Basın Açıklamaları

Gözaltı İşlemleri Birer Teşhir ve İtibarsızlaştırma Aracına Dönüştürülemez!

Gözaltı İşlemleri Birer Teşhir ve İtibarsızlaştırma Aracına Dönüştürülemez!

Son dönemde kolluk kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen arama ve gözaltı işlemlerinin, ceza muhakemesinin yasal sınırlarını aşarak bir teşhir ve itibarsızlaştırma aracına dönüştürüldüğü müşahede edilmektedir.

Son olarak Mersin'de belediyelere yönelik sabahın erken saatlerinde düzenlenen bir operasyonda kapıyı geceliğiyle açan bir kişinin "çekmeyin" şeklindeki açık itirazına rağmen kayda alınması ve mahrem kabul edilecek bu anlara ait görüntülerin basına servis edilmesi, artık mutat hale getirilen hukuksuzluğun son örneğidir.

Nitekim kamuoyuna yansıyan pek çok operasyonda;

- Operasyonun esasıyla ilgili olmayan şüphelilerin mahrem görüntülerinin kayda alınarak basına servis edildiği,

- Kurgusal videolar üretmek için gözaltı anlarının defalarca baştan çekildiği mizansenler tertiplendiği ve bunların kamu görevlilerince paylaşıldığı,

- Müzikler ve operasyonel efektler eşliğinde servis edilen bu görüntülerin doğrudan bir itibar suikastına ve kamuoyu önünde erken mahkûmiyet infazına dönüştürüldüğü görülmektedir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre arama ve yakalama tedbirleri yalnızca delil elde etmek ve şüphelinin adli mercilere intikalini sağlamak amacıyla uygulanabilir. Kolluğun görevi şüphelileri ya da yakınlarını kamuoyuna teşhir etmek, propaganda videolarına malzeme kılmak veya peşinen suçlu ilan etmek değildir.

İçişleri Bakanlığını ve adli makamları;

- Kolluğun görev sınırlarını aşarak insan onurunu hiçe sayan bu keyfi teşhir pratiklerine derhal son vermeye,

- Anayasa ile teminat altına alınan masumiyet karinesini, özel hayatın gizliliğini ve insan onurunu koruma yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirmeye,

- Mersin’deki son olay dahil olmak üzere, bu hukuk dışı kayıtları alan, aldıran ve basına servis eden personel ve idareciler hakkında ivedilikle idari ve adli soruşturma başlatmaya davet ediyoruz.