Basına ve Kamuoyuna...<!--?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /-->
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Bilinç, akıl ve duygu kirliliğimizin en yoğun olduğu bir dönemde yine ramazan'ı şerifi ağırlamanın huzurundayız. Tüm islam ümmetinin ramazanı şerifini kutluyor, Yapılan ibadetlerimizin Allah katında kabulünü diliyoruz. Yokluğun ve yoksulluğun ne demek olduğu, açlık ve susuzluğun kavurucu yaz sıcaklarında bizleri nasılda halsiz düşürdüğü ortadadır. İşte böyle bir zamanda yardımlaşma ve kardeşlik kendini ortaya çıkarmaktadır. Somali ve Etyopya'da her altı dakikada 1 çocuğun ölümünü duymak bizlere yeni bir sorumluluk yüklemiştir. Bu konuda duyarlı davranmak ve ramazan yardımlaşmasının güzel bir örnekliğini sergilemek durumundayız.
Mevsimin kavurucu sıcaklarına rağmen Türkiye yeni bir bahar havasını tenefüs ediyor. Yüksek askeri şurada yaşananlar, askeri vesayetin yeni bir mevzi daha kaybettiğinin güzel bir resmi olmuştur. Yaşanan bu gelişmeler ülkenin geleceğine olan umutlarımızı artırmış ve yeni bir heyecan katmıştır. Sivil iradenin yerini sağlamlaştırması, kurumların kendi asli işleriyle uğraşmaya dönük bir hal içerisine girmeleri, özgürlük taleplerimizin ve dolayısıyla inanç özgürlüğünün simgesi haline gelen başörtüsü yasağının kalkacağına yönelik beklentilerimizi hızlandırmıştır. Artık vesayet sahiplerinin yıllardır sürdürdükleri başörtüsü düşmanlığı derhal ortadan kaldırılmalı ve yalnız eğitim ve öğretimde değil yaşamın tüm alanlarında serbestliği sağlanmalıdır.
Geçtiğimiz hafta Adana orhan çoban ilköğretim okulunda 4 sınıf öğrencisi Maşallah Savsal'ın ailesine kesilen 1245 TL'lik ceza düşündürücüdür. Hem başörtüsünden dolayı okula almamakla mağdur edeceksin, hemde okula devamsızlık yaptığı gerekçesiyle para cezası keseceksin. Bunun hangi hukukla bağdaştığını anlayamamaktayız. Bu sorunun derhal çözülmesini, ailenin üzerindeki bu mağduriyetin kaldırılmasını beklemekteyiz. Çünkü bu durum yeni anayasının ve özgürlüklerin konuşulduğu bu ortamda hükümetin alnında kara bir leke olarak durmaktadır.
Toplumun tüm kesimlerinin ayrım gözetilmeksizin iştirak edeceği, tüm inanç ve etnik grupların temsilcilerinin de katılımıyla gerçekleşmesini beklediğimiz yeni anayasa çalışmalarında devletin değil halkın menfaatlerinin temel alınmasını, baskıcı ve dayatmacı zihniyetin yerini hürriyet ve adaletin alması bekletilerimizi yineliyoruz. Özelde Kürt realitesinin genelde ise tüm etnik ve inanç gruplarının yaradılıştan gelen hakları olan tüm etnik ve kültürel haklarının iadesi mutlaka sağlanmalı ve tüm halkların ve inanç gruplarının kendilerini birinci sınıf kabul edecekleri yeni düzenlemeler yapılmalıdır. Devlet bir ideolojinin koruyuculuğundan ayrılıp vatandaşlarını tüm doğmatik ideolojilerin baskı ve dayatmalarından korumalıdır.
Yaklaşık 6 aydır tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleştirilen, 1982 hama ve humus katliamlarını aratmayan ve Suriye'nin bütününe yayılmış olan zulüm ve vahşet dalgasının durdurulması için tüm dünya müslümanlarının etkin bir eylemlilik sürecinde bulunları gerekmektedir. Batılı ve müstekbir ülkelerin islam topraklarında yaşanan bu zulme siyaseten tavır koymaları ve halkın lehinde hiçbir girişimde bulunmamaları Alçak ve çıkarcı tavırlarını bütün çıplaklıklarıyla ortaya koymaktadır. İslam ülkelerinin yöneticilerinin üzerlerindeki ölü toprağını atıp batılı ülkelerden herhangi bir beklenti içerisinde olmadan acil ve çözümcül müdahalelerini gerekli görmekteyiz. İslam konferansı örgütü derhal toplanmalı, Suriye'de yaşanan bu insanlık dışı durumun düzeltilmesi, onlarca yıldır devam eden zulüm iktidarının devrilmesi ve halkın iradesinin tecellisinin gerçekleşmesi için gerekli girişimlerde bulunulmasını bekliyoruz. Türkiye cumhuriyeti hükümetinin de ülkeler arası çıkar ilişkilerinden ve maddi hesaplardan kurtulup en önemli şey olan insan hayatını ilişkilerde ölçü kabul etmelerini bekliyoruz. Tüm İslam ülkelerinin yöneticilerine asrın firavunu Hüsnü Mübarek'in durumunu hatırlatıyor ve akibetlerinden korkmaları gerektiğini söylüyoruz. Hepinizin başkaları için yakıştırdığı kafeslerin günü geldiğinde sizide içine alacağını unutmayın.
Geçtiğimiz ay içerisinde norveçte yaşanan ve tüm dünyaya akıl tutulması yaşatan ve ciddi bir patolojik vaka görüntüsü arz eden saldırı ve arkasındaki gelişmeler üzerinde durulması gereken bir durumdur. Başkanlık sarayında gerçekleşen patlama ve hemen akabinde tüm dikkatleri başka bir yöne çeken bu saldırı dünya kamuoyunu çok ikna eden bir durum olmadı. Acaba başkanlık sarayında ki patlamanın dikkatleri dağıtılmayamı çalışıldı? Sorusunun ardından ortaya çıkan haber ve yorumların İslam düşmanlığını gözler önüne sermesi açısından yeniden değerlendirmeli ve müslüman kamuoyu bu konuda düşünmelidir. Tüm medya kuruluşları olayın suçlusu olarak müslümanları hedef görterme gayretindeydiler. Son ana kadar müslümanlar üzerine yoğunlaşan malum medya, saldırganın kimliği deşifre olunca habere karartma uygulamaya başladılar. İslamofobik yorumlar ve terörist yerine norveçli çılgın ifadesini öne çıkarmaya başladılar. Bu batının İslama ve Müslümanlara bakışını ortaya çıkaran ciddi bir durumdur.
Basına ve kamuoyuna duyurulur.
Van Hak ve Özgürlükler Platformu adına
Abdurrahman EREN (UMUT IŞIĞI DERNEĞİ BAŞKANI)
VAHÖP (Van Hak ve Özgürlükler) Platformu:
GÖKKUŞAĞI DERNEĞİ, İNSAN-DER, MAZLUMDER Van Şubesi, MEMUR-SEN, UMUT IŞIĞI DERNEĞİ, ERDEM-DER, ANADOLU GENÇLİK DERNEĞİ, VAN İMAM HATİP MEZUNLARI VE MENSUPLARI DERNEĞİ, VAN KARDELENLER KADIN DERNEĞİ, ÖZGÜR-DER.