Basın Açıklamaları

YOKSA KAPATILMAK İSTENEN MİLLET Mİ?...

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Ak Parti hakkında açmış olduğu kapatma davası ülke gündemine bir kabus >>>

17.03.2008/Konya

YOKSA KAPATILMAK İSTENEN MİLLET Mİ?...


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Ak Parti hakkında açmış olduğu kapatma davası ülke gündemine bir kabus gibi çöktü.
Demokratikleşme paketlerinin statüko yanlıları için bir anlam taşımadığı, AB. Uyum yasalarının içselleştirilmediği görüldü.
Yıllardır sürdürülen ve hukukun üstünlüğü esas alan gelişmelere yönelik umutlar ciddi biçimde yara aldı.
Ülke insanları bir kez daha uluslar arası toplumun gözünde mahcup edildi, başları önlerine düşürüldü.
45 yılda 24 siyasi partiyi kapatan, ülkeyi siyasi parti mezarlığına dönüştürmekten çekinmeyen anlayış, parti mezarlığını kapatmak yerine yeni mezar yerleri açmayı seçti.
Böyle bir siyaset, böyle bir demokrasi böyle bir hukuk anlayışı olabilir mi?
Bu anlayışın belirleyicisi olan normların, hukuk ilkelerinden değil ideolojik yaklaşımlardan kaynaklandığı açık değil mi?
"Laiklik karşıtı fiillerin odağı haline gelmek" gibi afaki bir gerekçe ile halkın % 47sinden oy almış, yasalara uygun olarak iktidara gelmiş bir siyasi partinin kapatılmasını istemek ne ile açıklanabilir ki?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, açtığı bu dava ile aslında Adalet ve Kalkınma Partisini değil de bu partiye oy vererek iktidara getiren halkı dava etmekte değil midir?
Henüz iddianamenin kabulüne karar verilmemiştir. Anayasa Mahkemesinin iddianameyi iade etmesi mümkün ve muhtemeldir. Daha mahkeme tarafından kabulüne karar verilmeyen iddianamelerde yer alan değerlendirmeler kamuoyuna sızdırılmıştır. Mahkeme iddianameyi iade ederse, daha 6 ay evvel yapılmış bir genel seçimde halkın %47 sinin oyunu alarak iktidar olmuş bir partiyi ve yöneticileri zan altında bırakmanın izahını kim nasıl yapacaktır?
Yargı mensupları Anayasa gereği millet adına görev yaparlar. Millet adına görev ifa eden kişi ve kurumlar milletin yarar ve zararını herkesten fazla düşünmek zorunda olmalıdır. Ama açılan davanın ekonomik dengeleri olumsuz etkilediği ve milletin zararına olduğu ortadadır. Bu davanın ülke ekonomisine verdiği zararın bedelini acaba sayın başsavcı karşılayacak mıdır? Yine bu davanın ülke imajına verdiği zararı kim nasıl telafi etmeyi düşünmektedir?
Resmi ideolojinin laiklik üzerinden rejimi koruma söylemi ölçü tanımaz ve hukuku dikkate almaz bir aşırılığa dönüşmüştür. Yargı eliyle toplumu terbiye çabasının istenen sonucu vermediği yaşanan tecrübelerle sabittir. Hala aynı yanlışta ısrar etmekten vazgeçilmelidir.
Görevini kötüye kullandığı kanaatinde olduğumuz Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın cezalandırılması için yasal hakkımızı kullanarak kendisi hakkında suç duyurusunda bulunduk.
Hukukun herkese lazım olduğunu ve korunmasını, siyasi temsil şartlarını taşıyan tüm partilere özgürce temsil görevlerini yerine getirecek ortamlar sağlanmasını, özgürlüklerden korkulmamasını bekliyor, parti kapatma alışkanlığının artık terk edilmesini istiyoruz.



YARGITAY BİRİNCİ BAŞKANLAR KURULU BAŞKANLIĞINA
ANKARA



ŞİKAYETÇİ : Mustafa Akmeşe
Mazlumder(İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma
Derneği) Konya Şubesi Başkanı KONYA

ŞİKAYET EDİLEN : Abdurrahman Yalçınkaya
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ANKARA

SUÇ : GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK.

SUÇ TARİHİ : 14.03.2008

İZAHI :
Aleyhine şikayette bulunduğumuz Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman
Yalçınkaya 'laiklik karşıtı fiilerin odağı haline geldiği' gerekçesiyle AK Parti aleyhinde Anayasa Mahkemesi nezdinde açtığı kapatma davasında zorlama delil tesis etme yoluna gitmiştir: Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in öldürülmesi ile ilgili olarak açılmış gerekçeli kararı dahi yazılmamış, henüz kesinleşmemiş ve temyiz aşamasında olan, ileride önüne gelmesi ve mütalaası istenmesi muhtemel davadaki bir sanığın sözlerini aleyhte delil olarak sunmuş, böylece daha dosyayı görmeden davayla ilgili mütalaasını vermiş, görevini kötüye kullanmıştır.
Ayrıca kapatma davasının açılmasında CMK. 170. Maddesi
hükümlerine uygun davranılması bir zorunluluktur. Şikayet edilen şahıs bu madde şartlarına uygun davranmamış, suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan iddianame tanzim edilmiştir.
Yine CMK. 175. Maddesi gereğince, daha iddianamenin kabulüne karar verilmemiştir. Anayasa Mahkemesinin iddianameyi iade etmesi de mümkün ve muhtemeldir. Böyle bir durumda daha 6 ay evvel yapılmış bir genel seçimde halkın %47 sinin oyunu alarak iktidar olmuş bir partiyi ve yöneticileri zan altında bırakmanın hukuka aykırılık teşkil edeceği açıktır.
İktidar partisine yönelik afaki iddialara dayanarak açılan bir kapatma
davası ülke ekonomisini olumsuz etkilemiştir. Dünya piyasalarındaki dalgalanma sebebiyle bıçak sırtında olan dengeler açılan bu dava ile alt üst olmuştur.
Yargı mensupları ülkenin içinde bulunduğu şartları dikkate almadan
atacakları adımları iyi hesap etmek durumundadırlar. Açılan davanın sebeb olduğu ekonomik zararları kim telafi edecektir? Millet adına milletin zararına olacak işlemler tesis edilebilir mi?
SONUÇ VE TALEP :
Ortada bir görev suistimali olduğu kanaatindeyiz. Aleyhine şikayette
bulunduğumuz Abdurrahman Yalçınkaya hakkında gerekli takibatın yapılarak ilgili yasa maddeleri uyarınca cezalandırılmasını talep ederim.
17.03.2008
Şikayetçi