Tedbirleri"dir. Tutuklama, bu kısmın "İkinci Bölüm"ün de yer almakta, 100.maddede "tutuklama nedenleri" sayılmaktadır.
Sayılan tutuklama nedenleri, zanlının tutuklanabilmesini ayrıntılı olarak şartlara bağlamaktadır.
Yakından takip ettiğimiz "El Kaide Operasyonu" adı altına yapılan soruşturma sonucu tutuklanan 36 kişide, CMK'da sayılan tutuklama sebepleri bulunmamaktadır.
Ayrıca, 02.02.2007 tarihinde zanlıların sorguları devam ettiği sırada, emniyet görevlilerinin arasında geçen konuşmada, "...tamamının tutuklanacağı, arabaların hazırlanması
..." ifadeleri sanıklar tarafından duyulmuştur. Daha sorgu devam ederken, emniyet görevlileri nasıl böyle konuşabilmekte, talimat verebilmektedir? Yargı bağımsızlığı böylesi bir tavırda zedelenmiş olmayacak mıdır?
Operasyonda, şekli olarak kurallar yerine getirilmiştir. Ancak, kamuoyu tatmin olmamıştır. Zanlıların tutuklanmasını gerektiren somut ve inandırıcı deliller varsa açıklanarak kamuoyu bilgilendirilmelidir. Yoksa ki, -olmadığı kanaatimizi yukarıda belirttik- zanlıların mağduriyetine derhal son verilmeli ve serbest bırakılmalıdırlar.
Serbest bırakılanlar - haklarında adli kontrol uygulananlar ile tutuklananların hukuki durumları arasında hiçbir fark yoktur. Aynı durumdaki bazı şahıslara uygulanan adli kontrol tutuklananlara neden uygulanmamıştır?
Adalete güvenin sarsılması tüm toplumu olumsuz etkiler. Bu güvenin sarsılmasına izin verilmemeli, yargı bağımsızlığı korunmalı, mağduriyetler giderilmeli bu konuda tüm yetkililer üzerine düşeni yerine getirmelidir.