Basın Açıklamaları

İşkence İnsanlık Onuruna Karşı İşlenen Bir Suçtur, Karşı Duralım

Değerli Basın Mensupları, Bu gün 26 Haziran işkence görenlerle dayanışma günü. İşkence ve diğer zalimane, gayrı insani veya aşağılayıcı muamele veya cezaya karşı Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen uluslararası konma sözleşmesi, 26 Haziran 1987'de yürürlülüğe girmiştir. Literatür işkencenin insanlık onurunu ayaklar altına alan ağır insan hakkı ihlali olduğunu söyleyedursun, iş

A.B uyum yasaları çerçevesinde 2000'li yıllardan sonra göreli olarak azalan işkence ve kötü muamele suçları, özellikle 2005 'den sonra yeni TCK' nın yürürlüğe girmesi, TMK' da yapılan değişiklikler ve PVSK' da yapılan olumsuz değişimlerle artmıştır. Nerdeyse her etkinlik ve toplantıya polis müdahale etmiş, orantısız güç kullanmıştır. Özellikle toplumsal olaylardan sonra, yoğun işkence görüntüleri ve kötü muamele uygulamaları, kameralar önünde de devam etmiştir.

Diyarbakır'da 28 Mart 2006 olaylarında gözaltına alman birçok vatandaşımız işkence ve kötü muameleye maruz kalmıştır. Yine 2008 yılında İstanbul'da kutlanılmaya çalışılan 1 Mayıs İşçi Bayramında, Van-Hakkari ve Yüksekova'daki 21 Mart 2008 Newroz'unda olaylar çıkmış, bu olaylar esnasında onlarca insan, güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımıyla işkence ve kötü muamele görmüştür.

İşkence, siyasal, felsefi, ırki veya dini Saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işleniyorsa, insanlığa karşı işlenmiş ağır suçu oluşturur. İşkencesiz bir Dünya, işkencesiz bir Türkiye özlemindeyiz. İşkence, bütün yurttaşların, bütün yetkililerin sorunu olup, herkesin işkenceye karşı olması insani bir görevdir.

Değerli Basın Mensupları;

Bizler aşağıda imzası olan kurumlar olarak İşkencesiz bir Türkiye için bunları talep etmekteyiz;

1. AKP hükümeti ve siyasi irade, işkenceyi azaltmak için uygulamaları takip etmelidir.

2. Yargı mekanizmaları suçun faillerinin yargılanmalarındaki aksaklıkları gidermelidir.

3. Yargı sorumluların bulunmasında etkin soruşturma yürütmelidir.

4. İşkenceyi önleyemeyen kamu görevlileri açığa alınarak görevden el çektirilmelidir.

5. Adli kolluk mekanizması kurularak, şüphelilerin hakları daha fazla güvenceye alınmalıdır.

6. İşkence mağdurlarının, işkenceye dair beyanları doğrudan soruşturulmalıdır.

7. İşkence mağdurları, gerektiğinde aileleri ve tanıkları korunmalıdır.

8. İşkence mağdurlarına hakkaniyete uygun tazminat verilmeli, rehabilitasyon tedavisi yapılmalıdır.

9. Bütün kolluk kuvvetleri işkencenin yasak olduğuna dair bilgilendirilmeli ve eğitilmelidir.

10. İşkencenin önlenmesi seçmeli protokolü (OPCAT), Türkiye tarafından derhal kabul edilmelidir.

11. Bu protokolün gereği olan gözaltı ve her türlü tutma yerlerinin, aralarında insan hakları savunucularının, akademisyen ve diğer bağımsız kişilerin de olduğu "bağımsız denetleme mekanizması" biran evvel oluşturulmalıdır.

12. Türkiye'deki işkence ve kötü-muamelenin bir sembolü haline gelen "gözbağı uygulaması" yasadışı ilan edilmelidir.

13. Cezaevlerindeki tecrit uygulamasına son verilmelidir.

14. Gözaltındaki kişiler bağımsız, tarafsız ve konuya vakıf sağlık uzmanlarıyla derhal görüşebilme olanağı bulabilmelidir. "işkencenin önlenmesi ve rapor edilebilmesi" için gerekli önlemler alınmalıdır.

15. Bağımsız tıbbi raporlar soruşturmaya dahil edilebilmeli ve "İstanbul Protokolü" bu konuda temel alınmalıdır.

16. Sağlık görevlilerine bu konuda eğitim verilmelidir.

İşkenceye Sessiz kalmayalım, işkence yapanları teşhir edelim, yargılayalım.

KURUMLAR

1. Diyarbakır Barosu

2. Tabipler Odası Diyarbakır Şubesi

3. İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi

4. THİV Diyarbakır TEMSİLCİLİĞİ

5. MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi

6. Sağlık Emekçileri Sendikası

7- Uluslararası Af Örgütü