
İHD Ş.Urfa Şube sekreteri Av.Sedat Gözkıran, Feshedilen DEHAP İl Bşk. Ahmet Dağtekin'in Kürtçe Konuşması ile ilgili aşağıdaki basın açıklamasını yapmıştır.
Türkiye?de alt-üst kimlik tartışmaları gündemde yer almaya devam ediyor. Ancak toplumun üçte birlik kısmını oluşturan Kürtlerin dili, toplumsal yaşamın bir çok alanında uygulanan yasak ve baskılar sonucu dışlanarak asimilasyoncu politikalar etkin kılınmak isteniyor.
Kürtçe?nin eğitim dili olarak kullanılması yasak. Radyo-televizyon yayınlarında RTÜK?ün oyalama taktikleri ile de olsa yasak uygulaması devam ediyor. Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda ?seçim propagandalarında Türkçe?den başka dil kullanılmasını yasaklayan? madde üzerinden siyasal yaşamda da Kürtçe?nin kullanımı yasaklanmaktadır.
Kendisini fesheden DEHAP?ın Şanlıurfa İl Başkanı Ahmet Dağtekin?e, 28 Mart 2003 yerel seçimleri öncesinde Şanlıurfa Halfeti İlçesi, Göklü Beldesinde düzenlenen mitingde yaptığı Kürtçe konuşma nedeniyle ceza verilmesi; siyasal yaşamda Kürtçe kullanımına uygulanan cezai yaptırımın yeni bir örneğidir. Bu karar Kürtlerin ifade özgürlüğünü kısıtladığı gibi, seçme ve seçilme hakkını da sınırlandıran bir müdahaledir.
Kürtçe?nin kullanımını yazılı basında, kamu kurumlarında, sokakta bile uzun süre yasaklayan cari sistem, Avrupa Birliğine aday üyelik sürecinde kimi yasal düzenlemelerle yasağın alanını kısmen daraltmıştır. Ancak yasal düzenlemelerin uygulamaya yansıması, özellikle güvenlik birimleri, bürokrasi ve yargının direnci ile karşılaşmaktadır. Halfeti Asliye Ceza Mahkemesinin 20 Aralık 2005 tarihli kararı da bu şekilde bir direncin ifadesidir.
Anayasa?nın 90. Maddesinin son fıkrası ?Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. ? Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır? demek suretiyle uluslar arası antlaşmalara atıf yapmaktadır. Bu hüküm, seçimlere ilişkin yasada yer alan yasağın AİHM içtihatları ve uluslar arası sözleşmeler esas alınmak suretiyle aşılması için yargıçlara olanak sunmaktadır.
Ancak Mahkeme Kürtçe konuşmaya verdiği ceza ile, özgürlüklerin önünü açma ve Türkiye?nin bu konudaki kötü imajını düzeltme fırsatını bir kez daha kaçırmıştır. Gerçek anlamda bir hukuk devleti oluşturulması için hak ve özgürlüklerin kullanımının bürokrasinin, güvenlik birimlerinin, yargıçların inisiyatifinden çıkarılarak yasal güvenceye alınması gerekir.
Bu nedenle insan hakları savunucuları olarak bizler anadil üzerindeki yasak ve baskıların çözüm olmadığını, bunların toplumsal barışın önünde ciddi bir tehdit olduğunu ifade ediyoruz. Hak ve özgürlükleri sınırlandıran, Kürtçe?nin yaşamın her alanında kullanılmasını engelleyen yasakların yasalardan çıkarılması için siyasi iktidarı ve yasama meclisini aktif göreve çağırıyoruz.