179.HAFTA BASIN METNİ
Değerli basın mensupları, değerli dostlar.
179. haftasına giren başörtüsü mücadelesinden direnişe ses veren herkese selam olsun!
Anayasa Mahkemesi' nin CHP' nin başvurusu ile yasağı sadece üniversitelerde serbest bırakan yasa değişikliğinin iptal edilmesi ile gündemi sırayla kapatma davası derken Ergenekon soruşturması ve iddianamesi takip etti.
Yıllardır Derin Devlet in güdümünde ve köklerinin hangi birimlere ne şekilde sıçradığını kimsenin çok da kolay tespit edemeyeceği bir örgütün binlerce sayfalık iddianamesi duruyor önümüzde. Devlet yönetiminde ki girift meseleler, siyasetteki kirli hesaplar, hukukun siyasallaşması ve her kesimden insana farklı işlemesi biz insan hakları savunucularını kaygılandırmaktadır.
Ülkede ki tüm çifte standartlı uygulamalar atılan olumlu adımları sorgulamamıza sebep olmaktadır. Umudumuzu ve inancımızı yitirmeden her kesimden insanın refah ve huzurunu gözeten olumlu adımların ve bu adımların atılmasında elini taşın altına koymuş insanların destekçisi olduğumuzu buradan bir defa daha ilan ediyoruz. Bu minvalde Zekeriye Öz ün cesaretle yürüttüğü mücadeleyi destekliyoruz.
Halka hukukun üstün olduğunu inandırmak isteyenler Devletin her kademsinde ki insanlara (sivil, asker) eşit şekilde muamele edilmesi yönünde irade geliştirmelidirler. Derinliği ile yüzleşmemiş, gerçek anlamda toplumun herkesimi için adil bir hukuk anlayışı geliştirememiş yönetimler halkın gözünde dikte yönetimler olarak kalırlar.
Başörtüsü yasağının temelinde de, yaşam hakkı alanında yaşanan ihlallerde, düşünce ve ifade özgürlüğünde de gerçek anlamda hukukun üstün olduğu adil yönetimler ve erkeler ayrılık ilkesinin gerçek anlamda var olmasından geçmektedir. Hiç kimsenin kurum, parti ve ya siyasi kolunda halkın temel hakları üzerinden siyasetlerini var kılmaya hakkı yoktur. Bırakın temel haklar "sivil" bir anayasa ile, hukuk olgusu ile korunsun ve sizlerde siyasetlerinizi başka meseleler üzerinden yapın. Ancak tüm bunlar için önce anayasanın sivilleşmesi ve hukukun var ve diri tutulması gerekmektedir.
Almanya'da faaliyet gösteren ve sadece isim benzerliği olan Deniz Feneri e.V. davasının Türkiye'de bulunan Deniz Feneri Derneği ile anılması çok manidardır. Türkiye'de bulunan Deniz Feneri Derneğine yargısız infaz yapılmıştır. Türkiyedeki bu dernekle ilgili Alman mahkemelerinde herhangi bir suçlama yapılmamıştır. Davanın da Ramazan ayında görülmesi de bir o kadar düşündürücüdür. İnsanların yardımlarının Ramazan ayında yoğunlaştığını düşünürsek, bu sadece Deniz Feneri Derneğini değil tüm dernekler için bağış konusunda halkın çekinceli davranmasına sebep olmuştur. Adalet önünde herkes hesap verebilmelidir, fakat bu dava ile Türkiyede'ki Deniz Feneri Derneği'de hiç hak etmediği halde yara almıştır. Derneklerle ilgili gerekli denetimler Almanya'da ve Türkiye'de zamanında yapılmıyorsa bunun da sorumluları vardır. Zamanında yapılmış bir denetim olsaydı, böyle bir durum ile karşılaşılmazdı. Bu davanın sonucu olarak bağış yapabilen insanların hevesi kırılmamalı, Türkiyede ve Dünyada milyonlarca aç ve ihtiyaç sahibi insan olduğunu düşünerek, yardımlarını devam ettirmelidirler.
Haklarımızın hayatlarımıza iadesi için verdiğimiz mücadelede bu haftada bizleri yanlız bırakmadığınız için teşekkürler.
MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkanı
Çetin TAHTACI