Basında Mazlumder

'Korktuğumuz başımıza geliyor'!

'Korktuğumuz başımıza geliyor'!
MAZLUMDER Van Şubesi Başkanı Yakup Aslan, AK Parti'nin Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz hafta içinde Van'da düzenlediği mitingden sonra yaşanan olaylarla ilgili gazetemize açıklamalarda bulundu. 30 yıllık yoğun acıdan sonra Van'ın artık, huzuru hak ettiğini belirten Aslan, "Maalesef 31 Temmuz'da Van gaz bombalarına, taşlara, esir düştü."dedi.

<!--[if gte mso 9]><xml> Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 </xml><![endif]-->

'Korktuğumuz başımıza geliyor'!

MAZLUMDER Van Şubesi Başkanı Yakup Aslan, AK Parti'nin Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz hafta içinde Van'da düzenlediği mitingden sonra yaşanan olaylarla ilgili gazetemize açıklamalarda bulundu. 30 yıllık yoğun acıdan sonra Van'ın artık, huzuru hak ettiğini belirten Aslan, "Maalesef 31 Temmuz'da Van gaz bombalarına, taşlara, esir düştü."dedi.

Van Gündemi Haberi - 05 Ağustos 2014 Salı - 10:17
 
Resmi büyütmek için üzerini tıklayın...

Haber: Fazıl Erüş

AK Parti'nin Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz hafta içinde Van'da düzenlediği mitingden sonra yaşanan olaylar akıllarda büyük soru işaretleri bıraktı. DBP Van İl Başkanı Musa İtah, "Yaşananların sorumlusu Başbakan'ın Van'a gelişinden önce kentte adeta işgal görüntüsüne yol açan güvenlik önlemleri ile toplumu geren Van Valisi, Emniyet Müdürü ve 'Burada demokrasi aradan çekilir' diyen AKP'nin Van Milletvekilleri olduğunu söylerken, MAZLUDER Van Şubesi Başkanı Yakup Aslan ise, yaşananların çok masumane bir zeminde gelişmediğini, hatta cemaatin emri ile çalışan polislerin bu tür provokasyonları çıkarabileceğini iddia etti.

"VAN ŞİDDETİ HAK ETMİYOR"
Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın Van'da düzenlediği mitingden sonra çıkan olayları kimsenin tasnif etmediğini belirten Aslan, "Bu olayların en büyük sebebi Başbakan Erdoğan gelmeden önce kentin adeta polis ablukasına alınmasıdır. Kabul edilen yasayla ilk defa Cumhurbaşkanının halk tarafından seçileceği tarihe çok kısa bir süre kala Van'a gelen başbakan Erdoğan'ın konuşmasını bitirmesinden sonra, şehir merkezinde istenmeyen olaylar oldu. Daha öncekilere oranla, sokaklarda yoğun bir güvenlik önlemi olmasına rağmen, Cumhuriyet Caddesinde ve miting alanında aynı güvenlik yoğunluğunun olmadığı gözleniyordu. Bir kez daha 31 Temmuz 2014 tarihinde Van şehir merkezi yine gaz bombalarına, taşlara esir düştü. Şehrin merkezi geç saatlere kadar çatışma merkezi haline gelmişti. Çatışmalı süreçte buna alışıktık, ancak barış sürecinin eksik de olsa devam ediyor olması esnasında Van'ın böyle bir toplumsal mühendisliğin neticesi olduğu algısını veren şiddeti hak etmediğini düşünüyorum. İktidarı destekleyen kanatlar arasında uzun bir zamandan beridir devam eden çekişme, rekabet veya operasyon haberleri, "Acaba Van'da da aynı eller devreye mi girdi?" sorusunu akla getiriyor."dedi.

"KORKTUĞUMUZ BAŞIMIZA GELİYOR"
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden ve barış sürecinden çok da hoşnut olmayan çevrelerin sahada provokatörlük yapmasının çok da zor olmayan, bir psikolojik zeminde yaşadıklarını ifade eden Aslan, şunları söyledi:
" 30 yılın getirdiği psikolojik birikim var ve bu ruhsal zemin rehabilite edilmelidir. Bu tür toplumsal olaylar provokatörlüğe uygun zemindirler. En son günlerde Hakkari'de aşiretler arasında çıkan büyük kavgada, şüpheli kesimlerin kavga eden aşiretlerin merkezlerine ateş ettiklerine veya işyerlerini ateşe verdiklerine dair fazlasıyla söylenti var. Elbette bu söylentilerin doğruluğunu ancak, konuyla ilgili yetkililer tespit edebilir. Bu örneği neden verdim. Evden çıktıktan sonra şehir dışındaki güvenlik alışagelinenin dışında bir görüntüdeydi. Merkezde ise bundan daha zayıf bir güvenlik vardı. Ellerinde sopalarla merkeze giren çocuklara müdahale edilmemesi ve olayların çıkmasından sonra merkezin adeta yıkılmaya, yakılmaya terk edilmesi alışık olduğumuz bir durum değildi. Tahrikler veya ses cihazlarından "ana-avrat" galiz küfürlerle tahriklerin yapılması ve daha öncesinde de lüks siyah bir aracın uzun süre tahrik edici atraksiyonlarda bulunması bilgisi olayların çok da masumane bir zeminde gelişmediği kuşkusunu da uyandırmıyor değil. Korktuğumuz başımıza geliyor ve gelecek, çünkü o başımız, korktuğumuz şeyi engelleyecek çapta ve niyette değil."

"YÜZLERCE SORUN VAR BU ŞEHİRDE"
Bu olaylardan etkilenenlerin büyük kısmının turistler olduğunu ve bunun da kentin imajına zarar verdiğini vurgulayan Aslan, şunlara dikkat çekti:"Bayram dolayısıyla yoğun bir şekilde Van sokaklarını dolduran İranlıların çıkan olaylardan rahatsızlık duydukları gözlendi. Hiçbir olayın, sebep ve sonuçları düşünülmeden bir bütün olarak doğru okunamayacağını düşünüyorum. Çoğu zaman ikinci safhanın hazırlanması için, toplum mühendisliğiyle buna benzer olaylar hazırlanır ve sahnelenir. Geçmiş olaylardan da anlaşıldığı kadarıyla bir toplum, esnaf egemenlerin istekleri doğrultusunda hareket etmedikleri için belirli çevrelerce cezalandırılabiliniyor. Bunun örnekleri fazlasıyla var. Eğer vesayet ortaklığında taraflar birbirlerinden intikam almıyorlarsa, buna benzer komplocu zihniyetin devrede olması ihtimali de düşünülebilinir. Geçmiş tecrübeler, olayları komplocu bir mantıkla analiz etmenin yanlış olmadığını ortaya koymaktadır. İranlıların bir kısmı buna benzer olayları çokça yaşadığından, umursamaz gibi duruyordu. Ancak önemli bir kısmı panik içerisinde gazın yoğunluğu altında, öksürerek kaçışıyordu. Depremle birlikte ağır hasar almış esnaf bayram vesilesiyle rahat bir nefes almayı düşünüyordu. Piyasanın altüst olmasından dolayı on binlerce eğitimli eleman Van'da göç etmiş onun yerine on binlerce vasıfsız insan şehre gelmişti. Özellikle mahalli seçimlerden sonra bu göçün daha fazla artığı söyleniyor. Elektrik sorunuyla birlikte yoksulluğun, işsizliğin ve çok yönlü yıldırma baskılarının devam ettiği bir şehirde, yaşam giderek zorlaşıyor. Van'ın sorunlarına köklü çözüm üretebilecek ve üretimi teşvik edecek girişimlerin yerine, neredeyse her sokağa market ve AVM açmakla zaman geçiren yetkililer, hiçbir şekilde kendilerini bu şehirden görebilme becerisi sergileyemiyorlar. Dolayısıyla toplumda seçilmiş veya atanmışlar konusunda talihsiz bir kentte yaşamış olmanın burukluğu var. Hangi olaya, mağduriyete, hukuksuzluğa denk gelirsek gelelim, insanlar bu duyguları yüksek sesle dillendiriyorlar. Denizin kirlenmesi, çevre temizliği, park, çöp sorunu, işsizlik, ağır hasarlı binalar, TOKİ, İş-Kur, tefecilik, eğitim seviyesi, uyuşturucu, imar, kurumların kendilerini yabancı olma kompleksinden kurtaramaması benzeri yüzlerce sorun var bu şehirde."

"ZAAF MI, OTORİTE BOŞLUĞU MU?"
Kentte ciddi bir güvenlik zafiyetinin olduğunu belirten Aslan, "Van'da, çıkan olaylara müdahale etme noktasında ciddi bir otorite boşluğu hissediliyor. Birçok çatışma, kavga veya olaylarda ciddi bir zafiyet, eksiklik, umursamazlık acı sonuçlara yol açmıştır. Çarşının merkezindeki bir binada iki saate yakın kavga çıkıyor, onlarca insan yaralanıyor, ancak kavga bittikten sonra müdahale ediliyor. Bunu nasıl okumalıyız? Zaaf mı, otorite boşluğu mu, yoksa 'düşmanımın düşmanı dostumdur' mantığına sahip bazı kesimlerin zihinsel muhasarası altında mıyız? Bu topraklarda kesin çözüm üreteceğinden emin olduğumuz bir kaynak yok ve sıkıntısını çektiğimiz asli mesele budur. Çözüm üreten, projesi olan, toplumun dinamiklerinden kopuk olmayan bir üst akla sahip değiliz ve asli mesele budur, çünkü bu topraklarda kimsenin kimseye güvenmemesini gerektiren bir yakın tarih var ki neredeyse 3 asıdır bu tarih sürekli tekrar ediyor" diye belirtti.

"SADECE GÖRÜNEN KISMIYLA İLGİLENİYORLAR"
Başbakanın bayramdan sonra Van'da yaptığı mitingin ardından gelişen olayların, hiçbir kesimin tasvip etmeyeceği ve onaylamayacağı olaylar olduğunu dile getiren Aslan, son olarak şunları kaydetti:
"30 yıllık yoğun acıdan sonra Van artık huzuru, gelişmeyi, Büyükşehir ruhuna göre yaşamayı hak ediyor. Bu topraklar üzerinde o kadar oyunlar oynandı ki, her şeyden, her olaydan kuşku duyuyoruz. Hangi maksada hizmet ettiği veya daha sonraki hangi safhaya hazırlık için bir organize olduğu konusunda şüphe duyuyoruz. Van'da kontrolsüz bir şekilde gelişen olaylarla ilgili o kadar sorulması gereken soru var ki! Sorular bir muhatap bulabilse belki o zaman daha somut örneklerle konuşabiliriz. Bilinçli eylemlerde olayın seyrinden haberdar olan sisteme hizmet edenlerle, acıyı göğüsleyen muhalif kesim bütün saldırı, kargaşa, şiddet ve güç gösterilerinde birbirlerini yıpratma, sorgulanır hale getirme veya tamamen devre dışı bırakma çabasından el çekmez. Muhalif kimlik sahibi olmaları gerekenler durdukları yeri tespit etme yeteneğinden bile yoksun olduklarından, olayların sadece görünen kısmıyla ilgilenirler. Oysa olayların farklı yüzleri var. Kimi zaman görünmezler ve tarih bunu bize öğreteme yeteneğinden yoksundur."

<!--[if gte mso 9]><xml> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 10]> <style> /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin:0cm; mso-para-margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:10.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-ansi-language:#0400; mso-fareast-language:#0400; mso-bidi-language:#0400;} </style>