İstanbul Şubesi
TAKDİM
MAZLUMDER İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu tarafından 19.09.2005 günlü yazı ile görevlendirilmemiz üzerine hazırlanılan bu rapor, 2006’da hac ziyaretleri ile ilgili uygulanacağı bildirilen yasal ve idari düzenlemelerin; Uluslararası Sözleşmeler, Anayasaya ve kanunlar karşısındaki durumu ve söz konusu uygulamaların “Seyahat Edebilme Hürriyeti”, “Serbest Rekabet Hürriyeti” ve “İnanç ve İbadet Hürriyeti” ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve ulaşılan sonuçların kamuoyuna duyurulması amacıyla hazırlanmıştır.
Raporun konusu; Hac organizasyonunun Türkiye’deki uygulamalarına ilişkindir. Suudi Arabistan’da yapılan uygulamalar hakkında, burada bir değerlendirme yapılmamıştır. Ancak vaki şikayetler karşısında bu ülkedeki uygulamalar bakımından da bir çalışma yapılması gereğini hatırlatmak isteriz.
Tespitlerimiz, ulaştığımız sonuçlar ile birlikte aşağıdadır.
Rapor içeriği ;
1) GİRİŞ
2) 2006 YILINDA YAPILACAK HAC İBADETİ İÇİN ÖNGÖRÜLEN SEYAHAT SİSTEMİ
2.1. 2006 YILI HAC KAYITLARI VE KRİTERLER
2.2. SEYAHAT ACENTELERİ VE KRİTERLER
2.3.HAC TAKVİMİ
3) HAC 2006 ORTALAMA MALİYETİ
4) MAĞDUR BAŞVURU VE GÖRÜŞÜ
5) GENEL DEĞERLENDİRME
6) HUKUKİ DEĞERLENDİRİLME
6.1. SEYAHAT EDEBİLME HÜRRİYETİ
6.2. SERBEST REKABET HÜRRİYETİ
6.3. İNANÇ VE İBADET HÜRRİYETİ
7) SONUÇ VE ÖNERİLER
EKLER- İLGİLİ MEVZUAT
1. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞINA BAŞVURU VE BAŞKANLIK CEVABI
2. HAC VE UMRE SEYAHATLERİ İLE İLGİLİ İŞLERİN DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞINCA YÜRÜTÜLMESİNE DAİR YÖNETMELİK
3. ULUSLARARASI HUKUKTAKİ DÜZENLEMELER
4. ANAYASA’DAKİ DÜZENLEMELER
5. 633 SAYILI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ KURULUŞ VE GÖRELERİ HAKKINDA KANUN
6. 1618 SAYILI SEYAHAT ACENTELARI VE SEYAHAT ACENTELARI BİRLİĞİ KANUNU
7. SEYAHAT ACENTALARININ HAC VE UMRE SEFERİ DÜZENLEMELERİNE DAİR ESASLARINI BELİRLEYEN YÖNETMELİK
8. HAC SEYAHATİ DÜZENLEYECEK (A) GRUBU SEYAHAT ACENTALARI İLE İLGİLİ YÖNERGE
1) GİRİŞ
Hac; İslâm dinine mensup kimselerin, inançları gereği belli şartları taşımaları halinde ömründe en az bir defa yapmakla yükümlü olduğu farz ibadetlerdendir. Uygulama ve rehberlik yönü ağırlıklı olan bu ibadette, müminler yılın belirli bir zaman diliminde insanlık adına birliği, kardeşliği, ortak düşünceyi ve inancı temsil etmek üzere aynı kutsal mekanları paylaşmaktadırlar.
Müslümanlar için büyük önemi olan bu ibadetin Türkiye’de yürütülmesi dönemlere göre farklılıklar arzetmiştir. 1950 yılına kadar herkes kendi imkanları dahilinde daha önce gidip gelmiş ve Arabistan’ı tanıyan kişilerin rehberliğinde kara veya deniz yolu kullanılmak sureti ile yapılıyordu. 1950 yılına gelindiğinde Kızılay’ın hacıların sağlık durumları ile ilgilenmesi geleneği getirildi. 1979 yılında ise; bazı karışıklık ve düzensizlikler gerekçe gösterilerek çok daha farklı bir uygulama ile hac organizasyonu Diyanet İşleri Başkanlığı’na bırakılmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı bu organizasyonu 1989 yılına kadar tek başına götürmüştür. 1989 yılından sonra hac organizasyonunu; Diyanet İşleri Başkanlığı veya Başkanlığın gözetim ve denetiminde A grubu Seyahat Acenteleri yürütmektedir.
2)2006 YILINDA YAPILACAK HAC İBADETİ İÇİN ÖNGÖRÜLEN SEYAHAT SİSTEMİ
Hac ibadeti ile ilgili olarak yapılacak seyahatte uyulacak usul ve esasları belirleyen 99/13919 sayılı kararı ile Hac ve Umre Seyahatleri ile ilgili işlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Yönetmelik, Resmi Gazete’nin 18.05.2000 tarih ve 24053 sayılı nüshasında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
İşbu yönetmelikte belirlenen ve hac ibadeti ile ilgili olarak yapılacak seyahatte uyulacak usul ve esaslar; Bakanlar Kurulu’nun 2005/8801 sayılı 10.05.2005 tarihli “Hac ve Umre Seyahatleri ile ilgili İşlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılması Hakkındaki Yönetmelik” ile değiştirilmek sureti ile 30.10.2005 tarih ve 25981 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
2006 yılında yapılacak Hac ve Umre Seyahatleri ile ilgili işlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair 10.12.1999 tarih ve 99/13919 sayılı Kararı, 10.05.2005 tarihli değişiklikleri içerir son hali (EK) deki gibidir:
Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu, 2006 yılı hac takvimini belirlemek üzere 22/06/ 2005 tarihinde toplanmış; 2006 yılında ülkemizden hacca gitmek isteyen kimselerin hac kayıt müracaatlarının 04-22 Temmuz 2005 tarihleri arasında başlatılmasına, hac mevsiminin, 12 Kasım 2005- 14 Şubat 2006 tarihleri arası olarak tespit edilmesine, hac çıkışlarının 01 Aralık 2005-04 Ocak 2006; dönüşlerin ise; 13 Ocak-14 şubat 2006 tarihleri arasında yapılmasına karar verilmiştir.
Hac Seyahatleriyle İlgili İşlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Bakanlar Kurulu Karar’ında yapılan kısmi değişiklik ile hac organizasyonu ile ilgili yapılması gereken plan, program ve çalışmaları zamanında ve daha kapsamlı bir şekilde yerine getirilmesinin amaçlandığı ifade edilmiş ve yeni düzenleme ile Diyanet İşleri Başkanlığı ve Acentelerce hacca götürülecek vatandaşların net oranları belirlenmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı; düzenleme ile hedeflenenin, hem kayıtlar esnasında yaşanan olumsuzluklar ortadan kalkması ve hem de ülkemizden hacca gidecek vatandaşlara, Diyanet-Acente ayırımı yapılmaksızın, devletin onuruna yaraşır biçimde müşterek bir hizmet sunma imkanı sağlanmasının hedeflendiğini ifade etmiş ve Diyanet ve şirketlerin her yıl ne kadar hacı götürebileceklerini önceden bilmelerinin ve buna göre yurt içi ve yurt dışı hizmetlerini belirlenen sayıya göre planlayarak gerekli tedbirleri önceden almalarının sağlanması, böylece hizmet kalitesinin artmasının öngörüldüğünü duyurulmuştur. Bu çerçevede; hac seyahatinin yalnızca hava yolu ile yapılmasına karar verilmiş ve yapılacak seyahatte Diyanet İşleri Başkanlığının %60, Acentelerin %40 oranında hacının seyahatlerini düzenlemesine karar verilmiştir.
2.1. 2006 YILI HAC KAYITLARI VE KRİTERLER:
2005 yılında, ülkemizden hacca gitmek üzere yaklaşık 220.000 kişinin müracaat etmiş olduğu, ülkemiz tarafından alınan ek kontenjanlar da dahil olmak üzere kura ile belirlenen sıraya göre, bu sayıdan 120.000 ’in hacca götürülebildiği Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ifade edilmiştir. Bu yıl da yine aynı şekilde yaklaşık 120.000 kişinin hacca götürüleceği ifade edilmektedir.
Bakanlıklar arası Hac ve umre Kurulu; 2006 yılı hac kayıtları için yaptığı değerlendirmede; geçen yıl müracaat edip kayıt sırası gelmeyenlere, bu yıl istemeleri halinde öncelik verilmesini, bu kimselerin, kayıt dönemi içinde müftülük hac bürolarına baş vurarak kayıtlarını yeniletmelerinin mümkün olacağını ve bu kimselerden herhangi bir “kayıt parası” da alınmayacağını, 2006 yılında hacca gitmek üzere bu yıl ilk kez müracaat edenlerin belirlenen tarihler arasında 12. YTL kayıt parasını ödeyerek ön kayıt yaptırabileceğini ilan etmiştir.
Şu an devam etmekte olan hac seyahatleri ile ilgili kayıtlar, 04-22 Temmuz 2005 tarihleri arasında, il ve ilçe müftülüklerinde yapılmış, müracaatların kontenjanı aşması halinde, asıl ve yedekleri belirlemek üzere, 30-31 Temmuz 2005 tarihlerinde Başkanlık merkezinde, iller bazında, bilgisayar ortamında ve noter huzurunda kur’a çekilmiştir. Söz konusu kur’a da ayrıca; Başkanlık ve Acentelerle gidecek olan hacı adaylarının tespiti de yapılmıştır.
İlk defa hacca gitmek üzere ön kayıt yaptıranların; sadece eşi, annesi, babası ve bakmakla yükümlü olduğu çocukları ile birlikte ve tek numarayla kur’aya katılma talepleri karşılanmış, bunun dışında, kur’aya bir başkasıyla birlikte katılma talepleriyle, müracaatlarını ayrı yaptıkları halde, kur’a çekiminde asıl olarak hacca gitme hakkını kazanmayanların, birleşme talepleri kabul edilmemiştir.
GÖREVLENDİRİLECEK PERSONEL:
Diyanet İşleri Başkanlığı, bu yıl da görev almak isteyen tercüman, sağlık personeli ve din görevlilerini sınav ve mülakatla tespit edeceğini duyurmuş ve görevlendirilen bütün personel göreve gitmeden önce belli bölgelerde hizmet içi kursuna alınacağı ifade edilmiştir.
2.2. HAC ORGANİZASYONUNA KATILACAK SEYAHAT ACENTELERİNDE ARANACAK KRİTERLER;
1.Hac organizasyonu yapmak üzere T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na müracaat eden seyahat acentelerinin 31.12.1999 tarihinden önce “(A) Grubu Seyahat Acentesi İşletme Belgesi” almış olması (AG grubunda geçen süre hariç),
2.Seyahat Acentelerinin, daha önce düzenlemiş oldukları hac seferleri dolayısıyla Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu’nca 2006 yılı hac organizasyonu yapmaktan men edilmemiş olması,
3.Seyahat Acentelerinin, 01.01.2004 – 31.12.2004 tarihleri arasında incoming faaliyetlerinden dolayı en az 1.000.000.- (bir milyon) Dolar döviz girdisi sağladıklarını belgelendirmeleri,
4.Seyahat acentesinin en az 90 en fazla 2000 kişilik hac organizasyonu düzenleyebilmesi,
5.Hac organizasyonu düzenleyecek olan seyahat acentesinin; hac organizasyonundan doğabilecek tüketici haklarına karşılık olmak üzere, anında nakde dönüştürülebilecek, kişi başına;
a)Kültür ve Turizm Bakanlığı lehine, bir yıl süreli 250.-USD,
b)Türkiye Seyahat Acentaları Birliği lehine, ulaşım için 6 ay süreli 700.-USD, konaklama için 9 ay süreli 400.-USD, Türkiye ve Suudî Arabistan’daki resmî harçlar için 6 ay süreli 400.-USD’lik, banka teminat mektubunu vermesi
şeklinde belirlenmiştir.
2.3. 2006 YILI HAC TAKVİMİ:
Seyahat acentelerinin uymak zorunda olduğu “Hac Takvimi” Bakanlıklararası Hac ve Umre Kurulu tarafından;
Müracaat Dosyalarının TÜRSAB’a Teslimi : 27.06.2005 – 08.07.2005
Bakanlık İncelemesi : 27.06.2005 – 15.07.2005
Kontenjan Belirlenmesi : 20.07.2005 – 25.07.2005
Şartname Alımı ve D.İ.B. Sözleşme İmzalanması : 21.07.2005 – 29.07.2005
Kayıt Yenileme / Ön Kayıt : 04.07.2005 – 22.07.2005
Kur’aların Çekişi : 30.07.2005 – 31.07.2005
Kayıt Yeniletenler İçin Kesin Kayıt : 01.08.2005 – 12.08.2005
Kayıt Yeniletenler İçin Yedekten Kayıt : 15.08.2005 – 19.08.2005
Ön Kayıt Yaptıranlar İçin Kayıt : 22.08.2005 – 26.08.2005
Ön Denetim Mekke : 05.09.2005 – 12.09.2005
Ön Denetim Medine : 13.09.2005 – 18.09.2005
Hac Mevsimi : 12.11.2005 – 14.02.2006
Hac Çıkışı : 01.12.2005 – 05.01.2006
Hac Dönüşü : 13.01.2006 – 15.02.2006
şeklinde belirlenmiştir
3. 2006 YILI HAC SEYAHATİNE KATILMAK İSTEYEN BİR HACI ADAYININ TOPLAM MALİYETİ
(standart programda ortalama)
2006 Yılı Standart Program Hac Maliyeti /Genel ve Özet(Uçak)
En Düşük Maliyet En Yüksek Maliyet
Euro USD Euro USD
Uçak Bileti 581 715 581 715
Suudi Arabistan Transfer ve Çadır Çekleri 204 251 204 251
Diyanet sağlık ve görevli ücreti 75 92 75 92
Hediyelikler (Zorunlu ve Paralı HEDİYE!) 33 40 33 40
TURSAB hizmet payı 20 25 20 25
Mekke otel ücreti 163 200 293 360
Medine otel ücreti 54 67 108 133
Kontenjan ve teminat mektubu masrafları payı 122 150 122 150
Şirket ve Din Gör. bilet, konaklama, transfer çeki vs. kişi maliyeti 33 40 33 40
Genel Giderler Toplamından kişi başı maliyeti: (Görevli Maaşları, konaklama giderleri, yemek, Ambulans, Geziler, Arafat Kumanyası, telefon ve kırtasiye, ikramiye-bahşiş, bina giderleri, zemzem bidonu, kiralık araç gideri, görünmeyen gider payı vs. toplamı 33 40 33 40
MALIYET
1318 1620 1502 1846
SATIŞ
1680 2066 1680 2066
KAR
362 446 178 220
şeklindedir.
4) MAĞDURLARIN BAŞVURU VE GÖRÜŞLERİ
Bu bölümde 2006 yılı hac seyahatinde uygulanacak düzenlemelerden etkilenen ve Derneğimize müracaat eden başvurucu Ekrem Saka’ya ait Diyanet İşleri Başkanlığına müracaat dilekçe örneği, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın vermiş olduğu olumsuz cevap içeren yazı EK de yer almaktadır.
5) GENEL DEĞERLENDİRME
Hac ibadeti ile ilgili olarak yapılacak seyahatte uyulacak usul ve esasları belirleyen; Hac ve Umre Seyahatleri ile ilgili işlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair 10.12.1999 tarih ve 99/13919 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 2005/8801 sayılı 10.05.2005 tarihle değiştirilmek suretiyle 2006 yılında yapılacak hac ibadetine ilişkin seyahatlerde uygulanmak üzere yürürlüğe girmiştir. Bu çerçevede;
Diyanet İşleri Başkanının başkanlığında, İçişleri, Maliye, Sağlık, Ulaştırma, Kültür ve Turizm bakanlıkları ile Gümrük Müsteşarlığı müsteşar veya müsteşar yardımcıları, Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) temsilcisinden oluşan "Bakanlıklar arası Hac ve Umre Kurulu" hac ve umreye hangi yoldan gidileceği, hac ve umreye gidecek vatandaşların sağlıklarının korunması ve bu seyahatlerin yurt içinde ve yurt dışında düzenli bir şekilde yürütülmesi için alınması gereken tedbirleri almak, aldıkları kararların ilgili bakanlık ve kuruluşlarca uygulanışını izlemek, uygulamada bir aksaklık ortaya çıkarsa, bunların giderilmesi için gereken teşebbüslerde bulunmakla görevlendirilmiştir.
-Ülkemizden hac ibadeti için Suudi Arabistan’a gitmek isteyenler müracaatlarını Diyanet İşleri Başkanlığı’na yapmak durumundadır. Taleplerin çok yüksek olması halinde Diyanet İşleri Başkanlığı, yaptığı kura çekme uygulaması ile kimlerin hacca gideceklerini asil ve yedek kontenjandan belirlemekte, asil listede hac kayıtları yaptırmayan olursa boşluk yedekler ile doldurulmaktadır.
-Hac ibadeti için Suudi Arabistan’a gitmek isteyen ve çekiliş sonucu hacı adayı olan kimseler; Diyanet İşleri Başkanlığı veya Başkanlığın denetim ve gözetimi altında “A” grubu seyahat acenteleri tarafından düzenlenen seferlerden biri ile seyahatini yapmak durumundadır. Hacı adaylarının, hacca Diyanet İşleri Başkanlığının düzenlediği seyahat programı ile mi yoksa kendisine kontenjan verilen "A" grubu seyahat acentelerinin düzenlediği seyahat programı ile mi götürüleceği hac çekilişleri yapılırken kesin olarak belirlenmektedir.
-Öncelikle; 2006 yılındaki düzenleme ile Diyanet İşleri Başkanlığına hac seyahati düzenleme yetkisi verilmeye devam edilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı, birçok zorunluluktan muaf bir biçimde ve ayrıca denetim hususunda bir düzenleme yapılmadan bu seyahatleri organize etmektedir. Diyanet İşleri Başkalığının düzenlediği turlarda 1618 sayılı Seyahat Acenteleri ve Seyahat Acenteleri Birliği Kanunu çerçevesinde aranan İşletme Belgesi şartı da aranmaktadır.
-İlk defa 2006 yılı hac dönemi ile ilgili uygulamaya konulan düzenleme çerçevesinde; her ilde hacca gideceklerin % 40’ı acenteler ve % 60’ı ise Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenecek seyahatlere katılmak durumundadır.
-2006 yılı hac dönemi ile ilgili uygulama ve kıyaslandığında nispeten daha iyi olan daha önceki yıllarda var olan düzenleme çerçevesinde; hacı adayı Diyanet İşleri Başkanlığı ve acenteler tarafından yapılan seyahatlerden hangisine katılmak istiyorsa serbest iradesi ile belirleyebiliyordu.
-Ancak, bu yıl ilk kez uygulanan bu sistem ile hacı adaylarının %60’ı Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen turlara ve geri kalan %40 hacı adayı ise acenteler tarafından düzenlenen turlara katılmak zorunda bırakılmış ve hatta hangi hacı adayının Diyanet İşleri Başkanlığı veya acente tarafından belirleneceği yapılan çekilişlerle hacı adaylarını iradesine bırakılmaksızın tespit edilmiştir.
-Böylece denetim makamı konumunda olması gereken makamın aynı zamanda faaliyetin %60’lık kısmını bizzat yerine getiren olması denetim mekanizmasını bozucu, standartların uygulanmasını imkansızlaştıran bir sonuca götürmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığının, hac organizasyonunun bizzat ifa edeni olması, Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulmak istenilen denetim ve özel hukuk kişilerinin bu denetime tabi olarak faaliyet yerine getirmesi düzenini bozan, haksız rekabet teşkil eden ve esas düzenlemeyi ve amaçladığı sistemi işlemez hale getiren bir sonuca yol açacak derecededir.
-İdare hukukunda asıl olanın yetkisizlik olduğu göz önünde bulundurulduğunda, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu çeşit bir ticari faaliyeti, bizzat, kendi bütçe imkanları ve personeli ile yerine getirmesi görevini veren bir hüküm bulunmamaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığının Bakanlar Kurulu kararı çerçevesinde yapmış olduğu işlem, kanunda yer almayan bir göreve ilişkin kamu hukukundan kaynaklanan ayrıcalıklı statü ve yetkilerin kullanılması niteliğindedir.
-Diyanet İşleri Başkanlığı’nın denetimde tek makam olduğu alanda, aynı zamanda denetime tabi olması gereken faaliyet gösterenler arasında olması ve hatta Seyahat Acenteleri ve Seyahat Acenteleri Birliği Kanunun 4. maddesinde aranan işletme belgesinden muaf olması sakıncalar doğurabilecek mahiyettedir.
-Özelleştirmenin son yıllarda yaygın bir biçimde birçok devlet kademesine uygulanmaya çalışıldığı göz önünde bulundurulduğunda, hükümetin genel politikasının tersine hac seyahati ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığını yetkili kılması anlaşılır değildir. Zira;bu faaliyetin esas olarak bırakıldığı özel teşebbüs tarafından yeterince ve gereğince yapılamadığını gösterir hiçbir somut veriye rastlanamamıştır. Bir kurumun denetim ve gözetim görevinden mesul olduğu bir alanda direk ve zorunlu olarak ticari faaliyet yapan durumunda olması halinde kendini denetlemesi bakımından anlaşılması imkansız bir açmazı beraberinde getirmektedir.
-2006 yılı hac organizasyonunda uygulanan düzenleme çerçevesinde hacı adaylarının %40’ının hac seyahatini düzenleyen A Grubu Seyahat Acenteleri ile ilgili de hacı adaylarının tercihte bulunma hakları büyük oranda kısıtlanmıştır.
-2006 yılında Hac Seyahati düzenleyecek A grubu Seyahat Acentelerinin Uyacakları hususlara Ait Şartnamede hac organizasyonu yapmasına imkan tanınacak seyahat acentelerinde aranan kriterler belirlenmiştir Bu çerçevede; 01.01.2004-31.12.2004 tarihleri arasında incoming faaliyetlerinden dolayı en az 1.000.000.-USD döviz girdisi sağlamış olmak, Bakanlıklar arası Hac ve Umre Kurulu tarafından hac organizasyonu yapmaktan men edilmemiş olmak şeklindeki yeterlilik kriterlerini taşıyan A grubu Seyahat Acentelerine en az 90 ve en fazla 2000 kişi olmak üzere kontenjan tanınacağı bildirilmiş ve belirlenen kriterleri taşıyan 127 acente arasında 2006 yılında hac organizasyonu ile ilgili hacı kontenjan dağılımı yapılmıştır. Böylece, hangi acentenin kaç tane hacı adayının seyahat organizasyonunu yapacağı alt ve üst limitlerle belirlenmiştir.
-Şartnamede belirlenen şartları taşıdığı için kendisine 2006 yılında Hac Seyahati Düzenleme yetkisi verilen 127 acenteye 2005 yılı döviz girdilerine göre yapılan oranlama çerçevesinde kaç hacı adayı kontenjanının verileceği belirlenmiştir. Hac seyahati düzenleyebilme yetkisine sahip acentelere verilen kontenjanların toplamı ile acentelere verilen %40 hacı kontenjanı denk gelmektedir. Hacı kontenjanı düşük olan illerde, iller birleştirilerek tek bir acenteye seyahat düzenleme yetkisi verilmiştir. Böylece, acentelerin hizmet kaliteleri nedeni ile değil, kontenjan sınırlaması nedeni ile hizmet kalitesini beğenmediği bir acente ile hac seyahatini tamamlamak durumu ile karşı karşıya bırakılmıştır.
-Önceki yıllarda, A Grubu Seyahat Acenteleri tertipledikleri turistik gezilerle, bir önceki yıl yurt dışından getirdikleri dövizin %25’ini geçmemek üzere hac seyahati düzenleyebiliyorlardı. 1.000.000.-USD döviz girdisi olan bir acente 250.000USD değerinde hac seyahati düzenleme hakkında sahip idi. Acente, döviz girdisinin %25’ine tekabül eden miktarın, düzenleyeceği seyahatin zorunlu masrafına böldüğünde çıkan sayı kadar kişinin hac organizasyonu yapma hakkına sahip oluyordu ve acenteler sundukları hizmet kalitesi ile orantılı olarak hacı adaylarının tercihleri çerçevesinde hac seyahatlerini organize ediyordu. Bir hacının maliyetinin 1.000.-USD olduğu düşünülürse 1.000.000.-USD döviz girdisi olan bir acente;
1.000.000:25=400.000.-USD’lik döviz girdisi ile ilgili olarak 450 hacı adayının seyahatini organize ediyordu. 2006 yılında uygulanan düzenleme ile ise 1.000.000.-USD döviz girdisi olan acente 90 kişilik taban sayıda hacı adayının organizasyonunu düzenleyebiliyor.
-2006 yılı hac dönemindeki uygulamada ise; 1.000.000-USD Döviz girdisine sahip bir acente 90 taban ile sınırlı hacı adayının seyahatini organize edebilmekte. Seyahat acentelerine tanınan hac kontenjanının hacı sayısı ile sınırlı olması nedeni ile hacı adayı istese de istemese de tayin edilen seyahat acentesi ile seyahatini tamamlamak durumundadır. -Hac seyahati düzenleyecek seyahat acentesi olabilme kriterleri arasında, yılın diğer aylarında umre seyahati düzenleme şartı yer almadığı görülmektedir. Şartnamede, hac seyahati organize edecek acenteler ile ilgili belirlenen kriterler arasında daha ziyade teferruat denebilecek, işin özü ile ilgisi olmayan çok sayıda maddi nitelikli şart yer almaktadır. Yapılacak seyahatin özel niteliğine bakılmaksızın daha ziyade maddi niteliklere haiz olan ve şartnamede belirlenen kriterleri taşıyan tüm seyahat acentelerine hac organizasyonu yapma yetkisi verilmiştir. Böylece, hac seyahati düzenleme imkanına sahip ve belli sayıda bir kontenjanı olan acentenin organizasyonu yapacak tecrübe ve kapasitesi dikkate alınmamaktadır. Hizmet kalitesinin ve tercihin öncelenmediği bu düzenleme ile belli ekonomik kriterlere sahip acenteler, önceki yıllarda pek tercih edilmiyor dahi olsalar, döviz girdisi ile orantılı olarak en az 90 seyahat acentesinin seyahatini yapmaya hak kazanmış olmaktadır.
-1618 sayılı Seyahat Acenteleri ve Seyahat Acenteleri Birliği Kanunu, A Grubu Seyahat Acentelerinin yurt dışına tur düzenleyebilmek için en az 80.000.-USD döviz girdisi sağlamış olması şartını koymuş olmasına rağmen, bu sınır hac organizasyonunda çok üste çekilerek 1.000.000.-USD olarak belirlenmiştir. Böylece, yılın diğer aylarında umre organizasyonu yapan acenteler döviz girdilerinin 1.000.000.-USD’nin altında olması nedeni ile hac seyahati organize edememektedirler.
- Belli ekonomik güce sahip olması nedeni ile hac seyahati organize etme yetkisi kendisine verilen ancak, umre ve sair seyahat turları düzenlemediği için bölge ile ilgili bilgisi ve yapılacak iş ile ilgili tecrübesi olmayan seyahat acentelerinin kendi kontenjanlarına isabet eden kısmı, gayrı resmi olarak, yılın diğer aylarında umre işi yapan, bölgeyi ve işin niteliğini bilen acentelere belli bir pay karşılığı devrettiği hususları yaygın bir biçimde kamu oyunun malumudur. Böylece, kontenjanı belli ekonomik kriterlerin üzerinde olan ve işi hac organizasyonu yapmak olmayan büyük acenteler almakta ancak tüm organizasyonu esasında belli ekonomik kriterlere sahip olmadığı için hac seyahati düzenleme yetkisi olmayan alt acenteler yapmakta idiler.
-Bu husus ile ilgili sakıncaları bertaraf etme maksadı ile konuluğu kanaatinde olduğumuz düzenleme çerçevesinde, bahse konu acentelerin birliktelik kurmaları imkan dahilindedir. Bu da uygulamada yılın diğer aylarında umre seyahati yapmayan, işin niteliği gereği bilgi ve tecrübeye sahip olmayan acentelerin bu işi yapan, bölgeyi ve işin niteliğini bilen acenteler ile resmi sınırlarda birliktelik kurmasına imkan vermektedir. Böylece hac organizasyonunu bilmeyen, temel uğraşı alanı hac organizasyonu olmayan acenteler kontenjanlarına isabet eden hacı adayını hac organizasyonu yapan, bölgeyi ve işin mahiyetini bilen ve hac seyahati düzenleme yetkisi olan acentelere belli bir komisyon karşılığında verebilmektedir.
-Hac organizasyonu yapma yetkisi olan acentelerin organizasyon yapma yetkisi olmayan acentelere halen gayri resmi surette hacı adayı kontenjanını belli bir komisyon ile devrettiği bilinmektedir.
-Her iki usulde de, organizasyonu yapacak acenteye verilen komisyon göz önünde bulundurulduğunda etkilenen neticede hacı adayı olmakta ve hac seyahatinin maliyeti artmaktadır.
-Hac ibadeti için Suudi Arabistan’a gitmek isteyip, Diyanet İşleri Başkanlığına müracaat eden ve asil listeden çıkan hacı adayı, Diyanet İşleri Başkanlığı veya A Grubu Seyahat Acenteleri tarafından düzenlenen seyahat organizasyonuna katılmak zorunda olup, şahsi olarak, özel imkanları ile hacca gidebilmeleri mümkün değildir.
-2006 yılında yapılan düzenleme ile 2005 yılı hac döneminde olduğu gibi seyahatlerin hava yolu ile yapılması zarureti getirilmiş olup, karayolu, demiryolu veya denizyolu ile hac seyahatini yapmak mümkün değildir.
-Karayolu ile Mekke’ye, gidiş - geliş 115-150.-USD’ye yapılabilmektedir. Bir hacı adayının gidiş-dönüş uçak bileti yaklaşık 700- USD’ye tekabül etmektedir. Ortalama 550.-USD fark gözetildiğinde; hacı adayının yönetmelikle uçak ile seyahate mecbur bırakılması gerek seyahat hürriyeti ve gerekse de ibadet hürriyetinin önüne getirilen büyük bir maddi engeldir.
-Hacı adayının uçak fobisinin olup, olmadığı dahi gözetilmeden, maliyeti artıran bir uygulamaya gidilmesinin kabul edilebilir bir tarafı bulunmamaktadır.
-Zira, kara, demir veya deniz yolunun kullanımı önündeki engelin kaldırılması halinde hacı adayların çok daha ucuza ve farklı yol güzergahlarını takip ederek İslam dini açısından değerli olan başkaca alanları ziyaret ederek yolculuğunu tamamlaması da imkan dahilinde, olup hacı adaylarını bir zorunlulukla karşı karşıya bırakmak doğru değildir.
-Yurt dışına seyahat etmek istenildiğinde, kişinin pasaportunun ve vizesinin olması yeterli iken hac seyahati yapabilmek için ayrıca, pasaportta yer alan hac vizesi dışında, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanmış ve onaylanmış Hac Kimlik Belgesinin de alınmış olması ve seyahate çıkarken gümrükte hacı adayının bu kimlik belgesini yanında bulundurulması şarttır. Hac Kimlik Kartı olmayan hacı adayının, pasaportunda hac vizesi görünse dahi hac seyahatine çıkmasına hac kimlik belgesi olmadan müsaade edilmemektedir. Yurt dışına çıkarken hava alanında gösterilmesi zorunlu olan ve pratikte hiçbir faydası olmayan ve yasal dayanağı bulunmayan hac kimlik kartı amacının dışında hacı adayını sıkıntıya düşürür nitelik kazanmıştır.
-Hacı adayı, pasaportuna hac vizesi işlendikten sonra kısa süreli olarak gerek özel ve gerekse de iş nedeni ile yurt dışına çıkmaya kalkıştığında, yurt dışına çıkışına izin verilmemektedir. Zira, ya hac vizesin iptal ettirmesi ya da planladığı seyahati yapmaktan vazgeçmesi gerekmektedir.
-27/05/2005 tarih ve 2005/8801 sayılı karar ile değişik Bakanlar Kurulu Kararı; “Başkanlık gerektiğinde, hac ve umre hizmetlerinin alım-satım, muhasebe ve mali işlemlerinin yürütülmesinde Vakıf ile işbirliği yapar.” Demekte ve ardından ise; “ Belirlenen hac ve umre ücretleri, Başkanlık denetiminde Vakıfça açılacak Hac ve Umre Hesabına yatırılır. Bu hesapta toplanan meblağ, hac ve umre hizmetleri ile dini nitelikli diğer hizmet ve faaliyetlerin yürütülmesinde kullanılır. Hac ve Umre Hesabından yapılacak harcamalar, Hac ve Umre Komisyonunun kararları doğrultusunda yapılır ve Vakıfça muhasebeleştirilir. Yürüttüğü muhasebe ve diğer hizmetler karşılığında Vakfa, Komisyonca belirlenecek miktarda ücret ödenir.” Şeklinde düzenleme getirilmektedir.
-Görüldüğü üzere hac ve umre ileri ile ilgili alım-satım, muhasebe ve mali işlemlerinin yürütülmesi Diyanet İşleri Başkanlığının dışına özel hukuk tüzel kişisi niteliğindeki Diyanet Vakfı tarafından yapılmaktadır. Böylece, hac ve umre ücretlerinin Diyanet Vakfı hesabına yatırılması, muhasebe işlemlerinin Vakıf tarafından yapılması ve karşılığında Vakfa bir ücret ödemesi yapılması söz konusu olmaktadır. Usul gereği, Sayıştay denetimine tabi olabilmesi ve bütçe birliği prensibinin bir sonucu olarak hesaplarının açık olması için bütün gelirlerin bütçeye girmesi ve giderlerinin kamusal usullere göre bütçeden yapılması gerekmesine rağmen, bu gerekirliliğe uyulmamış ve kamu maliyesi usulleri dışında bir düzenlemeye gidilmiştir.
- Zira; 1150 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu’nun 8. maddesi, “Bilumum varidat, Hazine veznelerine girer ve masarif bu veznelerden tediye olunur” demektedir. Bir kamu kurumunun faaliyetinden kaynaklanan gelir ve giderler bir özel hukuk tüzel kişiliğine, Bakanlar Kurulu Kararı ile olsa dahi bırakılamaz.
-Diyanet İşleri Başkanlığının her yıl ortalama 100 bin insanın hac ibadeti ile ilgili seyahat etmek zorunda olduğu bir alanda kendisine bu işlerden sorulu, işin her türlü muhasebeleştirilmesinin yapılacağı bir hac işleri muhasebesi kurmak yerine özel hukuk tüzel kişisi niteliğindeki bir Vakfa bu işi yaptırması anlaşılır nitelikte değildir.
-Acenteler organize ettikleri hac seyahatlerinde, hacı adayı sayısına göre belli oranlarda Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlenen din görevlileri ile kafile başkanlarının seyahat masraflarını da karşılamak zorundadır.
-Diyanet İşleri Başkanlığı, halen kendine bağlı olarak çalışanlardan belirlediği kimseleri belli seminer programlarından geçirmek sureti ile tayin etmektedir. Diyanet tarafından atanan görevlilerin atamalarında, acentenin hizmet sunduğu müşteri portföyü dikkate alınmamakta ve din görevlileri ortalama her hac döneminde değiştirilmektedir.
-Uygulamada, din görevlilerinin birçoğunun ilk defa hacca gitmiş olması dolayısı ile tecrübesizlikten kaynaklı aksaklıklarla karşılaşıldığı ve hacı aylarının hac ibadetini gerçekleştirirken din görevlilerinden yeteri kadar ve sağlıklı bir biçimde faydalanamadığı şikayetleri yükselmekte ve hatta din görevlilerinin hacı adayları ile tartışmaya düştüğü ifade edilmektedir. Din görevlilerinin acenteler tarafından belirlenmesi ve belirli kriterler konularak acenteler tarafından belirlenen kimselerin şartlar haiz olup olmadığının seminer ve sair yöntemlerle belirlenmesi hac ibadetinin yapışlında daha rahatlatıcı olabilecektir.
-Ülkemiz gibi hac ibadetinin ilerleyen yaşlarda yapılan bir ibadet olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, ülkemize de uygulandığı Diyanet İşleri Başkanlığınca ifade edilen hac kotasının insanımızı yoran ve psikolojik sıkıntıya düşüren yönü açıkça ortadadır. Her yıl ortalama 200 bin insanımızın hacca gitmek için başvurduğu ve bunun her yıl ancak ortalama yarısının hacca gidebildiği göz önünde bulundurulduğunda insanımızın baş vuruları ömrü yeterse bir sonraki yıla sarkmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığınca varlığı ifade edilen her ülkenin ancak nüfusunun %01’lik kısmının hac organizasyonuna katılabileceği yönündeki hac kotasının, İran gibi nüfusu 50 bin civarında olmasına rağmen her yıl ortalama 150 bin İranlının hac ibadeti için Suudi Arabistan’a gidebildiği düşünüldüğünde, ülkemiz gibi İslam dini açısından tarihi önemi büyük olan bir ülkenin ikili ilişkiler neticesinde sayıyı artırmaya çalışması gerekirken bir sonraki yıl yaşayıp yaşamama endişesi taşıyan insanımızı bir sonraki yıla devretmesi anlaşılabilir nitelikte değildir. Tüm dünya ülkelerine tanındığı ifade edilen ve nüfus eksenli olduğu ifade edilen bu kotanın anlaşılması da mümkün değildir. Zira, İngiltere, Fransa, Rusya gibi Müslüman nüfusun oldukça az olduğu ülkeler ile Türkiye gibi nüfusunun büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu ülkeleri aynı kotaya tabi düşünmek ve varsa böyle bir engelin aşılmaya çalışılmamasını anlamak mümkün değildir. Zira, bu hususu ikili ilişkiler ile aşmak çok tabi mümkün olabilecektir.
6) HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bu bölümde, 2006’da hac ziyaretleri ile ilgili uygulanacağı bildirilen düzenlemelerin; Uluslar arası sözleşmeler, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde “Seyahat Edebilme Hürriyeti”, “Serbest Rekabet Hürriyeti” ve “İnanç ve İbadet Hürriyeti” ilkeleri çerçevesinde değerlendirmesi yapılacak ve uygulama ile meydana gelen hukuka aykırılıkların tespiti cihetine gidilecektir.
6.1. SEYAHAT EDEBİLME HÜRRİYETİ:
Seyahat edebilme hürriyeti kişinin kişiliğine bağlı değişmez, devredilemez temel hak ve hürriyetler arasında yer almaktadır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ‘nin 13. maddesi;
“1. Herkesin bir Devletin sınırları içinde yer değiştirme ve oturma özgürlüğüne hakkı vardır.
2. Herkes, kendi ülkesi de dahil, herhangi bir ülkeden ayrılma ve ülkesine dönme hakkına sahiptir.” Demekte ve yine aynı şekilde TC.Anayasası’nın yerleşme ve seyahat hürriyetini düzenleyen 23. maddesi;
“Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir.
Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlanabilir.” Demektedir.
Bu hükme rağmen, aşağıda belirtilen düzenlemeler çerçevesinde kişilerin temel hak ve hürriyetlerinden olan seyahat hürriyetine kısıtlama getirildiği kanaatine varılmıştır:
2006 yılı hac seyahatinin yalnızca hava yolu ile ve belirlenen hava limanlarından yapılması esası karara bağlanmıştır. Başbakanlık / Diyanet İşleri Başkanlığı / Hac Dairesi Başkanlığının 06.12.2004 tarih ve B.02.1.DİB.0.13.00.04/013-5055 sayılı İçişleri Bakanlığına hitaben yazılı yazısı ve bu yazıya dayanılarak TC İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü 10.12.2004 tarih ve B.05.1.EMG.0.13.04.02-33912 /218560 sayılı yazıları ile hacı adaylarının kara, deniz veya demir yolu ile veya kişisel usullerle seyahat edebilmelerine halen imkan bulunmamaktadır. Hacca gitmek isteyen ve hacca gitme hakkını elde etmiş hacı adayları, kontenjan çerçevesinde Diyanet İşleri Başkanlığı veya seyahat acentesinden hangisi ile gitme imkanını elde etmiş ise onunla ve hava yolu ile seyahatini tamamlamak zorundadır.
Pasaportunda hac vizesi olan kimsenin hangi sebeple olursa olsun hac vizesini iptal ettirmeden yurt dışına çıkışına imkan bulunmamaktadır.
Pasaport Kanununda kişinin yurt dışı çıkışlarında yapması gereken iş ve işlemler ile hazırlaması gereken belgeler sayılmaktadır. Zira, pasaport ve vize seyahat için yeterli iken hacı adaylarının hac seyahatine çıkarken Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan Hac Kimlik Kartını yanında bulundurması zorunluluk arz etmektedir.
Anayasa, seyahat hürriyetinin hangi hallerde kısıtlanabileceğini tahdidi olarak sınırlamış olup, kişi hak ve hürriyetlerinin yönetmelikler ile kısıtlanması mümkün değildir. Ancak, şu an mevcut olan düzenleme çerçevesinde, hacı adaylarının seyahat edebilme hak ve hürriyetleri Bakanlar Kurulu Kararlarına dayanılarak Diyanet İşleri Başkanlığının kararları ile kısıtlanmaktadır.
6.2. MÜLKİYET HAKKI; SERBEST REKABET HÜRRİYETİ:
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 1 maddesinde; “ Bu kanunun amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasadaki hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır.” Hükmü yer almaktadır.
27.05.2005 tarih ve 2005/8801 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik Hac ve Umre Seyahatleri ile ilgili işlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Karar’ın 4. maddesinde Bakanlıklar arası Hac ve Umre Kurulu, her ilde hacca gideceklerin %40’ını aşmamak üzere “A” grubu seyahat acentelerine kontenjan vermek ve bu kontenjanın dağılımına dair esasları belirlemekle yetkili kılınmıştır. Bu düzenleme ile Bakanlıklar arası Hac ve Umre Kurulu’na kontenjan dağılımını belirleme yetkisi tanınması, uygulamada ilgili hizmet piyasasının serbest piyasa koşulları dışında Diyanet İşleri Başkanlığı ile seyahat acenteleri arasında paylaşılmasına yol açarak, iki hizmet sağlayıcısı grubun etkin şekilde rekabet etmesini engelleyebilecek, buna bağlı olarak tüketici yararını azaltabilecek ve mülkiyet hakkına zarar verecek olumsuzlukları da beraberinde getirebilecek ve sonuçta ilgili mevzuat ile halen oldukça sıkı bir şekilde denetime tabi tutulduğu gözlenen seyahat acentelerinin getirilen kontenjan sınırlaması nedeni ile bir süre sonra bu alanda faaliyet göstermelerine dahi engel olunabilecektir.
Hacı adaylarının güvenliği ve faydası göz önünde bulundurularak yapılmış olabileceği düşünülen bu düzenleme değişikliği ile ulaşılmaya çalışılan faydanın, mevcut denetim ve kontrol yetkilerinin sıkılaştırılması yoluyla da sağlanabileceği, ve neticede hacı adaylarının mülkiyet haklarını koruyarak onların yararına olacağı kanaatine varılmıştır.
27.05.2005 tarih ve 2005/8801 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik Hac ve Umre Seyahatleri ile ilgili işlerin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Karar’ın 5. maddesi, Bakanlıklar arası Hac ve Umre Kurulu’nun hac ve umre seyahatlerine ilişkin görev ve yetkilerini düzenlemektedir. 5. madde; “….Kurul, hac ve umreye hangi yoldan gidileceği, hac ve umreye gidecek vatandaşların sağlıklarının korunması ve bu seyahatlerin yurt içinde ve yurt dışında düzenli bir şekilde yürütülmesi için alınması gereken tedbirlere dair kararlar alır. Bu kararların ilgili bakanlık ve kuruluşlarca uygulanışını izler. Uygulamada bir aksaklık ortaya çıkarsa, bunların giderilmesi için gereken teşebbüslerde bulunur…” demektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı denetim ve gözetim görevi ile görevlendirildiği bir alanda yasanın kendisine vermediği bir görevi Bakanlar Kurulu Kararına istinaden yapar duruma gelmiş ve ticari faaliyetin süjesi olmuştur. Denetim makamı konumunda olması gereken makamın aynı zamanda faaliyetin tamamına yakın bir kısmını bizzat yerine getiren olması denetim mekanizmasını bozucu, standartların uygulanmasını imkansızlaştıran bir sonuca götürebilecek niteliktedir
6.3. İNANÇ VE İBADET HÜRRİYETİ:
Yapılan açıklamalara göre bir hacının standart pakette hac maliyeti yaklaşık 2.050,00.-USD’dir. Bunun ortalama, 600-700.-USD’lik kısmını uçak biletleri teşkil etmektedir. Zira, kara yolu ile direk Mekke’ye gidiş ve dönüşün 115-150.-USD arasında olduğu düşünüldüğünde arada yaklaşık 550-USD fark oluşmaktadır. Savaş ve sair coğrafi etkilerden kaynaklandığı düşünülerek konulan, ancak şu an hiçbir geçerli sebebi bulunmayan bu uygulamanın hac faraziyesini yerine getirmek isteyen kimsenin önüne konulan büyük bir ekonomik engel olduğu ve kişileri zorlayabileceği görülmüştür.
Yurt dışına çıkışta yasal hiçbir geçerliliği olmayan ve ancak, hac seyahatine çıkmak isteyen hacı adayının elinde olmadığında çıkışına izin verilmeyen hac Kimlik Kartının sadece bir prosedür olduğu ve inanç hürriyetini olumsuz etkilediği aşikardır.
Ayrıca, pasaportunda hac vizesi olan kimselerin her ne sebeple olursa olsun başka ülkelere de olsa yurt dışına çıkışları hac vizesini iptal ettirmeden mümkün olamamaktadır. Hacı adayı, hac vizesini aldıktan sonra kısa süreli de olsa yurt dışına çıkarılmamakta, eğer çıkması elzem ise vizeyi iptal ettirme durumu ile baş başa bırakılmaktadır. Kişinin ibadeti ile kısa süreli dahi olsa diğer zaruretleri arasında tercih yapmaya zorlanmasının kabul edilebilir bir tarafı bulunmamaktadır.
7) SONUÇ VE ÖNERİLER
- Diyanet İşleri Başkanlığı’nın faaliyeti bizzat yürütmekten tamamen çekilmesi ve yalnızca işin denetimini ve gözetimini yapan konumunda kalması, aksi halde ayrımcılık sayılabilecek muafiyet ve istisnalardan vazgeçilmesi,
-Diyanet İşleri Başkanlığı ve acenteler için konulan zorunlu kontenjan sınırlamasının kaldırılması,
-Hac seyahatine katılmak isteyen kimselere seyahat organizasyonlarından istediğini seçme imkanının tanınması,
-Hac seyahati düzenleyebilmek için aranan şartlar arasında yer alan döviz rakamı yerine, yılın diğer aylarında umre seyahati işi ile meşgul olan, bölgeyi tanıyan, işin niteliğini bilen ihtisas sahibi olmayı da dikkate alan, seyahat acentelerinin rekabeti dolayısıyla hacıların mülkiyet hakkına sağlayacağı katkıları dikkate alan, kamu yararına uygun bir düzenleme yapılması,
-Hacı adaylarının şahsi olarak, özel imkanları ile hacca gidebilmelerinin önündeki engellerin kaldırılması,
-Hac seyahatlerinin hava yolu ile yapılması zaruretinin kaldırılarak, karayolu, demiryolu veya denizyolu ile hac seyahatini yapabilme imkanın sağlanması,
-Yurt dışına seyahat etmek istenildiğinde, kişinin pasaportunun ve vizesinin olması yeterli iken hac seyahati yapabilmek için ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanmış ve onaylanmış Hac Kimlik Kartı uygulamasına son verilmesi,
- Pasaporta hac vizesi işlendikten sonra kısa süreli de olsa gerek özel ve gerekse de iş nedeni ile yurt dışına çıkmak zorunda kalınması halinde, kişinin hac vizesin iptal ettirmek ya da planladığı seyahati yapmaktan vazgeçmek arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaması,
- Acentelere, Diyanet İşleri Başkanlığının personeli olma şartı aranmaksın, belli eğitim programlarından geçirilmek sureti ile belirlenmiş din görevlilerini ve kafile başkanlarını kendileri tarafından belirlenmesi imkanı tanınmalı, Diyanet İşleri Başkanlığının bu alandaki görevi, bu kimseleri gerekli eğitim programlarından geçirilmesini temin etmek ve hac ibadeti esnasında gerekli denetim ve gözetimi yapmak şeklinde olması,
-Ülkelere uygulanan kotanın, ülkemiz gibi İslam dinine mensup insanların çok olduğu bir ülke için artırmanın ikili ilişkiler çerçevesine mümkün olabileceği,
hususlarının göz önüne bulundurularak düzenlemelerin yapılmasının başta seyahat özgürlüğü olmak üzere, İnanç ve İbadet Özgürlüğü, ve mülkiyet hakkı gibi hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması ve daha etkin kullanılmasında gerekli ve yararlı olacağı kanaatindeyiz.
Saygılarımızla
Hazırlayanlar:
Av. Leyla Demir
Hamit Kardaş