Basın Açıklamaları

MUHTIRA GÖLGESİNDE Kİ KARAR 1982 ANAYASASININ İFLAS BELGESİDİR

1980 askeri darbesinin eseri olan 1982 anayasası hukukun temel ilkelerini yok sayan bir çok uygulamanın referansı olagelmiştir. Genelkurmay bildirisinin kamu vicdanında şaibeli kıldığı Anayasa mahkemesi kararı da, Türkiye'de hukukun siyasallaşması örneği olarak tarihe geçecektir. Toplumsal gerilim ve çatışma zeminini körükleyen bürokratik ve siyasal yaklaşımlar mahkeme kararı ile yeni

02.05.07, Ankara


MUHTIRA GÖLGESİNDE Kİ KARAR 1982 ANAYASASININ İFLAS BELGESİDİR

1980 askeri darbesinin eseri olan 1982 anayasası hukukun temel ilkelerini yok sayan bir çok uygulamanın referansı olagelmiştir. Genelkurmay bildirisinin kamu vicdanında şaibeli kıldığı Anayasa mahkemesi kararı da, Türkiye'de hukukun siyasallaşması örneği olarak tarihe geçecektir. Toplumsal gerilim ve çatışma zeminini körükleyen bürokratik ve siyasal yaklaşımlar mahkeme kararı ile yeni bir kaos ortamı oluşturmuştur. Söz konusu karar 1980 askeri darbesine de neden olarak gösterilen parlamentonun cumhurbaşkanı seçememesine yönelik 1982 anayasası değişikliklerini de tamamen anlamsız kılmıştır.

Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yaşanan gelişmeler hukuk devleti ve toplumsal barış açısından endişe vericidir. Müdahaleci yaklaşımlar, partizan tutumlar ve yasaların keyfi yorumlanması girişimleri hak ve özgürlükleri tehdit eder niteliktedir. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yaşanan kriz ve meşruiyet tartışmalarının asıl sebebi seçim yasasındaki adaletsizlik ve bunun doğurduğu temsil eksikliğidir.

Önemli anayasa değişikliklerinin kamu oyunda ciddi bir tartışma imkanı sağlanamadan gerçekleştiriliyor olması parlamento üzerinde kurulan baskı ve dayatmaların eseridir.

Toplumsal kamplaşmalara ve korkulara dayalı tehdit tanımlamaları ile işlevsiz hale getirilen çok partili parlamenter sistemle birlikte sivil siyaset mekanizmaları da etkisizleştirilmiştir. Kısır siyasal çekişmeler dolayısı ile baskıcı ve ayrımcı uygulamalar görmezlikten gelinmektedir. AB sürecinde gerçekleştirilen birçok mevzuat değişikliğine rağmen Türkiye de köklü bir anayasa değişikliğine gidilmemiş olması hukuk devleti ve toplumsal adalete dayalı bir yapının söz konusu olmamasının da önemli bir sebebidir.

Toplumsal iradeye dayalı ve özgürlüklerin herkes tarafından eşit kullanıldığı bir hukuk düzeni insan haklarının da teminatı olacaktır.

MAZLUMDER Genel Başkanı Ayhan BİLGEN