Böylelikle kırk yıllık mesnetsiz bir zulüm
,fiili durum yaratılarak kalıcı hale getirilmek ve ilelebet sürdürülmek
istenmektedir.
Bütün bunlara ilave olarak "Taraf "
Gazatesince deşifre edilen son iddalardan şimdi daha iyi anlıyoruz ki ; toplumu
yönlendirmek ve yeniden şekillendirmek için kimi kurumlarda yer edinen art
niyetli karanlık güçler tarafından hazırlanan hain eylem planlarının yürürlüğe
konulması amacıyla yargı , yandaş medya ve sivil toplum kuruluşları bir araç
olarak kullanılmıştır.Bu hukuk dışı karanlık kişilerce toplum kesimleri ve
bireyler hukuksuz bir şekilde açıkça fişlenmişlerdir.Bununla yetinilmeyerek
özgürlükçü medyanın susturulması,toplumun sindirilmesi ve meşru iktidarın
siyasallaştırılmış hukuk kararıyla bitirilmek istenmesi yoluna gidilmiştir.
Düşünceye,eleştiriye,inanca kilit vurularak
vicdanlar karartılmaya çalışılmaktadır
O kadar ki, dolmuşta,sokakta ve okul
bahçesinde başörtülü kadın avcılığı yapılmaktadır
Müslüman kadın; inancına uygun örtünme,eğitim
ve manen kendini geliştirme hakkından mahrum bırakılarak ,aşağılık bir
ayrımcılığa tabi tutulmaktadır
Müslüman Türk kadını; Türk tipi laiklik adı
altında inancına aykırı olarak dayatılan yaşam biçimiyle,inancı ile laiklik
arasında tercih yapmaya zorlanmaktadır.Bu şekilde ya yaşam alanlarının elinden
alınmasına yada dört duvar arasında yaşamaya boyun eğmesi istenmektedir.
Bizler şunu kesin bir dille ifade ediyoruz.
28 Şubat darbe sürecinin başörtüsü yasağı BİN
yıl da sürecek olsa, bizim direnişimiz de insanlığın son nefesini vereceği
kıyamete kadar kesintisiz devam edecektir.
Şimdi burada müsadenizle askeri bir darbe
sonrası yürürlüğe giren, yetersizliği herkesçe bilinen dolayısıyla topyekün
değiştirilmesi gereken mevcut anayasanın bazı maddelerini hatırlatmak
istiyorum.
MADDE 6.Egemenlik , kayıtsız şartsız
Milletindir.
MADDE 7.Yasama yetkisi Türk Milleti adına
TBMM'dir, yetki devr edilemez.
MADDE11.Anayasa hükümleri ,yasama ,yürütme
ve yargı organlarını,idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan
temel hukuk kurallarıdır.
MADDE24.Herkes ,vicdan,dini inanç ve kanaat
hürriyetine sahiptir.
Şimdi soruyoruz
,Anayasanın bu maddelerine rağmen ;
İnsan hak ve
hürriyetlerini koruma altına almak için devletle toplum arasında bir
sözleşmeden ibaret olan Anayasa, nasıl olurda insan hak ve hürriyetlerinin
ihlaline gerekçe yapılabilir?
Anayasa Mahkemesi nasıl olurda özgürlüklere
karşı tavır alabilir?
Nasıl olur da , Türk Tipi laiklik, dine ve
dindar başörtülü kadınlara karşı bir silah gibi kullanılabilir?
Egemenlik kayıtsız şartsız
milletin ise; nasıl olurda meclisin egemenlik hakkı fiilen ortadan kaldırılabilir
ve yine nasıl olurda meclisin yasama üstünlüğüne son verilebilir?
Bu durumda bir mafya
örgütü izlenimi veren Ergenekon yapılanmasının ordu bünyesine kadar uzandığı
iddaları ile birlikte tasarladığı darbe senaryoları ne kadar yasadışı ise,yukarıda
sıraladığımız anayasa hükümlerine rağmen , aldığı siyasal nitelikli kararlarla
yargı organlarının da anayasal düzene ve
dolayısıyla insan hak ve hürriyetlerine karşı bir tavır sergilemiş olması da
bir o kadar yasal olmaktan uzaktır.
Buradan çıkan sonuç şudur.
1.Kimi kurum bürokratları
yetkilerini kötüye kullanmaktadırlar.
2.Halkı karşılarına
almaktadırlar.
3.Meclis üstünlüğünü
tanımamaktadırlar
4.İnsan hak ve hürriyetlerine saygı duymamaktadırlar.
Şimdi, asıl bunların
çetelesinin tutulması ve hesabının sorulması gerekmiyor mu?
Bu durum da şu önerileri
yapmayı gerekli görüyoruz.
1.Meclis; hukuk dışı
girişimlere karşı milletten ve yasalardan aldığı yetkiyi kullanmalıdır.
2.Anayasa Mahkemesi
kararını Anayasayı ihlal nedeniyle yok hükmünde saymalıdır.
3.Ordu bünyesindeki gizli
eylem ve darbe planları için derhal meclis soruşturması açmalıdır.
4.Meclis çoğunluğunu
elinde tutan siyasal iktidar meclis gücüne dayanarak hiçbir baskıya boyun
eğmemelidir.
5.Ara rejim fırsatçılarına
imkan verilmemelidir.
Son olarak bunları
yapmayacak bir meclis;bu günden itibaren fiilen fesih sayılmalıdır.
Bu durumda ;
Seçimler derhal
yenilenmeli, kurucu meclis yetkilerine sahip yeni bir anayasa hazırlamakla
görevli yeni bir meclis ve yeni bir hükümet oluşturulmalıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Hasan ÜNAL
MAZLUMDER Bursa
Şube Başkanı