Yurt İçi Raporlar

Mustafa AKÇİÇEK isimli vatandaşa yönelik işkence olayı Raporu

MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı ve Şanlıurfa Şube Başkanı Şehmus ÜLEK düzenlediği basın toplantısında, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde polisin Mustafa AKÇİÇEK isimli vatandaşa yönelik işkence olayı hakkında aşağıdaki açıklamaları yapmış ve olay hakkında hazırlanan ekli raporu kamuoyunun bilgisine sunmuştur.

İNSAN HAKLARI VE MAZLUMLAR İÇİN DAYANIŞMA DERNEĞİ

ORGANIZATION OF HUMAN RIGHTS & SOLIDARITY FOR OPPRESSED PEOPLE

ŞANLIURFA ŞUBESİ

Şanlıurfa / 25 Ekim 2002

MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı ve Şanlıurfa Şube Başkanı Şehmus ÜLEK düzenlediği basın toplantısında, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde polisin Mustafa AKÇİÇEK isimli vatandaşa yönelik işkence olayı hakkında aşağıdaki açıklamaları yapmış ve olay hakkında hazırlanan ekli raporu kamuoyunun bilgisine sunmuştur.

BASIN BÜROSU

"İnsanlık suçu olan işkence, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de önemli bir insan hakları sorunu olarak gündemdeki öncelikli yerini maalesef hep muhafaza etmiştir. Resmi yetkililer tarafından kabul edilmemekle birlikte Türkiye'de işkencenin sistematik olduğu, AİHM kararlarına geçmiştir; kısa bir süre önce Avrupa Konseyinin hazırladığı Türkiye 2002 Yılı İlerleme Raporunda Manisa Davası örneğinden yola çıkılarak Türkiye'deki işkence sorununa ayrıntılı olarak değinilmiştir. Bu durum, işkencenin Türkiye'nin AB sürecinde önemli bir engel olmaya devam ettiğini açıkça ortaya koymuştur. Manisa Davası ile ilgili olarak zaman aşımı riski ortadan kalkmamakla birlikte yerel mahkemenin verdiği kararın tartışıldığı bir süreçte Siverek'te yaşanan son olay, işkence ile mücadelede katedilecek çok büyük mesafeler olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Siverek ilçesinde 21 Ekim 2002 tarihinde, emniyet kuvvetlerinin Mustafa AKÇİÇEK isimli şahsı yakalamak üzere otomobil ile takip ederken trafik kazası geçirmeleri üzerine dört polis memurunun yaralandığı; trafik kazasından hemen sonra yakalanan Mustafa AKÇİÇEK, elleri arkadan kelepçelenerek tabanca kabzası ile dövülmüş, daha sonra getirildiği kaza yerinde ve kaldırıldığı hastanede çok sayıda polis memuru tarafından darp edilmek suretiyle burnu kırılmış, işkenceye maruz kalmıştır. Bu yöndeki haberler ulusal basında da yer almış, daha sonra mağdur yakınları derneğimize başvuruda bulunmuştur.

Bunun üzerine MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı ve Şanlıurfa Şube Başkanı Av. Şehmus ÜLEK; Siverek ilçesine giderek Siverek Kaymakamı, Siverek C. Başsavcısı, Siverek Devlet Hastanesi Baştabibi, Mağdur Mustafa AKÇİÇEK ve bir kısım görgü tanığı ile görüşmeler yaptıktan sonra bir rapor tanzim etmiştir.

Raporda tüm anlatımlara yer verilmiş, olaydan 4 gün sonra bile vücudun değişik yerlerinde izlerin mevcut olduğu gözlenmiştir. Burnu 4 yerden kırık olan mağdur ameliyat geçirmiş, konuşmakta güçlük çeker vaziyette evinde yatmaktadır. Mustafa AKÇİÇEK'e yönelik işkencenin çok sayıda vatandaşın gözleri önünde, iddialar doğru ise polis amirlerinin de hazır olduğu bir ortamda gerçekleşmiş olması olayın vahametini daha da arttırmıştır.

MAZLUMDER, insanlık suçu olan işkence ile mücadelenin bir parçası olarak bu olayda da müdahil olacak, davanın her aşamasını titizlikle takip edecektir. Bu aşamada olayın sorumlularının tespit edilip mahkeme önüne çıkarılması için davanın ivedilikle açılmasını beklemektedir.

_____________________

Atatürk Mahallesi Cavsak Sokak Tahtasız Apt. C Blok No: 38/4 ŞANLIURFA

Tel: (0414) 312 61 24 Fax: (0414) 312 63 57

MUSTAFA AKÇİÇEK'E İŞKENCE OLAYI

ARAŞTIRMA VE İNCELEME RAPORU

OLAY :

Şanlıurfa ili, Siverek ilçesinde 21 Ekim 2002 tarihinde, emniyet kuvvetlerinin Mustafa AKÇİÇEK isimli şahsı yakalamak üzere otomobil ile takip ederken trafik kazası geçirmeleri üzerine dört polis memurunun yaralandığı; trafik kazasından hemen sonra yakalanan Mustafa AKÇİÇEK'in polis memurları tarafından darp edilmek suretiyle burnunun kırıldığı, işkenceye maruz kaldığı yönünde haberler ulusal basında yer almış, daha sonra mağdur yakınları derneğimize başvuruda bulunmuştur.

Bunun üzerine MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı ve Şanlıurfa Şube Başkanı Av. Şehmus ÜLEK; Siverek ilçesine giderek Siverek Kaymakamı, Siverek C. Başsavcısı, Siverek Devlet Hastanesi Baştabibi, Mağdur Mustafa AKÇİÇEK ve bir kısım görgü tanığı ile görüşmeler yaptıktan sonra aşağıdaki raporu tanzim etmiştir.

ANLATIMLAR:

MAĞDUR MUSTAFA AKÇİÇEK ILE GÖRÜŞME

Şanlıurfa Devlet Hastanesinden taburcu edildiği 24 Ekim 2002 tarihinde, Siverek'teki evinde ve yatar vaziyette yapılan görüşmede şunları ifade etmiştir:

Olay günü eşi ile tartıştığını, kendisine ait ruhsatlı tabancası ile bir-iki el ateş edip evden çıktığını, daha sonra saat 10.00 sıralarında Siverek'in çıkışındaki petrol ofisinde oto gaz aldığını; bu sırada sivil bir otomobil ile polis olduğunu bildiği 3-4 kişinin yanına gelerek konuştuklarını ve karakola gelmesi gerektiğini kendisine söylediklerini, kendisinin de "moralim çok bozuk, biraz dolaştıktan sonra karakola geleceğim" diyerek oradan ayrıldığını ifade etmiştir.

Siverek - Şanlıurfa karayolunda bir süre gittikten sonra, tahminen 15. Km. de kendisini bir araçla iki polis memurunun takip ettiğini farkettiğini, daha sonra bu polis memurları tarafından silahla ateş edilmesi üzerine durduğunu ve "neden ateş ediyorsunuz, bende de silah var" diye tepki gösterdiğini; araçlarını durdurup yanına gelen ve birisinin Siverek Emniyet Müdürünün şoförü olduğunu bildiği polis memurlarının istemi üzerine silahını çıkarıp teslim ettiğini, ancak hiçbir mukavemet göstermediği halde bu iki polis memuru tarafından ellerinin arkadan kelepçelendiğini ve araca bindirilerek Siverek'e doğru hareket ettiklerini belirtmiştir.

Yolda Emniyet Müdürünün şoförü tarafından tabanca kabzası ile sürekli dövüldüğünü ve hakarete maruz kaldığını; Siverek'in çıkışında bir yere, daha sonra polis memurlarının trafik kazası yaptıkları yer olduğunu öğrendiği yere getirilince elleri arkadan kelepçeli olarak aşağı indirildiğini, burada da 20-25 kadar polis memuru tarafından rasgele tekme, tokat, silah kabzası ile 10-15 dakika süreyle dövüldüğünü ifade etmiştir. Buradan da Siverek Devlet Hastanesine getirildiğini; hastane bahçesinde de Kaymakam ve Emniyet Müdürünün yanında çok sayıda polis memuru tarafından dövüldüğünü, daha sonra Acil Servisin bulunduğu kısımda bir odaya konulduğunu ve dövme olayının burada da devam ettiğini, bunun yaklaşık 20-25 dakika sürdüğünü ifade etmiştir.

Bu sırada burnunun kırılmış olması ve aşırı kan kaybı üzerine tıbbi müdahalede bulunularak burnuna tampon uygulandığını, bir saatten fazla bekletildikten sonra Şanlıurfa Devlet Hastanesine sevk edildiğini ve bu amaçla jandarmaya teslim edildiğini, bu süre içerisinde kelepçe anahtarının bulunamadığı gerekçesiyle ellerinin arkadan kelepçeli vaziyette olduğunu, Şanlıurfa'ya getirilmek üzere hastaneden çıkarıldıktan sonra hastane bitişiğindeki sanayi sitesine götürülerek kelepçenin spiral ile kesilmek suretiyle açıldığını ifade etmiştir.

Şanlıurfa Devlet Hastanesinde 4 gün boyunca tedavi gördüğünü, 4 yerden kırık olan burnundan 23.10.2002 tarihinde ameliyat edildiğini ve 24.10.2002 tarihinde taburcu olduğunu belirtmiştir.

Görüşme sırasında mağdurun zorlukla konuştuğu, ameliyat nedeni ile burnunun sarılı vaziyette olduğu, her iki göz çevresinde geniş morlukların oluştuğu; belinde, her iki diz kapağında, sol yanağında kabuk bağlamış lezyonlar olduğu gözlemlenmiştir.

SİVEREK KAYMAKAMI İBRAHİM HAYRULLAH SUN İLE GÖRÜŞME

Siverek Kaymakamı ile 23 Ekim 2002 tarihinde makamında yapılan görüşmede şu hususlara değinilmiştir:

Olayın başından itibaren, zanlının takibi, trafik kazası, yakalama ve sonrasındaki gelişmelerde emniyetin organizasyon hatası olduğu ifade edilmiştir. Emniyet Müdürü ve Jandarma Komutanı ile toplantıda iken trafik kazası sonucu 4 polis memurunun yaralandığı haberini almaları üzerine birlikte devlet hastanesine gittiklerini, yaralıların sağlık durumları ile ilgili olarak ihtiyaç duyulan kanın temini, sevk için ambulans temini gibi sorunlarla uğraşırken sanığın (Mustafa AKÇİÇEK) hastaneye getirildiğini öğrenince zarar görmemesi için bir odaya kilitlenmesi için Emniyet Müdürüne talimat verdiğini, Acil Servisinin karşısındaki polis bekleme odasına bir başkomiser nezaretinde konulduğunu belirtmiştir. Yanında sanığın dövüldüğü iddialarının doğru olmadığını, bir ara Baştabibin kendisine sanığın hırpalandığını söylemesi üzerine tedbir alınması için Emniyet Müdürüne talimat verdiğini, daha sonra sanığın Şanlıurfa Devlet Hastanesine sevk edildiğine ilişkin raporun Yüzbaşı tarafından kendisine getirildiğini, raporu hastaneye gelen C. Başsavcısına teslim ettiğini belirtmiştir.

Olayın adli bir vak'a olduğunu, kendisinin sadece insani gerekçelerle olayla ilgilendiğini, tedbir almada ihmal olabileceğini, ancak bunun Kaymakamın sorumluluğunda bulunmadığını ifade etmiş ve olay sonrasında Valilikle yapılan görüşme sonucu bir başkomiser görevlendirilerek disiplin soruşturması başlatıldığını ve 4 polis memurunun açığa alındığını belirtmiştir.

C. BAŞSAVCISI İLE GÖRÜŞME

C. Başsavcısı ile 24 Ekim 2002 tarihinde makamında yapılan görüşmede :

Soruşturmayı kendisinin yürüttüğünü, birkaç polis memurunun ifadelerinin alındığını, ancak Mustafa AKÇİÇEK'in ifadesinin henüz alınamadığını, ifadesi alındıktan sonra dava açılıp açılmayacağına karar verileceğini, mağdurun Şanlıurfa'da ameliyata alınacağını, bu aşamada herhangi bir şey söylenemeyeceğini belirtmiştir.

DEVLET HASTANESİ BAŞTABİBİ NUR BUCAK İLE GÖRÜŞME

Devlet Hastanesi Baştabibi Nur BUCAK ile 24 Ekim 2002 tarihinde makamında yapılan görüşmede:

Olay günü raporlu olduğunu, gerekli müdahaleler yapıldıktan sonra hastaneye geldiğini, hastanede dövülme ile ilgili bir gözleminin olmadığını, ancak mağdur için düzenlenen adli muayene raporunda olayın trafik kazası olarak yazıldığını daha sonra öğrendiğini, bunun Hipokrat Yemini yapmış tabipler olarak kendilerinin ayıbı olduğunu, hasta muayenesinin elleri arkadan kelepçeli vaziyette yapılmasının yanlış olduğunu, bu nedenle Kaymakam ile görüştüğünü ve raporla ilgili kastı ve ihmali bulunanlar hakkında soruşturma açılmasını istediğini ifade etmiştir.

MAĞDUR YAKINLARI VE GÖRGÜ TANIKLARI İLE GÖRÜŞME

İsimleri bizde saklı bulunan bir kısım görgü tanığı, Mustafa AKÇİÇEK'in bitkin bir şekilde hastaneye getirildiğini, gerek hastane bahçesinde, gerekse içeride polisler tarafından dövüldüğünü gördüklerini, Kaymakam ve Emniyet Müdürünün de yapılanları gördüğünü ancak "yapmayın çocuklar" şeklinde etkisiz bir tepki verdiklerini belirtmişlerdir.

Mağdurun Ağabeyi Mehmet AKÇİÇEK, kardeşinin olay günü saat 11.45 sıralarında hastaneye darp edilmiş vaziyette getirildiğini öğrendiğini, bunun üzerine C. Başsavcılığına yazılı şikayette bulunduğunu, daha sonra hastaneye gittiğinde kardeşinin her tarafı kanlar içerisinde bitkin ve kendinden geçmiş haliyle karşılaştığını, Şanlıurfa'ya sevkini istediğini ancak Kaymakam ve polis tarafından uzun süre sevkin engellendiğini, tabibin düzenlediği rapora müdahale edildiğini, kardeşinin ellerindeki kelepçeyi ancak saat 13.00'e doğru sanayi sitesinde kesmek suretiyle açabildiklerini, polis ile birlikte Şanlıurfa'ya gitmeyeceklerini belirtmesi üzerine jandarmanın görevlendirildiğini ifade etmiştir.

TESPİTLER

İşkence olayının, trafik kazası sonucu yaralanan arkadaşlarının durumunun yarattığı psikolojik tepki ile meydana geldiği kanaati belirgin olmakla birlikte, bu olay polis memurlarının görevlerini hukuk kuralları içerisinde yapma; insan haklarına, zanlının veya yakalananın haklarına duyarlılık; işkence olayına yaklaşım, v.b. hususlardaki yetersizliğini de ortaya çıkarmaktadır.

Olayda polislerin şehir dışına uzanan takibi, iddialara göre çalıntı olan ve yediemine teslim edilmiş bakımsız bir araçla takip yapıp kazaya sebebiyet verilmesi, polise mukavemet olmadığı halde zanlının yakalandıktan sonra ellerinin arkadan kelepçelenmesi, kazanın meydana geldiği yere götürülmesi, hastaneye getirildiğinde koruma altına alınmaması; tüm bunlar olayda organizasyon eksikliğinin ve güvenlik zafiyetinin olduğunu göstermektedir.

Mağdur yakınlarında suçluların açığa çıkarılmasının ve yargıya tesliminin önlenmek istendiği, açığa alınan polislerden üçünün olaya karışmadıkları, asıl suçluların korundukları kanaati belirgin olarak gözlenmiştir. Hatta suçlu olduğu düşünülen polisler hakkında kimisinin ismi, kimisinin memleketi ve yaptıkları iş bile telaffuz edilmiştir. Bu nedenle bir an önce bir müfettişin bölgeye giderek sağlıklı bir soruşturma yapması zorunluluk arzetmektedir.

Mağdur, hastaneye getirildiğinde muayene, tetkik ve tespitlerde BM İstanbul Protokolüne ve Sağlık Bakanlığı genelgelerine uyulmadığı; muayenenin mağdurun elleri arkadan kelepçeli vaziyette yapıldığı, olayın öyküsünün adli muayene raporuna "trafik kazası" olarak yazıldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle raporu bu şekilde düzenleyen tabip ve bunda rolü olan yetkililer hakkında derhal soruşturma açılmalıdır.

SONUÇ

Kısa bir süre önce Avrupa Komisyonunun hazırladığı 2002 Yılı Türkiye İlerleme Raporunda Manisa Davası örneğinden yola çıkarak işkencenin Türkiye'nin AB sürecinde önemli bir engel olmaya devam ettiğinin anlaşılması üzerine, zaman aşımı riski ortadan kalkmamakla birlikte yerel mahkeme apar topar kararını vermiştir. Ancak Siverek'te yaşanan son olay, işkence ile mücadelede katedilecek çok büyük mesafeler olduğunu bir kez daha göstermiştir. Mustafa AKÇİÇEK'e yönelik işkencenin çok sayıda vatandaşın gözleri önünde, iddialar doğru ise polis amirlerinin de hazır olduğu bir ortamda gerçekleşmiş olması olayın vahametini daha da arttırmaktadır.

MAZLUMDER, insanlık suçu olan işkence ile mücadelenin bir parçası olarak bu olayda da müdahil olacak, davanın her aşamasını titizlikle takip edecektir. Bu aşamada olayın sorumlularının tespit edilip mahkeme önüne çıkarılması için davanın ivedilikle açılmasını beklemektedir.