Basın Açıklamaları

MYANMAR`DAKİ FELAKETİN DİĞER ADI : ASKERİ CUNTA

Güneydoğu Asya ülkelerinin son diktatörlük kalelerinden biri olarak bilinen
Myanmar'da 3 Mayıs 2008 tarihinde yaşanan Nargis Kasırgası'nda on binlerce kişi
hayatını kaybetmiş ve bir milyonu aşkın insan evsiz kalmıştır.

Cuntacı rejimin mağdurlara ulaştırılmak istenilen uluslar arası yardımlara
kapılarını kapaması ile salgın hastalık ve açlık gibi problemlerle milyonlarca
insanın yaşamı tehlikeye atılmıştır. Ayrıca arama kurtarma ekiplerindeki
yetersizliğine rağmen dışardan gelmek isteyen ekiplere vize verilmemesi
nedeniyle, birçok insan yardımlar ulaşamadan hayatını kaybetmiştir. Myanmar
Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklama ile uygulamalara gerekçe olarak,
ülkenin "yabancı yardım ekiplerini ve gazetecileri kabul etmeye hazır olmadığı"
öne sürmüştür.

Felaketin büyüklüğünü görmezden gelen ve uluslar arası çağrılara kulak asmayan
cunta yönetimi, kasırga kurbanlarına yardım ulaştırmak için çaba harcamak yerine
afetin yaşandığı hafta referandum düzenlemiş, ülkede hakim olan rejimin gerçek
renklerini ve önceliklerini(!) tüm dünyaya göstermiştir.

En ağır hayat şartlarında dahi halk iradesinden(!) taviz vermeyen ülke
yöneticileri, geçtiğimiz aylarda uygulamaları protesto eden eylemleri düzenleyen
binlerce Budist rahibi gözaltına alarak işkence yapmış ve acımasızca katletmiş,
iktidarın sürekliliğini sağlamak için yaşam hakkı başta olmak üzere her türlü
hak ve özgürlüğü askıya alabileceğini de açıkça göstermiştir.

Ülke insanlarının gıda, ilaç, barınak beklentilerinin ötelenmesi kabul edilemez
bir yaklaşımdır. Silah gölgesi düşen oy sandıklarından çıkan netice ile
varılmaya çalışılan sonuç, trajedinin boyutlarını açıkça ortaya koymaktadır.

Yıllarca dış yardımlara sırt çeviren askeri yönetimin hantal bürokrasisi,
kasırganın üzerinden -hayati önem taşıyan- üç gün geçtikten sonra, felaketin
büyüklüğünü ve dış yardıma ihtiyaç duyulduğunu nihayet kabullenebilmiştir.
Facianın gerçek boyutlarını yansıtmaktan kaçınan yetkililerin, yabancı
yardımları kabulde yavaş davranmaları ve yardım kurumu çalışanlarının vize
başvurularına yanıt vermemeleri, bu açıklamaların samimi olmadığı ve ülkede
insan hakları ihlallerinin artarak devam ettiği endişelerini güçlendirmektedir.

Uluslararası yardım kuruluşları kasırganın evsiz bıraktığı bir milyonu aşkın
insanın açlık ve salgın hastalık tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek
ülkeye acil giriş izni almak için sürdürdükleri çabalarını devam ettirmektedir.

Televizyon ve radyo yayınları ile dünya bağlantısı kesilen insanların
ihtiyaçlarının bir an önce giderilmesini gerekmektedir. Bu tür felaketlerde her
dakikanın insan hayatı için önem taşıdığı unutulmamalıdır.

Uluslar arası kamuoyu tarafından uygulanacak tazyikle, askeri yönetim Burma
Halkına yönelik gayri insani tutumlardan derhal vazgeçmeye zorlanmalıdır.