
Değişiklik yapılmak üzere, yürürlük tarihi 1 Haziran’a ertelenen yeni Türk Ceza Yasası (TCY) insan hakları açısından sorunlu hususları, Adalet Bakanının açıklamasının aksine, burada bulunan MAZLUMDER İstanbul Şubesi, İHD İstanbul Şubesi, Hukukçular Derneği, Demokrat Hukukçular Derneği dahil bir çok kuruluş çeşitli platformlarda görüşlerini dile getirdi.
1 Haziran 2005’te yürürlüğe girecek olan yeni TCY devlet-birey ilişkilerine çarpık bakış açısı nedeniyle genel olarak sorunlu olmakla birlikte, özellikle bazı maddelerde -kamuoyunun da beklentisi doğrultusunda- mutlaka değişiklik yapılması gerektiği kanaatindeyiz. TCY, başta düşünce özgürlüğüne yönelik tehditler olmak üzere insan hakları açısından sakıncalı, maddeler içermektedir. “Düşünce özgürlüğünü sınırlandırmanın, çoğulcu demokratik yapıyı güçlendirdiğini” savunan bir yüksek yargı kurumu karşısında, T.C. sınırları içerisinde yaşayan her bir bireyin yeni TCY hakkında derin endişeler duymaması herhalde mümkün değildir. TCY’de kullanılan “Türklük, temel milli yararlar, suçu ve suçluyu övme, devlet güvenliği, iç ve dış siyasal yararlar” gibi soyut, tartışmalı, kesin sınırlara sahip olmayan ve uygulamaya göre değişebilecek kavramların, sorunlu kararlara yol açacağını söylemek kehanet değildir. Özellikle “Kamu Barışına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenen, 214-219 arası maddeler (Suç işlemeye tahrik, Suçu ve suçluyu övme, Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, Kanunlara uymamaya tahrik, Ortak hüküm -Suçu basın yoluyla işlenmesi halinde ağırlaştırma-, Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma) suçları, uygulamada anayasal güvenceye kavuşturulmuş olan düşünce ve ifade özgürlüğü ile uyuşmayan, kanunun amaçlamadığı sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır. Düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kalan ve bununla sınırlı olan davranışların cezalandırılması tehlikesinin yüksek olduğu bu maddeler Anayasa ve ülkemizin taraf olduğu Uluslar arası sözleşmelere ve çokça çaba sarf edilen uyum yasalarıyla uyuşmadığı gibi, yapılan yasal değişiklikleri boşa çıkarabilecektir. Defalarca değiştirilen 312. maddenin hala düşünce suçu ve suçlusu ürettiğini göz önüne aldığımızda, yeni TCY de yeni düşünce suçluları anlamına gelecektir. Bazı maddelerin yasadan tamamen çıkarılması gerekir. 219. maddedeki “Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma” başlığı altındaki din adamlarının hükümeti veya idareyi eleştirmesini özel olarak cezalandırılması, madde 220/son fıkrada belirtilen “Basın yoluyla örgüt propagandası” suçu düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik çok açık bir tehdit olup örgütle hiçbir ilgisi olmayanların aykırı düşünceleri nedeniyle cezalandırılması, “Şapka ve Türk harfleri”yle ilgili 222. madde de, varlıkları itibariyle sembolik, tek tip kıyafet öngören ve günümüzde uygulanması mümkün olmayan kanunlara aykırılığın cezalandırılması, 230. maddenin 5 ve 6 fıkrasında (evlilikdışı birliktelik suç sayılmamasına karşılık) bunu dini törenle yapanlara -ayrımcılık yapılarak- cezalandırılması ve 263. maddedeki “Kanuna aykırı eğitim kurumu” ile eğitim – öğretim faaliyetini yapanların cezalandırılması gibi hususların TCY’den tamamen çıkarılması gerekir. Bazı maddeler ise tamamen kaldırılmasa bile mutlaka değişiklik yapılması gerekir. 280. madde de sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesinin cezalandırılması konusu ile 283. madde fıkra 3’te “suçluyu kayırma” suçunda avukatlık mesleğinin niteliği gereği (sır saklama yükümlülüğü gibi) nazara alınarak düzenleme yapılması gereklidir. 301. maddedeki “Türklüğü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçunda her ne kadar “eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” denilmişse de yürürlükte olan eski TCK’nun 159. maddesinin karşılığı olarak düzenlenen bu madde, düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik tehdit olup, bu yöndeki eleştiriler, aşağılama olarak algılanıp cezalandırılabilecektir. Yapılacak değişiklikte hiç olmazsa “aşağılama” kavramı yerine “hakaret” kavramı kullanılmalıdır. 305. maddedeki "temel milli yararlara karşı hareketler" ibaresi, ifade özgürlüğüne yönelik açık bir tehdittir. 318. madde de “Halkı, askerlik hizmetinden soğutacak etkinlikte teşvik veya telkinde bulunanlara veya propaganda yapanlara” ceza öngörülmesi ve bunun basın yoluyla yapılması halinde yarı oranında artırımı öngörülmüş olması, askerlik hizmetinin giderek profesyonelleştiği, vicdani red hakkının bir çok ülke kanunlarında yer almasının yanında, eski TCK’daki benzer düzenleme nedeniyle çok sayıda dava açıldığı ve kamuoyunda tanınan bir çok kişinin yazı ve düşünceleri nedeniyle yargılandığı da hatırlandığında gerekli değişikliklerin yapılması şarttır. Ayrıca, işkencenin insanlığa karşı bir suç olduğu da göz önüne alınarak ve zamanaşımının işkence davalarında bir taktik olarak kullanılmasının önüne geçilmesi amacıyla, işkence suçunda zamanaşımı işlemeyeceği kuralı eklenmelidir. Sonuç olarak, yeni Ceza Yasası’nın düşünce özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, ayrımcılık yasağı, işkence yasağı konuları başta olmak üzere insan hakları çerçevesinde gerekli değişikliklerin yapılmasının zorunlu ve gerekli olduğunu hatırlatmak isteriz. MAZLUMDER İstanbu Şubesi İHD İstanbul Şubesi Hukukçular Derneği Demokrat Hukukçular Derneği