24.05.2007/İzmir
Din ve Vicdan Özgürlüğü
" Din ve vicdan özgürlüğü ile düşünce özgürlüğü insan haklarının en temel direklerinden ikisidir. Bunların teminat altına alınamadığı bir ülkede insan haklarına dayalı olmak bir tarafa, saygılı bir devletten dahi bahsedilemez.
Türkiye'de insan haklarının teminat altına alınması için bir dizi gelişmeler yaşanmışken son zamanlarda olanlar geri gidişin sinyallerini vermektedir.
Genelkurmay başkanlığı sitesinde yer alan muhtırada işaret edilen kutlu doğum haftası etkinliği düzenleyen ve katılanlara disiplin cezası verilmiş olması bu açıdan kabul edilemez.
Denizli'de bir okulun salonunda yapılan kutlu doğum haftası etkinliğine katılan vali yardımcısı ve iki müftüye ayrıca belediye önündeki programda başörtülü kızların ilahi okumasını sağlayan imama çeşitli disiplin cezaları verilmiştir.
Bu cezalandırma doğrudan din özgürlüğüne müdahaledir. Herkes dilediği dine inanabilir ve onun gereklerini yerine getirebilir. Bu önemli günlerde kutlama programı ve dinin tebliğini de içine alan bir özgürlüktür.
İslam dinine mensup olanların, o dinin peygamberinin doğum yıldönümünde kutlama yapmalarından doğal bir durum olamaz. Yeter ki başkaları da kutlamaya katılmaya zorlanmasın. Din mensuplarının dini tören yapmalarına devletin engel olması, katılanları cezalandırması din karşısında devletin taraf olması anlamına gelir. Bu da devletin demokratik olmadığını gösterir.
Devlet görevlisi olan kişinin tüm hayatını devlet denetim ve gözetim altına alamaz. Ayrıca bir dinin ritüellerinin ne olacağı ve ibadet etme biçimleri de devleti ilgilendirmez. Bu nedenle vali yardımcısının dini törene katılması, kızların başörtülü ilahi söylemesi devletin ilgi alanına girmez. Buna rağmen disiplin cezası verilme yoluna gidilmesi din özgürlüğüne çok kaba bir müdahaledir. Şiddetle kınıyoruz.
Öte yandan, yazar Mehmet PAMAK'ın "Kemalizm laiklik ve şehitlik" isimli kitabı nedeni ile yargılandığı davada "halkı ırk ve bölge farklılığı gözeterek açıkça kin ve düşmanlığa tahrik etmek" suçundan cezalandırılmış olması ise fikrin bu ülkede özgür olmadığının yeni bir göstergesidir.
Bir yazı, kitap, konuşma nedeni ile insanların cezalandırılması ayıbını bu ülke artık üstünde taşımamalıdır. Hukukçular ulusal üstü belge ve bildirgeleri dikkate alarak geniş bir yorumla özgürlüklerin önünü açmalıdır. Yasama organı ise yanlış yorumlanıp insanların düşünce suçlusu olmasına zemin oluşturan mevzuatı derhal değiştirmelidir.
Bundan önce birçok kişi düşüncelerinden dolayı yargılandı ve cezalandırıldı. Ama toplum vicdanı bu cezaları kabullenmedi. Topluma dar gelen gömleği zorla giydirmekten vazgeçmenin zamanı çoktan gelmiştir. Toplumsal barış ve huzurun temini de buradan geçmektedir.
MAZLUMDER ihlalleri kınamakta ve ihlale uğrayanların yanında olduğunu bildirmekte, cezaların kaldırılması için yasama ve yürütme organını göreve davet etmektedir."
MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı M.Halit ÇELİK