İMAM HATİP LİSELERİNDE YAŞANAN EĞİTİM HAKKI İHLALLERİNE KARŞI İZLENEBİLECEK HUKUKİ YOLLARA DAİR
Hazırlayan
Av. Gülden SÖNMEZ
GİRİŞ
Aşağıda sunulan bilgiler bu konudaki izlenebilecek hukuki yolları çok genel olarak anlatmaktadır. Bizler hukuk yollarına başvuruda öncelikle şu hususlara dikkat edilmesini tavsiye ederiz:
- Her türlü yasal yollara başvurunuzun hukukçu vasıtası ile veya hukukçu danışmanlar gözetiminde yapılması haklarınıza daha sağlıklı ulaşmanızı ve herhangi bir hak kaybına uğramamanızda etkili olacaktır.
- Eğitim hakkına dair yasal mevzuatı göz önünde bulundurmalı ve en azından bu konu ile ilgili mevzuat hükümlerini gözden geçirmelisiniz.
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitmeyi düşünüyorsanız ; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin hangi maddelerine binaen başvurunuz olacaksa o maddeye dair taleplerinizi aşağıda geçen iç hukuki prosedürde mutlaka talep etmelisiniz. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru halinde öncelikle iç hukuk yollarını tüketmeniz veya etkin hukuk yolu kalmadığı kanaatinin oluşması gerektiğini de unutmayınız.
1- TESPİT TUTANAKLARI
Öncelikle öğrenci ve/veya veli okuluna veya sınıfına geldiğini ve eğitimini almak üzere hazır halde beklediğini ancak okul görevlileri veya polis tarafından okula alınmadıkları veya okula alındıkları halde sınıflarına alınmadıkları gibi durumlarını gösterir tutanakları mahallinde ve şahitler huzurunda tanzim ve imza etmelidir. Tespite yönelik bir belge olan bu tutanak okul ve sınıf içerisindeki durum için öğrenciler tarafından düzenleneceği gibi; okul dışı durumlar için veliler veya vekilleri tarafından düzenlenebilir. Bu tutanaklar daha sonraki yargılama süreçleri için muhafaza edilmelidir. Durumun bu şekilde tutanak ile tespit edilmesi, olası devamsızlık uygulaması neticesinde oluşabilecek hukuka aykırılıklarda hak arama sürecinde çok değerli bir ispat kaynağı olacaktır. Aşağıda bir tutanak örneği sunulmuş olup; farklı haller için farklı ve duruma uygun olarak düzenlenmelidir.
2- İDARİ YARGI YOLUNA GİDİLMESİ PROSEDÜRÜ
I- AŞAMA : İdareden ve İdari Makamlardan Yazılı Talep
Anayasanın 125. Maddesi gereğince idarenin işlem ve eylemleri hukuka ve kanuna uygun olmalıdır. İdarenin haksız eylem ve işlemine muhatap olan ilgili,
I- Öncelikle muhatap olduğu işlemin dayanağı olan tüzük, yönetmelik veya genelgenin kanuna dayalı ve kanunun lafzına ve ruhuna uygun düzenlenip düzenlenmediğini,
II- Bu düzenlemelere dayanılarak yapılan işlemin hukuka ve kanuna uygunluğunu , dolayısıyla hukuka ve kanuna aykırı işlem nedeniyle uğranılacak zararın telafisi yollarını araştırması gereklidir.
İdarenin, Anayasa maddelerini dayanak göstererek temel hak ve özgürlükleri sınırlayan düzenleyici işlem (Yönetmelik, genelge vs.) yapması hukuken mümkün değildir. Zira anayasanın temel hak ve özgürlüklerin sınırlamasını düzenleyen 13 . maddesine göre bu sınırlama ancak kanunla gerçekleştirilebilir denilmektedir.
İdari işlemler, açılacak iptal davaları ile yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları bakımından yargı denetimine tabi tutulmaktadırlar. Sayılan bu unsurlardan birinin veya birkaçının sakat (hukuka aykırı) olması halinde idari yargı tarafından söz konusu işlem iptal edilir. İdari davalarda iptali istenen işlemin yürütülmesinin durdurulmasının öncelikle talep edilmesi de hak kaybının önlenmesi ve uğranılacak zararın büyümemesi açısından gereklidir.
Devlet memurları , temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına veya yasaklanmasına dair her türlü emri yazılı almak zorundadırlar. Bu yasak ve kısıtlamalara tabi tutulan vatandaşlar ise uygulamayı gerekçeleri ile birlikte yazılı olarak talep edebilirler. Bu talep bir dilekçe ile idareye yapılır. Öğrenci okula geldiği halde derse alınmaması halinde velisi bu işlem ve eylemin gerekçesini yazılı olarak talep etmelidir. Yazılı talepler mutlaka idarenin gelen evrak defterine kaydettirilmelidir. Dilekçeye cevap verilmemesi veya dilekçenin kabul edilmemesi halinde durum bir tutanakla tespit edilmeli , mümkünse işlemi yapan memura imzalatılmalıdır. İmzadan kaçınması halinde , imzadan kaçındığı da tutanağa geçirilip tanıkların katılımıyla imzalanmalıdır.
Tanzim edilen bu tutanaklar, yasaklamaya muhatap kişinin hakkını idari yargı veya genel yargı yoluyla araması halinde her türlü hukuki ve cezai takibat için önemli bir ispat belgesi olacaktır.
İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
******* Dilekçe Hakkı Üzerine *******
Anayasa Madde 74 : “ Vatandaşlar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yazıyla başvurma hakkına sahiptir. Kendileri ile ilgili başvuruların sonucu dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Bu hakkın kullanma biçimi kanunla düzenlenir.”
Anayasal bir hak olan dilekçe hakkı maalesef ülkemizde pek kullanılmayan, kullananların büyük bir kısmı tarafından da bilinçsizce kullanılan, her halde de kıymeti bilinmeyen bir haktır. Oysa idareye karşı haklarımızı aramada pratik bir yol olup; vatandaş olarak bizlere yönelik yapılan uygulamaların bizim için uygun , sağlıklı ve her şeyden önce hukuki olmasını sağlayabilecek etkisi de gereği gibi sıklıkla kullanıldığı oranda artacaktır.
Dilekçe veren kişi bu dilekçesi ile kendisinin ve toplumun menfaatini korumaya çalışırken; diğer yönden muhatabı olan yetkili makamların ve TBMM’nin kendisine sunulan dilekçeyi kabul etme , muhtevasını tetkik etme ve neticesini de dilekçeciye bildirmek yükümlülüğü altına girmesini sağlar. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi Anayasa’ya aykırılık teşkil eder. Dilekçeci her halde dilekçesinin akıbetini takip etmelidir. Şikayet ve dilek biçimindeki yasama organına yapılan başvurular, kamuoyu ile ilgili hususların yasama organınca dikkate alınması ve giderek bu konularda yasal düzenleme yapılması için harekete geçilmesi sonucunu da doğuracaktır.
Dilekçe hakkının kullanılmasına dair detaylı bilgi 3071 sayılı yasa içeriğinden edinilebilir.
Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda idari makamlara (İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri , Valilikler vs.) ulaştırılabilecek dilekçelerin dışında veliler ve/veya öğrenciler Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne dilekçe göndererek şikayetlerini, dileklerini dile getirip ; problemlerine çözüm talep edebilirler.
II- AŞAMA : İdari Dava Açma
Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay’a , idare ve vergi mahkemelerine yürütmeyi durdurma talepli olarak dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı , istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse , cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.
İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması , geri alınması , değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma , işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.
Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.
İdari yargı alanında dava açabilmek için sadece Medeni Kanunda öngörülen şartları taşımak yeterli değildir. Medeni hakları kullanma ehliyetinin yanı sıra, idari işlemden kişisel menfaatin zarar görmüş veya görecek olması aranmaktadır. Diğer bir anlatımla, dava açacak kişinin meşru sayılacak bir menfaatinin ihlal edilmiş olması aranmaktadır. İdare Mahkemelerine veya Danıştay’a davalara bizzat açılabileceği gibi, vekil tarafından da açılabilir. Ayrıca henüz rüşt yaşını doldurmamış olanlar lehine davayı , velisi açabilir. Velinin dava açarken küçüğün velisi bulunduğuna ilişkin belgeyi (nüfus kaydı) ve öğrenim durumunu gösterir belgeyi de dava dilekçesine eklemesi gerekir. Açılacak dava dilekçelerinde davacının ve varsa vekilinin adresleri de yer almalıdır. Nitekim Danıştay, davacı veya vekilinin adresinin yazılmamış olmasını “dilekçenin reddi sebebi” saymaktadır.
Bir idari işlemin iptal davasına konu olabilmesi için :
1- İşlemin idare tarafından, idari hizmetin yürütülmesi için yapılmış bir işlem olması,
2- İşlemin, kişilerin hukuki durumlarında değişiklik yaratan etkili (icrai- yürütülebilir) bir işlem olması
3- İdari başvuru yollarının tüketilmiş ve işlemin kesinlik kazanmış olması gereklidir.
IV. AŞAMA : Danıştay’da Düzenlemeye İlişkin İptal Davası
İdarenin yapmış olduğu hukuka aykırılığa dair bir düzenleme söz konusu olmuş ise bu durumda Danıştay’da bu düzenlemenin tamamının veya bazı maddelerinin iptali talep edilebilir. Veliler muhatap oldukları problemlere ilişkin idari davanın dışında yönetmeliğin tamamının veya ilgili maddesinin Anayasaya ve kanunlara aykırılığı iddiasına binaen Danıştay’da iptal davası açabilirler .
3- DİĞER YOLLAR
a) Her kim tarafından olursa olsun Türk Ceza Kanunu 188 .maddesinde yer alan eğitim ve öğretimin engellenmesine dair suçu veya yine Türk Ceza Kanunu’nda yer alan hürriyeti tahdit , resmi görevi haiz kişinin görevi suiistimaline ilişkin ve benzeri oluşmuş olduğu düşünülen her türlü fiile ilişkin fiilin gerçekleştiği yerin Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulabilir.
b) Karşılaşılabilecek haksız fillerle oluşan zararlar için maddi , manevi tazminat davaları açılıp; bu zararların tazmini talep edilebilir.
c) Konu ile ilgili faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarından yardım talep edilebilir.