TÜRTKİYEDE BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMLARININ TARİHÇESİ VE KOCAELİNİN DURUMU.
23 Nisan 2005'te başlayan direnişimiz, 15 Ocak 2011 tarihinde 300.haftasına girdi.6. yılını doldurup, kısa bir süre sonra 7 yılına girecek.Bir grup kararlı, azimli insan başörtüsü uğruna akan gözyaşlarının yerde kalmaması için, mazlumlara sahip çıkmak için 300 haftadır, her cumartesi 12.30 da toplanıp, yağmura, kara, soğua, sıcağa rağmen başörtü zulmünü protesto ediyor.İzmit'ten başlayan bu hareket kısa sürede Anadolu'daki başka illerde ilham kaynağı olmuş, , Ankara'da, Akyazı ve, Van, Antalya, Bursa ve Afyonkarahisar, Kütahya'da aynı paralelde periyodik protesto eylemlerinin başlamasını sağlamıştır.
MS.300'lü yıllarda o zamanın inançlı insanları Hıristiyanlar Roma imparatorluğuna yakalanıp aslanlara atılıyor ve öldürülüyorlardı. İmparatorluğun çeşitli yerlerinden toplanan Hıristiyanlar İzmit'te katlediliyor ve rivayetlere göre günde 150 Hıristiyan İzmit'te öldürülüyordu.Roma İmparatoru Konstantin'in 311 yılının 30 Nisan günü bütün dünyaya 'hoşgörü' bildirgesini yayınlayarak, bundan sonra hiçbir inançlı insanın canına ve malına dokunulmayacağına, herkesin inancını özgürce yaşabileceğini bildirdi.Bundan 1700 sene sonra 2011 yılında İzmit dünya hoşgörü kenti olarak ilan edildi.Bu çerçevede İzmit'te 6 yıldan beri süren "BAŞÖRTÜSÜNE ÖZGÜRLÜK" basın açıklamaları, inançlar konusunda, ufak bir azınlığın , inançlı insanlara yaptığı baskılara tepki vermek açısından önemlidir.Eskiden olduğu gibi bu günde İzmit tarihteki bu misyonunu yürütmektedir.Halk vicdanı inanca yapılan baskı ve zumlu kabul etmez buna tepki verir.1966 yılından beri halkının % 99 Müslüman olan bu ülkede halkın her alanda inancını özgürce yaşamaya yönelik baskılar devam etmektedir.Çağdışı insan hakları ihlalcisi, yasakçı, dayatmacı mikro azınlık 1700 sene önceki inanca ve inançlı insanlara, ilkel baskıları halka rağmen sürdürebileceğini sanmakta, direnmektedir.
Bu gün medyadan öğrendiğimize göre, Tunus'un yasakçı başkanı Zeynel Abidin Binali halkın tepkisi karşısında kaçarak ülkeyi terk ettiğinin haberini almış bulunuyoruz. Tunus"ta dindarlara ve Müslümanlara yönelik baskılar yaklaşık 50 yıl önce başladı. Fransız sömürüsünden kurtulan Tunus halkı önce Habib Burgiba"nın, daha sonra da Zeynel Abidin Binali yönetimlerinin yasaklarıyla karşılaştı. 60 yaşından küçük olan kadınlar başörtülü şekilde sokağa çıkarsa, polis tarafından karakola götürülüyor. Bu kadınların, ya başı zorla açtırılıyor ya da "bir daha kapatmayacağına" dair yazılı belge imzalattırılarak "fişlendikten sonra" serbest bırakılıyordu.Halk ve inançlı insanlar üzerindeki baskıyı Habib Burgibadan sonra devem ettiren Zeynel Abidin Binali, halkın tepki göstermesine ve bu baskıların nefrete dönüşmesi karşısında, yasağı biraz hafifletmişti.Fakat ekonomik sıkıntılar ve inançlara yapılan baskılar karşısında sokaklara dökülen halk, Tunus toplumun inanç yapısıyla uyuşmayan Zeynel Abidin Binali Tunus terk ettirtmek zorunda bıraktı.
İnanıyoruz ki dayatmacılar ve baskıcılar yenilecek, direnenler kazanacak.İnsan hakları ihlallerine karşı, demokratik yolarla hak arama mücadelesi her alanda haklarımızı geri alıp, bundan oluşan zararları tanzim edilinceye kadar hukuki yollardan devam edecektir.Yasak ve zulüm sürdükçe bizlerde buradayız.
KOCAELİ GÖNÜLLÜ KLÜLTÜR TEŞEKÜLLERİ PLATFORMU
300.HAFTA BASIN AÇIKLAMASI, 15 0CAK CUMARTESİ 2011
İnsanların, inançlarını özgürce yaşaması 1700 sene öncede Anadolu'da engelleniyor ve bu yüzden insanlar öldürülüyordu.311'de İzmit'le yayınlanan bir bildiriyle, buna son verilerek , herkesin inancını özgürce yaşayabileceği ilan edildi.1700 sene sonra da, inançlı insanlara yapılan insan hakları ihlallerine ilk tepki İzmit'ten geldi ve tüm Anadolu'ya yayıldı.2011 Dünya, inançlara saygı ve hoşgörü şehri ilan edilen İzmit'te, Türkiye'nin en uzun soluklu ve kesintisiz sivil toplum hareketi olarak süren, "BAŞÖRTÜSÜNE ÖZGÜRLÜK" basın açıklamaları 6.yılını ve 300.haftasını doldurmuş bulunuyor.İzmit'i gerek tarihte, gerek günümüzde, inançlara ve insan haklarına yapılan baskılara tepki veren şehir olma misyonu ön plana çıkartıyor.
BASIN AÇIKLAMASI:
Başörtüsü ve İnsan Hakları Mücadelesinin 300.Haftasına Hoş Geldiniz.
1980'li yıllarda darbe döneminin ilk iktidarı tarafından başlatılan Başörtüsü yasağına karşı direnişlerin İzmit bölümü olarak, 300.haftayı başımız dik, alnımız açık bir şekilde idrak ediyoruz.
Bizlerin direnişi, 31 Ekim 1919'da Kahramanmaraş'ta Sütçü İmam'ın Fransız'lara karşı başlattığı direnişin devamıdır. Bizler kendimizi, Müslüman hanımların örtüsüne saldıran işgalcilere karşı tepki gösteren Hacı İmam'ın varisleri olarak görüyoruz.
İnsan Haklarına aykırı bir şekilde siyasetin gücünü arkasına alan hukuk, bugün için başörtüsüyle okullarına giden öğrencilere ses çıkarmamaktadır. Dün kız öğrencileri okuluna sokmayan üniversite görevlisi bugün sessiz bir şekilde kapıda bekliyor. Buradan hareketle şöyle söylenebilir: Yasakçılar güçlüyse okula giremiyor, özgürlükçüler güçlüyse girebiliyorsunuz. Konjonktüre göre kara verme, açıkçası bu ülkemiz için acınacak bir durumdur. Dini inançlarını özgürce yaşama talebi siyasetin malzemesi olmaktan kesin olarak çıkarılmalıdır.
Başta başörtüsü olmak üzere dini yaşamın dışa vuran tezahürlerini yasaklamakla laik yaşam tarzı önünde geniş ufuklar açtıklarını zannedenler, bu özgürlüklerin yaşanmasıyla, tehdit gibi algılanan birçok şeyin içi boş balonlar olduğu kendi gözleri ile gördüler.
Resmi ideolojinin dayatmasıyla 80'li yıllardan bu yana başörtüsünden dolayı okullara alınmayan, okullarından ve işlerinden atılan binlerce insan bu yasağın sonsuza dek tarihin karanlık sayfalarına gömülmesini beklemektedir.
Sırf başörtülerinden dolayı ayrımcılığa maruz kalanlar, acı dolu ancak bir o kadar kararlı mücadeleleri ile ülkenin insan hakları tarihine altın harflerle yazılmayı hak ediyorlar.
Zaman mağduriyetlerin giderilmesi zamanıdır. Devlet, okullarından atılan, işlerinden olan insanlardan özür dilemelidir. Dindarlarla, belli güçleri arkasına alarak kanunsuz bir şekilde zorbaca mücadele eden kamu görevlileri tespit edilmelidir. Sonuçta bizler, yasağın kalkmasıyla birlikte uğranılan zararın da telafi edilmesini istiyoruz.
Değerli Arkadaşlar,
300 haftadır İslami ve İnsani haklarımızı savunmak için burada toplanıyoruz. Hak ve taleplerimizi meşru zeminde kalarak dile getiriyoruz. Bugün haklarımızın bir kısmını, görece bir serbestlikle olsa dahi, geri alabiliyorsak sizlerin mücadele azmi sayesindedir.
Son olarak şunu söylemek istiyoruz, hakları gasbeden canavarla mücadele ettik ama şundan emin olabilirsiniz, hiçbir zaman onlara benzemeyeceğiz. Merhamet duygusuyla haklarımızı savunmaya devam edeceğiz.