Ergenekon soruşturması kapsamında dün Ankara, İzmir ve İstanbul'da yapılan operasyonlarda 17 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Kanalturk'ün eski sahibi gazeteci Tuncay Özkan, eski İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, eski Esenyurt Belediyesi Başkanı Gürbüz Çapan da bulunuyor. Ayrıca Tuncay Özkan'ın başlattığı "Biz Kaç Kişiyiz" hareketinden bazı isimler ile bir eski Emniyet müdürü ve bir emekli askeri savcı gözaltında.
GÖZALTILAR 06.30'DA " Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların aldığı mahkeme kararıyla Ankara, İzmir ve İstanbul'da gözaltı operasyonları gerçekleştirildi. Üç ilde eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonlar sabah 06.30'da başladı. Ankara'da dört, İzmir'de bir, İstanbul'da ise 12 kişi gözaltına alındı. İstanbul'daki operasyonda Tuncay Özkan, Bebek'teki evinde sekiz saatlik bir aramanın ardından sağlık kontrollerinin ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Aynı saatlerde ise Özkan'ın yeni televizyonu KanalBiz'in Kağıthane Gültepe Talaptaşa Caddesi'ndeki binasında da arama yapıldı. Özkan'ın ofisinde süren arama yaklaşık sekiz buçuk saat sürdü. Özkan'ın sevgilisi eski manken Duygu Dikmenoğlu da arama sırasında göz hapsinde tutuldu. Özkan'ın kurduğu Biz Kaç Kişiyiz platformu üyesi bir grup ise destek için Özkan'ın evinin önünde toplanarak sloganlar attı.
SAÇAN BELGE GİZLEMİŞ " İstanbul'daki ikinci önemli gözaltı operasyonu ise İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nün kurucusu Adil Serdar Saçan'a yönelik gerçekleştirildi. Saçan'ın Bahçeşehir Esenkent Banuevlerleri Okyanus Caddesi üzerinde bulunan evi polis ekipleri tarafından arandı. Şişli'deki bürosu da aranan Saçan daha sonra emniyete götürüldü. Adil Serdar Saçan'ın Tunca Güney'i 2001 yılında sorguladıktan sonra Ergenekon soruşturmasının üstünü kapatmakla, Güney'e ait belge ve sorgu kasetlerine el koymakla ve gizli belgeleri bulundurmakla suçlandığı öne sürülüyor.
ÇAPAN FİNANSÖR MÜ " Polis ve jandarma ekipleri Esenyurt eski Belediye Başkanı Gürbüz Çapan'ın Esenyurt Esenkent Özdeniz Villaları'ndaki evinde de sabah 06:30'da arama yapıldı. Evde yaklaşık bir saat boyunca arama yapan polis ve jandarma her hangi bir şeye el koymadan evden ayrıldı. Gürbüz Çapan, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilirken basın mensuplarına "Ergenekon soruşturması nedeniyle" gözaltına alındığını söyledi.
PERİNÇEK'İN AVUKATI DA VAR " Ergenekon tutuklularından ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in eski avukatı ve Aydınlık dergisi yazarı Emcet Olcaytu da Terörle Mücadele ekipleri tarafından Kadıköy'deki evinde sabah gözaltına alındı. İstanbul'da gözaltına alınanlardan isimleri öğrenilen sekiz kişi şöyle: Tuncay Özkan, Gürbüz Çapan, Adil Serdar Saçan, Evrim Baykara, Şafak Akbaş, Yıldıray Başaran, Mustafa Tavşan.
ADLİ TIPÇILAR DELİL Mİ KARARTTI " Ergenekon soruşturması kapsamında Adli Tıp Uzmanları Yıldırım Başaran, Mustafa Tavşan ve Şafak Akbaş da gözaltına alındı. Evlerinde gözaltına alındıktan sonra sağlık kontrolünden geçirilen 3 adli tıp uzmanını Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne getirildi. Ergenekon örgütü üyesi oldukları öne sürülen adli tıp uzmanlarının delil karartmakla suçlandığı öğrenildi. Ergenekon üyelerinin karıştığı cinayet gibi suçların ardından incelenmek üzere adli tıp kurumuna gönderilen delilleri bağlantılı oldukları örgüt üyelerinin talimatlarıyla kararttıkları iddia edildi.
SONUNDA ÖZKAN'IN DEDİĞİNİ YAPTILAR " Kanaltürk'ün eski sahibi gazeteci Tuncay Özkan, son yıllarda gazetecilik kimliğinden çok, "devleti hain mihraklardan" kurtarma işiyle gündeme geldi. Öyle ki, Ergenekon soruşturması kapsamında İlhan Selçuk ve Doğu Perinçek'in gözaltına alındığı gün yaptığı konuşmalarda "beni de gözaltına alın" diyebilmişti.
GAZETECİLİK SERÜVENİ " Özkan, 1984'de Hürgün'de başladığı gazetecilik serüvenine Cumhuriyet'in Ankara bürosunda 1993'e kadar çalışarak devam etti. Daha sonra İstanbul'a gelen Özkan'ın yıldızı da Mesut Yılmaz'ın başbakanlık yaptığı ANAP iktidarıyla birlikte yükselişe geçti. Televizyonculuk serüvenine Uğur Dündar'ın yardımcısı olarak başlayan Özkan, Dündar'ın 1996'da Kanal D'den ayrılması üzerine kanalın haber merkezini yönetti. Özkan, 2002'de Çukurova grubuna geçtiğinde, Pamukbank'a el konulması nedeniyle grup zor durumdaydı. Çukurova grubunun sahibi Mehmet Emin Karamehmet'in reyting rekorları kıran "Shov haber"in başındaki Reha Muhtar'ı görevden alıp Özkan'ı getirmesi televizyonculuk başarısından çok grubun kendisini beladan kurtarma operasyonu olarak değerlendirildi. Bu operasyon başarılı olmuş olacak ki birçok medya patronu banka batırdığı için cezaevine girerken, Karamehmet yapılan borç ödeme operasyonuyla bu işten kurtuldu. Tuncay Özkan'ın medyada yükselen yıldızı, AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte son buldu. Tayip Erdoğan'la ters düşen Özkan Çukurova grubundan ayrıldı.
KANALI SATTI " Çukurova grubundan kovulduktan sonra Adnan Bulut, Kerimcan Kamal ve Tuncay Mollaveyisoğlu ile birlikte Kanal Türk'ü kuran Özkan AKP iktidarına kaşı sert muhalefet yapmaya başladı. Özkan 2007'de Cumhuriyet mitinglerinde boy gösterdi. 22 Temmuz seçimleri öncesi CHP'den beklediği daveti bulamayan Özkan, kurduğu "biz kaç kişiyiz" grubuyla mitinglere devam etti.
Tuncay Özkan'ın karizması ve güvenirliği kanalını yıllarca "yobazlar" diyerek saldırdığı gruplardan birisi olan Koza grubuna satmasıyla feci şekilde çizildi. Bu satıştan sonra kendisine destek olmadığı için CHP'yi suçlayan Özkan "kanalı satmaktan başka çaresinin kalmadığını" söyleyerek kendini savunsa da inandırıcılığını yitirdi. Özkan, son operasyonda gözaltına alınmadan önce Kanal Türk satışından elde ettiği parayla yeni bir televizyon kanalı kurma hazırlığı içindeydi.
TEMSİLCİSİ DE GÖZALTINDA " Kanaltürk'ün eski İzmir temsilcisi Adnan Bulut da İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatıyla kaldığı otelde kadın arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı. kadın arkadaşı serbest bırakılırken, Organize Suçlar Şube Müdürlüğü'ne götürülen Bulut, gazetecilere, "Ben gazetecilikten başka hiçbir şey yapmadım" dedi. İfadesi alınan Bulut, uçakla İstanbul'a gönderildi. Öte yandan Bulut'un yanındaki kadının evinde yapılan aramada bulunan üç adet bilgisayar ve özel eşyalara el kondu.
ADİL SAÇAN 'LOBİ'Yİ GİZLEMİŞTİ " Bir dönem İstanbul Emniyeti 'nde Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürü olarak adını duyuran Adil Serdar Saçan, Ergenekon iddianamesinin ana iskeletini oluşturan bilgi ve belgeleri ilk kez 2001 yılında Tuncay Güney'in ev ve ofisinde yaptığı baskınlarda ele geçirmişti. Belgeler arasında Ergenekonun çatısı altında örgütlenen ve dokuz birimden oluşan gizli "Lobi" adlı belge de yer alıyordu. Sorgu sırasında Tuncay Günay, Ergenekon örgütüyle ilgili ayrıntılı ifadeleri de vermişti. Ancak eski polis müdürü Saçan, Tuncay Günay'ı sadece "sahte araç belgesi düzenlemek"ten adliyeye sevk etmiş, Günay ise tutuklandıktan bir gün sonra kefaletle serbest kalarak yurtdışına kaçmıştı. Ergenekon dosyasını kapatmakla suçlanan Saçan iddiaları reddederek topu Emniyet İstihbarat Şube Müdürlüğü'ne atmıştı. Adil Serdar Saçan, İstihbara Şube'nin "Biz onları 2000'den bu yana izliyorduk, dava sizin olsun" dediğini ve kendisinin de Tuncay Günay'dan ele geçen bilgi ve belgeler doğrultusunda DGM savcılığından 15 Mart 2001'de Veli Küçük ile ilgili soruşturma izni çıkardığını aktarmıştı. Ancak Saçan, soruşturmayı kendisi yapmamış, topu bu kez de İstihbarat Şube'ye atmış ve soruşturma bir sürü sonra tamamıyla kapatılmıştı. Ve Tuncay Günay'dan ele geçirilen bilgi ve belgeler bu tarihten üç yıl sonra, 2004'ün ocak ayında Adil Serdar Saçan'a ait Gazi Osman Paşa'da bir depoya yapılan baskında ele geçirilmişti.
SAÇAN GÖREVE İADE EDİLMİŞ " İstanbul'da gözaltına alınan eski İstanbul Organize Suçlarla mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan hakkında verilen meslekten ihraç kararlarına karşı açtığı davaların da 12. Daire tarafından karara bağlandığı kaydedildi.
Daha önce açtığı davaları kazanan Saçan'ın, hakkında verilen son ihraç kararı kararına karşı açtığı davada da 'mesleğe iade' kararı çıktığı ve Saçan'ın geçen hafta Niğde Polis Okulu'na atandığı öğrenildi.
BELEDİYE BAŞKANLIĞINDAN GİZLİ ÇETE SORUŞTURMASINA " SHP'nin 1989 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı da dahil hemen hemen her ilçesini aldığı bir dönemde Küçükçekmece'ye bağlı daha önce adı duyulmayan Esenyurt'un Belediye Başkanı olmuştu Gürbüz Çapan. Karslıların yoğunlukta yaşadığı bu küçük belde daha sonra ünlenerek bir büyük rant yeri haline gelecekti. Çapan, belediye başkanı olur olmaz büyük arazileri kapatıp sosyal konutlar yapmaya başlamıştı. Esenyurt'ta yapılan sosyal konutlarla birlikte Gürbüz Çapan'ında adı duyulmaya başladı. Öyle ki bir sonraki seçimlerde CHP adına seçimlere girdiğinde ikinci dönem kazanan birkaç belediye başkanından biri oldu.
CUMHURİYETE ORTAK " Esenyurt'da yapılan sosyal konutlar ve binalar çoğaldıkça Çapan'ın serveti de arttı. Öyle ki Uzan grubu tarafından borçlarına karşılık haciz edilen Cumhuriyet matbaasını kurtarmak için gazetenin yüzde yirmisi karşılığında büyük paralar verdi. Daha sonra bu hissesini satmak için USİAD başkanı Kemal Özden, Doğu Perinçek, Ferit İlsever ve İlhan Selçuk'u bir araya getiren kişinin Gürbüz Çapan olduğu Ergenekon iddianamesinde yer almıştı. Çapan bu iddiaları ret ederek, hisselerini devretmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Bir dergiye verdiği röportajda Çapan, Ergenekonun tutuksuz sanığı İlhan Selçuk'un üzerindeki etkisini "Cumhuriyet batıyordu. Uzanlar haciz koymuşlardı. Hacizden ben aldım matbaasını filan. Cumhuriyet kapanmasın istedim" sözleri ile anlatmıştı. Cumhuriyet'in yüzde 10'luk kısmının sahibi olduğunu anlatan Çapan, hissedarların istese de ortaklıktan çıkamadığını ifade ediyor. "Neden?" sorusuna ise "İlhan Selçuk bırakmaz" yanıtını veriyordu. Belediye Başkanlığını bıraktıktan sonra kardeşinin adına olan Cumhuriyet gazetesi hisselerini devralan Çapan gazetenin son dönemdeki yayın politikasını da eleştiriyordu. Gazetenin yayın politikasını İlhan Selçuk'un belirlediğini söyleyen Çapan,"Yayın toplantılarına katılmıyorum. Şimdi gazete derken aklıma İlhan Selçuk geliyor. Benim ona bir laf söyleyecek hâlim de yok. Ben gazete yaşasın istedim. Hâlâ istiyorum."
'ASA ASA GELDİM' DEMİŞTİ " Ergenekon soruşturmasının son dalgasında Ankara'da Kardiyolog Mesut Özcan, Adli bilirkişi Mahir Akkor ve polis memuru Adnan Kılıçarslan ile birlikte gözaltına alınan emekli Hâkim Albay Tanju Güvendiren, girdiği davalarda verdiği kararlar, yaptığı açıklamalar ve ilişkileriyle dikkat çekiyor. Güvendiren, Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu üyeliğine seçildiğinde, "Ben buraya sata sata değil asa asa geldim" sözleri günlerce tartışılmıştı.
DGM'DEN YARGITAY'A " Tanju Güvendiren, uzun süre Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde (DGM) askeri yedek hakim görev yaptı. Güvendiren, birçok tartışmalı dava ve kararın alındığı Ankara DGM'de asker kökenli beş kişiden (dört hakim bir savcı) biriydi. AB uyum yasaları çerçevesinde DGM'lerden asker üyelerin çıkarıldığı Haziran 1999'a kadar Ankara DGM'de yedek üye olarak görev yaptı.
Güvendiren DGM'deki görevinden ilk olarak Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Savcılığı'na atandı. Ardından Askeri Yargıtay üyeliğine seçildi.
COŞKUN'UN KANKASI " Uğur Mumcu suikastiyle ilgili soruşturmadaki tutumu çok tartışılan DGM'nin aynı dönem Askeri Savcısı Binbaşı Ülkü Coşkun'la ve dönemin DGM Başsavcısı ve savcılarıyla çok yakındı.
28 ŞUBAT DÖNEMİ " DGM'de yedek üye olduğu için sınırlı sayıda duruşmaya katıldı. Yedek hakim olarak verdiği tutuklama veya serbest bırakma kararları önemliydi. Bunlar, sol siyasi örgütlerin yanı sıra özellikle 28 Şubat sürecinin simge davalarıydı.
YILDIZ'I O TUTUKLADI " Sincan'da tankların yürümesine neden olan soruşturmada dönemin Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız ve arkadaşlarını "Hizbullah üyeliği ve şeriatçı kalkışmadan" tutuklayan hakim Güvendiren idi.
ORAKOĞLU OLAYI " İmza attığı bir başka tutuklama kararı da DGM'nin ünlü savcılarından Nuh Mete Yüksel'in istemi üzerine 22 Şubat 1998'da Emniyet istihbaratçısı Bülent Orakoğlu hakkında "Gizlilik kaydı bulunan MİT Müsteşarlığı'na tahsisli telefon numaralarını açıklamak" suçundan verdiği gıyabi tutuklama kararıydı. Orakoğlu bu karar üzerine cezaevine konuldu.
MİLİTAN LAİKÇİ " Güvendiren, askeri yargıç kimliğiyle TCK'nın o dönem çok ünlü 163. maddesinin kaldırılmasını da eleştirmiş; bu nedenle laikliğe karşı eylemlerin, irticai faaliyetlerin cezasız kaldığını savunmuştu.
TEK İSTİSNA " Güvendiren'in "asalım" tutumuyla çelişen tek kararı da Milli Görüş soruşturmasında Erbakan ve RP yöneticileri hakkında idam öngören TCK 146/1. maddeden tutuklama istemine "şiddet çağrısı yok" diyerek karşı çıkması olmuştu. Ancak bunu da 163'ün kaldırılmasıyla açıklamıştı.
ÖCALAN'A EK GÖZALTI " İmza attığı ilginç bir kararda PKK lideri Öcalan yakalandığında dört günün bitiminde savcıların talebi üzerine üç günlük ek gözaltı kararı olmuştu.
ÇİLLER'İN ADAYI " Tanju Güvendiren, emekliliğinde önce siyasete ardından futbola merak saldı. 2002'deki genel seçimlerde, Tansu Çiller tarafından kontenjandan Balıkesir 2. sıradan milletvekili adayı gösterildi.
GÖKÇEK KONTENJANI " Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek'e yakınlığıyla tanınan Güvendiren, Türkiye Futbol Federasyonu'na (TFF) Ankaraspor'dan delege seçildi.
Anayasa Mahkemesi'nden eski TFF Başkanı Haluk Ulusoy'un lehinde karar çıkmasında büyük rol oynadığı öne sürülen Güvendiren, 2006 yılında genel kurulda Ulusoy'un listesinden Tahkim Kurulu üyeliğine seçildi. Güvendiren'in, Tahkim Kurulu'na seçildiğinde "Ben buraya sata sata değil, asa asa geldim" dediği gazetelere haber oldu. Ulusoy'un Tahkim Kurulu Başkanlığı sözü verdiği Güvendiren, başkanlık seçimini dörde karşı bir oyla Türker Arslan'a kaptırınca bazı kurul üyelerini "adam olmamakla" suçlamış ve toplantıyı terketmişti.
GÖZALTINDAKİ POLİS DANIŞTAY KORUMASI " Ergenekon soruşturmasında Ankara'da gözaltına alınan polis Adnan Kılıçarslan'ın Danıştay 12. Daire Başkanı Yücel Irmak koruması olduğu öğrenildi. Danıştay 12. Dairesi'nin, devlet memurlarının açtığı davalara baktığı; Kılıçarslan'ın da bazı Ergenekon zanlılarının aracılığıyla bu davalardan bazıları etkilemeye çalıştığı iddiasıyla gözaltına alındığı bildirildi. Kılıçarslan'ın, Danıştay'daki dosyalarını takip edip etmediğinin araştırıldığı bildirildi.
İSTANBUL'A GÖNDERİLDİLER " Bu arada Ankara'da gözaltına alınan emekli Hâkim Albay Tanju Güvendiren, Kardiyolog Mesut Özcan, Adli bilirkişi Mahir Akkor ve polis memuru Adnan Kılıçarslan'ın ev ve işlerlerinde arama yapıldı. Aramada bilgisayarlarla bazı belgelere incelenmek üzere el kondu. Dört zanlı, adli tıpta doktor kontrolünden geçirildikten sonra sorgulanmak üzere İstanbul'a gönderildi.
ÖZKAN'IN DOKTORU " Doktor Mesut Özcan, adli tıptan ayrılırken gazetecilere "Neyle suçlandığımı bilmiyorum. Evimden alındım, arama yapıldı" dedi. Kalp cerrahı Özcan, İstanbul'da gözaltına alınan Tuncay Özkan'ın da doktorluğunu yaptığı öğrenildi.
ALAKALARI YOKMUŞ " Adli bilirkişilik yaptığı öğrenilen Mahir Akkor da adli tıptan ayrılırken "Ergenekon örgütü üyesiymişiz, alakamız yok. Piyango bize de vurdu" diye konuştu.
SUİKAST HÜKÜMLÜSÜ GÜLALTAY KENDİNİ SAVUNDU " Ergenekon'un mafya ayağında yer aldığı iddia edilen Semih Tufan Gülaltay, çete lideri olduğu gerekçesiyle yargılandığı davada, Muzaffer Tekin ve Veli Küçük ile bağlantısı kurulamadığı için sahte belgelerle hakkında dava açıldığını savundu.
İstanbul 12'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya 76 yıla kadar hapis cezası istenen Semih Tufan Gülaltay'ın da aralarında bulunduğu 11'i tutuklu 12 sanık katıldı. Duruşmada söz alan Semih Tufan Gülaltay, Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında ifadesinin alındığını ve tutuksuz yargılanmak üzere hakkında dava açıldığını hatırlatarak, "Bu davanın nasıl başlatıldığı Ergenekon iddianamesinden belli aslında. Ulusal Birlik Hareketi Platformu başkanıydım, genel başkanımız Şener Eruygur'du. Önce gayri resmi telefon dinlemeleri ardından da sahte belge ve delillerle hakkımda bu dava açıldı. Ne Muzaffer Tekin ne de Veli Küçük ile bir bağlantı kuramayanlar bu iki davayı birleştirmeye çalıştılar" dedi.
Savunması alınamayan müşteki sanık Muzaffer Özçimen hakkında yakalama kararı çıkartan mahkeme heyeti, beş kişinin tahliyesine karar vererek duruşmayı erteledi.