Bölgede son dönemde artan çatışmalar kaygı veriyor. Diyarbakır'daki silahlı saldırı, TBMM tarafından 1 yıl uzatılan tezkere bölgeye yeniden OHAL getirilmesi yönündeki düşünceler Diyarbakır halkını tedirgin ediyor. Diyarbakırlılar polise yapılan saldırı hakkında fazla yorum yapmazken "Asker de, polis de, Kürt gençleri de ölmesin, akan kan dursun" istediler. Kitle örgütleri sendika ve siyasi parti temsilcileri ise Meclis'ten geçirilen tezkerenin Kürt sorununu daha da çözümsüz hale getirdiğini, sorunun demokratik çözümü yerine silahlı çözümü dayatmak anlamına geldiğini vurguladılar. Bölgede 30 yıl boyunca uygulanan OHAL'in çözüm olmadığını görüşünde ise herkes hem fikir.
DTP İl Başkanı Necdet Atalay, tezkerenin uzatılması ve saldırının aynı güne denk gelmesini birbirine ilişkilendirmenin doğru olmadığını belirterek "Çünkü bu tezkerenin geçeceği çok önceden belliydi. Genelkurmay'ın talebiyle DTP dışındaki partilerin tam desteği ile bu tezkere yeniden yürürlüğe girdi" dedi. Tezkerenin yansıttığı mantığın devletin 30 yıldır bölgede uyguladığı şiddet politikalarının bir devamı olduğunu söyleyen Atalay "Tezkereler çatışmaları arttırmaktan başka işe yaramaz. 28 Mart Diyarbakır olayları gibi olayların tekrar yaşanmasına zemin hazırlar, bu tür olayları tetikler. Operasyonlar, tezkereler çözümsüzlük getirir" diye belirtti. Bir süreden beri yoğunlaşan çatışma ve operasyonların Kürt sorununu çözmeyeceğini belirten EMEP Diyarbakır İl Başkanı İlhan İlbay, "Savaş politikaları çözümsüzlüğü derinleştirmekten, Türk ve Kürt analarına yeni acılar yaşatmaktan başka bir şey getirmemektedir" dedi. Gerçekleşen saldırı ile birlikte Diyarbakır'da filli OHAL uygulanmasının düşündürücü olduğunu anlatan İlbay, " Diyalog ortamının yaratılması yerine yaşananların yeni baskı yasalarının gerekçesi yapılması Bölgeyi yeniden karanlık dönemlere döndürme arayışından başka bir şey değildir. Bu arayışlara karşı, bütün barış ve demokrasi güçlerinin karşı durması gerektiğini düşünüyoruz" dedi
Demokrasiden vazgeçilmemeli
Eğitim Sen Şube Başkanı Abdullah Karahan gerçekleşen saldırının Kürtler'in yıllardır içinde yaşadığı şiddet ortamının bir sonucu olduğunu söyledi. Şiddet ortamının devam etmesi durumunda anaların ağlamaya devam edeceğini anlatan Karahan, Kürt sorununun bastırma ve yok sayma ile çözülmeyeceğini kaydetti. Kürtlerin talepleri ve görüşleri esas alınarak Kürt sorununun çözüleceğini belirten Karahan, "Bölgemiz 1980'lerden bu yana 30 yıldır OHAL ile sıkıyönetimler ile yönetildi. Bu yöntemlerin sorunu çözmediğini hep birlikte gördük. Tekrar eskiye dönen uygulamalar yapılırsa bu da sorunu çözümsüz kılmaktan başka işe yaramayacaktır" dedi. Tezkerenin büyük bir katılımla geçmesinin ise "Meclis'in Kürt sorununun çözümünü silahlı çözümde aradığının çarpıcı bir örneği"olarak algıladıklarını söyleyen Karahan, "Kürt sorununda açıkça silahlı çözüm dayatılıyor. Kürt sorunu benim sorunumdur diyerek sorunu polise askere havale ederek sorunun çözülemeyeceği görülmelidir artık" dedi.
Diyarbakır Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı (DESOB) Alican Ebedinoğlu Diyarbakır saldırısını kınadığını belirterek, Kürt sorununun hiçbir şekilde askeri tezkerelerle çözülemeyeceğini vurguladı. Bu konudaki görüşlerini Diyarbakır'daki kurumlar olarak Başbakan ve Cumhurbaşkanı'na kadar ilettiklerini hatırlatan Ebedinoğlu "Bu sorun demokratik açılımlarla demokrasiden ödün verilmeden atılacak adımlarla çözülebilir. Ekonomik, sosyal ve kültürel adımların açılımların yapılması gerekir. Son yaşanan olaylar hükümeti, devleti demokrasi yolundan saparak sorunu çözmeye yönlendirmemelidir. Demokrasi yolundan sapılmamalıdır" dedi. OHAL'in tekrar uygulanması ile sorunun çözülmeyeceğini anlatan Ebedinoğlu, "Bu halk OHAL'in yarattığı travmayı halen yaşıyor. Yaşanan göçler, yoksulluk, sağlık ve eğitim alanındaki sıkıntılar halen devam etmekte. OHAL gelsin demek çözümsüzlük demekle eşanlamlıdır" dedi.
Cesur adımlar atılmadı
Diyarbakır Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Raif Türk, OHAL'e dönülmesinin kabul edilecek bir talep olmadığını belirtti. Demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesini istediklerini söyleyen Türk, "Bölge halkı yıllardır barış diyor. Barış istiyor. Kimse bir daha eski günlere geri dönmek istemiyor. Ancak gerek Aktütün, gerekse Diyarbakır olayları bizi tekrar '90'lı yıllara götürebilecek olaylardır. Özellikle Diyarbakır'daki olay çok üzücü. Bu saldırıyı yapanları kınıyorum. Tekrarlanmamasını diliyorum" dedi. AKP Hükümetinin son 5 yıllık süreyi değerlendiremediğini kaydeden Türk, çözüm için ortamın da olduğunu belirtti. Bu ortamın değerlendirilmediğini anlatan Türk, "Sayın Erdoğan'ın Diyarbakır'da dediği, Kürt sorunu benim sorunumdur söyleminin arkasında durup cesur adımlar atabilseydi belki de bugünlere gelmeyecektik" dedi.
Mazlum-Der Diyarbakır Şube Başkanı Seher Akçınar Bayar yaptığı yazılı açıklamada son dönemde yapılan saldırıların demokratikleşme adımlarının askıya alınmasına gerekçesi olmaması gerektiğine dikkat çekti. Tezkere görüşmelerinin yapıldığı sırada bölgeye yönelik güvenlik önlemlerinin sıklaştırılması yönünde düşüncelerin olduğu dönemde saldırının olmasının düşündürücü olduğunu söyleyen Bayar, "Hak ve özgürlüklerin korunması yönünde kazanılan yasal düzenlemelerde, geriye dönüş anlamına gelecek yasalar çıkarılmamalıdır" dedi. (DiyarbakırEVRENSEL)
Diyarbakırlılardan sağduyu çağrısı
Diyarbakır'ın Seyrantepe semti Aziziye Mahallesi'nde polis otobüsüne gerçekleştirilen saldırının ardından mahallede gerginlik devam ediyor. Seyrantepe'deki polis ablukası devam ederken basın mensuplarının bölgeden görüntü almasına izin verilmiyor. Mahalle sakinleri ise yaşanan gelişmeler karşısında kaygılı. Olayın gerçekleştiği mahallede görüştüğümüz vatandaşların ortak isteği, "Akan kanın durması ve barış ortamının sağlanması." Yaşanan çatışmalı ortamdan halkın zarar göreceğini hatırlatarak, yaşadıkları sıkıntıları anlattılar. Evlerine girip çıkarken zorluk çektiklerini ifade eden mahalle halkı, yaşananlarının sorumlusunun ise AKP hükümetinin olduğunu söylüyorlar. Sınır ötesi operasyonun çözüm olmadığını söyleyen mahalle halkı, sağduyu çağrısında bulundular.
evrensel