Basın Açıklamaları

TEKZİPNAMEDİR

MAZLUMDER İstanbul Şube Başkan Vekili Av.Elif Koşaroğlu Samanyolu TV Ana Haber'de yayınlana bir haber ile ilgili tekzip yayınlamıştır

Sayın; Ahmet Döker Samanyolu TV Haber Müdürü; 19 Şubat 2005 Cumartesi günü saat 19.00’da yayınlanan STV Ana Haber Bülteni’nde kurumumuz organizasyonu olan bir etkinlik haber konusu yapılmıştır. Haberde; “Son günlerde Türkiye’de ardı ardına patlak veren olaylar aslında endişe verici sinyaller taşıyor. Bulunduğumuz bölgenin yeniden şekillenme sürecinde akıllara acaba birileri yine düğmeye mi bastı sorusu geliyor? İşte sebep-sonuç ilişkisi içinde kısa bir durum değerlendirmesi; -Burası Seka İzmit Fabrikası;... -Burası Adana; Başbakan.. Tekel işçilerinin protesto eylemi … -Burası İstanbul; Toplanan bir gurup DEHAP’lı… -Burası Mersin; Terör örgütü PKK-Kongragel… -Ve yine İstanbul; Uzun süredir yapılmayan türban eylemi neden sonra tekrar başlıyor. Eylemciler Beyazıt Meydanında boy gösteriyor.beyaz dev bir başörtüsü açılıyor, pankartlar taşınıyor. Bu görüntüler haber kameralarına birkaç gün içinde yakalanıyor. Türkiye Avrupa Birliği yolunda dikkatli adımlar atmak durumundayken! Ve Türkiye kan gölüne dönmüş bölgesinde sağlam durma zorundayken! Yine mi düğmeye basıldı?! Bütün bunlardan sonra akla şu soru geliyor; yoksa düğmeye bir kez daha mı basılıyor? Ve daha da önemlisi düğmeye bu kez kim basıyor” İfadelerine yer verilmiştir. Haber kasedinin gerekiyor ise ücreti de teklif edilerek tarafımızca istenmesine karşın verilemeyeceğinin söylenmesini; yasa gereği bir yıl saklama zorunluluğu karşısında anlayamamış bulunuyoruz. Takdir elbette sizindir. Ancak aynı zamanda haber kaynağınız olan toplum kuruluşları ile bu şekilde ilişki yürütülmesinin ‘şık’lığını değerlendireceğinizi umuyoruz. Haberde yanlışlar üzerinden doğru olmayan sonuçlar çıkarılmaktadır. Öncelikle; İnternet ortamından çok kısa araştırmalar ile öğrenebileceğiniz gerçeklikleri aktarmak isteriz. Şöyle ki; 1- Türban eylemi (Ki, biz ona başörtüsü yasağı sorunu demekteyiz) iddia edildiği gibi, neden sonra tekrar başlamamaktadır. Çünkü, ekte 5 sayfa halinde özeti verilen son iki yıllık faaliyet takviminden anlaşılacağı üzere daha önce olduğu gibi bu dönemde de aralıksız olarak faaliyetlerimiz devam etmiştir. Ki, listede yalnızca İstanbul Şube faaliyetleri bulunmaktadır. Buna genel merkezimizin Nisan 2004’te Ankara’da yaptığı Başörtüsü Şurası, Başörtüsüne Özgürlük Girişim Grubunun İstanbul’da yaptığı Başörtüsü Sempozyumu olmak üzere bir çok faaliyet eklenmemiştir. Öte yandan MAZLUMDER dışında bir çok kurum ve kişi başörtüsü yasağı sorunu hakkında eylem ve etkinlik gerçekleştirmektedir. Şu halde başörtüsü yasağı sorunu hakkında etkinliklere ara verilmemiştir, yeniden başlaması söz konusu değildir. Ancak sayın Başbakan’ın Alman bir gazeteciye demeç verip vermediği ile yoğunlaşan gündem, etkinliğimize dikkatle yoğunlaşılması soncunu doğurmuştur. Daha önce yaptığmız etkinliklerde de, görsel malzeme kullandığımız ve aynı sayıda insan ile gerçekleştirdiğimiz dikkate alındığında anlattıklarımız yerini bulacaktır. 2- MAZLUMDER Genel Merkezi ve İstanbul Şubesi, Eylül 2004 ayından başlayarak, Haziran 2005 sonuna kadar faaliyet takvimini oluşturmuştur. Bu cümleden olmak üzere Mayıs ayı içerisinde Ankara’da bir miting yapılması da planlarımız arasındadır. Bu çalışmaları yapanlar ise Başörtüsü Komisyonu üyesi kızlarımızdır. Bu güne kadar başarı ile gerçekleştirilen tüm projeler tamamen komisyon üyesi kızlarımıza ait olup, dosya halinde yönetime getirilmektedir. Yönetim Kurulu’nun kararı ile gerçekleştirilmektedir. 3- Bu kısa bilgilendirmeden sonra, bir gazeteciden beklenen dikkat ve özen gösterilmeden, yeterli ve doğru bilgiye ulaşmadan haber yapmanız, üzülerek ifade edelim ki ayıplı bir haberin sahibi olmanızı tevlit etmiştir. 4- Haberinizin özellikle, taşları yerlerden sökerek çevreye atan, şiddet içeren görüntüler ile TBMM Başkanı sayın Arınç’ın teklifine karşılık olmak üzere beyaz sayfa açmayı öneren ve şiddet içermeyen beyaz başörtüsü açan görüntünün özdeşleştirilmesi, doğru bakılmadığında şaşı sonuçların kaçınılmazlığını ispat edercesine hakkaniyetten uzak, büyük bir ayıp olmuştur. 5- Haberinizde geçen; Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunda dikkatli adımlar atmak ve kan gölüne dönmüş bölgesinde sağlam durma zorunda olmasına katılıyoruz. Ancak, hiçbir hukuki dayanağı bulunmayan, tamamen keyfi olarak sürdürülen Başörtüsü yasağı sorunu hakkında çözüm talep etmek anılan hususlara zarar vermez. Bilakis vatandaşlarının hak ve hukukunu gözeten bir idare arkasında güçlü bir destek bulur. Kaldı ki, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde de yasağın kısmen de olsa uygulanmaya başlaması; Türkiye insanının Avrupa Birliği yolunda (olumlu veya olumsuz yönde) haklarının ne olacağı sorusunu gündeme getirir. Bu durumda ülkemizde geliştirilecek çözümün özel bir önemi olduğu anlaşılacaktır. 6- Küçük bir gazetecilik araştırması yaptığınızda, ülkemizin işgalcilerin yanında Irak saldırısında yer almaması için sayısız etkinlik gerçekleştirmiş, bülten ve mesajlarımız ile sayın milletvekillerini ve hükümeti uyarmış bulunmaktayız. Bu çalışmalarımızla, hükümeti bölgemizin ateş çemberine dönmemesi konusunda uyarılarda bulunduk. 7- “Yine mi düğmeye basıldı?! Bütün bunlardan sonra akla şu soru geliyor; yoksa düğmeye bir kez daha mı basılıyor? Ve daha da önemlisi düğmeye bu kez kim basıyor” sorularını Beyaz Sayfa açmayı öneren sembolik Başörtüsü eylemi üzerine söylenmesi büyük bir talihsizlik olarak görülmektedir. On binlerce kızımızın yaşadığı mağduriyeti, aileleriyle birlikte çekilen sayısız sıkıntıyı görmezden gelmek, vicdanen değilse de teknik olarak mümkün olabilir. Ancak gördüğünü söylerken yanlış bir zeminde tanımlamak hiç mi hiç kabul edilemez, ayıplı bir durum olur. Yüzyıllardır kulaklarımızda, şaşmaz bir düsturu hatırlatır gibi; “Zannın bir çoğundan çekinin, Çünkü zannın bir çoğu vebaldir” 8- Sayın haber müdürü, başkaca talep ve dava haklarımızın mahfuziyeti kaydıyla; iş bu açıklamayı aldığınız günden itibaren üç iş günü içinde yayınlamanızı rica ederim.