Değerli Basın Mensupları, değerli halkımız.
Başörtülü öğrencilerinin üniversitelere girmesi önündeki yasaklar devam ederken İlköğretimde okuyan Ece Nur Özel kardeşimiz kendi arzusuyla taktığı başörtüsüyle okuluna devam ediyor. Hatırlarsanız daha önceki açıklamalarımızda Ece kardeşimizin mağduriyeti konusuna değinmiştik. Zamanımızın yüz karası olarak sürgün edilmiş ve okuduğu okuldan ve arkadaşlarından koparılarak kilometrelerce uzağa gönderilmişti.
Konu ile ilgili bir soru önergesine verilen cevapta Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ''Kılık Kıyafet Yönetmeliğine ''uymadığı gerekçesiyle Ece Nur'un okulunun değiştirildiği ve mevcut yasalara uygun olarak devam ettiğini ifade etmiştir. Fakat Ece Nur kardeşimiz başörtülü bir şekilde eğitimine devam etmektedir.
Kişisel tercihi ile örtünen ve okuluna devam eden öğrenciler kervanına son olarak Saliha Ataş ve Büşra Ayata kardeşlerimiz katılmışlardır. 90'lı yıllarda insan haklarına aykırı biçimde oluşturulan sıkça eleştirdiğimiz ikna odalarının benzerleri maalesef şu anki yöneticiler tarafından Diyarbakır'da kurulmuştur. Devam zorunluluğu olan ilköğretimde, okul idaresi kanunsuz bir şekilde 10,11 yaşında reşit olmayan bu çocuklara ''Başörtülü geldiğim için cezayı kabul ediyorum''şeklinde belgeler imzalatmakta ve akranlarının yanında kişiliği zedeleyici psikolojik baskılar uygulanmaktadır. Yine bazı öğretmenlerimiz bu kızlarımızı derslere almamaktadır.
''Kol kırılır yen içinde kalır'' veya ''Hükümet yıpranmasın''mantığı ile hareket eden bir kısım zevata Adalet, Hakkaniyet ve Özgürlüğün herkes için tesis edilmediği bir ortamda toplumsal barışın nasıl sağlanabileceğini soruyoruz ve hesap gününü hatırlatıyoruz.
Bin yıl sürecek denen 28 Şubat darbesinin sona erdiğini zannedenlerin Başörtüsü yasağına ve yasak karşısındaki konumlarına bakmaları gerekmektedir. Hukuku ayaklar altına alan ve temel hak ve özgürlükler pranga vuran hatta başörtülü oldukları için hastaların hakkını bile elinden alan yasaklar kalkmadıkça 28 Şubat Darbesi devam edecektir.
Değerli Basın Mensupları, değerli halkımız.
Başörtülü öğrencilerinin üniversitelere girmesi önündeki yasaklar devam ederken İlköğretimde okuyan Ece Nur Özel kardeşimiz kendi arzusuyla taktığı başörtüsüyle okuluna devam ediyor. Hatırlarsanız daha önceki açıklamalarımızda Ece kardeşimizin mağduriyeti konusuna değinmiştik. Zamanımızın yüz karası olarak sürgün edilmiş ve okuduğu okuldan ve arkadaşlarından koparılarak kilometrelerce uzağa gönderilmişti.
Konu ile ilgili bir soru önergesine verilen cevapta Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ''Kılık Kıyafet Yönetmeliğine ''uymadığı gerekçesiyle Ece Nur'un okulunun değiştirildiği ve mevcut yasalara uygun olarak devam ettiğini ifade etmiştir. Fakat Ece Nur kardeşimiz başörtülü bir şekilde eğitimine devam etmektedir.
Kişisel tercihi ile örtünen ve okuluna devam eden öğrenciler kervanına son olarak Saliha Ataş ve Büşra Ayata kardeşlerimiz katılmışlardır. 90'lı yıllarda insan haklarına aykırı biçimde oluşturulan sıkça eleştirdiğimiz ikna odalarının benzerleri maalesef şu anki yöneticiler tarafından Diyarbakır'da kurulmuştur. Devam zorunluluğu olan ilköğretimde, okul idaresi kanunsuz bir şekilde 10,11 yaşında reşit olmayan bu çocuklara ''Başörtülü geldiğim için cezayı kabul ediyorum''şeklinde belgeler imzalatmakta ve akranlarının yanında kişiliği zedeleyici psikolojik baskılar uygulanmaktadır. Yine bazı öğretmenlerimiz bu kızlarımızı derslere almamaktadır.
''Kol kırılır yen içinde kalır'' veya ''Hükümet yıpranmasın''mantığı ile hareket eden bir kısım zevata Adalet, Hakkaniyet ve Özgürlüğün herkes için tesis edilmediği bir ortamda toplumsal barışın nasıl sağlanabileceğini soruyoruz ve hesap gününü hatırlatıyoruz.
Bin yıl sürecek denen 28 Şubat darbesinin sona erdiğini zannedenlerin Başörtüsü yasağına ve yasak karşısındaki konumlarına bakmaları gerekmektedir. Hukuku ayaklar altına alan ve temel hak ve özgürlükler pranga vuran hatta başörtülü oldukları için hastaların hakkını bile elinden alan yasaklar kalkmadıkça 28 Şubat Darbesi devam edecektir.
KOCAELİ GÖNÜLLÜ KÜLTÜR TEŞEKKÜLLERİ PLATFORMU adına
Medine KÜÇÜK
KOCAELİ GÖNÜLLÜ KÜLTÜR TEŞEKKÜLLERİ
SİVİL ANAYASA PLATFORMU AYLIK BASIN AÇIKLAMASI-2
Değerli basın mensupları ve halkımız;
Sivil Anayasa tartışmalarının gündemden düşürülmeye çalışıldığı bir döneme giriyoruz. Ne yazık ki hala toplumun tüm kesimlerinin beklenti içinde olduğu sivil anayasa çalışmalarının başka bir bahara kaldığını görmekteyiz. Mevcut siyasi iktidar sivil anayasa çalışmaları konusunda önce hızlı bir çalışma içine girmişti. Fakat bu çalışmalar kamuoyunda yeterince tartışılmaya başlamadan geri çekilmiştir. Muhalefetten de ses çıkmayınca yine ötelenmiştir.
Hala darbe döneminden kalma anayasa ile yola devam ediyoruz. Öncelik sivil anayasa olmayınca bir türlü sivil anayasa konusunda bir adım ilerleme olmamıştır. Türkiye'nin kendine özgü problemlerine kısmi değişiklikler, günü kurtarmaya yönelik girişimler yapılınca sivil anayasa da gündemden çıkmıştır.
İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay, Parlamento'da artık bu dönemde sivil bir anayasa çalışması olmayacağını, konunun 2011 seçiminden sonra gündeme geleceğini söylemişti. Sayın Cumhurbaşkanımızda bu konuda meclisin sivil anayasa yapmasının zaman yönünden fırsatının kaçırıldığını ifade etmesine karşın, yeni bir anayasaya da her bakımdan Türkiye'nin ihtiyacı olduğunu da ifade etmiştir.
Sivil toplum kuruluşları olarak insan hakları ve özgürlüklerinin mutlak surette koruyan, evrensel ilkeleri olan bir anayasa olmalı. Bu ilkeleri kollayan ve gözeten mekanizmalar olmalıdır. Bu mekanizmalar insanları ayrıştırmamalı birleştirici olmalıdır.
Bizler burada yeni bir sivil anayasa yapacak değiliz, tabiî ki bunu meclisin seçtiği vekillerimiz yapacaktır. Fakat biz sivil toplum kuruluşları olarak sivil anayasa konusunun gündem düşürülmemesini istemiyoruz. Türkiye'nin her zamankinden daha fazla sivil anayasaya ihtiyacı var olduğunu düşünmekteyiz. Sivil anayasanın halkın gündeminde yer almasını sağlamak amacıyla aylık yapacağımız basın açıklamaları, paneller, konferanslar vb. etkinliklerle gerçekleştirmeye devam edeceğiz.