Basın Açıklamaları

Istanbul da patlayan bombalar

15 Kasım 2003 günü, İstanbul'da Neve Şalom ve Beth İsrael sinagoglarına yapılan bombalı saldırılardan beş gün sonra 20 Kasım 2003 günü de yine İstanbul'da İngiltere Başkonsolosluğuna ve HSBC Genel Müdürlüğü binasına aynı tarzda saldırılar düzenlenmiş ve maalesef her iki saldırıda şu an itibariyle 52 kişi yaşamını yitirirken, 800'e yakın kişi de yaralanmıştır.

Ankara, 21 Kasım 2003

MAZLUMDER Genel Başkanı Yılmaz Ensaroğlu, İstanbul'da yaşanan saldırılarla ilgili olarak aşağıdaki açıklamayı yapmıştır:

15 Kasım 2003 günü, İstanbul'da Neve Şalom ve Beth İsrael sinagoglarına yapılan bombalı saldırılardan beş gün sonra 20 Kasım 2003 günü de yine İstanbul'da İngiltere Başkonsolosluğuna ve HSBC Genel Müdürlüğü binasına aynı tarzda saldırılar düzenlenmiş ve maalesef her iki saldırıda şu an itibariyle 52 kişi yaşamını yitirirken, 800'e yakın kişi de yaralanmıştır.

Hiçbir ayırım gözetmeksizin masum insanları hedef alan bu terör saldırılarını nefretle kınıyoruz. Bu saldırılar, bir kez daha bizlere terörün din, dil, ırk ve cins ayrımı gözetmeksizin masum sivillerin yaşamlarına kastettiğini göstermektedir.

Toplumsal barışın yeniden sağlanması, özgürlükler alanının genişlemesi ve sivilleşme gibi önemli konularda ilerleme sağlanması için çaba gösterilirken gerçekleşen bu saldırılar, olası başka hedeflerinin yanı sıra bu süreci sabote etmeyi de amaçlamaktadır. Saldırıların arkasında bu amaç için bir araya gelen uluslararası derin güç odaklarının varlığından haklı olarak endişe edilmektedir. Halkımızın sağduyusu ile bu girdaptan kurtulacağımıza ve terörün amacına ulaşamayacağına yürekten inanıyoruz.

Defalarca vurguladığımız gibi hangi amaç için, kim tarafından ve hangi yöntemle yapılırsa yapılsın tüm insanlık dışı saldırıların karşısındayız. Bu saldırılarda yaşamını yitiren yurttaşlarımızın ve İngiltere Başkonsolosluğu görevlilerinin yakınlarının acılarını paylaşıyoruz.

Kuşkusuz terör, bir insanlık suçudur ve hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz. Ancak terörle mücadelede teröristlerin yöntemlerine ve hukuksuzluğuna düşmemek de devletlerin öncelikli yükümlülüğüdür.

'Uluslararası Toplum' gerçekten terörle mücadelede uluslararası işbirliğini gerekli görüyorsa, teröre karşı etkin mücadele için öncelikle teröristler arasında devlet-örgüt ayrımı yapmaktan vazgeçmelidir. 15 ve 20 Kasım'da İstanbul'da yaşanan olaylarla ilgili olarak soruşturmayı yürüten görevliler dışında herkesin her gün konuştuğu bir süreçte ilgililerin ne kadar sağlıklı çalışabildiği tartışılır hale gelmektedir. Şaron'un, Bush'un, Blair'in neredeyse saldırıdan hemen sonra faillerin "El-Kaide" örgütü olduğunu ilan etmesi ve basınının bu doğrultuda yoğun bir dezenformasyona aracılık etmesi düşündürücüdür.

Sonuç olarak bu saldırılardan birileri yararlanmaya çalışacaktır. Ancak Türkiye'de patlayan bu bombaların özgürlüklerin kısıtlanması için kullanılmasına, terörle mücadele adına insan hak ve özgürlüklerinin yok edilmesine, hukukun çiğnenmesine izin verilmemelidir. Terörle mücadelede insan haklarının gözetilmemesinin sonuçlarından yana hayli tecrübeli olan Türkiye'nin; 11 Eylül sonrasında ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin düştüğü terörle mücadele adına insan haklarını askıya alma yanlışına tekrar düşmeyeceğine inanıyoruz."

BASIN BÜROSU