1949 yılından bu yana Çin Yönetimi tarafından Doğu Türkistan Halkına yönelik
olarak sürdürülen asimilasyon çalışmaları artarak devam etmektedir. Dönem dönem
soykırım halini alan uygulamalarla, her yıl yüzlerce Doğu Türkistanlının
yargısız infazlara kurban edildiği, topraklarına el konulduğu, dini vecibelerini
yerine getirmelerinin engellediği, hakaret ve işkenceye uğradıkları
bilinmektedir. Ülke içinde akraba ziyaretlerine gidişte dahi izin belgesi
istemek ve yurt dışına çıkış için pasaport vermemek suretiyle sosyal yaşamın ve
seyahat özgürlüğünün kısıtlandığını, aykırı hareketlerde bulunanların onlarca
yıl cezaevlerinde gayri insani şartlarda yaşamaya zorlandıkları uluslar arası
kamuoyu tarafından kaygıyla izlenmektedir.
Yapılan baskılara dayanamayarak
ülkesinden göç etmek zorunda kalan çok sayıda Doğu Türkistanlı, yakınlarına
yapılan baskı, hapis cezası, işkence gibi tazyiklerle geri dönüşe zorlanmakta,
ülkeye geri dönüş yapan birçok insanın akıbeti
bilinmemektedir.
2008 Olimpiyat
Oyunlarının Çin de yapılacak olması nedeniyle, Çin'in insan hakları sicilinde
meydana gelmesi beklenen iyileşmelerin, 2007 yılındaki uygulamalarla hayal
kırıklığına dönüştüğü görülmüştür.
Ölüm cezasının halen
tüm dünya ülkeleri toplamından fazla olduğu Çin'de, işkence ve süresi dört yıla
kadar uzayabilen keyfi gözaltıların devam ettiği, yargılamada şeffaflık
sağlanamadığı bilinmektedir. Düşünce ve ifadenin suç olmaya devam ettiği ülkede,
internet ve telefon başta olmak üzere her çeşit iletişim aracı kısıtlanmakta ve
haber alma hakkı engellenmektedir. Yerli-yabancı basın mensuplarının ve uluslar
arası insan hakları örgütlerinin ülke içine girişinin ve serbest dolaşımının
engellenmesi de ülkede insan hakları ihlallerinin artarak devam ettiği kanaatini
güçlendirmektedir.
Yapılan gayri insani
uygulamaların sadece Uygur Türkleriyle sınırlı kalmadığı, başta Tibetli Rahipler
olmak üzere Çin Yönetimi tarafından dayatılan standartlara aykırılığı tespit
edilen tüm etnik, dini ve siyasi unsurların baskı gördüğü, özgürlüklerinin
kısıtlandığı bilinmektedir.
Son olarak 23 Mart 2008 tarihinde,
Çin Yönetiminin gayri insani uygulamalarını protesto etmek için başlatılan
yürüyüşe katıldıkları gerekçesiyle 600 Doğu Türkistanlı hanım gözaltına alınmış
ve somut bir suç unsuru aranmaksızın "ayrılıkçı gruplar" nitelemesiyle adil
yargılama haklarından mahrum bir şeklide
hapsedilmişlerdir.
Hapsedilen kişilerin ailelerinin
bulunduğu mahallerin ablukaya alındığı ve telefonlarının kesildiği duyumu
alınmıştır. Çin Yönetiminin, medya kuruluşları ve insan hakları örgütlerine
sansür uygulamak suretiyle sağlıklı bilgiye erişimi engellemesi, olayların
vehametini daha da arttırmakta özgürlüklerinden mahrum edilen kişilerle ilgili
işkence ve yargısız infaz endişelerini haklı
çıkarmaktadır.
Çin Yönetimi baskıcı
politikalarından ve insan haklarına aykırı uygulamalarından ACİLEN
vazgeçmelidir.
Birleşmiş Milletler
ve Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm birimleri, Çin Yönetimine
uluslar arası kamu vicdanını yaralayan gayri insani politikalarını
sonlandırıncaya kadar diplomatik, ekonomik ve siyasal ambargo uygulanması
konularında gereğini yapmaya davet ederken, konunun takipçisi olacağımızı
belirtiyoruz.