
MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Mustafa Ercan 20 Haziran 2004 günü Çağlayan Meydanı'nda yapılan ‘NATO’ya ve BOP’a Hayır! İşgale Son’ mitinginin açılışında aşağıdaki konuşmayı yapmıştır;
Allah’ın selamı üzerinize olsun.
Selam/Barış tüm dünyanın üstüne olsun.
Barış ve Esenlik Irak’ın Afganistan’ın mazlum ve müstazaf halkının üstüne olsun.
Barış ve Esenlik dünyanın tüm mazlum ve müstazaf halklarının üstüne olsun.
Selama/Barışa bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Dünyaya hakim olmaya çalışan zihniyet, insanlığı uçurumun kenarına getirmiş! Ama ağzında; demokrasi insan hakları.
İnsanlığı zillete, aşağılanmaya muhatap kılacaksınız, yaptığınız şeyin adı demokrasi olacak, insan hakları savunuculuğu olacak!
Bunu bize kabul ettiremezsiniz. Yaptığınız düpedüz demokrasi misyonerliği, insan hakları misyonerliği.
Biz kabul etmeyiz bunu.
Biz insan haklarının istisnasız bütün insanlar için olduğuna inanıyoruz.
Biz insan haklarında, adaletin tüm yeryüzüne yayılmasında çifte standart gütmüyoruz.
Biz ille de ben, ille de biz demiyoruz.
Bizim dışımızdakilerin insan olup olmadığını tartışmıyoruz.
Biz insanların adalete olan yakınlığına, biz insanların zulme olan yakınlığına bakıyoruz.
Böyle baktığımızda görüyoruz ki, dünyanın bir çok yerinde zulmeden kan döken, işkence yapan bir yönetim var. ABD yönetimi.
Zulmünü örtmek için demokrasiyi insan haklarını maske yapmış. Ama biz hala gören göze, hisseden bir kalbe sahibiz.
Yanı başımızda Irak’ta kadın ve erkek kardeşlerimize zulmeder, işkence eder onları öldürürseniz biz bunu görürüz.
Afganistan’da kadın ve erkek kardeşlerimize zulmeder, işkence eder onları öldürürseniz biz bunu görürüz.
Dünyanın değişik yerlerinde kadın ve erkek kardeşlerimize zulmeder, işkence eder onları öldürürseniz biz bunu görürüz.
Ey Zalim Elin Kurusun!
Sapkın inançlarınız uğruna, petrol uğruna, zenginliklerimizi yağmalama uğruna yaptıklarınızdan dolayı Eliniz Kurusun!
Onlarca yıldır, yüzlerce yıldır dünyayı sömürüyorsunuz, ama! Hala onlarca insan ülkenizde aç ve evsiz geziyor. Dünya için sağlayamadığınız adaleti ülkenizde de yapmıyorsunuz.
Hasta, duygusuz vicdansız nesiller yetiştirip duruyorsunuz.
Bu da yetmiyor onlarla, gelip Irak’ta kardeşlerimize işkence ediyor, zulmediyor, öldürüyorsunuz.
Ama bildiğimiz bir şey var. Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur.
Bunu zalimler de biliyor ki, berbat olmayalım diye kendilerine ortak arıyorlar.
Zulmün yeni büyük ortağı NATO olacak. Bunun için zirve yapıyorlar. Felluce’de yaşadıkları berbat olmayı tüm Irak’ta ve işgal ettikleri ve etmeyi tasarladıkları Büyük Ortadoğu’da yaşamamak için büyük çapta ortak arıyorlar. NATO Zirvesi bu hesap üstüne kurulu.
Zirvede bir başka hesap daha yapılıyor ki en büyük korkumuz.
NATO bünyesinde bulunan ülkemizi, ülkemizin insanlarını işgal ordusuna dahil etmek. Biz bu hesaba hayır diyoruz. Biz işgal ordusu olmaya hayır diyoruz. Biz zalim olmaya hayır diyoruz.
Hayır dediğimiz şeyi evimizde İstanbul’da yapıyorlar. Güya bize önem veriyorlar. Yok öyle değil. Bunlar; İskenderun-Mardin hattına 2003 başında işgal eder gibi gelmişlerdi.
Bunlar Urfa’lı köylülerimizin tepesinden bomba uçurmuşlardı. Guantanamo’da insanlarımızı haksız yere tutmaktalar. Biz böyle bir dostluk istemiyoruz.
Buradan NATO üyesi ülkelerin yöneticilerine ama özellikle ülkemizin yöneticilerine sesleniyorum; Büyük Ortadoğu Projesi diye yakılmak istenen ateşin parçası olmayın.
Zulme meyletmeyin yoksa ateş size de dokunur.
Ülkenizin gencecik insanlarını üniformalar ve ölüm kusan silahlarla donatıp ateşin ortasına atmayın.
Yeryüzünde adalet olsun için çalışın ki, sizde adaletle yaşayasınız.
Ümitlerimiz büyük, inancımızı kaybetmedik.
Dünyanın tüm güzel insanları yaşanan vahşeti görüyor, milyonlar, sokaklarda, alanlarda.
Ülkemin tüm güzel insanları yaşanan vahşeti görüyor, Irak’ta yaşayan Türkmen, Arap, Kürt ve diğer kardeşlerinin mazlumiyetini görüyor. Onun için burada, bu alanda.
Bu bana umut veriyor. İnsanlık vicdanının ölmediğini, adaletin yeniden tüm yerkürede hakim olacağını müjdeliyor.
Ama biliyoruz ki tüm müjdeli haberler; öncesinde sarf edilecek çabayla alın teriyle ve göz nuruyla beslenir.
İnsanlık için, adalet için bunları yapmak bize düşüyor. Bu yolda gevşeklik bu yolda mahzun durmak yok. Bu yolda mazeret hiç yok.
Güzel insanlar; buradasınız ve güzel bir şey yapıyorsunuz. Renginiz, diliniz, düşünceniz, adaletten yana olmanın önüne geçmiyor. Mazlumun kim olduğuna bakmadan, ona sahip çıkıyorsunuz.
Bunun için sizi seviyorum. Bunun için sizi seviyorum. Bunun için sizi seviyorum.
Allah’a emanet olun.