Aktütün karakoluna PKK tarafından düzenlenen baskının ardından Genel Kurmay Başkanlığı, askerin yetkilerinin artırılması talebinde bulundu. Yarın toplanacak Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'nda (TMYK) görüşülmesi beklenen taleplerle askere OHAL dönemindeki yetkilerin geri verilmesi gündeme geliyor. Irak sınırındaki baskının ardından askere tüm bölgede ve hatta yurt genelinde geniş yetkilerin verilmek istenmesi "güvenlik tehdidiyle özgürlükler kısıtlanıyor" şeklinde yorumlandı.
'Talebin baskınla ilgisi yok'
Askerin daha geniş yetki talebini gazetemize değerlendiren DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal "askerlerin bu yetkilerinin arttırılması talebi askerlerin ellerinin kollarının bağlı olmasından yada yetkilerinin azlığından değil demokratik barışçıl çözüme gereksinim duymayışlarındandır" dedi. Bugün tezkerenin meclis gündemine geleceğini belirten Birdal; "bir önceki sınır ötesi operasyonda 600ü aşkın insan öldü. Bir yıl önce o insanlar yaşıyorlardı" dedi. Tüm bu yaşananların askeri çözümdeki bu inat ve ısrarın sonucu olduğunu ifade eden Birdal, "askerlerin talepleri demokratik hukuk devletiyle, insan halklarına bağlılıkla kesişen bir durum değildir. Özgürlüklere karşı güvenliğin esas alınmasıdır" dedi. İnsanın güvenliğinin onun hak ve özgürlüklerinin kullanılmasından geçtiğini belirten Birdal, "sınır ötesinden yapılan bir müdahalenin yada Aktütün Karakolu olayının gözaltı süresinin uzatılmasıyla ne ilgisi olabilir" diye sordu. Bu tür olayların kişi güvenliği ve özgürlüğünü sınırlamanın gerekçesi olamayacağını belirtti. Askerin avukatların sorguda bulunmaması yönündeki talebinin yeni işkencelerin, yeni kayıpların habercisi olacağını belirten Birdal "hükümetin uluslararası hukuktan doğan yükümlülükleri yerine getirmek yerine, güvenlik gerekçesiyle bir takım kurumlarla yaptığı konsepti doğru bulmuyorum" dedi. Bu düzenlemelerin Türkiye'nin gereksinimlerine, halkın beklentilerine karşılık verecek düzenlemeler olmadığının geçmişte de görüldüğünü, bu günde görüleceğini belirten Birdal "bütün demokrasi ve emek güçlerinin zaten sınırlı kullanılmakta olan bu hak ve özgürlüklerin iyice daraltılmasına yok edilmesine itiraz etmeleri gerekir" dedi.
'Uygulanmadık yetki kalmadı'
DİHA'ya konuşan DTP Diyarbakır Milletvekili Gülten Kışanak, ordunun bölgede daha rahat hareket edebilmesi için yetki istemesinin, kişi hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılmasının ve bölge halkına yönelik baskıların artırılmasının önünü açacağını söyledi. DİHA' ya konuşan Kışanak "Bu ülkede şiddet ve baskı adına kişi hakkı kısıtlama adına yapılmadık uygulanmadık hiçbir yöntem kalmadı. Uygulanan bu yöntemlerle sonuç alınmadığı 25 yıldır ortadır. Bir kez daha aynı yöntemleri denmeye kalkışmak yeniden halkı bir baskı içerisine almak bütün demokratik kurumları aksatacaktır" dedi. OHAL döneminde uygulanan yöntemlerin yeniden gündeme getirilerek, bölge halkının baskı altına alınıp, hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmak istendiğini belirten Kışanak; "bunun çözüm olmadığı çok açıktır" dedi. (İstanbul/EVRENSEL)
OHAL 30 bin cana mal oldu
OHAL'in yürürlüğe girdiği 10 Temmuz 1987 ile yürürlükten kaldırıldığı 30 Kasım 2002 arasındaki döneme ilişkin hazırlanan raporlar, OHAL'in yarattığı yıkımı gözler önüne seriyor. Adalet, Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıkları'na verdiği soru önergelerine gelen yanıtlarla hazırlanan raporda bakanlıkların verilerinin farklı olması dikkat çekiyor.
Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'nda (PVSK) "polisin görevini yaparken elinin kolunun bağlı olduğu" ve "suçun önlenmesi" gerekçeleri ileri sürülerek yapılan değişiklik, 2007'nin Haziran ayında yürürlüğe girdi. Değişiklik, suçu önlemek bir yana, polislerin keyfi şiddeti uygulamasının önünü açtı. Gözaltında ölüm sayısı 3 katına çıktı, 'dur' ihtarına uymayarak vurulanların sayısında büyük artış yaşandı, polise 'sınırsız yetki' verildi.
Ölümler birbirini izledi
EVRENSEL