16.05.2008
MİLİTARİST ZİHNİYETTEKİ TEKRAR ÇÖZÜM GETİRMEMEKTEDİR
Türk Silahlı Kuvvetleri, 22 Şubattan bu yana Türkiye'de ve Kuzey Irak'ta karadan ve havadan operasyonlarına devam etmektedir. Hemen her gün can kayıpları mevcuttur. Bu tablonun sorumlusu şiddeti bir ifade biçimi olarak içselleştiren güçler ile sorunu ülke içinde ve barışçıl yöntemlerle çözecek bir irade geliştiremeyen militarist zihniyettir.
Son dönemlerde operasyonlar ve ilgili tüm verilerin bizzat askerler tarafından kamuoyuna aktarılması inisiyatifin askerin elinde olduğunu göstermektedir. Bu durum demokratik bir hukuk devletinde izah edilemez niteliktedir.
Kürt meselesinin ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel yönden mağduriyet oluşturan hak ihlallerini çözme hususunda yeterince irade gösterilmemiştir. Çözüm yöntemi olarak uygulanan fiiller; kırk bini aşkın insanın ölümüne, dört bine yakın yerleşim yerinin boşaltılmasına, bir milyonu aşkın insanın yerinden edilmiş olmasına ve dörtyüz milyon ytl'yi aşkın ülke kaynaklarının harcanmışlığına sebep olmuştur. Yirmi yılı aşkın süredir silahlı yöntemle çözüm arayışlarının çözümsüzlüğü beslediği görülmelidir.
Son dönemde Kandile yapılan operasyonda, falan yere operasyonda bazen 3-13-33-1033 kişi etkisiz hale getirilmiş olsa veya bu kişilerin bazıları önde gelen tanınmış kişiler olsa doğrudan çözüm olacak mı? Ülkenin insan ve maddi olanaklarının tekrarda heba edilmesi ne derece doğrudur? Tarafların istatistik belirterek yaşam hakkı ihlallerini birer övünç vesilesi yapmaları yaşam adına kabuledilebilir bir şey değildir.
Kürt Sorunun şiddet ve militarist yöntemlerle çözülmeye çalışılması, ülkede şiddeti ve etnik kimlikler arasında çatışma psikolojisini derinleştirmektedir.
Gerginlik politikasıyla geliştirilen tepkiler, tüm yurtta Kürtlerin yaşam güvenliğini tehdit etmektedir.
Kuzey Irak'a askeri müdahaleyi doğru bulmadığımızı defalarca ifade ettik ve etmeye devam ediyoruz. Yapılan müdahale hukuk dışı sonuçlar doğurmaktadır. Daha fazla sivil ve askerin ölmesine yol açmaktadır.
Kürt sorunu tek başına "şiddet ve terör sorunu" değildir. Kürt Sorununun çözümünün güvenlik ve askeri müdahale olarak görülmesi ağır bir yanılgıdır. Çünkü sorunun muhatabı yalnızca silah taşıyan güçler değildir. Sorun, sivil toplumu, siyasi örgütleri, resmi kurumları ve diğer sosyal kesimleriyle tüm Türkiye'nin sorunudur. Sorun sosyal barışın ve adaletin tesisi sorunudur. Türkiye'nin ihtiyacı olan şey barıştır ve barışı sağlayacak siyasi, hukuki, ekonomik ve kültürel düzenlemelerdir. Sorunun çözümünü ısrarla askeri yöntemlerde görmenin ne kadar yanlış olduğunu, yaşanan tablo bize göstermektedir.
Temel meselelerin çözümü, insan haklarına riayet, özgürlük ve hakkın verilmesi ile mümkündür.
MAZLUMDER, şiddet hareketlerine karşı güvenlik hakkını önemli görmekle birlikte; şiddeti ve savaşı militarizmin bir dili olarak görür ve sorun çözme yöntemi olarak kabul etmez. İnsan yaşamına, insanın ertelenemez her türlü hakkına yapılan her saldırıyı kınar.
Herkesi bu konuda hassasiyet ve sağduyuya davet ediyoruz.
Kürt Sorununun çözümü, sivil siyaset zemini üzerinden geliştirilmeli ve gerçekleştirilmelidir.
MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başkanı
Av. Selahattin ÇOBAN