Basın Açıklamaları

İNSAN HAKLARI GÜNÜ MÜNASEBETİYLE

Bilindiği üzere 'insan hakları anayasası' olarak tanımlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin kabul edildiği 1948 yılının 10 Aralık günü İnsan hakları günü olarak kutlanmaktadır.

10.12.2007


İNSAN HAKLARI GÜNÜ MÜNASEBETİYLE


Bilindiği üzere 'insan hakları anayasası' olarak tanımlanan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin kabul edildiği 1948 yılının 10 Aralık günü İnsan hakları günü olarak kutlanmaktadır.

Günümüzde insan hakları aktivistlerinin mücadelesiyle bir yere gelinmiş olmasına mukabil, maalesef hak ihlalleri basta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada devam etmektedir.
Anayasal güvence altında olmasına rağmen din ve vicdan hürriyeti üzerindeki baskılar, Eğitim öğretim hakkından başörtüsü nedeniyle mahrum bırakılan binlerce genç, neredeyse kapılarımızın eşiğine kadar genişletilen bir kamusal alan heyulası, aile içi şiddet, bastırılan etnik ve kültürel hak talepleri ve yıllardır süren askeri vesayet yönetimi ülkemizin temel insan hakları sorunlarıdır.

Küresel güçlerin demokratikleşme ve insan hakları adı altında yürüttükleri insanlık dışı mücadele de maalesef devam etmektedir. Ebu Gureyb ve Guantanamodaki işkence sahneleri hepimizin hafızalarında tazedir.Yine Lahey Adalet Divanı kararı üzerine yeniden hatırladığımız ve aynı acıyı yeniden hissettiğimiz Srebrenitsa katliamı, Batı dünyasının insan haklarına bakışlarının ne denli sorunlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Lahey Adalet Divanı, Srebrenitsa Katliamı'nın 1948 tarihinde belirlenen soykırım suçu kapsamına girdiğini belirtmekle beraber, Sırbistan'ın katliamdan suçlanamayacağına hükmetti. Ayrıca insan ticareti ve mülteciler sorunu yine güncel sorunlar olmaya devam etmektedir.

Mazlumder insan hakları ve demokratikleşme konusunda atılan adımları desteklemekte olup, özellikle bu hususta hazırlanmakta olan yeni Anayasa taslağını bireyi esas alan, çağdaş hukuk normlarına uygun ve temel hak ve hürriyetleri genişleten özgürlükçü bir metnin teşekkülüne katkı sunmaya hazırdır. Hazırlanacak yeni Anayasanın özellikle din ve vicdan hürriyetini güvence altına alan, eğitim-öğretim hakkından başörtüsü nedeniyle mahrum edilen binlerce gencimizin mağduriyetini giderici ve kültürel hak taleplerine cevap veren bir muhtevaya sahip olması gerektiği kanaatindeyiz.

Son olarak mevcut Anayasada ifade edilen insan haklarına saygılı devlet olmanın gereği, tüm yurttaşların yasa önünde eşit olduğu, işkence, kötü muamele ve onur kırıcı davranışlara maruz kalmadığı bir Türkiye hayaline ulaşıncaya kadar insan hakları aktivistlerinin mücadelesi sürecektir.
Mazlumder kim olursa olsun zalime karşı ve kim olursa olsun mazlumdan yana olmaya devam edecektir.

MAZLUMDER BURSA ŞUBESİ BAŞKANI
AHMET TİLCİ