Basın Açıklamaları

Vicdanlar Özgür Kalıncaya Kadar Direniş

Değerli Basın Mensupları ve fikrine,zikrine ve inancının rüknüne yasak konulan mağdur ve mazlum kardeşlerim , Vicdanlara palanga vurularak kırk yıldır devam ettirilen başörtüsü zulmünün sona erdirilmesi için sırf ülkenin birliği ve halkın dirliği bozulmasın diye tanıdığımız zaman ve gösterdiğimiz sabra inat,millet adına egemenlik hakkını kullanmak üzere yetki verdiğimiz meclisin çöz

Buna sebep olarak da hiçbir hukuki dayanağı olmayan başörtüsü yasağına kılıf bulma çabasıyla anayasanın değişmez ve değiştirilemez maddeleri gösterilerek ,anlaşılmazı imkansız skolastik bir tutum sergilenmiştir.

Böylelikle kırk yıllık mesnetsiz bir zulüm ,fiili durum yaratılarak kalıcı hale getirilmek ve ilelebet sürdürülmek istenmektedir.

Bütün bunlara ilave olarak "Taraf " Gazatesince deşifre edilen son iddalardan şimdi daha iyi anlıyoruz ki ; toplumu yönlendirmek ve yeniden şekillendirmek için kimi kurumlarda yer edinen art niyetli karanlık güçler tarafından hazırlanan hain eylem planlarının yürürlüğe konulması amacıyla yargı , yandaş medya ve sivil toplum kuruluşları bir araç olarak kullanılmıştır.Bu hukuk dışı karanlık kişilerce toplum kesimleri ve bireyler hukuksuz bir şekilde açıkça fişlenmişlerdir.Bununla yetinilmeyerek özgürlükçü medyanın susturulması,toplumun sindirilmesi ve meşru iktidarın siyasallaştırılmış hukuk kararıyla bitirilmek istenmesi yoluna gidilmiştir.

Düşünceye,eleştiriye,inanca kilit vurularak vicdanlar karartılmaya çalışılmaktadır

O kadar ki, dolmuşta,sokakta ve okul bahçesinde başörtülü kadın avcılığı yapılmaktadır

Müslüman kadın; inancına uygun örtünme,eğitim ve manen kendini geliştirme hakkından mahrum bırakılarak ,aşağılık bir ayrımcılığa tabi tutulmaktadır

Müslüman Türk kadını; Türk tipi laiklik adı altında inancına aykırı olarak dayatılan yaşam biçimiyle,inancı ile laiklik arasında tercih yapmaya zorlanmaktadır.Bu şekilde ya yaşam alanlarının elinden alınmasına yada dört duvar arasında yaşamaya boyun eğmesi istenmektedir.

Bizler şunu kesin bir dille ifade ediyoruz.

28 Şubat darbe sürecinin başörtüsü yasağı BİN yıl da sürecek olsa, bizim direnişimiz de insanlığın son nefesini vereceği kıyamete kadar kesintisiz devam edecektir.

Şimdi burada müsadenizle askeri bir darbe sonrası yürürlüğe giren, yetersizliği herkesçe bilinen dolayısıyla topyekün değiştirilmesi gereken mevcut anayasanın bazı maddelerini hatırlatmak istiyorum.

MADDE 6.Egemenlik , kayıtsız şartsız Milletindir.

MADDE 7.Yasama yetkisi Türk Milleti adına TBMM'dir, yetki devr edilemez.

MADDE11.Anayasa hükümleri ,yasama ,yürütme ve yargı organlarını,idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

MADDE24.Herkes ,vicdan,dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

Şimdi soruyoruz ,Anayasanın bu maddelerine rağmen ;

İnsan hak ve hürriyetlerini koruma altına almak için devletle toplum arasında bir sözleşmeden ibaret olan Anayasa, nasıl olurda insan hak ve hürriyetlerinin ihlaline gerekçe yapılabilir?

Anayasa Mahkemesi nasıl olurda özgürlüklere karşı tavır alabilir?

Nasıl olur da , Türk Tipi laiklik, dine ve dindar başörtülü kadınlara karşı bir silah gibi kullanılabilir?

Egemenlik kayıtsız şartsız milletin ise; nasıl olurda meclisin egemenlik hakkı fiilen ortadan kaldırılabilir ve yine nasıl olurda meclisin yasama üstünlüğüne son verilebilir?

Bu durumda bir mafya örgütü izlenimi veren Ergenekon yapılanmasının ordu bünyesine kadar uzandığı iddaları ile birlikte tasarladığı darbe senaryoları ne kadar yasadışı ise,yukarıda sıraladığımız anayasa hükümlerine rağmen , aldığı siyasal nitelikli kararlarla yargı organlarının da anayasal düzene ve dolayısıyla insan hak ve hürriyetlerine karşı bir tavır sergilemiş olması da bir o kadar yasal olmaktan uzaktır.

Buradan çıkan sonuç şudur.

1.Kimi kurum bürokratları yetkilerini kötüye kullanmaktadırlar.

2.Halkı karşılarına almaktadırlar.

3.Meclis üstünlüğünü tanımamaktadırlar

4.İnsan hak ve hürriyetlerine saygı duymamaktadırlar.

Şimdi, asıl bunların çetelesinin tutulması ve hesabının sorulması gerekmiyor mu?

Bu durum da şu önerileri yapmayı gerekli görüyoruz.

1.Meclis; hukuk dışı girişimlere karşı milletten ve yasalardan aldığı yetkiyi kullanmalıdır.

2.Anayasa Mahkemesi kararını Anayasayı ihlal nedeniyle yok hükmünde saymalıdır.

3.Ordu bünyesindeki gizli eylem ve darbe planları için derhal meclis soruşturması açmalıdır.

4.Meclis çoğunluğunu elinde tutan siyasal iktidar meclis gücüne dayanarak hiçbir baskıya boyun eğmemelidir.

5.Ara rejim fırsatçılarına imkan verilmemelidir.

Son olarak bunları yapmayacak bir meclis;bu günden itibaren fiilen fesih sayılmalıdır.

Bu durumda ;

Seçimler derhal yenilenmeli, kurucu meclis yetkilerine sahip yeni bir anayasa hazırlamakla görevli yeni bir meclis ve yeni bir hükümet oluşturulmalıdır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.


MAZLUMDER Ve ÖZGÜRDER Bursa Şubeleri Adına

Hasan ÜNAL

MAZLUMDER Bursa Şube Başkanı