19 .04.2007/ Diyarbakır
MAHKEME KARARLARI VİCDANLARI İNCİTMEMELİDİR.
"Kamuoyunda Kızıltepe davası olarak bilinen, 21 Kasım 2004 tarihinde Mardin ili Kızıltepe ilçesinde Ahmet Kaymaz ile oğlu Uğur Kaymaz'ın kolluk kuvvetleri tarafından örgüt üyesi oldukları gerekçesiyle çatışmada öldürüldükleri iddia edilmiş ve sonrasında 4 kolluk görevlisi hakkında dava açılmıştı. 18.4.2007 tarihinde, Eskişehir Ağır ceza mahkemesi tarafından sanıkların atılı suçu işlemediği gerekçesiyle "beraat" kararı verilmiştir.
1992 doğumlu ve olay tarihinde 12 yaşındaki Uğur Kaymaz'ın ilkokul 5.sınıf öğrencisi olması ve babası Ahmet Kaymaz'ın kendi evlerinin önünde ve şoförü olduğu kamyonlarının yanında öldürülmesi, olay anında çocuk ve babasının ayağında terlik bulunması, otopsi raporunda cesetlerdeki mermi izlerinin bir çoğunun 50 cm' nin altında yakın atışlar olması, çatışma oldu ise, kolluk kuvvetlerinde, çatışmanın ortasında kalan kamyon ile çevre duvarlarda, çatışma olduğunu gösterir mermi izinin olmaması ve daha bir çok nedenlerle, kamuoyu, olayın faillerin bulunması yönünde bir beklentiye girmişti. Ancak dünkü karar, tüm bu beklentilerin yersiz bir beklenti olduğu ve öldürülenlerin çatışmada öldürülen kişiler olduğu iddiasının geçerli olduğunu bizlere anlatmaktadır.
Elbetteki yargı kararları, hakikatin bulunması ve varsa suçluların cezalandırılması amacıyla tüm millet adına verilen kararlardır. Ancak bu kararlar kutsal metinler olmayıp, özellikle vicdanları rahatsız edecek sonuçlara gidilmesi halinde elbetteki eleştirilebilir ve tartışmaya açılabilir.
Olayın gerçekten bir çatışma olduğu ve ölenlerin "terörist" olduklarını, mahkemenin şüpheden uzak bir şekilde ispatlaması, delilleriyle ortaya koyması kamuoyu tarafından beklenen bir hadisedir.
Yargı kararları, devlet güç ve iktidarını korumak için değil, adaletin sağlamak ve haksızlıkları engellemek amacıyla var olmalıdır. Haksızlığın işleyenin, bizim tarafımızda veya karşı tarafta olmasına bakılmadan karşı çıkılması gereken bir durum olduğu unutulmamalıdır.
MAZLUMDER olarak;
- İnsanın, insan olarak yaratılmasından dolayı sahip olduğu temel haklarından biri olan "yaşam hakkının" her durumda hukuk sınırları içerisinde kalınarak, herkes için korunması gerektiğini,
- Yaşam hakkını ihlal edenler hakkında Adil yargılanma ilkesi de dikkate alınarak, yargılama yapılmasını ve yargı makamlarının tüm halk adına verdiği kararların kamuoyu vicdanını yaralamaması gerektiğini ifade ederiz."