Basın Açıklamaları

NE TAKRİRİ SUKUN NE GUANTANAMO, HUKUK DÜZENİ İSTİYORUZ

Terörle Mücadele Yasa Tasarısının geri çekilmesini isteyen sivil toplum kuruluşları, Ak Parti fatih İlçe Binası önünde ortak açıklama yaptı. Açıklamayı MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Mustafa Ercan okudu. Daha sonra insan hakları savunucusu gazeteci yazar Abdurrahman Dilipak konu hakkındaki risklere dikkat çeken bir konuşma yaptı.


Terörle Mücadele Yasa tasarısı hakkında sözü uzatmanın bir anlamı yoktur. Kestirmeden söylemek gerekirse bu tasarı bütün bir ülkede olağanüstü hal yaşatacak tam bir takriri sukun yasası öngörmektedir. Bu yasa tasarısı yargısız infazların önünü açacak, yargıladığında da İstiklal Mahkemeleri diriltilecektir. Bu yasa küreselleşmeye çalışan şer odaklarının bütün dünyayı Guantanamo Bay üssüne çevirme planlarının bir uzantısı gibi görünmektedir.

ABD 11 Eylülü bahane ederek ortaya attığı yalanlar eşliğinde başta Afganistan ve Irak olmak üzere bütün bir dünyayı işgale kalkıştı. Güya Afganistan'a ve Irak'a özgürlük götürecekti. Götürdüğü şey kan, acı ve göz yaşı oldu. İnsanları bir suç isnadında bulunmadan, haksız ve keyfi olarak yıllarca Guantanamoda tutuyor. Küreselleşmeye çalışan şer odaklarının yöntemi bu; özgürlük güvenlik denklemi oluşturmak ve yalanlar eşliğinde güvenlik tercihi yaptırıp halkların hak ve özgürlüklerini yağmalamak.

Bu yasa tasarısının da benzer bir süreç sonrasında yeniden gündeme getirilmiş olması dikkatlerden kaçmamaktadır. İzah edilemeyen bir şekilde bombalar patladı, çatışmalar ve ana babaların gözyaşlarıyla devam eden cenaze törenleri görüldü. Henüz yirmisindeki evladını kaybeden ana babanın gözyaşına hiç bir yürek sessiz kalamaz. Ancak olayların bedelini diğer evlatlarıyla birlikte o ana babalara hak ve özgürlüklerini kısıtlayarak ödetmek izah edilemez bir açmazdır. Amaç gerçekten halkın güvenliğini sağlamak ise neden yasa tasarısı hep halkın haklarını kısıtlamakta ve halktan bedel ödemesini istemektedir.

Bu tasarı iddia edildiği gibi örgütlü şiddeti önleyecek nitelikte değildir. Bilakis şiddet dalgasını yayacak ve her geçen gün halkın özgürlüğünü ve güvenlik içinde yaşamasını güçleştirecektir. Çünkü bu tasarı ile iktidar sahipleri halkın gündelik yaşamının içine girmekte ve sıradan insanların insani duygularla yapacağı her türlü faaliyeti 'terör' ve 'propaganda' gibi kapalı ve hukukla ilgisi olmayan kavramlarla yaftalayabilmektedir. Böyle olunca yapılan insani bir yardım terör örgütüne yardım, bir giyim şekli veya kullanılan dini bir sembol örgüt propagandası sayılabilecektir. Bu halde iktidar sahiplerini haklı olarak eleştiren herkes terör tarafında sayılacaktır. Bush'un dediğine ne kadar da benziyor; Ya bizdensiniz, ya onlardan. Bu zihniyet insanlığın görmeye alışık olduğu tüm renkleri yok edip yeryüzünde bir siyah ve bir de beyaz bırakmak istiyor.

Bu yasa tasarısına kim neden ihtiyaç duymaktadır. Mevcut yasalar hangi meşru yetkiyi kısıtlamaktadır. Ki; mevcut yasalar dahi hak ve özgürlükler bakımından kabul edilemez niteliktedir. Burada amaç ne güvenliktir ne de onu koruma mücadelesi. Kim halkın hakları için bir gayretin içinde olmuş da onu halk ve yasa engellemiş. Buna ilişkin mazeretler her defasında gizli niyetlerin örtülmesi için geliştirilmektedir. Açıklıktan şeffaflıktan yana bir yönetimde, halka hesap vereceklerini, iktidarlarının bozulacağını gören güç odakları el çabukluğuyla bir yasa çıkarıp meşru zemini bulunmayan iktidarlarını devam ettirmek istemektedirler. Yasaya bunun için ihtiyaç duyulmaktadır.

Hükümet yetkilileri ve tüm milletvekillerinden beklenen tasarının bütünüyle çekilmesi ve hak ve özgürlükler üzerindeki tehlikenin yok edilmesidir. Aksi halde bu yasanın sorumluluğunu hiç kimse taşıyamayacaktır.

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI