Basın Açıklamaları

Dünya Barışı İslamın Ruhuna Muhtaçtır

Barış öncelikle kalplerde ve zihinlerde başlar. "Allah'tan başka ilah yoktur" demek barışın temelidir. Bu bilinç kalpleri ve zihinleri işgalden kurtarır.Barışın en büyük dayanağı olan İslam, taşıdığı ruh ve sağladığı iklimle umutlarımızı daima diri tutmaktadır. Bu iklimin en çok hissedildiği Ramazan ayında tüm Dünya ile birlikte Türkiye'yi 'adil ve kalıcı'
Bugün mübarek Ramazan ayının ilk günü ve aynı zamanda Dünya Barış Günü. II.Dünya Savaşı'nın sebep olduğu yıkıma tepki göstermek için savaşın başladığı 1 Eylül 1939'a atfen kabul edilen Dünya Barış Günü'nde de emperyalist ve ırkçı katliamlar durmak bilmiyor.

Kuruluşundan bu yana Kızılderilileri soykırıma tabi tutan, milyonlarca Afrikalıyı vatanlarından koparıp köleleştiren, Hiroşima ve Nagazaki'ye attığı atom bombalarıyla onbinlerce kişiyi imha eden, bugün hala Afganistan ve Irak'ta milyonlarca insanı katleden ABD, dünya barışının önündeki en büyük engeldir. II. Dünya Savaşı'ndan bu yana en iyimser tahminle 20 milyon kişiyi saldırıları ve işgalleri ile bizzat öldüren ABD, Guantanamo başta olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde kurduğu işkencehanelerde tüm uluslararası hukuk, insancıl hukuk ve savaş hukukunu da katletmiştir. Dünya'da barışı tesis etmek için kurulan Birleşmiş Milletler ise, tam tersi olarak Güvenlik Konseyi üyesi devletlerce savaşın taşeronu olarak kullanılmaktadır. Zira Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi ülkeler, dünyada savaşı ve adaletsizliği kalıcılaştırmaya çalışan bir anlayışla 7 milyar insanı kendilerine köle etmeye çalışmaktadırlar. İsrail ise; işgal ettiği topraklarda kundaktaki bebekler dahil milyonlarca Filistinliyi füzelerinin hedefi yapmakta, onbinlercesine cezaevlerinde işkence uygulayarak dünya halklarının sessizliğinden aldığı cesaretle, 'ağır çekim bir soykırım' uygulamaktadır.

Müslüman coğrafyanın tamamının işgal ve baskılarla tehdit edildiği Dünya'da; yaşanan açlığı, sefilliği, yoksulluğu ortadan kaldıracak kaynaklar silahlanmaya, savaşın sürdürülmesine harcanmakta; adaletin, insan haklarının, özgürlüklerin ve barışın sesi, 'faili belli' mihraklarca susturulmaya çalışılmaktadır.

Ülkemizde de, öz vatanında kendi kimliği ile yaşamasına izin verilmeyen, nasıl inanacağına, nasıl konuşacağına, nasıl giyineceğine müdahale edilen milyonlarca mağdur var. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin, gaspedilen hak ve özgürlüklerin, şiddet araçlarıyla çözümsüzlüğe itilen sorunların en büyük sorumlusu; halkı kamplara bölen, üretilen düşmanlıklardan menfaat sağlayan bir avuç azınlık diktasıdır. Türkiye'de barışın ve huzurun önündeki en büyük engel bu azınlığın 'faşizan laiklik ve milliyetçilik' uygulamalarıdır. Toplumun herkesimi ile kavgalı; adaleti, hak ve özgürlüğü sadece kendisi için isteyen bu kesimle uzlaşarak sağlanacak bir barışın kalıcı olması beklenemez.

Barış öncelikle kalplerde ve zihinlerde başlar. "Allah'tan başka ilah yoktur" demek barışın temelidir. Bu bilinç kalpleri ve zihinleri işgalden kurtarır. Peygamberimizin (S.A.V) Veda Hutbesi'nde dediği gibi "Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur" Barışın en büyük dayanağı olan İslam, taşıdığı ruh ve sağladığı iklimle umutlarımızı daima diri tutmaktadır. Bu iklimin en çok hissedildiği Ramazan ayında tüm Dünya ile birlikte Türkiye'yi 'adil ve kalıcı' bir barışa davet ediyoruz.

Bu çerçevede barışın meclisi olması gereken TBMM'den ve hükümetten somut taleplerimiz şunlardır;

* Toplumun tüm kesimlerinin onurunu, özgürlüklerini ve hayatını tehdit eden darbeler ve darbe girişimcileri yargılanmalı, darbe dönemlerinin karanlık olayları aydınlatılmalıdır.
* Toplumsal adaletin, barışın, hak ve özgürlüklerin temel alındığı 'sivil bir anayasa' bir an önce yürürlüğe sokulmalıdır.

* İsrail başta olmak üzere imzalanan silah anlaşmaları fesh edilmeli ve İncirlik dahil ABD ve NATO'ya verilen hava ve deniz üsleri kullanıma kapatılmalıdır.

* Dünya'daki işgal ve katliamlara son verecek, tüm ülkelerin adil olarak temsil edildiği, tüm insanları kuşatacak uluslarüstü bir 'Barış ve Kardeşlik Örgütü' için çalışma yapılmalıdır.


MAZLUMDER Ankara Şube Başkanı

Ümit MERT





BARIŞ DUASI



Allahım! Şu Ramazan ayının bereketiyle dünyamızdaki her türlü zulüm ve haksızlığın son bulmasını niyaz ediyoruz.

Dünyamızı saran her türlü felaket, afet, yıkım, işgal ve yoksulluğu rahmetinle tedavi eyle.

Biz kullarının gönüllerine birlik, beraberlik, sevinç ve huzur ilham et. Bizleri kardeşler eyle.

Bizleri selamete/ kurtuluşa çıkar; felaha ulaştır.

Dünyamız halklarına iyilik, sevgi, barış, saadet ve inanç ver ya Rabbi!

Hastalarımıza şifalar, dertlilerimize devalar, borçlulara acil edalar; afetzedelere, savaşzedelere kurtuluşlar ihsan et.

Gözlerimize ışık, gönüllerimize mutluluk, bizlere de yaşama gücü ver. Zalimlere fırsat verme!

Zalimlerin zulmüne karşı sabır ve direnme gücü ver..

Ayaklarımızı hak üzere sabit eyle..

Yaşamımıza yönelen her türlü zulme,baskıya,tehdide,saldırıya karşı birliğimizi kuvvetlendir..

Mazlumları koru, bizleri iki cihanda aziz eyle,

İman, İslam ve ihsandan ayırma

Özgürlük ve adalet peygamberi Hz.Muhammed (s.a.v) in herkesin onuruna sahip çıkan mesajını yaymada bizleri aciz bırakma

ve selamun alel murselin velhamdülillahi rabbil alemin.


MAZLUMDER Ankara Şube Başkan Yardımcısı
Muhammet ALAN