
Irak Öğretim Görevlileri Birliği'nin Felluce'de ABD ve İşgal kuvvetlerinin yaptığı insan hakları ihlalleri ile ilgili hazırladığı rapor MAZLUMDER İstanbul Şubesi Dış İlişkiler Komitesi'nce Türkçe'ye çevrildi.
Müslümanların işleriyle ilgilenme zorunluluğundan hareketle(ki Peygamber Efendimiz; “Müslümanların işleriyle ilgilenmeyenler onlardan değildir” demiştir) Öğretim Üyeleri Birliği yaralı sabırlı ve mücahit Felluce şehrinin ve halkının karşı karşıya kaldığı ve bu çağrının yazıldığı vakitte de devam eden zulüm ve düşmanlığın bir özetini sunar... Bu rapor Felluce şehri çevresinde ve mazlum muhacirlerin toplandığı mekanlara öğretim birliği üyeleri, cami imamları, çeşitli kuruluşlardan kurtarma yardım elemanları gibi pek çok gözlemciyle yaptığı ziyaretler ve görüşmelerin bir özetidir. Tüm Felluce halkı işgalin saldırganlığın ilk günlerinde göç etmek zorunda kalanlar olsun uzun zamandır sabredenler olsun tamamı ayrılmak zorunda kaldı. Birliğimiz yardım kuruluşu olmamasına rağmen yardım ve kurtarmaya ortak olması gerektiğini ve işgal kuvvetleriyle onlara yardım eden kişiler, partiler ve grupların halkımıza ve ülkemize karşı devam eden düşmanlıklarıyla bağlantılı gerçekleri ortaya çıkarmayı görev bilmektedir. İşgalden dolayı halkımızın karşı karşıya kaldığı korkunç acıları ortaya çıkarmak. Bizim sunacaklarımız tam olarak kesin rakamlar olmayabilir çünkü gerçek rakamlar hiçbir kesimin elinde değil, tüm resmi ve gayrı resmi kurumlar tarih boyunca eşine az rastlanır bir şekilde saldırgan işgal güçleri tarafından tahrip edilmiş ve tahrip edilmeye devam etmekteyken. Bilakis Araştırma ve ilmi analiz sonucu elde edilen yaklaşık rakamlar kullanıyoruz olabildiğince gerçeğe yakın olmak için 1) Felluce nüfusu idari olarak kendisine bağlı köyler hariç yaklaşık 400.000 kişidir. Nüfusun tamamı iki aydır devam eden ve kendilerine “ulusal muhafızlar” diyenlerin yardımıyla ABD ve İngiliz güçlerin gerçekleştirdikleri düşmanca askeri harekatlardan dolayı zorunlu olarak göç etmişlerdir. 2) Bu nüfusun ancak %15’i zorunlu göçün şartlarına karşı koyabilmiş bir şekilde başta başkent Bağdat olmak üzere kendilerinden bu bela kayboluncaya ve evlerine dönünceye kadar uygun bir ev kiralayabilmiş ev eşyaları bulabilmişlerdir. Bunlardan bazıları da geçici olarak akrabalarının yanına yerleşmişlerdir. 3) Geriye kalan % 85’i ise acele ve olağanüstü derecede yardıma ihtiyaçları vardır. “Kalacak yer, elbise, yiyecek, ilaç, soba, ambulans vb.” zorunlu günlük ihtiyaçları… Çünkü onlar yurtlarından göç etmek zorunda bırakıldıklarında üzerlerinde sadece yazlık elbiseleri vardı. Birkaç gün yada hafta sonra geri döneceğiz umuduyla her şeylerini evlerinde ve kötü talihli şehirlerinde bıraktılar. Kendilerine üç gün geçtikten sonra dönüş izni verilenlerin çoğu evlerinin paramparça olduğunu gördüler. Mobilyalar elektrikli eşyalar, su depoları su ve elektrik tesisatlarına varıncaya kadar her şey tahrip edilmişti. Yaşamlarını idame ettirecek hiçbir şeyleri kalmamıştı. İletişim araçları, elektrik, su gibi hiçbir resmi kurumda bulunmuyordu. Her şey kasıtlı olarak tahrip edilmişti kanalizasyonlar bile. Bu şehrin baştan sona tekrar bina edilmesi gerekiyor. 4) Minimum bir ailenin zorunlu ihtiyacı (ki ortalama bir aile 8 kişidir.) soba, yatak, elbise, v.s. yaklaşık 100$ tutmakta. Öyleyse en az zorunlu ihtiyaçlar için 30 milyon$ gerekmektedir. Oysa bütün yardım kuruluşlarının sundukları bu rakamın çok altındadır. 5) Toplam göç eden aile sayısı yaklaşık 40 bin ailedir. Ve her ailede daha önce de söylediğimiz gibi ortalama 8 kişi bulunuyor. 6) 10 yaş altı çocuklar yaklaşık nüfusun % 30 unu oluşturuyor. 7) 9-10 yaş arası ve 4-5 yaş arası göçmenlerin en yoğun kesimini oluşturmakta. 8) Bu göçmenler en çok Bağdat ve Ambar bölgesinde yoğunlaşmaktadırlar. 9) Bu göçmenler bu bölgelerde şuralarda kalmaktadırlar: a) Eğitimin tamamen veya kısmen durduğu fakülteler anaokulları ve okullarda ve bu iş için boşaltılmış devlet dairelerinde.. b) İnşaatlarda, çoğunun kapısı penceresi veya çatısı yok. c) Parklarda, cami bahçelerinde ve taşra bölgelerinde kurulan çadırlarda. 10) Aşağıda çeşitli kuruluşlarda kayıtlı bazı istatistikler zikretmek istiyoruz. Kerime şehrinde gıda karnelerine dayanarak 4800 aile Sanayi ve Ticaret Bakanlığının kayıtlarına geçen göçmen sayısı 37 bin. Bağdat üniversitesi Mustafa cami bahçesinde 150 aile. Gazaliye bölgesinde 362 aile Uluslararası İslami yardım teşkilatı Irak İslam Partisi Müslüman Alimler Birliğinin verilerine göre de yaklaşık 37 bin aile. 11) Felluce halkının şehre girişine izin verilmesinden önce şehit edilen (sivil – direnişçi) 1000 erkek 20 kadın 20 çocuk. Felluce Bağdat arasındaki bölgede ulema heyeti üyesi Ali Haydar tarafından 462 şehidin defni yapılmıştır. Bunların 10’u kadın 10’u 15 yaş altı çocuklardır. Ki bu cesetler bir patates deposu dondurucusundan alınmışlardır. El-Saglaviyye bölgesinde Dr. Abdulcelil İsmail el-Gariri 78 kişinin namazını kıldırmış ve defnetmiştir. El-Saglaviyye türbesinin hadimi de 252 şehidin bölgede defnedildiğini belirtti. İmam Ali Hadır ve kurtarma ve şehitlerin defin ve cenaze işlerine bakanlar enkaz altında pek çok şehidin olduğunu belirtiyorlar. Ve pek çok şehidin de evlerin avlusuna parklara ve Felluce kentindeki alanlara gömüldüklerini belirtiyorlar. 12) Felluce halkının şehre girişine izin verilmesi ile ortaya çıkan bir gerçekse camilerde ve evlerde öldürülen bir çok şehidin temiz bedenleri yerlerde eşyalar ve yıkıntılar arasında bırakılmış ve aileleri gidene kadar defnedilmemişlerdir. Bugünlerde Şüheda Kabristanına toplu defin işleri devam ediyor. Halkın girişine izin verilmeyen mahallelerde pek çoklarının bu durumda kaldığını düşünüyoruz. Çoğunluğunu savunmasız sivillerin oluşturduğu toplam şehit sayısının 3000’i aştığı tahmin ediliyor. Felluce’deki 120 caminin hepsi bir şekilde yıkıma maruz kalmış durumda. Bunların 30’u tamamen yıkılmış yerle bir edilmiş. 30 mescitse yarı yarıya yıkılmış durumda. Geri kalan camiler ise çeşitli oranlarda yıkılmış durumdalar. Görgü tanıkları hiçbir mescidin Kutsallığına saldırılmaktan ve hedef olmaktan kurtulamadığını belirtiyorlar. Camilerin halıları , eşyaları, kütüphaneleri yıkılıyor, kitaplar Mushaflar yırtılıyor, yakılıyor veya yerlere saçılıyor. 13) Evlerin % 25 i neredeyse tamamen yıkılmış yüzlercesi yerle bir edilmiş durumda. Geri kalanlarda bir şekilde yıkımdan nasiplerini almışlar. Şehrin sanayi bölgesindeki fabrikalarda da planlı bir yıkım ve tahrip gerçekleştirilmiştir. 14) Felluce’de çok ağır bir şekilde insan hakları ve insani değerler çiğnenmiş savaş suçları diye nitelendirilecek işler gerçekleştirilmiştir. Şehir caddelerinde kasten kadın ve çocuklar öldürülmüştür. Yaralılar infaz edilmiştir. Evlerinde ve mescitlerde kalıp göç etmeyenlerin çoğu öldürülmüş pak cüsseleri enkaz altında bırakılmıştır. Endülüs mahallesi sakinleri 24.12.04 tarihinde şehre girdiklerinde halk enkaz altlarında 150 ceset buldular yollarda bulunanlar hariç. Boğazlanmış pek çok kadın cesedi vardı.(Not: Endülüs Felluce’nin 24 bölgesinden sadece biridir.) Mescitler hastaneler evler içinde yaşayanların üstlerine yıkılmıştır. Şeyhlerin sarıklarına kitaplara Mushaflara saldırılmış kalemin yazmaya haya edeceği şeyler yapılmıştır. Ulusal muhafızlarda bu suçlara iştirak etmişler halk a zulüm sahabelere sövme küfürlü yazılar ve sloganlar yazmışlardır bazı binaların ön cephelerine ve duvarlarına. İslami kitapları yerlere saçmış ve kendi öz evlatlarına karşı Amerikalılarla birlikte katletme olaylarını gerçekleştirmişlerdir. 175 mm ağır makineli tüfekler tanklar havan topları füzeler jet ve bombardıman uçakları B52 gibi silahlar yüzölçümü 4 km X 4 km = 16 km ‘yi aşmayan bu şehir için kullanılmıştır. 1000 kg’lik bombalar misket ve fosfor bombaları ve çeşitli fazlar gibi klasik olmayan gelişmiş silahlar kullanılmıştır. Savaş meydanında düzenli ordulara karşı kullanılacak olandan daha fazla yüz binlerce çeşitli şekil ve büyüklükte bomba kullanılmıştır bu şehre karşı. Doktorların pek çok cesedi incelemeleriyle vardıkları görüş farklı gelişmiş silahlar kullanıldığı şeklindedir. Derileri soyulmuş cesetler var üzerlerinde ateş edildiğine dair hiçbir iz yok. Bazı cesetler ise yanmış ve kimyasal silah izleri var. Üzerlerinden günler haftalar geçen açıkta kalmış pek çok cesette kurtlanma dahi olmamaktadır. Bu da mikrop ve haşaratın bile yaşayamayacağı bir maddeyle dolu olduklarının göstergesidir. Daha önce belirttiğim gibi tüm yaşam kanalları ve yer altı yapısı planlı bir şekilde yok edilmiştir. 15) Güvenilir kaynaklardan ve yaptığımız araştırmalardan elde ettiğimiz sonuç oradaki ulusal direnişçi sayısının 3000’i, dışarıdan gelen Arap direnişçi sayısının bunun % 10’unu geçmediği şeklindedir. “Teröristlerin Felluce halkını rehin aldıkları” ise sömürgecilerin ve müttefiklerinin askeri harekatlarını temize çıkarmak için kullandıkları yalanlardan sadece biridir. İşgale karşı direnenlerse dini ve milli görevlerini yerine getiren topraklarını ve milletlerini savunan kahraman cesur Felluce halkıdır. 16) Üniversite eğitmenleri ve öğretim üyeleri birliği olmamız hasebiyle Irakta eğitim konusuna çok önem vermekteyiz ve biz üstüne basa basa şunu söylüyoruz: eğitim haklarının engellenmesi tehlikeli bir insan hakları ihlalidir. Oysa el-Anbar, Deyali ve Musul şehirlerinde ki tüm okullarda 2004 ramazanından bugüne kadar eğitim yapılamamaktadır. 17) Konuyla alakalı olarak Birliğimizin el-Anbar üniversitesi şubesi aşağıdaki şikayeti yayınlamıştır: Amerikan güçleri üniversitemizin Ziraat fakültesini işgal etmiş , bu bölgenin başkenti el-Ramadi şehrine gerçekleştirdikleri askeri harekatların merkezi olarak kullanmaktadırlar. Öğrenci yurdu basılmış ve aralarında direnişçiler olabilir suçlamasıyla 1 gün boyunca alı konmuşlardır. Amerikan güçlerinin cadde boyunca yoğun şekilde yerleşmiş olmaları keskin nişancıların kimliğine bakmaksızın herkesi hedef alması sebebiyle, El-Ramadi’nin ana caddesinde hayat haftalardır durmuştur. Aylardır tüm cep ve sabit telefonlar çalışmamaktadır, Bağdat’a ulaşmak imkansızdır. 18) Yukarıda belirttiğimiz gibi Birliğimiz yaşanan ve halen yaşanmakta olanların Amerikan ve İngiliz güçlerinin ve müttefiklerinin Irak topraklarının cezalandırılması yıkılıp yok edilmesini İsrail’in güvenliği ve sözde Süleyman mabedinin inşasının başlaması için gerektiğini söyleyen Tevrat ve Talmud efsanelerine dayanarak giriştikleri dini savaşın bir parçası olduğuna inanmaktadır. Aynı zamanda doğal kaynakları ele geçirme ve Irak halkını zayıf bırakma Amerikanın dünyaya hakim olacağı, dünya imparatorluğu için yapılan planların bir parçasıdır. Tüm bunlardan sonra biz diyoruz ki: Tüm fırkaları ve milletleriyle Irak halkı Allah’ın izniyle sömürgeci işgal güçlerini yenecek ve topraklarımdan atacak kudrete sahiptir. Yaptığımız araştırmalar şunu göstermiştir ki: “Irak halkının büyük çoğunluğu topraklarında hiçbir yabancı güç istemiyor” Dr. İsam Kazım al- Ravi