Basın Açıklamaları

Türk Anayasası Militarizmin Etkisinden Kurtarılamıyor

Türkiye'nin çok partili demokrasiye geçişinden bu güne kadar yarım yüz yıl geçmesine rağmen, ülkemiz halâ layık olduğu demokratik seviyeye ulaşamamıştır. Şimdiye kadar çoğu kez anayasamız ancak askeri darbelerle değiştirilebilmiş, esefle belirtelim ki bütün halk kesimlerinin ve sivil toplum örgütlerinin katkıda bulunabildiği sivil

10.12.2007

Türk Anayasası Militarizmin Etkisinden Kurtarılamıyor

Türkiye'nin çok partili demokrasiye geçişinden bu güne kadar yarım yüz yıl geçmesine rağmen, ülkemiz halâ layık olduğu demokratik seviyeye ulaşamamıştır. Şimdiye kadar çoğu kez anayasamız ancak askeri darbelerle değiştirilebilmiş, esefle belirtelim ki bütün halk kesimlerinin ve sivil toplum örgütlerinin katkıda bulunabildiği sivil bir anayasa bu güne kadar yazılmamıştır. Kuvvetler ayrılığı ilkesine göre yazılan mevcut anayasamızda son yıllarda bazı değişiklikler yapıldıysa da Türk Anayasası militarizmin etkisinden hâlâ kurtarılamamıştır.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin yayınlanmasından bu güne kadar 60 yıl geçtiği halde ülkemizde tam anlamıyla insan haklarının gerçekleştiği ve özgürlüklerin taahhüt altına alındığı söylenemez. Yasalarımızda özgürlükleri kısıtlayan düzenlemeler olduğu gibi, her yıl ülkemizde birçok hak ihlâline rastlamaktayız.

Zaman zaman yaşama hakkı saldırıya uğramaktadır. 2006 yılı itibarıyla sadece Doğu ve Güneydoğu bölgemizde 72 fail-i meçhul olay gerçekleşti. Kadın, kız ve gençler arasında intiharlar artmış, cinsel taciz ve tecavüz olayları geçen yıllara göre daha da arttığı gibi. Tecavüze uğrayan birçok kadın infaz edilerek öldürülmüştür. Ülke genelinde 1377 kişi düşünce suçundan takibata uğradı. Aynı yıl Van Savcısı Ferhat Sarıkaya hazırladığı iddianamesinden dolayı yargı bağımsızlığı hiçe sayılarak meslekten menedildi.

Geçen yıllarda olduğu gibi, Anayasa'da yer alan " Kanunsuz suç ihdas edilemez" kuralına rağmen; bu yıl alınan Askeri Şura kararlarında da yasalarda tanımı yapılmamış sanal irtica suçlamasıyla belli sayıda subay yargı kararı olmadan ordudan atılmış ve ne yazık ki bu haksız işlem Cumhurbaşkanı tarafından imzalanarak onaylanmıştır.

Bazı üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağı daha da ileriye götürülerek peruk yasağına dönüştürüldü. Bazı illerimizde yapılan bayram törenlerinde başörtülü hanımlar protokolden uzaklaştırıldığı gibi, geçen yıl Erciyes Üniversitesi kampusunda düzenlenen iftar çadırında başörtülü kız öğrenciler iftar saatinde yemekhaneden dışarıya atılmışlardı.

Halen üniversitelerimizdeki başörtüsü yasağı devam etmekte ve kız öğrencilerin öğrenim hakları engellendiği gibi, bu haksızlığı ortadan kaldıracak düzenlemeler halâ yapılamamıştır. İmam Hatip Lisesi mezunlarının bu gün üniversitelere girmesi, giriş sınavlarındaki puan uygulamasıyla filen imkânsız hale gelmiştir. Halbuki çoğu aileler çocuklarını imam olsunlar diye değil, kapsamlı bir din eğitimi alsınlar diye bu okullara göndermektedir. Tüm liselerde yeteri kadar din öğretimi verildiği takdirde bu sorun kendiliğinden çözülecektir.

Bu gün orta dereceli okullarda uygulanan başörtüsü yasağı sadece okul bünyesinde değil, tatil günlerinde yapılan ödül törenlerine bile yansıtılmıştır. Geçen hafta Adana/Kozan ilçesindeki bir ödül töreninde kompozisyon yarışmasında birincilik ödülü alan Tevhide Kütük adlı İmam hatipli bir kız öğrencimizin halkın ve velilerin gözü önünde kürsüden uzaklaştırılarak kapı-dışarı edilmesine kadar vardırılmıştır.

Mazlumder olarak diyoruz ki; bütün hak ve özgürlükleri garanti altına alacak ve yasalarımızda özgürlükleri engelleyen tüm maddelerinin ayıklanmasını sağlayacak bir anayasa yazmanın zamanı gelmiştir.

Ayrıca; halkımıza yakışmayan bu hazin ortamdan kurtulmak için bütün halk kesimlerini, aydınlarımızı ve tüm Sivil Toplum örgütlerini hazırlıkları yapılmakta olan yeni sivil anayasaya olumlu katkılarda bulunmaya davet ediyoruz. 10.12.2007

Ali Kemal SARAN

Mazlumder Şube Başkanı