Basın Açıklamaları

‘Sevmiyorum Demek Hakaret Değildir

Fatih Altaylı’nın sunduğu Teke Tek adlı televizyon programında yine kötü niyetli ve aciz bir tartışma başlatılmış, Altaylının sorusu üzerine verdiği cevapla gündeme gelen Nuray Canan Bezirgan hakkında da insaf ölçülerine sığmayacak bir linç kampanyası yürütülmüştür.
Başörtüsü gibi temel bir hakka ilişkin tartışmaların seyri, yine kötü niyetli sorularla mecrasından saptırılmaya ve kamuoyu, tıpkı 28 Şubat sürecinde yapıldığı gibi gereksiz bir tartışmanın içerisine çekilmeye çalışılmaktadır.
Bu tartışmada iyi niyetli olduğundan kesinlikle şüphe duymadığımız ve gerçekten mağdur edilmiş bir bayan, art niyetli ve haddini aşan bir soru ile, yıllardır yürütülen çirkef bir kampanyanın malzemesi haline getirilmiştir.
Duygulara müdahale etme hakkını dahî kendisinde gören seçkinci bürokratik zihniyet ve onun basındaki uzantıları, gündemi gereksiz tartışmalarla meşgul ederek, yıllardır yaptıkları gibi, gerçek sorunların üzerini örtmektedirler.
Söz konusu zihniyetin en önemli çarpıtması ‘sevmemek’ gibi tamamen doğal, insanın iç dünyasını ilgilendiren ve kişisel bir tercih konusu olan bir hakkı hakaret olarak lanse etmeleridir. Kaldı ki Bezirgan, basına yaptığı açıklamalarda, konuşmalarının çarpıtıldığını, şahıs olarak Atatürk’le bir probleminin olmadığını, kastettiği şeyin Atatürk adına önüne çıkartılan engeller ve uygulamalar olduğunu açıkça belirtmiştir.
Geçmişe bakıldığında, Bezirgan’ın eğitim hakkının gasp edildiği, haksız ve ölçüsüz uygulamalar karşısında önemli sağlık sorunları yaşadığı ve bir bebeğini kaybettiği dahi açıkça görülecektir. Kendisinin bütün bu problemleri yaşamasına sebebiyet verenler, eylemlerini Atatürk adını kullanarak icra etmişlerdir.
Yürürlükteki kanunlarda nelerin suç olduğu açıkça belirtilmiş olup, Bezirgan’ın “hakaret” ve “sövme” anlamı taşımayan eyleminin suç olarak değerlendirilemeyeceği açıktır.
Asıl provokatörler ortada iken, yıllardır mağdur edilmiş bir bayanın farklı çevrelerde ve basın organlarında provokatör olarak gösterilmesi ve 28 Şubat sürecinde kullanılan tiplemelere benzetilmesi ise hak ve adalet duygusundan ne kadar uzaklaşıldığının göstergesidir.
MAZLUMDER olarak zulmün her türlüsüne karşı çıkacağımızı ve bu tür basit oyunlara bir son verilmesi gerektiğini vurgular, Nuray Canan Bezirgan’dan, hakkında kullanılan ve eleştiri sınırlarını aşan, özellikle kendisini provokatör olarak tanımlayan ifadeler dolayısıyla, özür dilenmesi gerektiğini kamuoyuna duyururuz.