Yetkililerin 'işkenceye sıfır tolerans' iddiaları ve işkencenin olmadığını öne sürmesine rağmen, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) dosyası oldukça kabarık. Son 7 yıl içinde Türkiye'den AİHM'e 21 bin 796 başvuru yapıldı. Bu başvuruların başında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 5. Maddesini düzenleyen 'Özgürlük ve Güvenlik Hakkı'nın ihlali geliyor. İnsan hakları ihlali karnesinin iyi olmadığı Türkiye, geçtiğimiz yıl 331 davadan mahkum olmuştu. Binlerce dava ise halen görüşülmeyi bekliyor.
Rakamlarla Türkiye'nin AİHM karnesi
*2000 ile 2007 yılları arasında AİHM'e Türkiye'den 21 bin 796 başvuru yapılırdı.
*Bu başvuruların çoğu AİHS'in 5. maddesinde yer alan 'özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal' edildiği gerekçesiyle.
*Yalnızca 2007'de Türkiye'den 2 bin 830 başvuru yapıldı.
*Türkiye 2007'de 331 davadan mahkum oldu, 7.5 milyon Avro maddi ve manevi tazminat ödedi.
*Mahkumiyet kararları arasında 45 dosya ile 'özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal' birinci sırada geliyor.
*İkinci sırada ise 36 dosya ile 'işkence ve kötü muamele' geliyor.
*AİHM'de hâlâ Türkiye aleyhine açılmış 9 binin üzerinde dosya sıra bekliyor.
AİHM kararları hayatın gerçekleri
Ortaya çıkan tabloyu değerlendiren Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, AİHM kararlarının hayatın gerçeklerini yansıttığını belirtti. 1990'lı yıllarda yaşanan hak ihlallerini hatırlatarak, "Yaşam hakkı başta olmak üzere hiçbir hakkın olmadığı trajedilerle dolu bir dönemdi" dedi. 2008 Ocak ayından itibaren 19 dava daha tespit edildiğini, şkencenin AİHM'de istisnası olmayan tek madde olduğunu ifade eden Bakkalcı, bazı olayların 'işkence' değil kötü muamele olarak meşrulaştırılmasına dikkat çekti. AKP'nin iktidara geldiği tarihlerde, kendisinden önceki hükümetleri suçladığını belirten Bakkalcı, AKP'nin 6 yıldır iktidarda olduğunu ve artık kendinden önceki hükümetleri suçlayamayacağını vurguladı. Türkiye'nin demokratikleşmesi önündeki en büyük engelin AKP olduğunu kaydeden Bakkalcı, AKP döneminde birçok gazete, dergi ve televizyonun kapatıldığını hatırlattı. (Ankara/DİHA)
İşkencecinin yanına kâr kalıyor
İzmir Buca'da 8 Haziran 2007'de gözaltına alınıp işkence edilen Gençlik Derneği üyesi İleri Kızılaltun ve Burak Demirci'nin işkence gördüğü belgelendi. Ancak savcılık işkenceci polisler hakkında 'kovuşturmaya yer olmadığı' yönünde karar verdi. Kızılaltun ve Demirci ise, derneğe yapılan baskında bulunan tel, saat, pil, pense, kostik gibi alakasız malzemelerin 'bomba yapımında kullanıldığı' suçlamasıyla cezaevinde ve okuldan atıldı.
Adli Tıp'ta Dr. Oktay Karakaş'ın düzenlediği rapora göre; Kızılaltun'un kol, alın, ayak, koltukaltı, boyun, göğüs, bilek, bel ve kulak bölgesinde travmaya bağlı morarma ve kılcal damar çatlaması sonucu kızarıklıklar; Demirci'de kol, bacak ve ayak bölgesinde aynı bulgulara rastlandı.