Eylemler

Kocaeli inanç özgürlüğü 241.hafta basın açıklaması

Kocaeli inanç özgürlüğü 241.hafta basın açıklaması

Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformunun düzenlemiş olduğu Başörtüsüne Özgürlük Eyleminin 241.haftasında aramızda olan basın mensuplarına, eyleme katılan, destek veren, yasağı protesto eden tüm özgürlük mücadelecilerine teşekkür ederiz.

Yine bir bayram ve yine biz meydanlardayız. Kar, kış, yağmur, çamur demeden her hafta bu meydanda olduk ve olmaya da devam edeceğiz. Yasak bitene kadar, ülkemizde tek bir başörtülünün mağduriyeti kalmayana kadar da burada olmaya devam edeceğiz. Kimse bizden bunun aksini beklemesin. Birileri ; yok efendim eşi başörtülü olanlar bu ülkede cumhurbaşkanı olabiliyor, başbakan olabiliyor, falan kişinin eşi başörtülü ama çok ünlü ve güçlü, daha ne istiyorsunuz demesin. Bu züğürt tesellileri bizim karnımızı doyurmuyor. Kamusal alanda (ki kimilerinin hevesine göre her an değişebilen uçsuz bucaksız geniş bir alan!), üniversitelerde yasak hala tüm şiddetiyle devam etmekte iken birileri ısrarla görmezlikten gelip unutturmaya çalışsa da yasağı kanıksamıyacağız, unutmayacağız, unutturmayacağız. Evet birileri kendi başörtü sorununu çözmüş olabilir. Ama bizim sorunumuz hala devam ediyor. Hatta eskisinden daha da çözümsüz bırakılarak öyle ki eskiden sorunu biz çözeceğiz diye siyaset malzemesi yapan siyasilerimizin bile sorunu bir tabu gibi ağzına alamıyor. Artık bu ülkede maalesef başörtü yasağını kaldırmak parti kapatma nedeni olmuştur. Sorun bir kara deliğe dönmüştür artık.

Ama şu bilinmelidir ki bu ülkede başörtü sorunu dahil, tüm insan hakları sorunları çözülmedikçe bu ülkenin vatandaşları çifte standartlardan kurtulmadıkça bu ülkede gerçek huzur olmayacaktır. Bir ülkeyi güçlü kılan, o ülkenin vatandaşlarının ne kadar mutlu ve kendilerini o ülkede ne kadar güvende hissettikleridir. İnsan hakları karnemiz maalesef bol sıfırlı olup, her 10 yılda bir darbe yapılarak millet egemenliği hiçe sayılmıştır. Ne zaman bu ülkede bir tabu yıkılmak istendiğinde, bir yasak kaldırılmak istendiğinde, birileri bu tekere sürekli çomak sokmuş, provakasyonlarla kaos ortamı oluşturmaya çalışmıştır.

Yükseköğretim Genel Kurulu (YÖK) kamuoyunun da talepleri doğrultusunda 21 Temmuz 2009 tarihinde yaptığı genel kurulda yükseköğretime girişte katsayı puanı uygulamasını kaldırarak, 28 Şubat darbesinden bu yana süregelen bir haksızlığı ve adaletsizliği sonlandırmıştı.

İstanbul Barosu başkanı "eşitlik eşit insan arasında olur" tezini savunarak YÖK kararını Danıştay'a taşımış ve Danıştay 8. Dairesi Yüksek Öğretim Kurulu'nun (YÖK) üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesini oy birliği ile durdurmuştur.

2547 Sayılı Yükseköğretim Yasası'nın 'yükseköğretime giriş' başlıklı 45'inci maddesinde "Yükseköğretim kurumuna girecek öğrencilerin ne şekilde o kurumlara kabul edileceğiyle ilgili gerekçeler YÖK tarafından belirlenmektedir" denilmektedir. Dolayısıyla Danıştay 8. Dairesi kanunen YÖK'ün sorumluluğunda bulunan bir alana yetkisi dışında müdahale etmiştir. Danıştay 3 yıl önce " katsayı konusunda YÖK'ün yetkili olduğu" yönünde karar vermişti. Ankara Aydınlıkevler Ticaret Meslek Lisesi öğrencisi İlknur ÖZTÜRK' ün katsayı düzenlemesinin iptali için başvurduğu dava Danıştay 8.Daire tarafından reddedilmişti. Daire'nin kararında "1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun ilgili maddeleri gereği yükseköğretim kurumlarına ortaöğretimi bitirenlerin nasıl gireceğinin MEB ile işbirliği yaparak YÖK tarafından saptanacağı ifade edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi pek çok kararında 'her yönü ile aynı hukuki durumda olan"lar arasında eşitlik ilkesinin uygulanacağını belirtmiştir. Farklı yoğunluklarda aynı müfredata sahip ve aynı sınava girecek olan, aynı yapı tarafından sınav sonuçlarına göre üniversitelere yerleştirilecek olan düz liseler, meslek liseleri, anadolu ve fen liseleri aynı hukuki durumlarından dolayı eşit bir uygulamaya tabi tutulmak zorundadırlar.

Bununla birlikte anayasal bir hak olan "eğitim ve öğretim hakkı" sadece kişinin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılmaması anlamına gelmeyip, verilen eğitim ve öğretimin niteliğine ilişkin, evrensel ve eşitlikçi bir standardı da öngörmektedir.

Katsayı uygulamasının geri getirilmesi meslek liselilerde büyük bir üzüntüye yol açmıştır. Katsayı uygulamasına ilk geçildiği tarihte dahi kazanılmış haklar korunmamış; haklı beklentiye sahip bireylerin durumları hukuki koruma altına alınmamıştır.

Geçmişteki ideolojik düzenleme ve bu düzenlemeden vazgeçmeyen Danıştay kararı, sosyal sınıflar oluşturmak gayesini de barındırdığı için eşitlik ilkesine ve eğitimde eşitliği vurgulayan uluslararası sözleşmelere tamamen aykırılık teşkil etmektedir.

İdeolojik/siyasi çıkarları için, meslek liselilerin çok küçük bir oranını teşkil eden imam hatiplileri engellemek için yüzbinlerce meslek liselisini cezalandırmaktan çekinmeyen bu kararı toplumsal vicdana havale ediyoruz.

Kanun yapma yetkisini elinde bulunduranları, derhal bir kanun değişikliği yapmaya ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 45. maddesine, katsayı eşitliğine dair açık bir hüküm eklemeye ve Danıştay engelini bertaraf etmeye davet ediyoruz.

Yasaklarla, tabularla, bir yere varılmaz . Ve sorunlarla ne kadar ertelenirse ertelensinler, er yada geç isteyerekte olsa istemeyerekte olsa yüzleşilecektir. Ertelemek çözümü daha zorlaştırmaktan, daha çok kişinin canının yanmasından başka bir şeye yaramayacaktır.. Bugün ertelenen başörtü sorunu da er yada geç çözülecektir. Hiç bir yasak kalıcı değildir. İnsanlık tarihi Nemrut, Firavun, Stalin, Hitler gibi diktatörlerin hazin sonuna tanıklık etmiştir. Onları bu sona götüren şey yaptıkları zulümlerdir, hiçbir mazlumun ahı yerde kalmayacaktır. Mazlumlar haklarına sahip çıkıp, bu uğurda mücadele verdikleri sürece.. Bu yüzden mücadelemiz, devam edecek yeryüzünde tek bir mazlum kalmayana kadar. Zulme rıza göstermeyeceğiz, zulümden yana olmayacağız, sessiz kalmayacağız, tarafsız olmayacağız, çünkü sessiz kalmak, tarafsız olmak; zulme destek olmaktır.

HAK VE ADALETİN TARAFIYIZ. ZULME VE ZALİME İNAT.

KOCAELİ İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU adına

MAZLUMDER Kocaeli Şube başkanı Çetin Tahtacı