28.4.2007 - AKYAZI
GENELKURMAYIN AÇIKLAMASI SİYASETE VE TEMEL HAKLARA AÇIK BİR MÜDAHALEDİR
Genel Kurmay Başkanlığınca yapılan açıklamada ortaya konulan yaklaşım, laikliği dogmatikleştirme eğilimini açıkça ortaya koymaktadır. Hukuk devletinde ise tabuların değil düşüncelerin özgürce tartışılmasının vazgeçilmez olduğu bilinmelidir. Toplumsal barışı ve bir arada yaşama iradesini güçlendirmenin yolu özgürlüklerin tam kullanımından geçmektedir. Toplumun bir kesiminin inançlarından dolayı tercih ettikleri kıyafetleri çağdışı olarak tanımlamak kamplaştırıcı ve toplumsal çatışmaya ortam oluşturacak bir yaklaşımdır.
Cumhurbaşkanının taşıması gereken vasıflar Anayasada açıkça tanımlanmışken "özde bağlılık- sözde bağlılık" gibi sübjektif kriterler geliştirmek keyfi olduğu kadar hukuk devleti anlayışına da aykırı bir tutumdur. Cumhurbaşkanlığı seçiminin Anayasa Mahkemesi'ne götürüldüğü bir ortamda Genel Kurmay Başkanlığı adına açıklama yapılarak taraf olunduğunun ifade edilmesi yargı üzerinde baskı oluşturacaktır. Anayasada millet iradesinin temsil edildiği ve kullanıldığı organ olarak tanımlanan TBMM üzerinde baskı oluşturacak yaklaşımlar Türkiye'yi uluslar arası arenada da zayıf düşürecektir.
Etnik kimliğe dayalı düşmanlıklar oluşturma anlayışı ise güvenlik politikaları açısından da kabul edilebilir olmaktan uzaktır. Vatandaşlık bağına dayalı bir kardeşlik ortamının tesis edilmesine ihtiyaç duyulan bir dönemde düşmanlıklar ihdas eden açıklamalardan kaçınma sorumluluğunu herkesin taşıması gerekir. Bu tür açıklamalar Türkiye'nin iç barışı ve güvenliği açısından da ciddi bir risk içermektedir.
Türkiye'nin taraf olduğu uluslar arası sözleşmeler ve hukuk mevzuatı silahlı kuvvetlerin iç politikada müdahil olabilmesine imkân tanımamaktadır. Açıklamada referans gösterilen İç Hizmet Kanunu, Anayasa'nın 90. maddesine açıkça aykırıdır. Türkiye'nin insan hakları, özgürlükler ve hukuk devleti konusunda açık bir tehditle karşı karşıya bulunduğu endişesini taşıyoruz. Genel Kurmay Başkanlığı'nın yetkisi dışında bir davranış içerisine girdiği düşüncesindeyiz. Politik tartışmalarda silahlı kuvvetlerin taraf olduğunu ilan ettiği tutumlar sergilemesi suçtur.
Bütün siyasi partilerin parlamenter sistem ve hukukun üstünlüğüne olan inançlarını ortaya koymaları gerekmektedir. Böylesi baskı ve dayatmalara izin verilemeyeceğini açıkça deklare etmeleri de toplumsal bir beklentidir. Partizan yaklaşımlar ve küçük siyasi çıkar hesapları ile hareket edilerek sessiz kalınması tarihsel sorumluluk açısından affedilemez bir tutumdur.
Halkın iradesi üzerinde ipotek oluşturacak davranışlar içerisine girilmesine, TBMM ve onun içinden çıkan bir hükümet göz yummamalıdır. Yapılan bu açıklamaya karşı hükümetin cesur ve kararlı bir tutum sergilemesi gerekmektedir.
Adil ve bağımsız yargının gereği, suç işleyenin kimliğine bakmaksızın soruşturma mekanizmasını derhal başlatmaktır.
Medya ve Sivil Toplum Örgütleri sorumluluklarının bilinciyle hareket etmeli ve sivil siyasete sahip çıkmalıdır.
Genel Kurmay Başkanlığı adına yapılan bu açıklama temel hak ve özgürlükleri hedef alan bir muhtıra niteliğinde olup hukuk devleti anlayışını tehdit eder niteliktedir.
MAZLUMDER şube başkanları ve Genel Yönetim Kurulu üyeleri olarak darbe dönemlerini çağrıştıracak açıklamalardan kaçınılmasını kesin bir kararlılıkla vurguluyoruz."