Basın Açıklamaları

ÜNİVERSİTELER BU YÖ(Ü)K’TEN KURTARILMALIDIR!

AK-DER, Anadolu Gençlik Dergisi, ASDER, Başörtüsüne Özgürlük Girişim Gurubu , Demokrat Hukukçular Birliği, Eğitim-Bir-Sen İstanbul Şubeleri, Hukukçular Derneği, İHH, MAZLUMDER, Memur-Sen İstanbul İl Başkanlığı ve TİYEMDER tarafından YÖK’ün kuruluş yıldönümüyle ilgili olarak aşağıdaki açıklama yapılmıştır.

Eğitim hakkı, uluslararası ve ulusal belgelerde yerini alan, toplumun bütün fertlerinin yararlanabileceği temel bir insan hakkıdır. Hükümetler ve idari yapıların görevi, bu hakkın kullanımı önündeki engelleri kaldırmaktır. YÖK, kuruluşundan beri bilimsel çalışmalarla meşgul olmak ve bunun önündeki engellerle mücadele etmek yerine, öğrencisini ve öğretim görevlisini hizaya getirmekle görevli bir mekanizma gibi davranmaktadır. Üniversiteler bilim üreten ve her türlü fikrin tartışıldığı özgür bir kürsü olmak yerine, misyonunun tersine, halka rağmenci, ‘çağdaş(!) antidemokratik’ bir tutum ile salt ideolojik bir tartışma ortamı YÖK eliyle oluşturulmaya çalışılmaktadır. YÖK’ün dayatmacı politikalarının temsilcisi olan kişiler, akademik zafiyetlerine rağmen ön planda iken, dayatılan rolü benimsemeyen öğretim görevlilerinin ise tasfiye edildiği görülmektedir Dayatmacı politikalara kurban edilen yalnızca öğretim üyeleri değildir. Öğrenciler de tek tipleştirilmek istenmektedir. Saçları, sakalları hatta halayları takibata uğramaktadır. Düşünce ve ifade özgürlüğü ise YÖK uygulamalarında yerini alamamıştır. Anayasal garantisi olan inanç özgürlüğü hiçe sayılarak başörtülü öğrencilerin eğitim hakları hikmeti kendinden menkul gerekçelerle yasaklanmaktadır. ‘Çağdaş(!) Antidemokratik’ yapılı YÖK zihniyetinin, anayasaya ve kanunlar hiyerarşisine aykırı biçimde, YÖK genelgeleriyle dayattığı yasaklar, hukukun üstün olduğu devlet, temel hak ve özgürlükler anlayışı önünde yaşamı derinden etkileyen ve özüne aykırı bir sorun olarak mevcudiyetini korumaktadır. Yükseköğretim Kurulu’nun “denetimi ve gözetimi” altında üniversiteler, eğitim kurumları olmaktan çıkmıştır. Yükseköğretim Kurulu bu şekilde varlığını sürdürdükçe, Türkiye’de yükseköğretimin akademik ve bilimsel özerkliğe kavuşması, politik hesaplaşmaların arenası olmaktan çıkması da mümkün görünmemektedir. Tek tip insan, tek tip öğrenci ve tek tip öğretim üyesi yaratmak isteyen; insan haklarıyla ve insanlık onuruyla bağdaşmayan uygulamalar ile eğitim sistemini zaafa uğratan YÖK sisteminden vazgeçilmelidir. Halk kendisi adına hareket etmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisine ve hükümete yetki vermiştir. Milletvekilleri, halkın taleplerine uygun düzenlemeler yapmak ve eğitim hakkının önündeki bütün engelleri kaldırmakla mükellef olduğunu unutmamalıdır. Hükümet bilmelidir ki öteleme ve erteleme yöntemi daha önceki hükümetlere de uygulatılan bir tuzaktır. YÖK uygulamaları ne öğretim üyeleri, ne öğrenciler ne de halkımız tarafından tasvip edilmektedir. Uluslararası arenada bilimsel bir kurum olarak itibar görmeyen, aksine militer bir yapı olarak algılanan YÖK’ün kaldırılması görevi mevcut hükümetindir. Bu görevi yerine getirmemenin gerekçesi ve mazereti olamaz.