<script language="JavaScript"><!--
function Help(daLink) {
var helpWnd=window.open(daLink,"help","width=400,height=500,scrollbars=yes,dependent=yes");
}
// --></script><script language="JavaScript"><!--
function SynchMoves(primary) {
if(primary==1) document.frmShowLtr2.destBox.selectedIndex = document.frmShowLtr.destBox.selectedIndex;
else document.frmShowLtr.destBox.selectedIndex = document.frmShowLtr2.destBox.selectedIndex;
}
function MoveTo() {
dml=document.frmShowLtr;
dbox=dml.destBox;
if(dbox.options[dbox.selectedIndex].value != "@NEW") {
dml.MOV.value=1;
dml.submit();
return;
}
nn=window.prompt("Please enter a name for your folder.","");
if(nn==null || nn=="null" || nn=="") {
dbox.selectedIndex=0;
document.frmShowLtr2.destBox.selectedIndex=0;
return;
}
dml.NewFol.value=nn;
dml.MOV.value=1;
dml.submit();
}
İNSAN HAKLARI VE MAZLUMLAR İÇİN DAYANIŞMA DERNEĞİ VAN ŞUBESİ
ORGANIZATION OF HUMAN RIGHTS & SOLIDARITY FOR OPRESSED PEOPLE
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği MAZLUM-DER Van Şube Başkanı Av. Abdulbasit BİLDİRİCİ, 14.02.2000 Pazartesi günü Van'da kamuoyunda Hizbullah olarak bilinen örgüte karşı yapılan gece yarısı operasyonunda resmi açıklamalara göre 5'i polis memuru, 5'i de örgüt elemanı olmak üzere 10 kişinin yaşamını yitirmesi, bunun yanında 6 polis memurunun da yaralanması ile ilgili olarak aşağıdaki açıklamayı yapmıştır.
15.02.2000
Mazlum-Der
Van Şube Başkanı
Av. Abdulbasit BİLDİRİCİ
"Son günlerde gündemin ilk sırasını işgal eden Hizbullah adlı örgüte karşı, 14.02.2000 Pazartesi günü sabaha karşı saat 01:30 sularında Van'da da bir operasyon yapılmıştır. Sabah saat 06:00 - 07:00 sularına kadar devam eden çatışmalarda resmi açıklamalara göre 5 polis memuru ve 5 örgüt elemanı yaşamını yitirirken 6 polis memuru da yaralanmıştır.
İnsan hakları savunucuları olarak olayın bizi ilgilendiren yönü, insanların bu olayda yaşamlarını yitirmiş olmasıdır. Yıllardır özel olarak bölgede genel olarak ise tüm yurtta bu tür örgüt elemanlarına karşı operasyonlar yürütülmektedir. Bazen silahlı karşılık verilip çatışma çıkmasına
karşın bu kadar polis memurunun yaşamını yitirdiği yakın zamanlarda ya hiç olmamış ya da pek nadir olmuştur. Yaşama hakkı insan haklarının temelini oluşturmaktadır. Ne yazık ki bu operasyonda hem polis memurlarının yaşamını yitirmesine yol açılmış hem de sağ ele geçirilmelerinin hedeflenmesi gereken kimi örgüt elemanları yaşamlarını yitirmiştir. Oysa devletin bu tür operasyonlardaki asli görevi, hem güvenlik elemanlarının hayatlarını yitirmemesi için, hem de suçlu olduğu düşünülen insanların sağ ele geçirilmesi için azami özeni göstermektir. Bu operasyonlarda sorumluların gerekli özeni göstermedikleri kuşkusu kamuoyunda yer etmiş bulunmaktadır.
Çünkü konuyla ilgili yapılan açıklamalar çelişkilerle doludur. Resmi açıklamalara göre önce örgüt elemanlarınca saldırı yapılmış ve ilk saldırıda iki polis memuru yaşamını yitirmiştir. Bundan sonra karşı silahlı saldırıya geçilmiştir. Yine resmi açıklamalara göre evden kaçan örgüt elemanının sığındığı ikinci evden bu kez yine saldırı yapılmış ve burada da üç polis memuru yaşamını yitirirken 6 polis memuru da yaralanmıştır.
Öldürülen ve örgüt elemanı olduğu belirtilen kişilerin ise nasıl öldürüldükleri resmi açıklamalardan tam anlaşılamamaktadır. Önce ilk evde iki kişinin sağ ele geçirildiği, birinin ise kaçmayı başardığı basına yansımış, sonra ikinci evdeki kişinin öldürüldüğü belirtilmiş bundan sonra ikindi vaktine doğru yapılan üçüncü operasyonda ise birinin yaralı yakalandığı diğerinin ise kaçtığı basına yansımıştır.
Sonuç itibariyle iyi idare edilmediği izlenimi veren bir operasyon neticesinde 10 insan ölmüş 6 insan da yaralanmıştır. Başta da belirttiğimiz gibi olayın biz insan hakları savunucularını ilgilendiren yönü yaşama hakkıdır. İster polis memuru olsun ister örgüt elemanı olsun herkesin yaşamaya hakkı vardır. Bu yaşama hakkını korumak da hiç şüphe yok ki devletin görevidir. İnsanların hayatını yitirmesine neden olmaksızın operasyon yapma imkanlarının zorlanmadığı ve operasyonun tedbirsizce yapıldığı tarafımızca düşünülmektedir.
Kim olursa olsun zalime karşı mazlumdan yana olmak ve tarafsız, çifte standartsız bir insan hakları mücadelesi vermek MAZLUMDER'in temel ilkesidir. MAZLUMDER, kuruluşundan bugüne kadar şiddetle hiçbir sorunun çözülemeyeceğini vurgulamış ve şiddeti, terörü kategorik olarak reddetmiştir, kınamıştır. Çünkü şiddet ve terör, bir insanlık suçudur. Faillerinin ve mağdurlarının kimliğine bakmaksızın karşı çıkmak gerekmektedir. Şiddet ve terör, ne milli birlik ve beraberliği sağlama adına, ne ulusal kurtuluş mücadelesi verme adına, ne de din veya birtakım ideolojiler adına meşrulaştırılamaz. Bu vesileyle, ister kimi örgütlerden gelsin, isterse birtakım kamu görevlilerinin hukukdışı keyfi uygulamalarından ya da beceriksizliklerinden kaynaklansın, her türlü şiddeti, terörü bir kez daha kınıyor, tüm kamuoyunun üzüntülerini paylaşıyor ve yetkililerin, sorumlular hakkında gerekli işlemleri yapmalarını bekliyoruz."