20.04.07/ Gaziantep
İnsan Hakları ve Bir Arada Yaşama Kültürü
Şiddet üreten ve yerleşik değerleri tahrip eden mekanizma, dünyanın her tarafını, bu arada ülkemizi ve bölgemizi cehenneme çevirmeye devam ediyor. Hakkın ve hukukun çiğnenmesi anlamına gelen bu tabloda, hiç şüphe yok ki insan hakları en büyük yarayı alıyor. Gün geçmiyor ki, bu alanda yeni bir trajediyle karşı karşıya gelmeyelim: Bir arada yaşama tecrübesini, yüzyıllarca yaşatmış, adalet ve insan haklarını en üst düzeyde korumuş bir kültür ve medeniyetin mirasçısı olan toplumumuz Malatya'daki olayla derin bir yara daha aldı. Müslümanları terör ve şiddetle özdeşleştirerek, dünya üzerinde işlediği kitlesel cinayetleri perdelemek ve yenilerine gerekçe üretmek isteyen odaklar, bu olayı iştahla her tarafa yayacaklardır. Bu kirli oyuna gerekçe hazırlayanlar, şüphesiz bu tertibin parçası ve maşasıdırlar. Adaleti, hukuku ve insan haklarını çiğnemiş zalimlerdendirler. Bu hukuksuzluğa ve şiddete zemini uygun hale getiren sistemin, kültürün, yönetimin hızla sorgulanması gerekir. İnsan Hakları ve Bir Arada Yaşama kültürü; farklı bir dine mensup kişilerin hunharca katledilmesiyle Malatya'da ağır bir darbe yerken, ulusçu yaklaşımın yol açtığı sorunlar nedeniyle de ayrı bir darbe aldı: Kızıltepe'de öldürülen baba ve 12 yaşındaki oğlunun davasında, olayı gerçekleştiren güvenlik görevlileri beraat etti. Böylece, iki insanın yaşam hakkı sona ererken, suç da cezasız kaldı. Bu, şiddetin geçerli bir araç olarak adaletin yerine geçtiğinin göstergesidir. Adaletin olmadığı yerde, insanca yaşama imkanı ortadan kalkmış demektir. Yüzyıl öncesine kadar aynı ülkenin sınırları içinde birlikte yaşadığımız Irak halkı, Amerikan işgali altında ve her gün yüzlerce insan şiddete kurban gidiyor. Özgürlük ve Demokrasi yalanının arkasına gizlenerek Irak'ı işgal edenler; şiddet, kan ve gözyaşının egemen olduğu bir toplumsal kargaşayı sürdürüyorlar. Bu kargaşa, her geçen gün toplum kesimleri arasında onarılmaz ayrılıklara ve düşmanlıklara yol açıyor. Yalnız Irak değil, başta Türkiye olmak üzere bütün bölge, bu şiddet sarmalının etkisinde olumsuz gelişmelere sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Kim olursa olsun yaşam hakkına yönelik her türlü saldırıyı kınıyor, tüm din mensuplarının bir zorlamayla karşılaşmadan inanç özgürlüğü hakkına sahip olduklarına inanıyoruz. Toplum kesimleri arasında ayrışma ve düşmanlığı tahrik eden etnik milliyetçilik; başkalarına ait hakları ortadan kaldırdığı için zulmün kaynağıdır ve insan onurunu zedeler. Kamu otoritesinin, herkesin eşit haklara sahip olmasını sağlaması öncelikli görevidir. İnsan yaşamı, haysiyeti ve onurunu petrol gibi maddeler için ortadan kaldıran ve bütün bölgemize felaket getiren Amerikan işgalini Irak'ta ve bölgede sona erdirmeye yönelik mücadeleye herkes katkı vermelidir.
MAZLUMDER GAZİANTEP ŞUBE BAŞKANI MEHMET ALKIŞ'IN ÖZDEVSEN TEMSİLCİSİ ABDURRAHİM ÇELİK İLE YAPTIĞI 20 NİSAN 2007 TARİHLİ BASIN AÇIKLAMASI: