Barış Meclisi üyelerinden Hakan Tahmaz, AKP'nin devlette meşruiyetini yaratmak için Kürt sorununda eski savaş siyasetini uyguladığını, demokratikleşme yolunda adım atılmış olsa, toplumun buna destek vereceğini düşünüyor.
Yakın geçmişte PKK yöneticilerinden Murat Karayılan'la Kandil'de röportaj yapan Tahmaz'a göre, PKK'nin silahlı eylemlerini sürdürmesi, sınır ötesi operasyon yetkisinin uzatılması, asker ve polislere Olağanüstü Hal (OHAL) yetkilerinin verilmesinin gündeme gelmesiyle, Türkiye'yi 90'lara geri döndürecek bir süreç yaşanıyor.
Kürt sorununun çözümü için hükümetin demokratik mücadele zeminini açması, PKK'nin de silahlı eylemleri bırakıp demokratik mücadele kanallarını zorlaması gerektiğini düşünen Tahmaz, "Bu siyaseti değiştirmeyenler Türkiye'ye kıyıyorlar" diyor.
Tahmaz'ın değerlendirmeleri şöyle.
AKP adım atabilirdi: Yüzde 47 oy almış AKP, Kürt sorununda siyaset değişikliğine gitme ihtiyacını duymadı. Kendi meşruiyetini yaratmak için eski savaş siyasetine döndü. PKK'nin Irak'taki varlığı, silahlı eylemleri demokratikleşme istemeyenlerin bahanesi oluyor. Türkiye yol almış olsa, Kürt sorunun çözümü için toplumda büyük destek görür. Çünkü sorun bütün toplumu rahatsız ediyor.
Savaş siyaseti sorgulanıyor: İzlenen savaş siyaseti, dünden farklı şekilde, sorgulanır hale geldi. Hıncal Uluç'tan Ertuğrul Özkök'e kadar köşe yazarları.soru soruyor. Aktütün karakolu, Büyükanıt'ın "BBG evi gibi izliyoruz" sözleri sorgulanıyor.
PKK'nin silahlı eylemleri çözümü zorlaştırıyor: PKK'nin silahlı eylemleri milliyetçi, şoven tepkiyi kabartıyor. TC'nin demokratikleşmesi için hareket ettiğini söyleyen bir örgütün silahlı mücadele yürütmesi doğru değil. PKK son dönemde kendini "Ortadoğu gücüyüz" diye tanımlıyor. Kendini böyle tanımlamaya başladıysa Kürt sorununu Türkiye'nin kendi iç dinamikleriyle çözme ihtimali zayıf. Silahlı eylemlerin artmasını da buna bağlıyorum.
PKK DTP'nin elini serbest bırakmalı: Bu yolda yürünürse, demokratik çözüm mümkün değil. PKK'nin esas demokratik mücadele kanallarını açması, DTP'nin elini serbest bırakacak adımlar atması gerekiyor. Devletin de demokratik zeminleri açması gerek. Ama bunun yerine DTP'nin önüne bariyer kurulursa, olay şiddete sürükleniyor ve çözümsüzlük siyaseti buradan besleniyor.
Çözüm iradesi: Çözüm iradesi hükümettir, Kandil dağı değil. PKK siyasetini değiştirmese bile, Kandil'e rağmen bu sorunu çözme iradesi gösterilmeli.
Operasyonlar ve tezkere: 97'de KDP'yle anlaşarak Kandil'de 35 bin asker ve 10 bin Peşmergeyle askeri operasyon yapıldı. O zaman PKK K. Irak'ta bu kadar yerleşik güç de değildi. Hangi sonuçları elde edildi? Bugün aynı yöntemler deneniyor. Meclis yetki verirken "bir yılda ne oldu" diye hiç konuşulmuyor. AKP'li Kürt milletvekillerine "Tezkereyi uygulayıp uygulamayacağımızı süreç gösterecek" deniyor. K. Irak yönetimi suçlanıyor. Ama onlarla birlikte operasyon yapılan dönemi unutuyorlar. Cumhurbaşkanı tezkere "Kürtlerin bombalanacağı anlamına gelmez" diyor. Kandil 70 km bir yer, orada 16 köy var. Her bomba bir köyün yakınına düşüyor. Tezkere görüşmesinden önce Meclis'ten randevu istedik; yanıt vermediler.
OHAL yetkileri: Gözaltı süresini artırmak, herkesi arayabilmek istiyorlar. Hükümet yetkileri verirse adı konmamış OHAL olacak. Gözaltı süresi 28 gün olsaydı, Aktütün'e saldırı olmayacak mıydı? Birileri OHAL dönemine dönmemizi istiyor. Bu yetkiler zemini şiddete kaydırır. AKP her gün güvenlik tedbirleriyle yaşayan bir halktan yerel seçimlerde oy mu bekliyor?
Tampon bölge: Baykal, Bahçeli savaştan nemalanmak için Irak'ta tampon bölge istiyor. Erdoğan da "Olabilir" diyor. Kendi topraklarını içinde huzur sağlayamamışsın, haritayı genişletip mi sağlayacaksın? (TK)