Basın Açıklamaları

“Siyasal Simgeler ve Yasal İmgeler” Etkinliği Gerçekleştirildi

28 Şubat postmodern darbenin 11. yılı nedeniyle MAZLUMDER İstanbul Şubesince “Canlı Tanıklar/Siyasal Simgeler ve Yasal İmgeler” etkinliği düzenlendi.

27-28-29 Şubat tarihleri arasında Taksim Metro Kültür Merkezi’nde gerçekleşen etkinlik çerçevesinde yaşanan bütün darbelerde, darbeciler tarafından siyasal simge olarak adlandırılan ve yasal imge olduğu kabul edilen nesneler sergilendi. Katılımın yoğun olduğu serginin yanı sıra “Canlı Tanıklar” başlıklı panelin ilk gününe gazeteci yazar Nazlı Ilıcak, emekli savcı Reşat Petek ve insan hakları Aktivisti Şanar Yurdatapan konuşmacı olarak katıldı. İkinci günün konuşmacıları gazeteci / yazar Abdurrahman Dilipak, eski bakan ve gazeteci Hasan Celal Güzel ve Büyük Birlik partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’ydu. Üç gün süren serginin son gününe ise Avukat Sibel Eraslan ve Emekli Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu katıldı.
Darbe dönemlerinde yaşadıklarını aktaran tanıklardan emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek’in gündeminde olağanüstü şartlarda vazife yapmanın zorluğu vardı: “28 Şubat döneminde il cumhuriyet başsavcılığı görevini yürütürken Batı Çalışma Grubu’nun hedefi haline gelmiştim. El ele eyleminde başörtülülere soruşturma açmadığım için baskı gördüm. Telefonlarım dinlendi. 1998 yılının aralık ayında Türkiye’de ilk defa Erciyes Üniversitesinde başörtülü öğrencileri okula almayan rektör ve dekan hakkında iddianame hazırladım. Soruşturma geçirdiğim dönemde Adalet Bakanlığı’ndan bir görevli bana ‘bu yaptığın şeyin doğru olduğunu biz bilmiyor muyuz? Suç işlendiğini bir tek sen mi biliyorsun? Ama bu konjonktürde bu yapılır mı, istikbalini hiç mi düşünmüyorsun?’ diye çıkıştı.”

28 Şubat’ta tüm yargının baskı altında olduğunu söyleyen Petek, devletten değil adaletten, haktan taraf olması beklenen yargı mensuplarının 28 Şubat’ta brifinglere katılarak anti demokratik beyanları alkışladıklarını, bu tavırlarıyla yargının yara almasına sebep oldulklarını dile getirdi.

Türk demokrasi tarihinin önemli tanıklarından gazeteci Nazlı Ilıcak ise dinleyicilerle yakından yaşadığı 4 askeri darbeyi ve gözlemlerini paylaştı. Ilıcak’a göre bugün yaşanan laik-antilaik tartışmaları 28 Şubat döneminden kalma bir miras. Türkiye, 28 Şubat’ın enkazını hala kaldıramadı.

Darbe dönemlerinin yasaklarla özdeşleştiğini dile getiren Şanar Yurdatapan ise 1930’ların şartlarıyla bugünü kıyaslayan ve ona göre yargıya varanları hayretle karşıladığını belirterek, simgelerin kişisel özgürlükler önünde bir engel olarak sunulmasını anlamadığını kaydetti. “Başörtüsü bir siyasal simge değildir, olsa bile yasaklamanın mantığı yok.” Diyen Yurdatapan. ,“Ben de 28 Şubat’ta çok kez yargılandım. Türkiye artık böyle dönemler yaşamamalı.” temennisini dile getirdi.

İkinci gün söz alan yakın dönem Türk siyasetinin önemli isimlerinden eski Bakan Hasan Celal Güzel’in gündeminde de 28 Şubat vardı. “28 Şubat zihniyeti Tanzimat döneminden bu yana devam ediyor. Aradan yüz sene geçmesine rağmen halkı hor gören anlayışın ürünü olan ‘irtica’ kavramı hala var. Yüz yıl önce dile getirilen itirazlarla bugünkü deliller aynı. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ‘siyasetin münafığı’dır. Sayın Demirel başındaki melon şapka yerine asker şapkası taktı. ‘Onbaşı Yılmaz, Çavuş Demirel’ diyordum ben. Başlangıçtan itibaren kendi düşüncelerini gizlemiştir. Yine aynı şeyleri yapıyor.” Yargının siyasallaşması tartışmalarını da 28 Şubat’a kadar geri götüren Güzel, o günlerde yargının tamamen baskı altında olduğunu söyleyerek ‘28 Şubat döneminde Refah Partisi şeytan kovalamaktan abdest almaya fırsat bulamadı.’ tesbitinde bulundu.

3 gün süren Siyasal Simgeler Yasal İmgeler Sergisi, ilginç bir itirafa da zemin hazırladı. Sincan’da düzenlenen ve 28 Şubat Post Modern darbesinin tetikleyicilerinden kabul edilen Kudüs Gecesi’ni aslında kendisinin düzenlediğini söyleyen Gazeteci – yazar Abdurrahman Dilipak, sesi kısık olduğu için programa katılamadığını ve gecenin Nurettin Şirin ve belediyenin üzerine kaldığını itiraf etti. “Bir sorumlu varsa benim.” diyen Dilipak, 28 Şubat’ın hemen sonrasında Genelkurmay’da katıldığı bir toplantı sırasında, bir komutanın odasında namaz kıldığını, çoğu askerlerin İslam’ı ve Müslümanları tanımadıklarını ifade etti. Dilipak’a göre 28 Şubat bir belaydı, ama çok güzel bir ders verdi. Toplumun darbeleri nasıl değerlendirmesi gerektiği konusunda ilham kaynağı oldu. Bu bakımdan darbeci paşalara ve destekçisi siyasilere teşekkür etmek lazım.

12 Eylül öncesinde yaşanan sağ sol geriliminin içinden gelen bir siyasetçi olan Büyük Birlik partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu da 28 Şubat’ın öncelikle inanan insanlara zarar verdiği kanaatindeydi. “Refah partisi ile ANAP koalisyon konusunda anlaşma sağlamasına rağmen bir gecede durum değişti. Dönemin ANAP lideri Mesut Yılmaz cayma gerekçesi olarak, ‘onlar istemiyorlar’ dedi. Birilerinin talimatıyla bu durumun yaşanması çok çirkin.” diyen Yazıcıoğlu o dönemde kendilerine de bir takım tekliflerle bulunulduğunu kaydetti. “Bize 4 bakanlık karşılığında hükümeti düşürme teklifiyle geldiler. Namlusunu milletine çevirmiş bir tankı asla selamlamam. O tankları millete çevrilsin diye değil, milleti korusun diye alıyoruz.” şeklinde konuştu.

Son gün yapılan oturumda söz alan Sibel Eraslan, 28 Şubat sürecinin özellikle kadınlar üzerindeki etkisine vurgu yaptı. Kendi yaşadıklarından yola çıkarak saptamalarda bulunan Eraslan, bu süreçte üniversitelerde açılan ikna odalarında yaşananlara da değindi. Birkaç kez evinin basıldığını ve Konca Kuriş olduğu iddiasıyla gözaltına alınmak istendiğini ifade eden Eraslan o dönemi anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı.

Programın son konuşmacısı Kenan Evren hakkında 12 Eylül darbesi nedeniyle iddianame hazırladığı için mahkum olan emekli Savcı Sacit Kayasu idi. Olağanüstü dönemlerde adaleti savunanların bedel ödemeye mahkum edildiğini ifade eden Kayasu, kendisinin de bu noktada adaletin tarafında yer alarak bedel ödeyenler arasına bulunduğunu söyledi.