Basın Açıklamaları

İnsan Haklarının Kaynağı Mahkeme Kararı Değildir

Anayasa mahkemesinin almış olduğu karar ile birlikte başörtülü vatandaşlarımızın eğitim ve öğretim yolları yüzlerine kapanmıştır. Kendi ülkelerinde eşit eğitim alma haklarından mahrum edilen büyük bir kesimin hukuka ve hukuk devletine olan inançları derinden sarsılmıştır. 21. yüzyıl insan hakları manzarası açısından ülkemizin durumu içler acısıdır.

İNSAN HAKLARININ KAYNAĞI MAHKEME KARARLARI DEĞİLDİR.

Anayasa mahkemesinin almış olduğu karar ile birlikte başörtülü vatandaşlarımızın eğitim ve öğretim yolları yüzlerine kapanmıştır. Kendi ülkelerinde eşit eğitim alma haklarından mahrum edilen büyük bir kesimin hukuka ve hukuk devletine olan inançları derinden sarsılmıştır. 21. yüzyıl insan hakları manzarası açısından ülkemizin durumu içler acısıdır.

Hukuk devleti demek insan haklarının yargıya taşınarak, yargı eliyle infazı demek değildir. Eğer başörtüsü siyasal simge ise anayasa mahkemesi siyasi bir karar vermiştir. 367 kararı ile birlikte, baskıcı anlayışın noterliği konumuna düşmüştür.

Anayasa mahkemesi bu kararla anayasal yetkilerini de aşmıştır. Şekil olarak değil açık bir şekilde esas incelemesi yapmıştır ve millet meclisinin ve iradesinin önüne geçmiştir. Millet iradesini ortadan kaldıran bu karar devletimizin temel niteliklerini değiştirmiştir. Anayasa hukukçularının ortak kanısı, meclisin bu kararı yok saymaya yetkili olduğu şeklindedir. Bu yetkinin millet adına kullanılmasını bekliyoruz. Demokrasilerde esas olan millettir.

Parti kapatma ile ilgili davalar da bu mahkemenin önündedir. Yasal yetkilerinin dışına çıkmakta hiçbir beis görmeyen bu mahkemenin parti kapatmalarla ilgili vereceği kararın artık hiçbir manası kalmamıştır.

Avrupa insan hakları mahkemesi de eşgüdümlü çalıştığını gösterircesine zamanlama yapmıştır. Vermiş olduğu son karar ile tam bir çifte standart örneği göstermiştir. Leyla Şahin kararı ile sarsılmış olan itibarı ve güvenilirliği bu karar ile tamamen bitmiştir.

Müslümanlık söz konusu olduğunda AİHM Türkiye'deki yasakçı anlayışın benzeri tutum takınmaktadır. Oysa daha önce vermiş olduğu farklı din mensupları ile ilgili kararlarda pekâlâ özgürlükçü bir tavır ortaya koyabilmekte idi. Örneğin İsveç'e karşı bir davada Yahova Şahitlerinin dini anlayışları nedeni ile askerlik hizmetinden muaf tutulma taleplerini haklı bulmuş, başka bir davada Yahudi bir kişinin kutsal günü olduğu için C.tesi günü sınava alınamayacağı iddiasını kabul etmiştir.

AİHM artık Türkiye'den başvurular için bir çıkış yolu, bir özgürlük kapısı olmaktan çıkmıştır. 11 Eylül olaylarından sonra tırmandırılan İslamofobia'nın etkisi altında verilmiş olduğu anlaşılan bu karar ile AIHM kendisini mahkûm etmiştir.

Nihayet belirtmeliyiz ki, demokrasilerde aslolan halkın talep ve tercihlerinin yerine getirilmesidir. Hukuk devleti yargıçlar devleti değildir. Yargıçların verdiği karar toplumu rahatsız ediyorsa çözüm yine millet iradesindedir.

MAZLUMDER olarak zalimlere karşı tutumumuzu sürdüreceğiz. Avrupa'daki ve Türkiye'deki yasakçıları izlemeye ve yaptıklarını teşhir etmeye devam edeceğiz."


MAZLUMDER SAKARYA ŞUBE BAŞKANI

TURGAY ETÇİBAŞI