Eylemler

VAN İnanç Özgürlüğü Platformu 111. Hafta Basın Açıklaması...

VAHÖP 111.Haftaya yoğun bir katılımla girdi. Çünkü Van başörtüsüne özgürlük eylemleri 2. yılını bitirip 3.yılına girdi. Bu sebeple Başörtüsüne özgürlük amacıyla periyodik eylemlilikleri olan platformlar da Van'daki bu direnişi bereketlendirmek ve destek vermek amacıyla Van'a gelmişlerdi.

Öncelikle saat 12.15'te Hz.Ömer Camii önündeki Dabbağoğlu parkında toplanan katılımcılar, buradan Sanat Sokağına kadar pankart açıp sloganlar atarak yürüyüşe geçtiler. Her zamanki gibi Vanlı sanatçı Şerif BİLGİN'in sunumuyla başlayan programa Grup GÖKKUŞAĞI'nın ezgileri ile başlandı. Ardından VAHÖP adına basın açıklamasını Fuat DEĞER okudu. Misafir olarak eyleme katılan Hüda KAYA Başörtü mücadelesinin tarihçesi ile birlikte ailece bunun mağduru oluşunu dillendiren ve başörtüsü direnişçilerine dua ve tavsiyelerini içeren bir konuşma yaptı. Daha sonra Türkiye'nin çeşitli illerinden katılan platform temsilcilerinin selamlama konuşmasına geçildi. Adapazarı İnanç Özgürlüğü adına Kadrican MENDİ, Kocaeli İnanç Özgürlüğü adına Behlül METİN, Ankara İnanç Özgürlüğü adına Murat EKİNCİ ve Konya İnanç Özgürlüğü adına da Musa Kâzım YILMAZ birer selamlama konuşması yaptılar, direniş ve kararlılık mesajları verdiler. Yine Mazlumder Genel Başkanı'nın başörtüsü mücadelesinin 3. yılı münasebeti ile gönderdiği mesajı Şerif BİLGİN okudu. Grup GÖKKUŞAĞI'nın ezgileri ile eylem sona erdi.

BASINN AÇIKLAMASININ TAM METNİ:

ZULME KARŞI DİRENİŞ

HERKES İÇİN ADALET

BAŞÖRTÜSÜNE ÖZGÜRLÜK

Türkiye resmi ideolojik şablonlarla toplumsal hayatın şekillendirilmeye çalışıldığı ve bu yüzden de halkın büyük çoğunluğunun mutsuzluğa mahkûm edildiği bir ülke. İnançlarından, kimliklerinden, düşüncelerinden dolayı muhalif insanların yok sayıldığı, düzenin yönlendirmeleri doğrultusunda dönüştürülmeye, başkalaştırılmaya çalışıldığı, tüm bu dayatmalar sonuç vermezse bu kez şiddetle ezilmek istendiği bir sorunlar ülkesi Türkiye.

Darbe tehditlerinin gündemden düşmediği, militarizmin namlusunun halka çevrili olduğu, resmi ideolojinin onay vermediği kimliklerin, inançların, taleplerin devlet için tehdit olarak algılandığı bir ülke burası. İnsan hakları ve özgürlükler alanında alındığı ileri sürülen büyük mesafeye rağmen hala insanların cezaevlerinde işkence sonucu katledilebildiği bir ülke Türkiye.

Hiç şüphesiz başörtüsü yasağı bu ülkenin en temel sorunlarından, yakıcı sorunlarından birini oluşturmakta. On yılı aşkın bir süredir kesintisiz biçimde kanamaya devam eden bir yara başörtüsü yasağı ve aynı zamanda kuralsız, hukuksuz, ahlaksız bir saldırının, İslami kimliğe ve değerlere açılmış vahşi bir savaşın en somut ve açık tezahürlerinden biri.

28 Şubat zorbalığının açığa çıkardığı, netleştirdiği laik diktatörlük düzeninin öncelikli hedef olarak belirlediği başörtüsü zulmü, halkın büyük çoğunluğunun karşı çıkmasına ve siyasilerin bolca sıraladığı özgürlük vaadlerine rağmen kesintisiz biçimde sürüyor. Kemalist laik oligarşinin İslam'a karşı yürüttüğü savaşın bir uzantısı olarak, bugün hicab pek çok yerde yasak duvarlarıyla çevrili halde. Müslüman kadının kimliğinin ve iffetinin simgesi olan başörtüsü kamu kurumlarında, okullarda ve üniversitelerde engellenmekte. Bugün Türkiye'de binlerce, yüzbinlerce, milyonlarca genç kız ve bayan Kuran'ın açık bir emri olan başörtüsü taktığı için, yani sırf "Rabbim Allah'tır" dediği için, devlet tarafından sistematik bir tarzda dışlanmakta, aşağılanmakta ve haksızlığa uğratılmaktadır.

Ve en kötüsü, en acımasızı ise, egemenlerin tüm bu dayatmalarına, zulümlerine karşı mağdur ettikleri, zulmettikleri insanları sessizliğe, dilsizliğe zorlamaları; zulmü kanıksatmaya yönelik gayretleri. İstiyorlar ki, zulmetsinler, gasp etsinler, mağdur etsinler ama kimse de bu zalimliklerine tepki göstermesin, itiraz etmesin! İnsanları sessiz, tepkisiz, kimliksiz birer robota, kendilerine bilinçsizce, onursuzca itaat eden birer zavallıya dönüştürmeyi umuyorlar.

Yağma yok! Bu hedeflerine bugüne kadar ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Darbe şantajıyla, silah tehdidiyle, kutsallık halesine büründürdükleri yasalarıyla, baskı, işkence, ceza korkutmasıyla Müslümanları sindiremezler. Kullandıkları devlet erkine dayanarak, zorbalıkla, dayatmayla belki haklarımızı geçici olarak gasp edebilirler ama asla bizleri zulme ve zorbalığa boyun eğdiremezler. Gerek başörtüsü yasağına gerekse de aynı zihniyetin ürünü olarak icra ettikleri diğer baskı ve zulüm uygulamalarına karşı çıkışımızı, zalimleri teşhir eden, hesap soran feryadımızı bastıramazlar.

İşte biz bu kararlılıkla buradayız! Baskıcı, zalim düzenin ve zorba güçlerin kimliğimize, inancımıza, şahsiyetimize yönelik saldırganlıklarının açık bir tezahürü olan başörtüsü yasağına karşı direnişimizin 2. yılını doldurması vesilesiyle bir aradayız. Yasakçıların gasp ettiği haklarımızı savunmak; bastırmaya, yok saymaya çalıştıkları taleplerimizi yükseltmek; zulme karşı direniş ve mazlumlarla dayanışma bilincini yaygınlaştırmak için tam 111 haftadır kesintisiz biçimde sürdürdüğümüz eylemliliğimizin 3. yılına girmesinin sevincini yaşıyoruz. Türlü engellemelere, zorluklara, kara, kışa, sıcağa, soğuğa rağmen; gündelik hayatı sarmalayan onlarca meşgaleyi, mazereti aşıp sürdürdüğümüz mücadelenin onurunu yansıtmak ve zalimlere, teslimiyetçilere inat kararlılığımızı sergilemek için buradayız.

Birileri ısrarla "vazgeçin artık, bu konu kapandı" diyorlar. "Yargı son kararını verdi, bundan sonra yapacak bir şey kalmadı" türünden propagandalarla zulme boyun eğdirmeye çalışıyor; teslimiyeti ve zilleti yaygınlaştırmayı hedefliyorlar. Zihinleri bulandırmaya, insanlarımızı kuşkuya düşürmeye çalışıyorlar. Ve onlar, Rablerinden başkasına teslimiyeti reddeden Müminlerin ve zulmü kanıksamayı onursuzluk bilen erdemli ve adil insanların dayatmalarla, tehditlerle, kirli propagandalarla haklarından, taleplerinden, mücadelelerinden vazgeçirilemeyeceğini bir türlü anlamak istemiyorlar. Gerçeğe gözlerini kapattıklarında onun yok olacağı gibi çocuksu bir tutum sergiliyorlar.

Oysa Türkiye'nin muhtelif şehirlerinde başörtüsü yasağı adı verilen iğrenç ve ilkel dayatmaya karşı direnen sayısız kardeşimizle birlikte, bu sokakta tam iki yıldır her hafta Cumartesi günü bir araya gelen bizler onlar görmek istemeseler de direniş gerçeğini tüm dünyaya gösteriyor, egemenlerin hakkımızda takdir buyurdukları hükmü asla kabul etmediğimizi ve de etmeyeceğimizi haykırıyoruz.

Şurası gayet açıktır ki, başörtüsü yasağı hukuk ile zorbalığı, insanlıkla vahşiliği, iman ile küfrü net biçimde ayrıştıran bir turnusol kâğıdı işlevi görmektedir. Bu nedenle maruz kaldığımız bu zulmü "anlamsız yasak", "bir metre bez parçası" vb. klişelerle tanımlamanın bizatihi büyük bir zulüm olduğuna inanıyoruz. Bilakis bu yasak gayet anlamlı ve haktan, hukuktan, adaletten yana herkesin net bir tavır koyması, karşı çıkması, direnmesi gereken istikbar güçlerinin vahşi bir saldırısıdır.

İşte bizler de bu bilinç ve duyarlılıkla, başörtüsü yasağı adı altında inancımıza, kimliğimize, değerlerimize karşı açılmış bu savaşta direniş cephesinde, onur cephesinde, iman cephesinde saf tutuyoruz. Van Hak ve Özgürlükler Platformu olarak tam 111 haftadır kesintisiz biçimde sürdürdüğümüz eylemlerle, sesimizi Türkiye'nin muhtelif şehirlerinde; Kocaeli'nde, Sakarya'da, İzmir'de, İstanbul'da, Ankara'da, Konya'da, Antalya'da, Diyarbakır'da Kayseri'de, Akyazı'da aylardır, yıllardır zulmü protesto amacıyla haykıran kardeşlerimizin sesleriyle birleştiriyoruz. Laik-Kemalist oligarşinin halkımıza kanıksatmaya çalıştığı başörtüsü zulmüne karşı asla susmayacağımızı, bu faşizan dayatmaya asla boyun eğmeyeceğimizi haykırdık, haykırmayı sürdürüyoruz.

Selam olsun tüm bu direniş erlerine...

YASAKÇILAR YENİLECEK DİRENENLER KAZANACAK....

VAHÖP adına

Fuat DEĞER

( VAHÖP) VAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLER PLATFORMU BİLEŞENLERİ

Gökkuşağı Derneği / İnsan-Der / İmam Hatip Mez. ve Men. Der

Mazlumder / Memur-Sen / Anadolu Gençlik Derneği / Umut-Der/ Erdem-Der