğazı kesilerek öldürüldü
MERSİN Sanayi Sitesi'nin gece bekçisi 48 yaşındaki Veli Mohul, boğazı bıçakla kesilerek öldürüldü
Olay, saat 17.30 sıralarında Sanayi Sitesi'nin bekçi kulübesinin yanında meydana geldi. Bekçi Veli Mohul, henüz kimliği saptanamayan bir kişiyle, belirlenemeyen bir nedenle tartıştı. Tartışma kavgaya dönüşünce zanlı, Mohul'un bıçakla boğazını kesti. Çevredekiler, gürültüyü duyarak olay yerine gelirken, zanlı koşarak kaçtı. Veli Mohul ise olay yerinde yaşamını yitirdi. İhbar üzerine harekete geçen polis, kaçan zanlının yakalanması için araştırma başlattı.
12 Kasım 2008, Evrensel
Hayat TV kameramanına saldırı
Ekspres kargoda yaklaşık 5 aydır ücretleri ödenmeyen işçilerin iş bırakma eylemini izlemeye giden Hayat Televizyonu kameramanı Servet Mehrekula ve televizyonun şoförlerinden Enver Yalçın özel güvenlik görevlililerinin saldırısına uğradı. Darp edilen Mehrekula'nın, çekim yaptığı kaset ise güvenlik görevlileri tarafından zorla alıkonuldu.
Aldıkları ihbar üzerine İkitelli'de bulunan Ekspres Kargo Genel Merkezi önüne gittiklerini söyleyen Servet Mehrekula, kargo önünde iş bırakan işçileri çektiği sırada güvenlik görevlililerinin saldırısına uğradığını söyledi. Güvenlik görevlilerinin 'çekim yapmayacaksın aksi taktirde kameranı kırarız' diyerek kendisini tehdit ettiğini, basın kartını göstermesine rağmen tehditlerin devam ettiğini ifade eden Mehrekula, güvenlik şefinin yanına gelerek "ben basın tanımam" diyerek küfür ettiğini anlattı.
Mehrekula'nın saldırıya uğradığını gören ve olaya müdahale etmeye çalışan Hayat Televizyonu şoförlerinden Enver Yalçın da saldırılardan nasibini aldı. Mehrekula, "Güvenlik görevlilerinin beni ve arkadaşımı tartakladığı sırada içeriden güvenlik amirimi yoksa yöneticimi olduğunu bilmediğim biri gelerek kamerayı elimden alıp çekim yaptığım kasete el koydu" diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)
12 Kasım 2008, Evrensel
Ücretsiz izin ve işçi çıkartma yayılıyor
Ekonomik krizi gerekçe gösteren patronlar, krizin faturasını işçilere kesmeye devam ediyor
Ekonomik krizi gerekçe gösteren patronlar, krizin faturasını işçilere kesmeye devam ediyor. Bilecik'te Termal Seramik'ten 300 işçi ücretsiz izne ayrılırken, ülke genelinde kurulu olan tersanelerden de çok sayıda işçi işten atıldı.
Bilecik'in Söğüt ilçesinde faaliyet gösteren Termal Seramik, ekonomik krizi gerekçe göstererek 300 işçiyi ücretsiz izne çıkardı. İzne çıkarılan işçiler 2 aydır alamadıkları ücretleri almak ve işlerine geri dönmek için yargı yoluna gitmeye hazırlanıyor. Birecikte'te kriz bahanesiyle 3 bin işçinin işten atıldığı ifade ediliyor. Yine Birecik'te Anatollia Seramik'ten bir süre önce 350 işçinin işten atıldığı öğrenildi.
Çanakkale'de kurulu bulunan Çelik, Enerji, Tersane ve Ulaşım Sanayi Şirketi'nde çalışan 120, İstanbul Tuzla'da faaliyet gösteren Torlak Tersanesi'nde 25 Yalova'da kurulu olan Selahattin Aslan Tersanesi'ne iş yapan taşeron firma Seltaş'tan 35, İstanbul Tuzla'da faaliyet gösteren Selah Tersanesi'ne iş yapan taşeron firma Koçak'tan 11 ve Türkter Tersanesi'ne iş yapan taşeron firma Burcu'dan 8 işçi işten atıldı (İŞÇİ SENDİKA SERVİSİ)
12 Kasım 2008, Hürriyet
Nusaybin'deki izinsiz gösteriye 9 tutuklama
Mardin'in Nusaybin ilçesinde izinsiz gösteriye katıldıkları belirlenen 9 kişi tutuklandı.
Edinilen bilgiye göre, DTP Nusaybin İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen basın açıklamasından sonra izinsiz gösteri yaptıkları belirlenen 9 kişi, polisin düzenlediği operasyonlar sonucunda yakalandı.
Gösteride terör örgütünü simgeleyen afişler taşıdıkları belirlenen ikisi lise öğrencisi toplam 9 kişi, Nusaybin Cumhuriyet Savcılığı'nca ifadelerinin alınmasından sonra sevk edildikleri mahkemece tutuklanarak Mardin E Tipi Cezaevine gönderildi.
12 Kasım 2008, Hürriyet
Mahmut Alınak'a 4 ay hapis cezası
KAPATILAN DEP eski milletvekili ve DTP eski Kars İl Başkanı Mahmut Alınak, Kars Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 'suçu ve suçluyu övdüğü ve halkı kanunlara uymamaya tahrik ettiği' gerekçesiyle 4 ay 5 gün hapis cezasına çarptırıldı.
Cezası 2 bin 500 YTL'ye çevrilen Alınak, parayı ödemeyip hapis yatacağını açıkladı.
Alınak hakkında, 6 Ocak 2007 tarihinde Çıraklık Eğitim Merkezi önünde kar üzerinde çıplak ayakla yaptığı basın açıklamasıyla 'suçu ve suçluyu övdüğü ve halkı kanunlara uymamaya tahrik ettiği' iddiasıyla dava açıldı. Kars Sulh Ceza Mahkemesi 6 Kasım günü verdiği kararda, Alınak'ı TCK'nın 215 ve 217'inci maddeleri uyarınca 4 ay 5 gün hapis cezasına mahkum etti. Mahkeme hapis cezasını 2 bin 500 YTL para cezasına çevirdi.
Para cezasını ödemeyeceğini ve hapis yatacağını belirten Alınak, cezaevine girmek için Kars Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuracağını söyledi. Uluslararası Af Örgütü'nü de bilgilendireceğini belirten Alınak, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıyacağını söyledi. Alınak, "Dudaklarımıza kelepçe takmamızı istiyorlar. Bu cezalarla aydınları sürekli baskı altında tutmaya çalışıyorlar" dedi.
Alınak, geçen yıl yaptığı bir basın açıklamasında da, Vedat Aydın, Musa Anter ve Deniz Gezmiş'in adlarının cadde ve sokaklara verilmesini istediği için, aynı gerekçesiyle para cezasına çarptırılmış, parayı ödemeyerek 50 gün hapis yattıktan sonra 13 Ekim'de tahliye edilmişti.
12 Kasım 2008, Hürriyet
Emniyet binası inşaatının bekçisi öldürüldü
MANİSA'nın Turgutlu İlçesi'nde, yeni yapılan emniyet müdürlüğü binasının inşaatında gece bekçisi olarak çalışan 50 yaşındaki Selçuk Özgür, tabancayla vurularak öldürüldü.
Olay, Şehitler Mahallesi'ndeki, eski Devlet Su İşleri Müdürlüğü binasının bulunduğu yere yapılan yeni emniyet müdürlüğü binası inşaatında meydana geldi. Dün saat 23.50 sıralarında nöbet değişimi için inşaat alanına gelen ekipler, Selçuk Özgür'ü kulübe yerine bahçedeki sandalyenin üzerinde kanlar içinde bulunca olayı polise bildirdi. Kısa sürede inşaata ulaşan polis ekipleri, Özgür'ün başına ve vücudunun çeşitli yerlerine isabet eden 3 kurşunla olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Ceset Turgutlu Devlet Hastanesi'ne kaldırılırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Cinayete kurban giden, evli ve 3 çocuk babası bekçi Selçuk'un, eski hükümlü olduğu ve cinayet suçundan uzun süre cezaevinde yattığı öğrenildi.
DÜNYA HABERLERİ
12 Kasım 2008, Star
Tokata kızan Irak askeri 2 ABD askerini öldürdü!
Irak'ın kuzeyindeki Musul kentinde, bir Irak askerinin açtığı ateş sonucu ilk belirlemelere göre iki Amerikan askerinin öldüğü bildirildi.
Irak polisi ve bir morg yetkilisinin açıklamalarına göre, Irak ve Amerikan askerlerinin yan yana operasyonlar düzenlediği Ninova vilayetinin Musul kentinde iki Amerikan askeri, bir Irak askerinin açtığı ateşte öldü.
İki Amerikan askerini öldüren Irak askerinin bir Amerikan askerinden tokat yemesi üzerine ateş açtığı bildirildi.
Irak İçişleri Bakanlığından bir kaynak, Irak-ABD ortak devriye görevi sırasında bir Amerikan askerinden tokat yiyen Irak askerinin silaha sarılarak ateşle karşılık verdiğini, bu sırada iki Amerikan askerinin öldüğünü belirtti.
Aynı kaynak, öğle saatlerinde Musul'un El Zicili mahallesinde meydana gelen olayda birçok yaralının da bulunduğunu belirtti, ancak sayı veremedi. Amerikan askeri sözcüsü, iki Amerikalı askerin öldüğünü doğrulamakla beraber, olayla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.
12 Kasım 2008, Yeni Şafak
Pakistan'da askeri kampa intihar saldırısı
İSLAMABAD (İHA)
Pakistan'ın kuzey batısında bir askeri kampa bombalı araçla düzenlenen intihar saldırısında en az 3 asker hayatını kaybetti. Saldırının, Afgan sınırına yakın Mohmend bölgesindeki Şabkadar'da meydana geldiği, olayda 10'dan fazla askerin de yaralandığı bildirildi. Askeri bir yetkili, intihar eylemcisinin askeri kampı çevreleyen güvenlik bölgesini geçerek bomba yüklü aracı patlattığını söyledi.
Yetkili, olayla ilgili detaylı bilgi vermedi. Şu ana kadar saldırının sorumluluğunu üstlenen bir grup olmadı. Ancak Pakistan medyasında yayınlanan haberlere göre, hükümet güçleri El Kaide ve Taliban militanlarına yönelik olarak Mohmend bölgesinde de operasyonlar yürütüyor. Militanlar son haftalarda güvenlik güçleri ve siyasilere yönelik intihar eylemleriyle seslerini duyurmaya çalışıyor. Dün de bir intihar eylemcisi Peşaver'deki bir spor kompleksi dışında kendini havaya uçurmuş, olayda 4 kişi hayatını kaybetmişti. Saldırı sırasında üst düzey yerel siyasilerin spor kompleksinde olduğu belirtilmişti.
12 Kasım 2008, Zaman
Bağdat'ta bombalı saldırı
Irak polisi, başkent Bağdat'ta bomba yüklü bir aracın infilakı sonucu ilk bilgilere göre 3 kişinin öldüğünü açıkladı.
Polis, Bağdat'ın merkezindeki El Nasır meydanında park halindeki aracın havaya uçtuğunu, saldırıda 10 kişinin de yaralandığını kaydetti.
Bu arada bu sabah bir F-16 savaş uçağının kalkış esnasında alev aldığı, uçağın pilotunun kurtulduğu bildirildi.
Irak'taki Amerikan ordusundan yapılan açıklamada, Bağdat'ın kuzeyindeki Balad Hava Üssünde meydana gelen olayda yangının çıkış nedeni konusunda bilgi verilmedi.
12 Kasım 2008, Zaman
Bağdat'ta bombalı saldırı: 12 ölü
Irak'ın başkenti Bağdat'ta art arda düzenlenen iki bombalı saldırıda ölenlerin sayısı 12'ye çıktı.
İçişleri Bakanlığından bir kaynak, kentin doğusundaki Yeni Bağdat mahallesinde bir otobüs durağının önünde önce bomba yüklü aracın, daha sonra yol kenarına yerleştirilen bir bombanın infilak etmesi sonucu 12 kişinin öldüğünü, 60 kişinin yaralandığını açıkladı.
Saldırıların halkın sokaklarda yoğun olarak bulunduğu bir saatte düzenlendiğine işaret edildi.
Daha önce, iki saldırıda 8 kişinin öldüğü, 45 kişinin yaralandığı açıklanmıştı.
12 Kasım 2008, Milli Gazete
Pakistan'da çatışmalar: 7 ölü
Pakistan'ın kuzeybatısındaki Svat vadisinde askerler ile gerillalar arasında çıkan çatışmalarda 7 Taliban gerillasının öldürüldüğü bildirildi. Pakistan ordusundan yapılan açıklamada, çatışmaların Taliban gerillalarının Matta ve Kabal bölgelerinde operasyon düzenleyen askerlerin üzerine ateş açmasının ardından çıktığı belirtildi. Açıklamada, 7 Taliban gerillasının öldürüldüğü, çok sayıda gerillanın yaralandığı kaydedildi.
12 Kasım 2008, Hürriyet
Musul'da iki Hıristiyan kız kardeş öldürüldü
Irak'ın kuzeyindeki Musul kentinde düzenlenen saldırıda, iki Hristiyan kızkardeşin öldürüldüğü, annelerinin yaralandığı bildirildi.
Polis, silahlı kişilerin, sabah saatlerinde kent merkezindeki Kahire mahallesinde bulunan evlerine girerek kızkardeşleri öldürdüğünü, annelerini yaraladığını belirtti.
Saldırganların kaçmadan önce eve bomba yerleştirdiği, polislerin gelişi sırasında patlayan bombanın iki polisin yaralanmasına neden olduğu kaydedildi.
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, şiddet olayları yüzünden ekim ayında Musul'dan civardaki köylere kaçan Hristiyan ailelerinden yüzlercesinin kente dönmeye başladığını açıklamış, Iraklı yetkililerin, kaçan toplam 2 bin 275 ailenin bin kadarının geri döndüğünü bildirdiğini kaydetmişti.
El Kaide terör örgütünün Irak'ın kuzeyindeki kalelerinden biri sayılan Musul'da, Hristiyan ailelerine yönelik şiddet olaylarının artışı ve halkın göçü yüzünden 35 bin kadar polis ve asker konuşlandırılmıştı.
12 Kasım 2008, Hürriyet
Afganistan'da genç kızlara asitli saldırı
Afganistan'ın güneyindeki Kandahar'ın batı kesiminde, lise öğrencisi altı genç kızın asitli saldırıya uğradığı, kızlardan ikisinin durumunun ciddi olduğu bildirildi.
Saldırıya uğrayan kızlardan 16 yaşındaki Atefa, hastanede yaptığı açıklamada, sabah okula giderlerken motosikletli iki kişinin saldırısına uğradıklarını, saldırganlardan birinin kardeşinin yüzüne, daha sonra da kendisine asit attığını, yardım çağrıları üzerine çevredekilerin yardıma geldiğini, bu sırada saldırganların kaçtığını anlattı.
Atefa, "Bize neden saldırdılar bilmiyorum, kent güvenli değil. Ancak evde kapalı kalınmaz, eğitim görmemiz gerek. Hükümetin bize yardım etmesi gerekiyor" dedi. İki kızın Afgan Şii azınlığa mensup olduğu belirtildi. Hafif yaralanan diğer dört kızın ise evlerine gönderildiği kaydedildi.
12 Kasım 2008, Hürriyet
Afganistan'da bombalı saldırı: 15 yaralı
Afganistan'ın Kandahar kentindeki iki hükümet binası yakınında düzenlenen bombalı saldırıda ilk belirlemelere göre 15 kişi yaralandı.
Polis ve hükümet yetkililerinin verdiği bilgiye göre, patlama bir istihbarat bürosu ve il konseyi tarafından kullanılan bina arasında meydana geldi.
Saldırının bir intihar bombacısı tarafından düzenlendiğinden şüphe edilirken, patlamada 15 kişinin yaralandığı bildirildi.
MAZLUMDER HABERLERİ
12 Kasım 2008, Bianet
Akreditasyonsuz Kalan Altı Haberci Bakanlar Kurulu'nu İzleyemedi
Evrensel gazetesi muhabiri Sultan Özer, akreditasyonu yenilenmeyince Başbakanlık ve bakanlık etkinliklerini izleyemiyor. Hürriyet'ten Tüfekçi ve Yılmaz, Milliyet'ten Karakuş ile Akşam'dan Ertürk de aynı durumda...
Günlük Evrensel gazetesi diplomasi muhabiri Sultan Özer, eleştirel haberler yaptığı ve kızdıran sorular sorduğu için Başbakanlıkça akreditasyon kartının yenilenmediğini ve Başbakanlık ve bakanlık kapılarının kendilerine kapatıldığını açıkladı.
Kartları yenilenmeyen muhabirler, uzun zamandır Başbakanlık muhabirliği yapan Sultan Özer, Hürriyet gazetesi muhabirleri Hasan Tüfekçi ve Turan Yılmaz, Milliyet gazetesi muhabiri Abdullah Karakuş, Star Televizyonu'ndan Fatma Çözen ile Akşam gazetesi muhabiri Ali Ekber Ertürk.
MAZLUMDER: Halkın haber alma hakkının bir ihlali
Başbakanlığın, Genelkurmay Başkanlığı'ndan sonra, ayrımcılığa yol açan akreditasyon uygulamasına geçmiş olmasını eleştiren İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER), "akreditasyon politikasının ifade özgürlüğünün bir alt başlığı olan basın hürriyeti ve halkın haber alma hakkının bir ihlali olduğu açıktır" dedi.
Genel başkan yardımcısı avukat Emrullah Beytar, yaptığı açıklamada, "Özgürlükler asrında, hükümetin ve diğer egemen güçlerin ayrımcılığı farklı formatlarla topluma servis ediyor olması toplumsal barış ve huzur adına kaygı vericidir" diye konuştu.
Başbakanlık Basın Merkezi ise, sitesinde "Başbakanlık muhabirliği akreditasyon esasları"nı hatırlatmakla yetindi.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Celal Toprak, daha önce bianet'e, halkın haber alma hakkının kısıtlanması anlamına geldiği için "her tür akreditasyona karşı" olduğunu, Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi de, daha önce yaptıkları açıklamalarda "objektif akreditasyon" uygulamalarından yana olduğunu açıklamışlardı.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay da, akreditasyonun bir "sansür mekanizması" biçiminde uygulanmasını eleştirmişti.
Gazeteci Bakanlar Kurulu açıklamasını izleyemedi
Akreditasyon kartlarını yenileyen Başbakanlık, başvurularına rağmen aralarında on yıllık Başbakanlık muhabirlerinin de bulunduğu beş muhabirin kartlarını yenilemedi. Evrensel gazetesi, uygulamanın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı Akif Beki'nin "özel tercihi" olduğunu yazdı.
Özer dün (10 Kasım) yapılan Bakanlar Kurulu açıklamasına, "yeni kartı olmayanları sokmuyoruz" denilerek alınmadı. Alınmamasının dayanağını soran gazeteciye Başbakanlık Basın Müşaviri Ahmet Arslan imzalı yazı gösterildi.
Yazıda, yeni kartın fotoğrafına yer verilerek, "Bu karta sahip olmayanların Başbakan'ı izleyemeyeceği" belirtiliyor. Bu yazı, yeni Başbakanlık kartı olmayanların Başbakan Erdoğan'ı gezilerini de izleyemeyeceklerini de içerirken, aynı yazının Bakanlıklar girişinde de görevlilere verildiği ve bu yazıya dayanılarak, sarı basın kartı dahi olsa, gazetecilerin bakanlıklara girmesi engelledi.(EÖ)
12 Kasım 2008, Timetürk
MAZLUMDER'den Erdoğan'a uyarı
Mazlumder, Başbakan Erdoğan'ın, vatandaşlar tarafından bazı eylemcilere pompalı tüfekle ateş açılması üzerine sarfettiği sözlerini, ağır bir dille eleştirdi.
FacebookDiggDel.icio.usredditMixxStumbleUponGoogleYahooSalı, 11 Kasım 2008 22:26
MAZLUMDER, Başbakan Erdoğan'ın, şiddet olaylarına karışan bir grup vatandaşa yönelik diğer vatandaşlar tarafından pompalı tüfekle ateş açılması ile ilgili gazetecilerin sorduğu bir soruya karşılık: "Vatandaşlarıma özellikle sabır tavsiye ederim. Fakat bu sabır nereye kadarolacak bunun da endişesi içindeyim. Eğer siz vatandaşın mağazasının camlarını indirirseniz, vatandaşın hayatına kastederseniz hayatına kastettiğiniz vatandaş kalkıp da eğer elinde böyle bir tedbiri, böyle imkânıvarsa kendisini savunma yoluna gidecektir. Yani bu tür yollara bir tür sevktir." şeklindeki cevabına yönelik sözleri üzerine açıklama yaptı. Açıklamada şöyle denildi:
HERKES SÖZLERİNE VE EYLEMLERİNE DİKKAT ETMELİDİR!
Sayın Başbakanın, şiddet olaylarına karışan bir grup vatandaşa yönelik diğer vatandaşlar tarafından pompalı tüfekle ateş açılması ile ilgili gazetecilerin sorduğu bir soruya karşılık: "Vatandaşlarıma özellikle sabır tavsiye ederim. Fakat bu sabır nereye kadarolacak bunun da endişesi içindeyim. Eğer siz vatandaşın mağazasının camlarını indirirseniz, vatandaşın hayatına kastederseniz hayatına kastettiğiniz vatandaş kalkıp da eğer elinde böyle bir tedbiri, böyle imkânıvarsa kendisini savunma yoluna gidecektir. Yani bu tür yollara bir tür sevktir." şeklindeki talihsiz cevabını büyük bir şaşkınlıkla izledik.
Busözleri tehlikeli bir sürecin ateşini yükseltici etkisi nedeniyle,söylenmemiş kabul ediyoruz.
Başbakanların (ya da hükümetlerin) görevi halkın malına ve canına yöneliksaldırıların önüne geçilmesi için gereken önlemleri almaktır.
Halkın bu vebenzeri görevleri icra etmeleri için seçmiş oldukları devlet görevlilerinin(ya da hükümet yetkililerinin), halkın "ihkak-ı hak" yönündeki talep veyaeylemlerini hangi bağlamda olursa olsun olumlaması veya buna gözyumulabileceği imasında bulunması kabul edilemezdir.
Tehlikeli bir sürece gidildiğine ilişkin toplumun her kesiminden yapılanuyarılar artık daha çok ciddiye alınmalıdır.
Farklı düşüncedeki insanlararasında doğacak çatışmalar bu topraklarda yaşayan hiç kimsenin talepetmediği bir şey olduğu gibi, bu çatışmaların hiçbir şekilde kazananı daolmayacaktır.
Bu açıdan toplumun her kesimine, özellikle vatandaşlarıntemsilcisi olduğu iddiasında olan her düşüncedeki siyasi parti, sivil toplumörgütü ve kuruluşa büyük sorumluluklar düşmektedir.
Sonuç olarak ifade etmek gerekir ki bu tür problemlerde en büyük ve esassorumluluk hükümetindir.
Zira hükümet olmak zaten bu sorumluluğun altınagirmeyi kabullenmektir.
Bu sorumluluğun sahipleri hiçbir bahane üretmeyöntemine sığınmaksızın bütün politik refleksleri bir kenara bırakarak bu vebenzeri sorunların üzerine gitmeli, sorunun bir parçası ve tarafı değil,çözümün anahtarı olmalıdırlar.
12 Kasım 2008, Timetürk
Dini ve Etnik Ayrımcılık tartışılıyor
MAZLUM-DER, 15 - 16 Kasım tarihlerinde İstanbul'da ülkemizin içinde bulunuğu bu kritik süreçte 'Dini ve Etnik Ayrımcılık Sempozyumu' ile çözüm yollarını arıyor.
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUM-DER) dini ve etnik ayrımcılık konusunu masaya yatırıyor. 15-16 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan sempozyuma birçok kişinin katılması bekleniyor. Sempoyzum, İstanbul Fatih'te Berr Otel'de düzenlenecek.
DİNİ VE ETNİK AYRIMCILIK SEMPOZYUMU
15-16 Kasım Cumartesi-Pazar, Berr Otel - Fatih
Saat: 09.00 - 19.00
1. Gün 15 Kasım Cumartesi:
09.30 - 9.45 Açılış Konuşması: Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu
Genel Değerlendirmeler:
09: 45 -10.10: Dünyada ve Türkiye'de Ayrımcılık: Baskın Oran
10.10-10.35: Ulusal ve uluslar arası hukukta ayrımcılık: azınlık hakları ve dini özgürlükler: Levent Korkut
10.35 -11.00: Ayrımcılık ve İnsan Hakları Hareketi: Yılmaz Ensaroğlu
11.00 -11.15: Tartışma
I.OTURUM: Etnik Gruplara Yönelik Ayrımcılık Raporunun Sunulması:
Oturum Başkanı: Vahap Coşkun
11.15 -12.00: Rapor Sonuçlarının Sunumu ve Vaka Analizi Abdulbasit Bildirici
12.00 -13.00: Tanıklıklar
13.00 -14.00: Yemek Arası
II. OTURUM: Tarihselden Güncele: Ayrımcılığın Gölgesinde Üşüyen Kimlikler:
Oturum Başkanı: Altan Tan
14.00-14.20: Osmanlı'dan Cumhuriyet'e: Devlet Söyleminde Kürt Sorunu Mesut Yeğen
14.20-14.40: Tarihten Günümüze Ermeniler ve sorunları: Arus Yumul
14.40-15.00: Türkiye Romanlarının Sorunları, Sorunların Nedenleri ve Çözümleri: Adrian Marsh
15.20-15.40: Milli Kimliğin İnşasında Homojenleşen Kimlikler: Diğer Etnisiteler: Fikret Adanır
15.40-16.00: Kahve Arası
16.00-17.00: Tartışma
2. Gün 16 Kasım Pazar:
III. OTURUM: Ayrımcılığın Kaynakları:
Oturum Başkanı: Arif Koçer
10.00 -10.20: Ayrımcı Önyargının Yeşerdiği Felsefi Zemin Yasin Aktay
10.20 -10.40: Ayrımcılığın Ekonomi Politiği Bekir Berat Özipek
10.40 - 11.00 Tartışma
11.00 -11.15 Kahve Arası
IV. OTURUM: İnanç Gruplarına Yönelik Ayrımcılık Raporunun Sunulması:
Oturum Başkanı: Fatma Benli
11.15-11.45: Rapor Sonuçlarının Sunumu ve Vaka Analizi: Nesip Yıldırım
11.45-12.00: Kahve Arası
12.00-13.00: Tanıklıklar
V. OTURUM: Tarihselden Güncele: Ötekileştirmenin Gölgesinde Azalan Kimlikler:
Oturum Başkanı: Yılmaz Ensaroğlu
14.00-14.20 Türkiye'de Gayrimüslimler ve Azınlık Politikaları: Orhan Kemal Cengiz
14.20-14.40: Tarihten Günümüze Alevilik ve Sorunları: Cafer Solgun
14.40-15.00: Egemen Politik Kültürün Büyük Ötekisi: Sünniler: İlhami Güler
15.00-15.20: Kahve Arası
15.20-16.00: Tartışma
MAZLUM-DER İstanbul Şubesi
Kalenderhane Mah. C.Y. Tosyalı Cad. No:124-B VEFA / İSTANBUL
Tel: (0212) 526 2440
12 Kasım 2008, 8 Sutun
Dini ve Etnik Ayrımcılık tartışılıyor
Mazlum-Der, 15 - 16 Kasım tarihlerinde İstanbul'da ülkemizin içinde bulunuğu bu kritik süreçte 'Dini ve Etnik Ayrımcılık Sempozyumu' ile çözüm yollarını arıyor.
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlum-Der) dini ve etnik ayrımcılık konusunu masaya yatırıyor. 15-16 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan sempozyuma birçok kişinin katılması bekleniyor. Sempoyzum, İstanbul Fatih'te Berr Otel'de düzenlenecek.
DİNİ VE ETNİK AYRIMCILIK SEMPOZYUMU
15-16 Kasım Cumartesi-Pazar, Berr Otel - Fatih
Saat: 09.00 - 19.00
1. Gün 15 Kasım Cumartesi:
09.30 - 9.45 Açılış Konuşması: Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu
Genel Değerlendirmeler:
09: 45 -10.10: Dünyada ve Türkiye'de Ayrımcılık: Baskın Oran
10.10-10.35: Ulusal ve uluslar arası hukukta ayrımcılık: azınlık hakları ve dini özgürlükler: Levent Korkut
10.35 -11.00: Ayrımcılık ve İnsan Hakları Hareketi: Yılmaz Ensaroğlu
11.00 -11.15: Tartışma
I.OTURUM: Etnik Gruplara Yönelik Ayrımcılık Raporunun Sunulması:
Oturum Başkanı: Vahap Coşkun
11.15 -12.00: Rapor Sonuçlarının Sunumu ve Vaka Analizi Abdulbasit Bildirici
12.00 -13.00: Tanıklıklar
13.00 -14.00: Yemek Arası
II. OTURUM: Tarihselden Güncele: Ayrımcılığın Gölgesinde Üşüyen Kimlikler:
Oturum Başkanı: Altan Tan
14.00-14.20: Osmanlı'dan Cumhuriyet'e: Devlet Söyleminde Kürt Sorunu Mesut Yeğen
14.20-14.40: Tarihten Günümüze Ermeniler ve sorunları: Arus Yumul
14.40-15.00: Türkiye Romanlarının Sorunları, Sorunların Nedenleri ve Çözümleri: Adrian Marsh
15.20-15.40: Milli Kimliğin İnşasında Homojenleşen Kimlikler: Diğer Etnisiteler: Fikret Adanır
15.40-16.00: Kahve Arası
16.00-17.00: Tartışma
2. Gün 16 Kasım Pazar:
III. OTURUM: Ayrımcılığın Kaynakları:
Oturum Başkanı: Arif Koçer
10.00 -10.20: Ayrımcı Önyargının Yeşerdiği Felsefi Zemin Yasin Aktay
10.20 -10.40: Ayrımcılığın Ekonomi Politiği Bekir Berat Özipek
10.40 - 11.00 Tartışma
11.00 -11.15 Kahve Arası
IV. OTURUM: İnanç Gruplarına Yönelik Ayrımcılık Raporunun Sunulması:
Oturum Başkanı: Fatma Benli
11.15-11.45: Rapor Sonuçlarının Sunumu ve Vaka Analizi: Nesip Yıldırım
11.45-12.00: Kahve Arası
12.00-13.00: Tanıklıklar
V. OTURUM: Tarihselden Güncele: Ötekileştirmenin Gölgesinde Azalan Kimlikler:
Oturum Başkanı: Yılmaz Ensaroğlu
14.00-14.20 Türkiye'de Gayrimüslimler ve Azınlık Politikaları: Orhan Kemal Cengiz
14.20-14.40: Tarihten Günümüze Alevilik ve Sorunları: Cafer Solgun
14.40-15.00: Egemen Politik Kültürün Büyük Ötekisi: Sünniler: İlhami Güler
15.00-15.20: Kahve Arası
15.20-16.00: Tartışma
MAZLUMDER İstanbul Şubesi
Kalenderhane Mah. C.Y. Tosyalı Cad. No:124-B VEFA / İSTANBUL
Tel: (0212) 526 2440
12 Kasım 2008, Fıtrat.com
Dini ve Etnik Ayrımcılık tartışılıyor
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlum-Der) dini ve etnik ayrımcılık konusunu masaya yatırıyor. 15-16 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan sempozyuma birçok kişinin katılması bekleniyor. Sempoyzum, İstanbul Fatih'te Berr Otel'de düzenlenecek.
DİNİ VE ETNİK AYRIMCILIK SEMPOZYUMU
15-16 Kasım Cumartesi-Pazar, Berr Otel - Fatih
Saat: 09.00 - 19.00
1. Gün 15 Kasım Cumartesi:
09.30 - 9.45 Açılış Konuşması: Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu
Genel Değerlendirmeler:
09: 45 -10.10: Dünyada ve Türkiye'de Ayrımcılık: Baskın Oran
10.10-10.35: Ulusal ve uluslar arası hukukta ayrımcılık: azınlık hakları ve dini özgürlükler: Levent Korkut
10.35 -11.00: Ayrımcılık ve İnsan Hakları Hareketi: Yılmaz Ensaroğlu
11.00 -11.15: Tartışma
I.OTURUM: Etnik Gruplara Yönelik Ayrımcılık Raporunun Sunulması:
Oturum Başkanı: Vahap Coşkun
11.15 -12.00: Rapor Sonuçlarının Sunumu ve Vaka Analizi Abdulbasit Bildirici
12.00 -13.00: Tanıklıklar
13.00 -14.00: Yemek Arası
II. OTURUM: Tarihselden Güncele: Ayrımcılığın Gölgesinde Üşüyen Kimlikler:
Oturum Başkanı: Altan Tan
14.00-14.20: Osmanlı'dan Cumhuriyet'e: Devlet Söyleminde Kürt Sorunu Mesut Yeğen
14.20-14.40: Tarihten Günümüze Ermeniler ve sorunları: Arus Yumul
14.40-15.00: Türkiye Romanlarının Sorunları, Sorunların Nedenleri ve Çözümleri: Adrian Marsh
15.20-15.40: Milli Kimliğin İnşasında Homojenleşen Kimlikler: Diğer Etnisiteler: Fikret Adanır
15.40-16.00: Kahve Arası
16.00-17.00: Tartışma
2. Gün 16 Kasım Pazar:
III. OTURUM: Ayrımcılığın Kaynakları:
Oturum Başkanı: Arif Koçer
10.00 -10.20: Ayrımcı Önyargının Yeşerdiği Felsefi Zemin Yasin Aktay
10.20 -10.40: Ayrımcılığın Ekonomi Politiği Bekir Berat Özipek
10.40 - 11.00 Tartışma
11.00 -11.15 Kahve Arası
IV. OTURUM: İnanç Gruplarına Yönelik Ayrımcılık Raporunun Sunulması:
Oturum Başkanı: Fatma Benli
11.15-11.45: Rapor Sonuçlarının Sunumu ve Vaka Analizi: Nesip Yıldırım
11.45-12.00: Kahve Arası
12.00-13.00: Tanıklıklar
V. OTURUM: Tarihselden Güncele: Ötekileştirmenin Gölgesinde Azalan Kimlikler:
Oturum Başkanı: Yılmaz Ensaroğlu
14.00-14.20 Türkiye'de Gayrimüslimler ve Azınlık Politikaları: Orhan Kemal Cengiz
14.20-14.40: Tarihten Günümüze Alevilik ve Sorunları: Cafer Solgun
14.40-15.00: Egemen Politik Kültürün Büyük Ötekisi: Sünniler: İlhami Güler
15.00-15.20: Kahve Arası
15.20-16.00: Tartışma
MAZLUMDER İstanbul Şubesi
Kalenderhane Mah. C.Y. Tosyalı Cad. No:124-B VEFA / İSTANBUL
Tel: (0212) 526 2440
12 Kasım 2008, Haber Panorama
MAZLUMDER'den Erdoğan'a "sözlerine ve eylemlerine dikkat et" uyarısı
Mazlumder, Başbakan Erdoğan'ın, vatandaşlar tarafından bazı eylemcilere pompalı tüfekle ateş açılması üzerine sarf ettiği sözlerini, ağır bir dille eleştirdi.MAZLUMDER, Başbakan Erdoğan'ın, şiddet olaylarına karışan bir grup vatandaşa yönelik diğer vatandaşlar tarafından pompalı tüfekle ateş açılması ile ilgili gazetecilerin sorduğu bir soruya karşılık: "Vatandaşlarıma özellikle sabır tavsiye ederim. Fakat bu sabır nereye kadar olacak bunun da endişesi içindeyim. Eğer siz vatandaşın mağazasının camlarını indirirseniz, vatandaşın hayatına kastederseniz hayatına kastettiğiniz vatandaş kalkıp da eğer elinde böyle bir tedbiri, böyle imkânı varsa kendisini savunma yoluna gidecektir. Yani bu tür yollara bir tür sevktir." şeklindeki cevabına yönelik sözleri üzerine açıklama yaptı. Açıklamada şöyle denildi:
HERKES SÖZLERİNE VE EYLEMLERİNE DİKKAT ETMELİDİR!
Sayın Başbakanın, şiddet olaylarına karışan bir grup vatandaşa yönelik diğer vatandaşlar tarafından pompalı tüfekle ateş açılması ile ilgili gazetecilerin sorduğu bir soruya karşılık: "Vatandaşlarıma özellikle sabır tavsiye ederim. Fakat bu sabır nereye kadar olacak bunun da endişesi içindeyim. Eğer siz vatandaşın mağazasının camlarını indirirseniz, vatandaşın hayatına kastederseniz hayatına kastettiğiniz vatandaş kalkıp da eğer elinde böyle bir tedbiri, böyle imkânı varsa kendisini savunma yoluna gidecektir. Yani bu tür yollara bir tür sevktir." şeklindeki talihsiz cevabını büyük bir şaşkınlıkla izledik.
Bu sözleri tehlikeli bir sürecin ateşini yükseltici etkisi nedeniyle,söylenmemiş kabul ediyoruz.
Başbakanların (ya da hükümetlerin) görevi halkın malına ve canına yönelik saldırıların önüne geçilmesi için gereken önlemleri almaktır.
Halkın bu ve benzeri görevleri icra etmeleri için seçmiş oldukları devlet görevlilerinin(ya da hükümet yetkililerinin), halkın "ihkak-ı hak" yönündeki talep veya eylemlerini hangi bağlamda olursa olsun olumlaması veya buna göz yumulabileceği imasında bulunması kabul edilemezdir.
Tehlikeli bir sürece gidildiğine ilişkin toplumun her kesiminden yapılan uyarılar artık daha çok ciddiye alınmalıdır.
Farklı düşüncedeki insanlar arasında doğacak çatışmalar bu topraklarda yaşayan hiç kimsenin talep etmediği bir şey olduğu gibi, bu çatışmaların hiçbir şekilde kazananı da olmayacaktır.
Bu açıdan toplumun her kesimine, özellikle vatandaşların temsilcisi olduğu iddiasında olan her düşüncedeki siyasi parti, sivil toplum örgütü ve kuruluşa büyük sorumluluklar düşmektedir.
Sonuç olarak ifade etmek gerekir ki bu tür problemlerde en büyük ve esas sorumluluk hükümetindir.
Zira hükümet olmak zaten bu sorumluluğun altına girmeyi kabullenmektir.
Bu sorumluluğun sahipleri hiçbir bahane üretme yöntemine sığınmaksızın bütün politik refleksleri bir kenara bırakarak bu ve benzeri sorunların üzerine gitmeli, sorunun bir parçası ve tarafı değil,çözümün anahtarı olmalıdırlar.