Basın Açıklamaları

Yapılanlar Yardım Değil,Ekonomik Ve Sosyal Haklardır

Yeryüzüne yeniden şekil veren, haritaları değiştiren, ülkeleri işgal eden, soykırımlar yapan yapılmasına destek veren, yıldız savaşlarına hazırlanan, Ortadoğu'yu, Asya'yı, Afrika'yı, Kuzey Amerika'yı kana bulayacak kadar güçlü olan egemen sistem, yiyecek ve su bulamadığı için insanların ölmesini görmezlikten geliyor. İnsanlar arasında ekonomik ve sosyal uçurumun daha da derinleşmesini

Ülkemiz de bu sistemin dayatmalarına teslim olmuş şekilde paralel politikalar izlendiği için Dünyadakine benzer şekilde, ekonomik ve sosyal uçurum derinleşiyor.

Bunun sonucu olarak; Ekonomik ve Sosyal Haklardan yoksun olarak yaşayan kitleler giderek büyüyor.

Bu kitlelerin sorunlarını azaltmaya yönelik olarak dünya genelinde günah çıkartma veya vicdan aklama kabilinden son derece yetersiz ve sonuç almaktan uzak kimi programlar yürütülmektedir.

İnsani değerleri ve ahlaki kaygıları hiçe sayan küresel yaklaşımın etkisi ve dayatmaları altında ahlaki ve insani bir kriz içine hızla sürüklenmekte olan Ülkemizde de geleneksel sosyal dayanışma kültüründen mülhem politikalar ve uygulamalar, özellikle Ramazan ayı münasebetiyle yoğun bir şekilde sürdürülmektedir.

Bir yönüyle iç ferahlatırken, diğer yönden; gösteriş, siyasi istismar, yolsuzluk, insan onurunu ayaklar alan uygulamalara dönüşmesi, yoksulluğun ve adil paylaşımın önünü tıkayan politikaları özendirmesi gibi nedenlerle de iç karartan, utandıran bir tabloya dönüşmektedir.

Bir tarafta, yardım dağıtımı sırasında oluşan izdiham görüntüleri, bir kâse çorba almak için oluşan kuyruklar, başına kepçe yiyen, aşağılanan, itilen kakılan insanlar. Diğer yanda beyaz kepli aşçılarla temiz mutfaklarda, çadırlarda ve fakir sofralarında boy gösteren, yardım nutukları atan yardımsever yetkililerin görüntüleri. Bir de bu manzaralar içinde olmayı kendine yediremediği için köşesinde açlığı onursuzluğa tercih eden ve kimsenin farkına bile varmadığı insanlar.

KONUNUN DAHA İNSANİ VE AHLAKİ BİR YAKLAŞIMLA ELE ALINMASINA İHTİYAÇ VARDIR. BUNUN İÇİN:

Yapılanların yardım değil, sosyal ve ekonomik bir hak olduğu öncelikle tespit edilmelidir.

Bunu yerine getirenler, iane veya ulufe dağıtmadıkları, yapmak zorunda oldukları bir görevi yerine getirdikleri bilinciyle hareket ettiklerinin farkına varmalıdır.

İnsan onurunu zedeleyen, gösterişi ve istismarı özendiren; iftar çadırı, kuyrukların oluştuğu yemek dağıtımları, izdihama sebep olan gıda dağıtımları ve benzeri uygulamalara son verilmelidir. Bunun yerine, "alan el"in "veren el"ile muhatap olmayacağı tarzda "para fonu"na dönüştürülmelidir.

Yoksulluğun baskısı altında insanların daha çok eziklik duymasını önlemek için, "isteyen-el açan" değil, "aranan" konuma getirilmelidir. Bu durumdaki insanların istemelerine meydan vermeyecek, onları arayıp bulacak ve ihtiyaçlarını sessizce temin edecek bir mekanizma oluşturulmalıdır.

Siyasi istismar, gösteriş, onurun zedelenmesi, yolsuzluk, usulsüzlük, aşağılama ve toplum kesimleri arasındaki uçurumun derinleşmesini önlemek için, yardım faaliyetleri çeşitli kurum ve kuruluşların elinden alınmalıdır. Bunun yerine, daha çok sivil kesimlerin etkin olacağı bağımsız bir " KOORDİNASYON KURULU" eliyle kamu ve özel sektöre ait bütün yardımlar organize edilmelidir.

Asıl hedef kimsenin yardıma muhtaç olmadığı, Adaletin gereği olan sosyal ve ekonomik hakların gasp edilmediği bir düzen kurmak için çabalamak olmalıdır.

Gaziantep Şube Başkanı

Mehmet ALKIŞ