Sayı : 06-38-003/02/02 Ankara, 22 Ocak 2002
Konu:
Sayın Nejat ARSEVENDevlet Bakanı ANKARA
Türkiye uzun yıllar, insan hakları savunucularına yönelik baskıların, saldırıların en yoğun yaşandığı ülkelerin başında yer almıştır. İnsan hakları alanında mücadele yürüten çok sayıda kişi yargılanmış, mahkum edilmiş, saldırıya uğramış, yaşamını yitirmiştir. Bu alanda faaliyet yürüten dernekler aranmış, kapatılmış, telefonları dinlenmiş, çalışmaları engellenmiştir. MAZLUMDER de bu baskı ve saldırılardan yeterince nasibini almıştır. Ancak birkaç yıldır insan hakları kavramını devlet de sıkça kullanmaya başlamış, insan haklarından sorumlu bir Devlet Bakanlığı ihdas etmiş, insan hakları kuruluşları tarafından eleştirilmekle birlikte il ve ilçe kurulları oluşturmuş, insan hakları alanında eğitim çalışmaları başlatılmıştır. Tüm bu girişimler devletin yeni bir insan hakları politikası oluşturmak istediği şeklinde değerlendirilmiş ise de bir süre önce MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Şehmus ÜLEK'e yönelik polis eylemi, devletin eski politikasının veya politikasızlığının uygulamada sürdüğünü göstermektedir. Şanlıurfa'da avukatlık yapan Şehmus ÜLEK'in hukuk bürosunda çalışan sekreteri, polis tarafından hem vaatlerde bulunularak hem de tehdit edilerek; ÜLEK'in bürodaki çalışmaları, görüşmeleri, yapılan konuşmalar ve gelip giden şahıslar hakkında bilgi vermeye zorlanmıştır. Klasik deyimiyle ajan olarak kullanılmak istenmiştir. ÜLEK'in sekreteri Kamil YÜKKALDIRAN, kendisi ile bu amaçla görüşen iki polis memuru hakkında 16 Ocak 2002 tarihli dilekçesi ile Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş, sanık polis memurlarını teşhis edebileceğini belirtmiştir. Polisin bu eylemi iki yönlü değerlendirilebilir. Bir boyutuyla bu eylem, Şehmus ÜLEK'in Anayasa ve 1136 Sayılı Avukatlık Yasası ile güvenceye alınmış olan Avukatlık mesleğini serbestçe icra etmesini engellemeye yönelik bir girişimdir. Yaşamın özel alanında kalması gereken Hukuk bürosundaki çalışmalarını ve vekil - müvekkil ilişkilerini araştırmak suretiyle yargının üç kurucu unsurundan biri olan savunma kısıtlanmak istenmektedir. Bu eylemle Anayasa ve Avukatlık yasası ile birlikte Sekizinci Birleşmiş Milletler Konferansında kabul edilen Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler (Havana Kuralları), Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Avukatların Özgürlüğü Metninde ifade edilen ilkeler de ciddi bir şekilde ihlal edilmiştir. Olayın bir diğer yönü de insan hakları boyutudur ve bu da en az mesleki boyutu kadar vahimdir. Kişi özgürlüğü ve güvenliğini, özel yaşamın gizliliğini ihlal eden bu girişim; Şehmus ÜLEK'in "insan hakları savunucusu" kimliği dikkate alındığında, olası sonuçları itibariyle daha büyük vehamet arzetmektedir. Bu olay, güvenlik güçlerinde insan hakları savunucularını sakıncalı, belki de düşman gören önyargılı anlayışın devam ettiğini açıkça göstermektedir. Daha da korkunç olanı, hiçbir yasal dayanağı olmayan ve tamamen çete zihniyeti ile gerçekleştirilen bu eylemin; "Susurluk" raporlarına yansıdığı şekliyle, devletin içindeki kimi birimlerin "rutin dışı" eylemlerinin bir benzeri olarak karşımıza çıkmasıdır. Böyle olursa daha uzun yıllar "hukuk devleti" söylemi uygulamada karşılığını bulamayacak, sadece Anayasanın ikinci maddesinde yazılı bir ibare olarak kalmaya devam edecektir. MAZLUMDER, demode olmuş çete yöntemleri ile gerçekleştirilmiş olan bu girişimi; insan hakları mücadelesinden rahatsızlık duyan çevrelerin, MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Şehmus ÜLEK'e yönelik planladıkları komplonun bir ilk adımı olarak değerlendirmektedir. Bu nedenle insan hakları savunucularına ve savunma mesleğine yönelik bu tür baskı ve ihlallerin son bulması için gerekli tedbirlerin alınmasını; ÜLEK'e yönelik eylemi gerekleştiren şahısların da yargı önüne çıkarılarak cezalandırılmaları için girişimlerinizi bekliyoruz. Saygılarımla. Yılmaz ENSAROĞLUMAZLUMDER Genel Başkanı CUMHURIYET BAŞSAVCILIĞINA ŞANLIURFA MÜŞTEKI : Kamil YÜKKALDIRAN, Atatürk Bul. Tatlı Sk. 22/4 ŞANLIURFAŞIKAYET EDILEN(SANIKLAR) : Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğünde görevli, kendilerini Ilhan ve Ferit isimleri ile tanıtan polis memurları.SUÇ : Tehdit.SUÇ TARIHI : 14.01.2002, 23.12.2001 ve öncesi.T.KONUSU : Sanıklar hakkında kamu davası açılması talebidir. AÇIKLAMALAR : Ben Atatürk bul . Tatlı Sk. no:22/4 adresinde bulunan Av. Şehmus ÜLEK ve Av. Irfan GÜVEN'e ait hukuk bürosunda sekreter olarak çalışmaktayım. Kasım 2001 içerisinde kendisini Ilhan olarak tanıtan ve polis olduğunu söyleyen bir kişi, zaman zaman beni cep telefonumdan arayıp "gel görüşelim, yemek yer otururuz" diyerek görüşmek istediğini belirtiyordu. Ben de kendisine cevaben "bir daha beni arama, rahatsız etme, görüşmek istemiyorum" dedim ve durumu yanında çalıştığım Avukatlara da anlattım. Daha sonra 23 Aralık 2001 tarihinde öğlen saatlerinde oturduğum mahallede, Büyükdere caddesinde yeğenim Remzi YÜKKALDIRAN ile birlikte dolaşırken Ilhan isimli polis memuru beni cep telefonundan tekrar aradı ve görüşmek istediğini söyledi. Ben de ne istediğini öğrenmek için görüşmeyi kabul ettim. Bunun üzerine bulunduğum yeri söylememiş olmama rağmen polis memuru telefonda bana, "olduğun yerde bekle seni alacağız" dedi. Bu arada başıma bir iş gelme ihtimaline karşılık yanında çalıştığım Avukatlardan Av. Şehmus ÜLEK'i cep telefonundan aradım ve durumdan haberdar ettim. Bir süre sonra Ilhan ve yanında kendisini Ferit olarak tanıtan başka bir polis memuru olduğu halde beyaz Brodway marka bir araba ile beni bulunduğum yerden aldılar. Bir süre araba ile şehir içerisinde dolaştık. Bana "çalıştığın Hukuk Bürosuna kimlerin gelip gittiğini, avukatların gelip gidenlerle neler konuştuklarını ve ne yaptıkları" hakkında kendilerine bilgi vermemi istediler. Bu nedenle bazen benimle görüşmek istediklerini, daha önce de bu Avukatların yanında çalışan sekreterlerden Halil ile de bu şekilde görüştüklerini söylediler. Sonra da "bu görüşmemizden yanında çalıştığın avukatlara söz etme" dediler. Görüşmemiz sırasında bana "hakkında araştırma yaptık, askerlikte de başarılı hizmetlerin olmuş, eğitimin lise terktir. Endüstri Meslek Lisesi Müdürü ile ilişkilerimiz iyidir. Sana oradan lise diploması alırız, bir yüksek okula kaydını yaparız, maddi anlamda sıkıntıların olursa yardımcı oluruz, cep telefonunun sesi iyi gelmiyordu, bozuksa sana yeni telefon alalım. Ayrıca teklifimizi kabul edersen bir iki ay içerisinde sana yüklü miktarda maddi yardımda bulunuruz" şeklinde tekliflerde bulundular. Ben bu tekliflerini red ettim ve beni bir daha aramamalarını söyledim. Tüm bu olanları ertesi gün yanında çalıştığım Avukatlara anlattım. Bu olaydan yaklaşık üç hafta sonra, yani 14 Ocak 2002 günü bıçaklanan bir yakınımı ziyaret etmek amacıyla gittiğim hastaneden eve dönerken, gece saat 23.30 sıralarında tanımadığım bir kişi cep telefonumu kısa aralıklarla iki kez arayarak "hareketlerine dikkat et, ayağını denk al" diyerek beni tehdit etti ve hemen telefonu kapattı. T.NETICESI : Yukarıda izah edilen nedenlerle beni bu şekilde tehdit eden ve gördüğümde teşhis edebileceğim bu kişilerden şikayetçiyim. Başıma gelebilecek herhangi bir olaydan da endişe duyuyorum. Bu nedenle adı geçen şahısların cezalandırılmalarını ve can güvenliğimin sağlanmasını arz ederim.16.01.2002 MÜŞTEKI Kamil YÜKKALDIRAN CUMHURIYET BAŞSAVCILIĞINA ŞANLIURFA MÜŞTEKILER : 1)- Şehmus ÜLEK, Atatürk Bul . Tatlı Sk. 22/4 ŞANLIURFA 2)- irfan GÜVEN, Aynı adres.ŞIKAYET EDILEN(SANIKLAR) : Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğünde görevli, (muhtemelen TEM veya Güvenlik Şubede) kendilerini Ilhan ve Ferit isimleri ile tanıtan polis memurları.SUÇ : Vekil ile müvekkil arasındaki ilişkileri yasal olmayan biçimde araştırıp bilgi toplamak suretiyle ve şartlı tehditle görevi kötüye kullanmak, savunma görevini engellemek.SUÇ TARIHI : 14.01.2002, 23.12.2001 ve öncesi.T.KONUSU : Sanıklar hakkında kamu davası açılması talebidir. AÇIKLAMALAR : Biz yukarıda belirttiğimiz adreste, aynı hukuk bürosunda Avukat olarak çalışmaktayız. Avukatlık büromuzda Kamil YÜKKALDIRAN isimli şahıs ta sekreter olarak çalışmaktadır. Sekreterimiz, Kasım 2001 içerisinde bizlere "kendisini Ilhan ismiyle tanıtan ve polis olduğunu söyleyen bir şahıs tarafından, arasıra telefonla aranıp rahatsız edildiğini", polis memurunun "gel görüşelim, yemek yer otururuz diyerek kendisiyle görüşmek istediğini", ancak kendisinin "bir daha beni arama, rahatsız etme, görüşmek istemiyorum" dediğini belirtti. Sekreterimiz Kamil, 23 Aralık 2001 tarihinde öğlen saatlerinde Şehmus ÜLEK'i cep telefonundan arayarak "Ilhan isimli polis memurunun kendisini cep telefonundan tekrar aradığını ve görüşme isteğini ilettiğini, kendisinin de görüşmeyi kabul ettiğini, başına bir iş gelme ihtimaline karşılık kendisini haberdar ettiğini" bildirdi. Bir gün sonra işyerinde kendisi ile görüşmemizde "o gün, oturduğu mahallede, Büyükdere caddesinde yeğeni Remzi YÜKKALDIRAN ile birlikte dolaşırken Ilhan isimli polis memurunun kendisini cep telefonundan arayıp görüşmek istediğini, kendisinin de görüşelim dediğini, bunun üzerine bulunduğu yeri söylememiş olmasına rağmen polis memurunun telefonda kendisine "olduğun yerde bekle seni alacağız" dediğini, bir süre sonra Ilhan ve görüşme sırasında kendisini Ferit olarak tanıtan iki polis memurunun beyaz Brodway marka bir araba ile kendisini aldıklarını, bir süre araba ile şehir içerisinde dolaştıklarını", bu arada kendisinden "çalıştığın Hukuk Bürosuna kimin gelip gittiği, Avukatlarla neler konuştukları, ne yaptıkları" hakkında bilgi vermesini istediklerini, "bu amaçla zaman zaman kendisi ile görüşmek istediklerini, daha önce de Avukatların yanında çalışan sekreterlerden Halil ile de diyalog içerisinde olduklarını, bu görüşmeden yanında çalıştığı avukatlara söz etmemesini" söylediklerini bize anlattı. Sekreterimiz Kamil, adı geçen polis memurlarının görüşme sırasında kendisine "hakkında araştırma yaptık, askerlikte de başarılı hizmetlerin olmuş, eğitimin lise terktir. Endüstri Meslek Lisesi Müdürü ile ilişkilerimiz iyidir. Sana oradan lise diploması alırız, bir yüksek okula kaydını yaparız, maddi anlamda sıkıntıların olursa yardımcı oluruz, cep telefonunun sesi iyi gelmiyordu, bozuksa sana yeni telefon alalım, teklifimizi kabul edersen bir iki ay içerisinde sana yüklü miktarda maddi yardımda bulunuruz" şeklinde tekliflerde bulunduklarını belirtmiştir. Bu olaydan yaklaşık üç hafta sonra, tekliflerine olumlu cevap verilmemiş olacak ki Kamil YÜKKALDIRAN "14 Ocak 2002 günü bıçaklanan bir yakınını ziyaret etmek amacıyla hastaneye gittiğini, oradan eve dönerken gece saat 23.30 sıralarında tanımadığı bir kişinin cep telefonunu arayarak "hareketlerine dikkat et, ayağını denk al" diyerek kendisini tehdit ettiğini" bizlere anlatmıştır. Hukuk Büromuzda sekreter olarak çalışan Kamil YÜKKALDIRAN, kendisi ile görüşen polis memurlarını teşhis edebileceğini ifade etmiştir. Bu anlatımlar ışığında; Öncelikle polis memurlarının bu eylemi, yargının üç kurucu unsurundan biri olan savunmanın kısıtlanması ve engellenmesidir. Kişiyi menfaat vaadi ve tehdit ederek yasadışı bir işe zorlamak suretiyle görevin kötüye kullanılmasıdır. Bu eylem, avukatlık mesleğinin icrasına yönelik bir engelleme olmanın ötesinde şahsımıza yönelik polis komplosunun ilk aşaması olması da ihtimal dahilindedir. T.NETICESI : Yukarıda izah edilen nedenlerle Anayasa ve Avukatlık yasası ile güvenceye alınmış olan mesleğin icrasına, kişi özgürlüğü ve güvenliğine yönelik bir ihlal olduğu gibi; Avrupa Insan Hakları sözleşmesi, Sekizinci Birleşmiş Milletler Konferansında kabul edilen Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler (Havana Kuralları), Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Avukatların Özgürlüğü Metninde ifade edilen ilkeleri de ihlal eden eylemleri nedeni ile şikayetçi olduğumuz sanıklar hakkında gerekli koğuşturmanın yapılarak, cezalandırılmaları için haklarında kamu davası açılması arz ve talep olunur. 16.01.2002 MÜŞTEKILER:Av. Şehmus ÜLEK Av. Irfan GÜVEN NOT : Şanlıurfa C. Başsavcılığı Hazırlık No: 2002/527